2. bölüm / 3
SOKAK LAMBASIBeş Kafadar ve Mavi Kutunun Sırrı
Bölümler 3Şu an: Beş Kafadar ve Mavi Kutunun Sırrı
- 1 1.BÖLÜM483 kelime
- 2 Beş Kafadar ve Mavi Kutunun Sırrı1.317 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 ARKADAKİ SIR915 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
MAHALLE
— 3. Bölüm — Beş Kafadar ve Bir Felaket Planı
— "Önce hastaneye gideceğiz," dedi Deren.
"Sonra bakkalın arka odasına bakacağız."
— Harun başını salladı.
— "Tamam. Ama bir sorum var."
— Furkan gözlerini kapattı.
— "Daha başlamadan yoruldum."
— "Biz hastaneye giderken çiçek mi alacağız, meyve mi?"
— Buse ona döndü.
— "Harun, adam hastanede. Sen pikniğe gitmiyorsun."
— "Ne var? İnsan hasta ziyaretine eli boş gitmez."
— Furkan araya girdi.
— "Senin elinde bir poşet çekirdek var. Onu götür, Rıza Amca'ya da çıtlatırsınız."
— Harun çekirdek paketine baktı.
— "Bu fikir hiç fena değil. Hem doktorlar tansiyonunu ölçer, biz de çekirdek yeriz."
— Deren alnını ovuşturdu.
— "Allah'ım, bana sabır ver."
— Buse hemen atladı.
— "Sabır istiyorsan yanlış mahalledesin. Bizimlilerle arkadaş olmanın kullanım kılavuzu yok."
— "Var," dedi Furkan. "Birinci madde: Harun konuşurken kaçış yolunu belirle."
— "İkinci madde," diye ekledi Deren, "Furkan konuşurken ona cevap verme. Çünkü susmayı bilmiyor."
— Harun kahkaha attı.
— "Üçüncü madde: Buse'ye sır verme. Ertesi gün bütün mahalle biliyor."
— Buse'nin ağzı açık kaldı.
— "Ben mi? Ben hayatımda hiç sır vermedim!"
— Dördü birden ona baktı.
— Buse birkaç saniye düşündü.
— "Tamam, verdim. Ama sadece güvendiğim insanlara."
— "Sen geçen hafta manava, kasabın kızıyla ilgili sırrı anlatmadın mı?" dedi Deren.
— "O sır değildi, bilgi paylaşımıydı."
— Furkan başını salladı.
— "Memleketin istihbarat teşkilatı."
— Buse çantasını omzuna attı.
— "Hadi yürü. Yoksa Rıza Amca iyileşip eve dönecek, biz hâlâ burada birbirimizi yiyeceğiz."
— Hastaneye vardıklarında Harun kapıdaki görevliye öyle ciddi bir ifadeyle yaklaştı ki Deren şüphelendi.
— "Ne yapıyorsun?" diye fısıldadı.
— "Profesyonel davranıyorum."
— Görevliye döndü.
— "Merhaba. Biz Rıza Amca'yı ziyarete geldik. Kendisi mahallemizin bakkalı."
— Görevli gülümsedi.
— "Adı soyadı nedir?"
— Harun durdu.
— Sonra Furkan'a döndü.
— "Sen biliyor musun?"
— Furkan ona boş boş baktı.
— "Adamın dükkânından on yıldır alışveriş yapıyorsun!"
— "Ben veresiye defterinde ismini hiç okumadım ki!"
— Deren gözlerini kapattı.
— Buse kahkahayı patlattı.
— "Harika! Adamın bakkalından bedava alışveriş yap, sonra soyadını bile bilme!"
— Harun savunmaya geçti.
— "Ben müşteriyim, nüfus memuru değilim!"
— Neyse ki Deren, Rıza Amca'nın soyadını hatırlıyordu. Gerekli bilgileri verdikten sonra odaya çıktılar.
— Rıza Amca yatakta oturmuş, televizyon izliyordu. Onları görünce yüzü aydınlandı.
— "Vay benim hayırsızlarım! Sonunda geldiniz."
— Harun hemen yatağın yanına yaklaştı.
— "Rıza Amca, geçmiş olsun. Sana meyve getirecektik ama yolda acıktık."
— Furkan ensesine hafifçe vurdu.
— "Sus artık!"
— Rıza Amca kahkaha attı.
— "Hiç değişmemişsiniz. Beşiniz bir araya gelince hastane bile şenleniyor."
— Buse yatağın yanına oturdu.
— "Amca, iyi misin? Çok korktuk."
— "İyiyim kızım, iyiyim. Biraz tansiyonum yükselmiş. Doktor da dinlenmemi söyledi."
— Deren rahat bir nefes aldı.
— "Çok şükür."
— Bir süre sohbet ettiler. Harun, hastane yemeklerinin neden bu kadar tatsız olduğunu sorguladı. Furkan, doktorların maaşına zam yapılmasını değil, hastane yemeklerine baharat eklenmesini talep etmesi gerektiğini söyledi. Buse ise hemşirenin kendisine çok tatlı baktığını iddia etti.
— "Belki sana değil, arkandaki saate bakıyordu," dedi Deren.
— "Sen benim mutluluğumu neden kıskanıyorsun?"
— "Çünkü senin mutluluğun genelde başkasının mesaisini uzatıyor."
— Tam o sırada Tolga'nın adı geçti.
— Rıza Amca'nın yüzündeki gülümseme bir anlığına azaldı.
— "Tolga gelmedi mi?"
— Beşi birbirine baktı.
— Harun hemen öne çıktı.
— "Yok amca. Ama merak etme, onu da getiririz. Gerekirse kolundan tutup sürükleriz. Bu konuda Furkan uzman."
— Furkan kaşlarını kaldırdı.
— "Ben ne alaka?"
— "Boyun kısa, ağırlık merkezini iyi ayarlıyorsun."
— "Harun, seni şu hastane yatağına yatıracağım!"
— Rıza Amca gülerken elini kaldırdı.
— "Tamam, tamam! Yeter. Başımı ağrittiniz."
— Sonra komodinin çekmecesinden küçük, eski bir anahtar çıkardı.
— Deren anahtara baktı.
— "Bu neyin anahtarı, amca?"
— Rıza Amca anahtarı avucunda çevirdi.
— "Eski bakkalın arka odasının."
— Harun'un gözleri büyüdü.
— Furkan hemen sordu:
— "Arka odada ne var?"
— Rıza Amca ona baktı.
— "Toz."
— Harun'un yüzü düştü.
— "Amca, biz gizemli bir şey bekliyorduk. Tozu evde de buluyoruz."
— "Bir de örümcek var," diye ekledi Rıza Amca.
— Buse güldü.
— "Harika. Örümceklerle yüzleşmek için beş kişilik ekip kurduk."
— Ama Rıza Amca'nın yüzü yeniden ciddileşti.
— "Şaka bir yana çocuklar... Orada eski eşyalar var. Bazıları size ait olabilir. Yıllardır saklıyorum."
— Deren şaşırdı.
— "Bize mi ait?"
— "Çocukken unuttuğunuz şeyler."
— Harun hemen elini kaldırdı.
— "Benim kırmızı topum oradaysa alıyorum. Furkan yüzünden çatının üstüne kaçmıştı."
— Furkan itiraz etti.
— "Topu çatıya sen attın!"
— "Senin yüzünden attım!"
— "Topu ben mi fırlattım, sen mi?"
— Rıza Amca gülerek başını iki yana salladı.
— "İşte o yüzden o eşyaları size vermekte yıllarca tereddüt ettim."
— Akşamüstü mahalleye döndüklerinde ilk işleri Tolga'yı bulmak oldu.
— Onu parkta, bankın üzerinde otururken buldular. Elinde telefon, kulağında kulaklık vardı.
— Harun karşısına dikildi.
— "Sanık Tolga! Ayağa kalk!"
— Tolga kulaklığını çıkardı.
— "Ne saçmalıyorsun?"
— "Mahalle adına seni sorguya alıyoruz."
— Furkan yanına geçti.
— "Ben başkomiserim."
— Buse elini kaldırdı.
— "Ben de gizli ajanım."
— Deren güldü.
— "Sen gizli ajan olsan ilk gün kendini ifşa edersin."
— "Ben açık ajanım o zaman!"
— Tolga istemeden gülümsedi.
— "Beşinizin de tedaviye ihtiyacı var."
— Harun parmağını ona doğrulttu.
— "Konuyu değiştirme. Rıza Amca bize anahtarı verdi."
— Tolga'nın gülümsemesi kayboldu.
— Herkes bunu fark etti.
— Deren bir adım yaklaştı.
— "Arka odada ne var, Tolga?"
— Tolga birkaç saniye sustu.
— "Hiçbir şey."
— Furkan kollarını bağladı.
— "Rıza Amca da toz var, örümcek var dedi. Ama kimse bu kadar gerilmiyor."
— "Ben gerilmedim."
— "Tabii. Ben de uzunum."
— Harun, Furkan'ın omzuna dokundu.
— "Bu konuda gerçeklerle yüzleşmelisin kardeşim."
— Furkan elini Harun'un omzundan itti.
— "Bir gün seni gerçekten o kısa boyumla döveceğim."
— Tolga ayağa kalktı.
— "Bakın, oraya gidecekseniz gündüz gidin. Gece gece saçma sapan iş yapmayın."
— Deren'in gözleri kısıldı.
— "Biz daha ne zaman gideceğimizi söylemedik."
— Tolga dondu.
— Buse'nin ağzı yavaşça açıldı.
— Harun başını Furkan'a çevirdi.
— Furkan ilk kez söyleyecek laf bulamadı.
— Sonunda Harun fısıldadı:
— "Arkadaşlar... Sanırım örümceklerden daha büyük bir sorunumuz var."
— Tolga derin bir nefes aldı.
— "Ben sadece..."
— "Sen sadece ne?" dedi Deren.
— Tolga cevap vermedi. Telefonunu cebine koydu ve yürümeye başladı.
— Buse arkasından seslendi:
— "Akşam yemeğine geliyor musun bari?"
— Tolga durdu.
— "Ne?"
— "Annem makarna yapacak. Gelmezsen hepsini Harun yer."
— Tolga istemeden güldü.
— "Gelirim."
— Harun hemen itiraz etti.
— "Benim adımı neden tehdit unsuru olarak kullanıyorsunuz?"
— "Çünkü işe yarıyor," dedi Furkan.
— O gece beşi yeniden eski bankta buluştu.
— Deren anahtarı masanın üzerine koydu.
— "Yarın arka odaya gideceğiz. Ama bu kez kimse tek başına hareket etmeyecek."
— Harun elini kaldırdı.
— "Ben bir öneride bulunabilir miyim?"
— "Hayır," dediler dördü birden.
— "Demokratik bir ortam değil burası."
— Furkan anahtarı eline aldı.
— "Yarın gidiyoruz. Ama önce Tolga'yı da aramıza katacağız."
— Buse başını salladı.
— "Kesinlikle. Hem belki korkarsa bizi güldürür."
— Deren gülümsedi.
— "Bir de Rıza Amca'nın sakladığı eşyaların ne olduğunu öğreniriz."
— Harun arkasına yaslandı.
— "Benim tek isteğim kırmızı topum. Bir de çocukken kaybettiğim beş lira vardı."
— Furkan ona baktı.
— "Yirmi yıldır beş liranın peşinde misin?"
— "Enflasyon diye bir şey var kardeşim."
— Hepsi gülmeye başladı.
— Ama kahkahalar arasında Deren'in telefonu bir kez daha titredi.
— Aynı bilinmeyen numara.
— Bu kez mesaj kısacıktı:
— "Anahtarı bulduysanız, mavi kutuyu sakın açmayın."
— Deren mesajı arkadaşlarına gösterdi.
— Harun yavaşça doğruldu.
— "Tamam. Yarın ilk iş mavi kutuyu açıyoruz."
— "Mesajda açmayın diyor!" diye bağırdı Buse.
— "Ben de okuma yazma biliyorum. Merakımı yönetemiyorum, ne yapayım?"
— Furkan başını ellerinin arasına aldı.
— "Biz yarın kesin tutuklanacağız."
— Deren telefonu cebine koydu.
— "Hayır. Yarın sadece bir kutu açacağız."
— Tolga'nın parkta söylediği söz aklına geldi:
Oraya gidecekseniz gündüz gidin.
— Deren artık emindi.
— Tolga bir şey biliyordu.
— Ama neyi?
— Ve daha önemlisi,
— Mavi kutunun içinde ne vardı?
Bölüm etkileşimi
