Bölümler 2Şu an: 1. Bölüm: Sokağın Birinci Yüzü
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uzaktan kırmızımsı Honda sesi gelince ikimizde oraya doğru baktık. Motor tam önümüzde durunca o kişinin kim olduğunu fark etmekte o kadarda zorlamıyordu . Kaskını çıkarınca artık kimin olduğunu daha iyi anladım bu Suriyeli dediğim Kara çocuktu birden bire gelen yardım ihtiyacı ile ona seslendim" Suriyeli " dediğimde kansız piç bakışlarını ondan koparmadan "Suriyeli mi?" Dediğinde adını hala bilmediğim Suriyeli ona doğru hızlı adımlarla gelip " yaa Suriyeli beğenemedinmi?" Dediği anda Bilale kafa geçirmesi bir oldu. Tabii oda vurduğunda kızsal bir iç güdüyle öff ne kızsalı insan gibi bağırdığımda Suriyeli bana döndü ve başını hafifçe sağa eğerek " gece bu saate burada ne işin var at kafalı" dediğinde göz devirdim sanırım sinirlerine hakim olamıyordu Bilal elleriyle pantolonumun parçasını tutunca aniden karnına tekme attı, sonra bakışlarını bana çevirip aniden kolumu tutup sürüklemeye başladı...
"Bağırarak" napıyorsun ya bıraksana Arap sabunu" önüne dönüp bana baktığında konuşmayı unuttum ya da o kadar haklıydıki verecek cevapım yoktu kolumu tutup motorun yanına götürdü ve kendi kaskını bana takıp kafama vurdu o kadar ağırdı ki kask vurunca bir an boyut değiştirdim omuzlarımdan tutup destek verdiğinde " Yunus Emre adım Yunus Emre Suriyeli demeyi kes at kafalı" dediğinde bende ona doğru "benimde bir ismim varya hani at kafalı demeyi kes bende Asmin sadece Asmin" dedim bana dönüp başını anladım şeklinde aşşağı yukarı sallayınca motora bindi bana kask taktığına göre bende gideceğim için bindim ellerim ile bir yeri tutmam gerekecekti bende ellerimi Suriyeli yani Emre'nin omuzuna koyunca gülmeye başlayıp bana döndü kaskı o kadar sıkmıştıki konuşamıyordum ellerimi tutup bellerine götürdü ve hemen hemen üç dakika falan gülüp konuşmayı başardı paşamız " kızım hiç mi motor bilgin yok senin" bu lafın altında kalacağıma bu motorun altında kalırım daha iyi diyerek "pardon da her Allah'ın günü motora binmiyorum nerden bileyim ben ya" dediğimde cevabını almış olacak ki önüne döndü ve sürmeye başladı öyle hızlı sürüyordu ki maşallah sümük gibi ona yapıştım ...
Sonunda eve gelmiştim motordan inip görüşürüz dediğimde seslendiğini duydum " şşt" ona doğru döndüğümde " pardon Asmin kaskımı anı kutunamı koyacaksın kaskımı versene" dediğinde anladım ne kadar maldım ben ya ona doğru yürüdüm kaskı açmasını bilmeyen bir cahil olduğum için açmasını bekledim o bana baktı ben ona "Eee" dedim oda bana bakıp " Eee" dediğinde ben de ona " ben sana soruyorum" dediğimde aval aval yüzüme bakınca açıklamak zorunda kaldım " malmısın kardeşim motora binmeyen insandan motor kaskı açmasını nasıl bekleyebilirsin ki" dediğimde motorun üstünde olduğundan Eyfel kulesi'ne bakıyor gibi hissettim gerçi ondan Eyfel kulesi değil pisa kulesi olurdu ağzı gözü yamuktu bana doğru eğilip "beyninin o kadarını da kullanabilirsin diye düşünmüştüm " diyip kaskı kafamdan bir hışımla çekti canım acımıştı ama bana soktuğu lafı düşünmekten acımı düşünemedim ben de ona iyice yaklaşıp " sen de beyninin o kadarını kullansaydın da kapısı açık olan lavaboyu bulabilseydin o zaman" dediğimde hemen sustu. Ondan sonra salak salak sırıtarak motoru sürdü gitti. Telefonuma baktığımda Tuğba telefonumu bug'a sokacak kadar aramıştı mesaj da atmıştı mesajlarına baktığımda " annen ağzına sıçacak neredesin" ....
Makyaj masasında makyajımı yaparken telefona bildirim geldi annemden yediğim dayağı sindirmek adına dışarıya çıkacaktım tuğba'yla elimde ki maskarayı kutusuna sokup telefonu elime aldım gece hiç yatmayıp tüm olayları tuğbaya anlattığım için parkta ona anlatmak durumunda kalmayacaktım hemen makyajımı bitirip aşağı inecektim ki annem önümü kesti " dün gece yediğin dayak yetmedi sanırım kızım al şu tepsiyi tüm komşulara dağıt" dediğinde ve elindeki tepsideki aşurelere Bir de ona baktım elime tutuşturup mutfağa girdi bunları dağıtmadan dışarı çıkacağımı pek sanmadığım için direkt tüm komşulara dağıtmaya başladım sıra Semra yengelere gelmişti. Tuğbayıda zorla tutup kapılarını önüne getirmiştim...
Kapıyı çaldım yarım dakika sonra kapı açıldı. Emre kapıyı açmıştı. " Al şu aşureyi annem yaptı sizlere de gönderdi." Dediğimde aşureyi tepsiden alıp " sen yapsaydın yerdim" dedi. Bende " emin ol yapsaydım şuan hayatta olmazdın" dediğimde yarım ağız sırıtarak " sağol nereye böyle süslenmiş_ siniz . Başını kapıdan biraz daha çıkarıp tuğbaya baktı hemen sonra beklemediğim bir şekilde " aa sen tuğbasın demi" dediğinde tuğbayla bende birbirimize baktık Tuğba Emre ye dönerek " beni nerden tanıyorsun" dediğinde Emre'nin eli ayağı birbirine dolaşıp " tahmin ettim ya 6. his" diyip kapıyı kapattı ...
Parka gitmiş her zaman ki yerimizde oturmuş ama bu sefer telefona değilde marketten aldıklarımızı yiyerek konuşuyorduk ki bir çocuk elini uzatıp birtane cips alınca ikimizde ona baktık çocuk kumralımsıydı ama tipim değildi beyaz kumaş pantolon su mavisi bir gömlek giymişti bu mahallede İstanbul beyfendisi gibi bir çocuğun ne işi vardı ki ama sorun o değildi çocuk beni siktir etmiş sadece tuğbaya bakıyordu ... bu bakışma gereğinden uzun sürünce öksürmeye başladığımda ikisi de bana baktı. Sonra çocuk elini kaldırıp birine el salladı. Salladığı şahısta Emre olurdu . Emre tespihini sallayarak gelirken içip bitirdiği sigarasını da çöpe atmayı ihmal etmeyip çocuğun yanına gelip el sıkışıp tokalaştılar Emre " kadirim nerelerdesin uzun zamandır yoksun" dediğinde çocuğun isminin kadir olduğunu emre ile arkadaş olduğunu öğrendik yan yana Kuzey ve Güney kutbu gibiydiler . Kadir elini çardağa doğru uzatıp gel otur diyince kadir Tuğba'nın yanına Emre de benim yanıma oturdu haliyle tuğbayla ben sözlerini kesmeye çalıştık mübarek ne konuşuyolardı ronaldodan girip BMW den çıktılar en son Tuğba sinirlenip bağırınca kadir lap diye "sana aşığım" dedi. Salak sağına baktığı için kime dediğini bilmiyorduk sonra tuğbaya dönüp "sana aşığım hem de deliler gibi 5 yıldır bu anı bekliyorudm ohh rahatladım " diyip kollarını geriye atıp yayık ayran gibi oturdu Tuğba olayın şokunu atlatamadığı için mal mal yüzüne baktı sonra kadir ile Emre aynanda ayağa kalkınca onlara baktık kadir bir Instagram hesabı söyleyince Tuğba direkt atladı "demek sendin tüm storylerime Ateş emojisi atan" dediğinde Kadir başını aşağı yukarı salladığında Emre ile beraber arkalarına bakmadan bile yürüyüp gittiler insan bir cevap bekler ya Tuğba ile olanları konuşurken Tuğba bağırarak asla onunla olmam falan deyip başımı ağrıttıktan sonra " neyse Asmin ben gideyim eve geç kalmayalım" diyip çıkıp gitti bende eve apartmanın önündeydim ama Emre karşı apartmanın önünde durmuş elinde ki çiçek ile oynuyordu beni görünce yanıma doğru koşup" şşt ASO dursana" dediğinde birşey yapmadım zaten Duruyordum ki elindeki Yasemin çiçeğini bana uzatarak " şeyy kimse sana bu çiçek gibi koktuğunu söylemişmiydi söylememişse söyleyeyim dedim de" diyip çiçeği elime verip cebinden bir kağıt çıkarıp Onuda elime verip gitti...
Yatağımda uzanmış verdiği çiçeği koklayıp gülümserken buldum kendimi sonra notunu açmayı unuttuğumu fark edince çantamdaki notu çıkarıp açtım içinde şöyle yazıyordu....
Bölüm etkileşimi
