5. bölüm · Son 3 Cinayet
5.Bölüm - Normal Gibi
O gün, yaşanan her şeye rağmen, sıradan başlamıştı.
Ayla okuldan eve dönerken sokakta olağan dışı hiçbir şey görmedi. Ne polis vardı ne de kalabalık. Kaldırımda yürüyen insanlar kendi hayatlarına dönmüş gibiydi. Sanki birkaç gün önce aynı sokakta cesetler bulunmamıştı. Şehir, olanları çok hızlı unutmuştu.
Evin kapısını açtığında annesinin mutfakta olduğunu fark etti. Tencere kapağının metale çarpan sesi evin içine yayılıyordu. Bu ses Ayla’ya garip bir güven verdi. Evde hayat devam ediyordu.
Salona geçtiğinde küçük kız kardeşi yerde oturuyordu. Defterine bir tavşan çizmişti . Ayla’yı görünce başını kaldırıp gülümsedi.
“Abla, güzel olmuşmu tavşanım” dedi.
Ayla ayakkabılarını çıkardı, yanına çömeldi. Deftere baktı. Kardeşinin yapmış olduğu tavşana baktı. Çok komik çizmişti kardeşi. Tavşanın suratı yamuktu ve bir kulağı bir kulağına uymuyordu. Üzerinde de "Tavşik" yazısı vardı.
“Bu ne?” diye sordu Ayla.
“pelüş tavsan,” dedi kardeşi, ve ardından karşısındaki, bakarak çizdiği pelüş tavşanı gösterdi.
Ayla kısa bir an durdu. Sonra gülümsedi. Başını okşadı ve "ben gidiyorum çok güzel olmuş," dedi. Ayağa kalkıp odasına doğru yürümeye başladı.
Odasına geçtiklerinde Ayla kapıyı kapattı. Masasının üzeri her zamanki gibi dağınıktı. Bez bebeklerin uzuvları hâlâ yerli yerindeydi. Pamuklar, iplikler, iğneler… Ama Ayla bu sefer onlara dokunmadı. Eskiden rahatlatıcı gelen bu görüntü artık içini daraltıyordu.
Sandalyeye oturdu. Telefonuna baktı. Kinta’dan mesaj vardı.
Teyzem biraz toparlandı. Bugün daha iyi.
Ayla mesajı okuduğunda omuzlarının gevşediğini hissetti. Son günlerde ilk defa iyi bir haber alıyordu. Demek ki her şey yavaş yavaş yoluna girebilirdi. Belki de korkuları gereksizdi.
Bir süre sonra Aira’dan da mesaj geldi.
Bugün her şey normal gibiydi. Okulda da kimse konuşmuyor artık.
Ayla mesajı okudu ama cevap vermedi. Telefonu masaya bıraktı. Normal… Evet, her şey normal gibiydi. Ama “gibi” kelimesi zihninde takılı kaldı.
Akşam yemeğinde dört kişiydiler. Anneleri masaya oturduğunda yorgun görünüyordu ama yüzünde panik yoktu. Kardeşi gün içinde çizdiği resimleri anlatıyordu. Ayla bazen başını sallıyor, bazen gülümsüyordu. Konuşulanları tam olarak dinlemiyordu ama ortamın sakinliği hoşuna gidiyordu.
Yemekten sonra kardeşi odasına gitti. Ayla mutfağı toplarken annesine yardım etti. Tabaklar yıkandı, tezgâh silindi. Her şey çok sıradandı. Ayla, sıradanlığın insanı nasıl rahatlattığını o an fark etti.
Gece odasına geçtiğinde pencereyi açtı. Dışarıda sokak lambası yanıyordu. Hiç kimse yoktu. Ne bir araba sesi ne de bağırış. Şehir uyuyordu.
Yatağına uzandı. Tavana baktı. Aklına istemeden otobüs geldi. Siyah perdeler. Adamların yüzleri. Ama bu sefer görüntüler bulanıktı. Net değildi. Zihni onları itiyordu.
“Geçti,” diye düşündü.
“Belki de gerçekten geçti.”
Tam gözlerini kapatmak üzereyken, alt kattan bir ses geldi. Kısa bir ses. Sert ama belirsiz. Bir şey düşmüş gibiydi.
Ayla irkildi. Yatağında doğruldu. Birkaç saniye bekledi. Devamı gelmedi. Ne annesinden ses vardı ne de kardeşinden.
Yatağından kalkmadı. Kapıyı açıp bakmadı. Sadece yorganı biraz daha üzerine çekti. Kalbi hızlı atıyordu ama kendine bunun normal olduğunu söyledi.
Bazı geceler insan bir şeyleri görmezden gelmek isterdi. Çünkü bakarsa, geri dönüş olmayacağını bilirdi.
Ayla gözlerini kapattı.
Ev sessizdi.
Her şey normal gibiydi.
Ama bu sessizlik, uzun sürmeyecek gibiydi.
--------------------------------------------------------------------------
BÖLÜM BİTTİ
DEVAM EDİCEK...
