Bölümler 2Şu an: GİRİŞ
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazarın anlatımıyla.
Son çağrı...
Her yer karanlıktı. Koşuşturan insanlar, çığlıklar, yıkık dökük bir havalimanı, sert bir rüzgar.
Titriyordu ama nedeni soğuk değildi.
Etrafını inceledi korkuyla, elinde bir bilet vardı. Üzerinde büyük harflerle "SON BİLET." yazıyordu. Nereye gideceğini ne yapacağını bilmiyordu tek bildiği şey çok korktuğuydu. Sonra bir ses yükseldi, insanlar durdu ve anonsu dinlemeye başladı.
"Bu bir son çağrı anonsudur! Bu bir son çağr-"
Tam o anda sanki bütün sesler kesilmiş, zaman durmuştu. Yıllar önce kaçırılan küçük kardeşi kalabalıktan ablasına bakıyordu. Onu kalabalık içinde o kadar net görmüştü ki hemen koşmaya başladı ve yer sanki altından kaydı. Tam ona sarılacakken rüyadan uyandı. Ter içinde kalmıştı, normalde rüyalara çok önem vermezdi. Ama bu rüyadan etkilenmişti çünkü "Ondan koparılan parçayı." görmüştü onu öyle özlemişti ki bu özlemin haddi hesabı yoktu. Yatağından kalkıp pencereye yöneldi, o an içi ürpermişti, havaya baktı, karanlıktı ama arafta kalmış gibiydi. Güneşin doğmasına belli ki az kalmıştı. Düşünmeye başladı, kardeşi kaybolalı on üç sene olmuştu ve bu uzun sürede onu sadece dört kez rüyasında görmüştü... Onu çok özlediğini tüm kalbiyle hissediyordu.
Biletteki yazı, anonsun gerçekçiliği, mahşer alanı gibi olan havalimanı, tenine değen rüzgarı bile hissetmişti.
En önemlisi Denizi görmüştü, annesi ona emanet etmişti Denizi yıllar önce. O ise emanete hıyanet etmişti.
Korkuyordu, korkması saçmaydı, basit bir rüya olduğunu düşünüyordu.
Ama bu rüya felaketten başka birşey değildi...
3 gün sonra...
O geceki rüyayı atlatamamıştı. Bu yüzden kendine kızıyordu. Çünkü çocuk gibi saçma bir rüyadan korkuyordu evet üzülmüştü ama korkması saçmaydı. Sarı gece lambasını açtı ve yatağa uzandı. Dakikalarca dönüp durdu ve sonunda gözlerini kapatıp uykuya dalmıştı...
Yine aynı rüyadaydı yine o havalimanındaydı, etrafına baktı. Mahşer alanı gibiydi, soğuk değildi ama rüzgarın teninde dans etmesini hissediyordu, ve bir anda aynı sesi duydu. İnsanlar yine sessizleşti ve dinledi.
"Bu bir son çağrı anonsudur! Lütfen sakin olun ve hemen bulunduğunuz noktadan ayrılın !"
çığlıklar, insanların koşuşturması. Elinde tuttuğu bilete baktı üzerinde "SON BİLET" yazıyordu. Yürümeye başladı nereye gittiğini bilmiyordu. Denizi hatırladı onu bulmaya çalıştı. Yürüdükçe ayağının altındaki zemin kaydı sanki, başının döndüğünü hissetti ve kendini soğuk zeminde buldu, kafasını sert bir yere çarpmıştı ve gözleri yavaş yavaş kapandı. Puff rüyadan uyanmıştı yine aynı rüyayı görmüştü ve bu defa daha çok korkmuştu. Ensesinde bir ağrı hissetti, bunun saçmalık olduğunu düşündü.
Rüyasında kafasını çarptığı için ensesi ağrıyamazdı değil mi? Psikolojik olduğunu düşündü ve kendini buna inandırdı. Ama gerçeği kendi de biliyordu bu ağrı hiç normal değildi.
Bu rüyanın etkisinden çıkamamıştı ve bilmediği çok şey vardı. O gece ülkede çoğu insan benzer rüyayı görmüştü, havalimanı, anons, bilet, etraftaki insanlar. Tek fark ise gören kişinin bilinç altıyla ilgili rüyada bir parça olduğuydu.
O bunu çok sonradan fark edecek ve herşeyi çözmek uğruna girdiği bu savaşta çok değer verdiği biri tarafından ihanete uğrayacaktı ama şimdilik onun için herşey normaldi.
[Son Çağrı 1. Bölümü ile kısa süre içinde sizlerle olacaktır.]
Bölüm etkileşimi
