4. bölüm · SON MERMİMDE DE SEN
3. BÖLÜM
.Bu bölümde sonunda başlayabilicezz
Dikkat edin düşme tehlikesi olan alandasınız
Oy vermeyi ve yorumlamayı lütfennnn unutmayalım
*****
3 Gün sonra
O gün gelmişti. Ellerim titriyordu normalde kendimi skin tutabilen biriyken bu şimdi olmuyordu, yapamıyordum.
Bu üç günde fazlaca annemlerle konuşu yakında onların yanına gelceğimi ve birşey söyleceğim den bahsedince meraklandılar fakat çok üstelemediler biliyorlardı eninde sonunda anlatacağımı onlara ne söyleceğimi ise iki saat 16 dakika sonra öğrenecektim.
Daha fazla oyalanmayarak son kez odamdaki boy aynasından kendime baktığım gördüğüm yeşil üniforma sımsıkı topuz yaptığım kumral saçlarımla güzel duruyordu. Kenarda komidinin üzerinde bulunan baş tacım olan bordo beremide kafama taktığımda artık tam anlamıyla hazırdım. Evet ben bordo bereliydim ki sadece ben değildim birçok kadınımız vardı benim gibi sanılanın aksine kadınlarda bordo bereli olacak kadar güçlülerdi.
uzatmadan deri ceketimi anahatarlarımı alarak dışarı çıkarak postallarımı giydim. Ve merdivenleri inerek arabaya adımladım gereksiz dercede heyecanlı,tedirgindim. Daha fazla oyalanmamam gerektiğine kanaat getirerek arabayı çalıştırarark yola koyuldum.
Yaklaşık kırk beş dakikalık bir yolun ardından askeriyeye varmıştım. Otoparkın içine girdiğimde ne kadar büyük olsada neredeyse hepsi doludu normalde bu kadar dolu olmazken bugün gelen kişiler olduğundan fazlaca üstelemeyerek askeriye girişin gittim kapıda ki askerler hazır ola geçtiler.
"Rahat asker, albay nerde biliyor musunuz?" Rahata geçerken bana cevap verdi"Evet komutanım odasında ama bir tim ve Orgenaral bulunuyor." Başımla onaylayıp askeriyeye geçtim bizim timin yanına gidecektim. Genelde bahçedeki çardakta takıldıkları için arama gereksinimi duymadan bahçaye yöneldim.
Bahçeye çıktığımda etrafta bizim askeriyede olamayan birkaçtane asker gördüm büyük ihtimalle gel kişilerin yanında buraya gelmişlerdi. Daha fazla oyalanmadan sağda bulunan geniş çardağa doğru ilerledim. Ama timdekilerin baya hararetli şekilde birşeyler konuştuğunu farkedince kaşlarım hafilten çatıldı.
Yanlarına vardığımı bile fark etmemiş olcaklardi ki ahmet abi ayaklandı ve ellerini saçlarını dağatark bağırıyordu "Nasıl lan kim bilmediği biriyle evlenir." Benim hakkımda konuştuklarını anladığımda artık sessiz kalamayıp kendimi belli etmem gerektiğini fark ettim.
"Ben evlenirmişim demek Ahmet Aydemir" arkasını dönünce hazır ola geçti. Diyerleride ayaklanıp sıraya geçti.
"Size mi kaldı benim kararları mı sorgulamak!" diye bağırdım. Normalde bu kadara sert çıkmazdım ama şuan gerginim ve benim arkamdan kararlarımın sorgulanması en sinir olduğum şeylerde sıralaması baya yüksektir.
"Komutanı-" dediğinde Ahmet abi nin sözünü kestim. "Komutanım yok aydemir ben anladım ki siz kendi aranızda beni verdiğim kararlar hakkında baya istihare ediyomuşsunız belli benide fark etmediniz. "
Diye bağırınca kafaları öne eğildi. Bende daha sakin kalmaya çalışarka derin bir nefes aldım.
"Tamam, sakinim" diye mırıldandım.
"Kafalarınızı kaldırın ve bana bana gelmeden burada benim verdiğim kararaların sorgulandığını anlatın." Dedim gür bir sesle sözlerimle hepsi kafasını kaldırdı."Komutanım bu sabah siz gelmeden birkaç saat önce yemekhanede sizin dedikodularınız dönüyordu. Komutanlardan biriyle evlenip başka yere gidiceğiniz hakkında biz başta buna inanmadık ama doğru olması ile ilgi çok karaklı oldukları için sizi evlenim gidiceğiniz hakkında albaya sorduk. Oda evet görev nedeniyle evlenecek dedi bizde en azından bunu bize bahsetseydiniz diyerek biraz dellendik. En son da siz geldiniz işte" dedi utana sıkıla.
Hafif bir tebessümle "Anladım ama bir şey öğrendiğinizde özelliklede benimle ilgi birşey olduğunda başkalarına sormak yerine gelip bana sorun Albay bile olsa ek olarak bir daha sakın arkamdan kararlarım sorgulanmasın ne duyayım ne yakalayım." Dedim onlarda rahatlamış olcak derin nefesler alıp verdiler.
"Yerlerinize geçebirsiniz" diyi bende oturdum. Bu kadar sinirlenmemin sebebi beni çok iyi tanımalarına rağmen gelip bana sormayıp başkalarından öğrendikleri bilgilerle beni yargılamalarıydı.
"Komutanım olayın aslı ne?" Bunu sora Asel yani Feryat'a döndüm. "Aslında bende detaylı bilmiyorum ancak böyle ayak üstü birşey değil eğer bu görev gerçek gibi yapmamız gerekiyorsa iş ciddiye binmiştir. Bende birazda bu yüzden kabul ettim. Bugün de toplantı olacak orada tüm detaylarıyla anlatılıcak bende doğru düzgün sizle beraber öğreneceğim."dedim telefonumda saate bakınca 4 dakikanın kalıdığını "Ve o vakit geldi." Hepimiz kalkıp askeriyeni içine doğru yol alarak tolantı salonunun önünde durduk telefona tekrardan bakınca 2 dakika vardı.
Ellerimi kütleterek rahatlamya çalıştım. Arkamı döndüğümde diyerlerininde en az benim kadar gerginlerdi.Son kez telefonu kontrol ettiğimde saat tamdı. "Giriyoruz." Kapıyı çalarark sırayla içeri geçip hazır ola geçtik Orgenaral "Rahat asker yerlerinize geçebirsiniz." Dedi bende albayın yanıdaki boş koltuğa oturdum diyerleride sırayla yanıma dildiler
Kız resmen annesini takip eden ördekler gibisiniz ya
Şu an sırası değil su be!
Üff tamam sanada birşey söylenmiyo
İç sesimi susturup korgenerale odaklandım."Evet ilk önce bu konuşacaklarımızı sadece bu odadakiler bilecek" dedi ve yerinde biraz düzeldiğinde devam etti."Bu görevin komutanları Fatih Albay ve benim ama bu görevin temellerini siz atıcaksınız." diyip ben ve tam karışımda oturan kumral adamı gösterdi. Şimdi incelemenin vakti olmadığını düşündüm için geri korgenarale döndüm.
"Görevinizin detaylarına gelirsek bu görevde ikinizde kendi ismilerinizle kendi hayatlarınızda günlük hayatınızda tanışıp evlenmiş gibi olacaksınız. Aileleriniz, arkadaşlarınız, akrabalarınızda böyle bilecek. Düğün işini hallettikten sonra hepiniz Hakkaride bulunana askeriyeye tayininiz çıkacak merak etmeyin orada hepiniz için lojmanda evler hazır."
Nefes alıp kafasını sağo sola yatırarak rahatlamaya çalıştı ama pek işe yaramış gibi görünmüyordu. "Önemli konuya gelelim bu operasyonu yapmamızda ki temel sebep uzun bir süredir sizinde bildiğiniz saldırılar ülke içinde hızla artış gösteriyor ama biz bu saldırılar hakkında birşey öğrenemiyoruz. Öğrenirsekte yanlış çıkıyor. Bir süredir bunula ilgili şüpelenitorduk ancak kapan timinin iki gün önce geldiği operasyonda pusuya düşmeleri ile bunu kesinleştirdik."
Tekrar bizi göstererdi. "Sizin bu operasyondaki yerinizse evlendiğinizde iki tim hakkeride bulunan askeriyede görevini sürdürücek siz orda hala tim komutanlığına devam edeceksiniz evli şekilde ama özel bir durum olmadıkça bu operasyondasınız ama önmli bir detay var. Pusu timi sizin üç gün önceki görevinizde ulaştığınız belgeler sayesinde elimizde bir kağıt da farklı sayılardan konbinasyonlar oluşturulmuş çözüldüğünde ise bizim elimize on iki konumu veriyor."
Önünde ki kumadayı alarak karşımızda bulunan ekrandan bir harita açtı. "Konumlar karşınızda da gördüğünüz gibi bunlar ama biz bu konumların neden seçildiği? o konumlarda ne yapılacağı? veya o konumlardamı yapılacak? Bunları bilmiyoruz. Burda siz devreye giriyorsunuz türkiyenin en iyi iki timi olan siz" ekranı kapayarak benim ve karşımdaki adamın önünü eliyle gösterdi "Ilgan ve Yazgan siz önünüzde bulunan dosyalarda bu konumlar gerkli belgeler bulunuyor. Ek olarak sizin birbiriniz hakkında bilmeniz gereken şeyler tanışma gibi olaylar için seneryolar var siz bunlar arasından konuşup seçeceksiniz odada bulunan herkes bir hafta izin ama siz ikiniz bu bir haftada birbirinizi tanıyacak ve konuşacaksınız daha sonrada aile tanışamsı gibi durumlar olacak sizi bilgilendiriceğiz."
Bizde kafamızla onay verdik "Emredersiniz komutanım" ikimizde aynanda demesiyle kısa bir göz göze geldik ama çok durmadan geri komutana döndüm. "Toplantı bitmiştir gidebilirsiniz." Diyerek ayaklandı önde Orgeneral arkada Fatih albay ve diyer Albayla beraber odadan çıktılar.
Onlar çıkınca bende ayağa kalktım. Diyerleride ayak uydurarak cümbür cemaat ayaklandı.
Şimdi ne olucaktı. Ne yapabilirdim ki diye düşünürken yanımda birinin gölgesiyle oraya döndüm "Üsteğmen eğer müsaitsen dosyayı inceleyelim ve şu evlilik olayını düşünelim." Dediği mantıklıydı. "Olur komutanım ama üniformayı değişdirip çıksak." Dedim.
"Tamam zaten benimde değiştirmem lazım yarım saate otoparkta ol" başımı sallayarak onayladım. "Emredersimiz komutanım" o ve timi odada sırayla çıktı.
Ayy kız adam resmen direk gibi, o boy ne be!
Bu sefer sana katılıyorum. Adam mübarek everest dağ'ı .
Bişey diyeyim mi? Yine turnayı gözünden vurduk normalde böyle adam arasak bulamayız şimdi evlencez kız!
Hatırlatırım görev nedeniyle evleniyoruz.
Evleniyoruz mu? evleniyoruz, herkes sizi iki aşık sancak mı? sanacak eeee
Offf tamam birşey demedim. Rahat bırak beni.
Daha fazla transta kalısak zor yetişeceğim için kendimi toparladım. "Komutanım, siz yüzbaşının yanına mı gidiceksiniz." Bunu diyen Kaan namıdiyer Fişek'e döndüm. "Evet, ben birazdan gideceğim sizde geçin dinlenin" dedim ve toplantı odasından çıktım. Arkamdan Asel'in geldiğine emindim aynı oda da olduğumuzdan ve kız olduğundan dolayı sivilken asel'le daha yakındım. Odaya girdiğimde arkamdan asel'de girdi. O yatağa otururken ben eşyalarımı alıp kısa bir duş olamak için odadan çıkıp ortak banyolara gittim kadınlarda genelde pek kişi olmazdı. O yüzden dahada rahatdım normalde temizdim ama rahatlamam lazımdı.
10 dakikalık soğuk bir duş'un ardında kırulanıp üstümü değiştirip odaya geçtim. Asel yatar pozisyona geçip birley düşünüyordu heralde saate baktığımda on dört dakika vardı. Hızla saçımı kurutum orta boyda ve düz olduğu için kurutduktan sonra çok şekillendirmedim birgaç yağ ile saçımdak kabarıklığı aldım. Bazı bakım eşyalarım ihtiyacım olduğunda burdalardı. Sanki aylarcak saçını tarayabilicek vakit bulamasım olmuyormuş gibi.
Baktığımda sekiz dakika vardı. Hafif bir makyaj yapmaya başldım."Komutanım rütbenden çıkabilir miyim?" Dediğiule Asel'e döndüm. Baklım bu sefen ne diyecekti. "Tamam çık bakalım" ben yizimdeki kapatıcıyı dağıtırken oda konuşmaya başladı. "Abla siz çok yakışıyosunuz." Büyümüş gözlerle ona döndüm.
"Niye öyle bakıyorsun abla siz konuşurken full sizi izledim yani maşallah yüzbaşındaki boyla sana bakması senin onun omzuna ancak gelirken sert yüzün göz temasınız yani bildiğin biz birbirimiz için doğmuşuz der gibisiniz." Ben hala şaşkınca onu dinleken o da sırıtarak beni izliyordu. "Sen bir daha rütbeden çıkma Feryat" dedim bunu anlamış olcak ki sustu bende hızla hafif maskara,ruj ve allıkla makyajımı bitirmiştim genelde çok ağı makyaj yamazdım hafif daha iyi duruyordu bence. Son kez kendime bakrak göz geçirdim üstümümü saran tişört ile altımdaki paltolonla güzel görümüştü. Oyalnmadan telfonumu anahtar cüzdan ve dasyayı alarak odadan çıktım.
2 dakika vardı. Kapıya vardığımda saat tam geçiyordu otoparkın girişinde direk gibi bekleyen adamın yanına gittim. Benim gelmemle dalmış gibi silkelenerek yüzüme baktı. "Hadi gidelim" o siyah Range Rover a ilerleeken bende güzelim G63 me ilerliyordum genelde böyle toplantılara tolu araçalarla gelinirdi ama belki getirtmişti banane. Benim arkasından gitmedeğimi farketmiş olcak ki etrafına bakında beni arbamın önünde görünce kaşları dahada çatıldı.
"Üsteğmen buraya gel" fazla keskin konuştuğundan terddüde kalsamda kendi arabamla gitmem daha iyi olucaktı. "Komutanım ben kendi arabamla gideceğim." Burnun kemerni sıkarak bana döndü "Üsteğmen buraya gel dedim." Sinirliydi sanırım üstelememin iyi olcağını düşünerek arabayı geri kitleyip onun arabasının yanına doğru ilerledim. O benim geldiğime emin olduktan sonra arabaya bindi ve serçe kapıyı kapadı.
Höşt lan buranın sinirliside biziz gerginide sana noluyo.
Kesinlikle bu adamla nası uğraşacaksak artık.
İç sesime hak verip ön koltuğa geçtim. Ben bindiğimde arabayı çalıştırdı ve merkeze doğru sürdü yol uzun olsada konuşacağımız sanmıyordum.
Yolun yarısında garip sessizlik onuda rahatsız etmiş olacak ki uzanıp radyoyu açtı.
Arabada sadece radyo sipikerinin sesi vardı."Tekrardan günaydınlar efendim bendeniz Deniz kaldığımız yerden devam ediyoruz. Konyadan Fatma hanım herkese günaydınlar bir sornaki şarkı gurbetteki kocama ve uzak sevdalılara olsun demiş İnşallah kavuşursunuz Fatma hanım şimdi Şarkımıza geçelim." Adam sonunda konuşmayı kesip şarkıyı çaldı. Şarkı ise Yaşar-Kumralım dı yüzbaşı ile gözgöze geldik bi ve ilk gözlerini kaçıran ben oldum.
Hüzünler başıma vurdu yine
Sevginin çıkmaz yollarında senin dolaylarında
Sana dair hasretim yüzyıllardan kalma
Aklımı kaçırıyorum bu cinnet akşamlarında
Orda her kiminleysen belki sevgilinleysen
Söyle kumralım için sızlamaz mı
Bilmem hatırlar mısın gözlerim ne renkti
Söyle kumralım benim adım neydi
Ben hafifçe şarkıyı mırıldanarak yolu izliyordum ama üzerimde bir çift göz hissetsemde o yöne dönmedim.
Böyle böyle sonunda merkeze vardık zaten küçük biryer olduğu için iki yada üç mekan vardı. "Nereye gidelim?" Bana yöneltiği soruyla bende kısa bir düşünerek restoranın daha iyi bir fikir olduğunu düşünerek oranın adresini verdim.
Hızlı bir şekilde restorana vardığımızda düşünmeden edemedim yollar biraz karışık ben tek seferde anlatıp bıraktım ama adam hiç şaşırmadan gelmişti.
Belki daha önceden geldi.
Mantıklı. Arabayı park ettiğinde ikimizde indik ve kitledi. İçeri ilk ben ardımdanda o girdi ona hala nasıl hitap edicem bilmiyorum. Beni gören Remzi usta bize doğru gelmeye başlayınca gülümsedim kendisi tonton ama bir o kadar babacan biriydi. "Kızım, hoşgeldin" dedi. "Hoşbulduk Remzi usta nasılsın kusura bakma görevdeydim falan bir türlü uğrayamadık sanada" omzumu sıvazlıyarak "Ne kusuru kızım siz bizi korumak için yoksunuz" bakışları arkamdaki direğe döndü ve gidip sarıldılar. "Hoşgeldin be oğlum yüzünü gören cennetlik" dedi gülerek bizimkiside geldiğinden beri ilk defa güldü. "Hoşbulduk be Usta biliyosun tayin çıktığından beri doğru düzgün bu taraflara gelemiyorum." Dedi ben hâla onlara şaşkınlıkla bakıyordum.
Benim bakışımı gördüklerinde ikiside gür bir kahkaha attı."beş sene önce burda görev yapıyordum benim ilk görev yerim burası olduğundan buradaki esnaflarla samimiyiz en çokta Remzi ustayla Oğlu gibi görür beni bende onu baba ama tayinim çıkıp Hakkariye gidince vakit buldukça artık gelebiliyorum." Dedi şaşırmıştım çünkü ben buraya beş sene önce gelmiştim yeni bir tim kurularak ona komutan olarak atanmıştım. Ama bu kurulan tim tayini çıkan timin yerine kurulmuştu demek O tim Kapan timiydi.
Ayakta durmak saçma olduğu için bir masaya oturduk bizle başta biraz oturup sohbet etti sonra siparişlerimizi aldım Biz Burası restorandan çok Dönerci olduğu için ben bir oda üç döner sipariş etti. Garibime gitmemişti iki metre adam sonuçta.
Dönerler gelip yemeğimizi yedik. Garip bir sessizlik olmuştu yine ilk o söze girerek bu havayı dağıttı. "Sanırım artık konuşmanın vakti geldi. Ben diyorum ki bir hafta zaten beraberi bu haftada birbirmizi tanıyalım sorulabilecek sorular hakında çalışalım. Ama şuan operasyonla ilgili detayları konuşalım o konumları bizim pusuya düşmemiz sizin aşdığınız belgeler zaten illaki bunları konuşurken birbirimiz hakkında birşeyler öğreniriz." Haklıydı bu operasyonda beni çok işkillendiriyor bugün sıcak sıcak o konu hakkında konuşmamız iyi olacak
"Haklısınız Komutanım böylesi daha iyi olur hem bu oldan yola çıkarak ne kadar dikatli olmamız gerektiğini anlarız." Bana garip bakışıyla kaşlarımı çattım. "Bana Komutanım deme." Ani dediğiyle anlamyarak "Ne?" Dedim. "Diyorumki askeriyede değiliz bana burda siz veya komutanım demene gerek yok Oğuz Asaf ya da Asaf diyebilirsin." Şimdi anladım "Oğuz?" Hafif gülerk "Olur" dedi .
"Yemeğimizi yediğimize göre artık şu belgelere bakabiliriz bence." Dediğimi onaylatyayarak tabakları kenra çektik ve dosyqları çıkardık. "Ben kordinatlar nereyi gösteriyor bakarım sen diyer şifreleri çözmeye çalışsan olur mu Oğuz?" Kafasını sallayarak onayladı. Bende bulunana kanıtların kopyalarında kordinatların hepsi belli olamyordu bende biraz uğraşarak bu kordinatkarı çıardım. O yerleri buldukça içim kararıyordu.
4 Tarihi mekan
3 AVM
4 Okul
1 Ankarada bir mahalle
Kim? Kim? Kim o küçücük çocuklara zarar vermek ister? Onları pis işlerine alet eder? Hayalleri olan o çocuklar güvende değil şimdi.
Hangi kansız yapar bunu? Hangi şerefsiz?
Biz bunu için vardık bu kansızları olmayan kanlarında boğmak için vardık.
Oğuz'a dödüğümde ona baktığımı anlamış olcak ki bana gözümde ne gördü bilmiyorum ama derince yutkundu. "Ne oldu?" Bi önüdeki kağıtlara bakıyor bi ona sesim titreyerek konuştum. "Listenin içinde okullarda var." Listeye ve o bölgelerin fotoğraflarına baktı. Ortaokul,lise,ilkokul bile vardı.
"Bu şerfsizlerin soyunu kurutucam." Diyip elindeki kağıtları masaya attı.
Orada biraz daha çalıştık. Bende ona yardım ettim yeni kordinat tarih bulamak için ama birşey bulamadık. Daha sonra geç olduğu için kalkma kararı aldık.ama şuan hesabı kim ödeyecek kavgası yapıyorduk."Oğuz ben öderim diyorum neden anlamıyosun." Güldü sadece "Sana biryere gitme teklifini ben yaptım." Aramıza Remzi ustanın eli girmesiyle ona baktık "Çocuklar napıyorsusunuz restoranın ortasında hem bu yemek benim ikramım." Tam birşey itiraz edeckken sözümü kesti "İtiraz istemiyorum." Bizde el mecbur kabul ettik .
Oğuz'a beni eve bırakacağını evi tarif etmem gerektiğini ısrarla sürdürdü normalde bende ondan eve bırakmasını rica edecektim. Ama o ısrar edince bende inatlaştım fakat o benden daha inatmış.
"Tamam, şurdan sola dön düz git 2 sağa dönüşten dön." Dediğimde arabayı çalıştırarak tarif ettiğim şekilde ilerledik evin önünde durduğunda şaşkın gibi görünüyordu. "Burada mı kalıyorsun"
Yok sana buraları tanıtmak için getirdim. Tabiki iç sesimin dediğini söylemedim. "Evet de bir sorun mu var?" O kendini toplayıp devem etti. "Yo hayır ben sadece burada görev yaptığımda bir seneye yakın burada kaldımda" dediğiyle bu kadar tesadüfe şaşırdım. "Yok artık senin bu işçede gezmediğin oturmadığın yer var mı."
Dediğime gülsede onunda hâla şaşkın olduğunu anlayabiliyordum.
"Yarın seni kaçta alıyım." Ne? "Ne?" Bu adam benle dalga mı geçiyor. "Sana arabanı bırakmanı ben söyledim. bildiğim kadarıyla yarın askeriye de geliceksin. Benim yüzümden sorun yaşamanı istemiyorum." Ayy bunu derdi belli oldu. "Hayır sorun yaşamam." Derin bir nefes alıp verdi. "Umay niye zorluyorsun yarın alayım işte." Aslında benim için iyi olurdu otobüslerde sürünmek istemiyordum. "Tamam dokuz da burda ol." Görüşürz dedim ve kapıyı kapattım oda tam arabayı çalıştıracaktı ki aklına sanırım birşey geldi hemen bana döndü "Numaranı almadım." Dediğiyle elimdeki dosyayı kaldırarak gösterdim. "Dosyada var zaten" hafifce sırıttı. "Ama ben senden almak istiyorum"
Kızarsamda telefonu açıp verdim numarasını kaydetti ve kendini çaldırdı.
Artık gidebilirmiydim.
"Herşey tamamsa yarın Görüşürüz" dedim ve arkamı döndüm ama beni arkasından baktıracak birşey söyledi ve gitti.
"Görüşürüz Gökkızılı"
