1. bölüm / 2
Siyah gül (güllerin ardındaki cinayet)1.bölüm
Bölümler 2Şu an: 1.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yağmur, hiç beklenmedik bir anda başlamıştı.
Genç kız birkaç dakika önce gökyüzüne baktığında yağmur yağacağına dair en ufak bir işaret bile görememişti. Şimdi ise gökyüzü sanki bütün öfkesini şehrin üzerine boşaltıyordu.
Üzerinde ince bir mont vardı.
Çoktan sırılsıklam olmuştu.
Adımlarını hızlandırdı.
Etrafında kimse yoktu.
Issız yolun iki yanında karanlık araziler uzanıyor, uzakta birkaç sokak lambası güçlükle yanıyordu.
Telefonunu cebinden çıkardı.
Şarjı bitmişti.
"Harika..."
Başını kaldırıp etrafına baktı.
Tam o sırada karşı tarafta büyük bir bina gördü.
Bina yıllardır kullanılmıyormuş gibiydi.
Devasa camların bazıları kırılmış, dış duvarları kararmıştı. Giriş kapısının biri tamamen kapanmamıştı.
Başka sığınacak yeri yoktu.
Yağmurun altında daha fazla kalmak istemediği için binaya doğru koştu.
Kapının önüne geldiğinde içeriye baktı.
Karanlıktı.
Fakat en azından yağmurdan kurtulabilirdi.
İçeri girdi.
Daha doğrusu yalnızca giriş kısmına kadar ilerledi.
Duvarın kenarında durdu ve derin bir nefes aldı.
Saçlarından yüzüne düşen suları eliyle sildi.
Dışarı baktı.
Yağmur gittikçe şiddetleniyordu.
"Birazdan diner."
Kendi kendine bunu söyleyip beklemeye başladı.
Birkaç dakika geçti.
Sonra içeriden bir ses duyuldu.
Tak.
Başını çevirdi.
Sesin geldiği tarafa baktı.
Hiçbir şey göremedi.
Bir süre sonra tekrar:
Tak.
Kaşlarını çattı.
Merakına yenildi.
Birkaç adım attı.
Karanlıkta gözlerini kısmaya çalışırken yerde bir şey fark etti.
Önce bir çanta sandı.
Bir adım daha attı.
Sonra bunun bir insan olduğunu gördü.
Bir adam yerde yatıyordu.
Genç kızın nefesi kesildi.
Olduğu yerde birkaç saniye kaldı.
Sonra yavaşça yanına yaklaştı.
"Efendim?"
Cevap yoktu.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Adamın omzuna dokundu.
Hiçbir tepki vermedi.
Onu çevirdiği anda gömleğindeki kanı gördü.
Gözleri büyüdü.
"Allah'ım..."
Ellerinin titremesine engel olamıyordu.
Yine de parmaklarını adamın boynuna götürdü.
Bekledi.
Bir saniye.
İki saniye.
Nabız yoktu.
Genç kız geri çekildi.
Adam ölmüştü.
Ambulansı araması gerekiyordu.
Telefonunu çıkardı.
Ekran açılmadı.
Şarjı tamamen bitmişti.
"Hayır..."
Panikle etrafına bakındı.
Tam ayağa kalkacakken gözünün ucuna bir şey takıldı.
Adamın yanında duran bir gül.
Simsiyah.
Genç kız şaşkınlıkla eğildi.
Gülü eline aldı.
Yapraklarını tek tek inceledi.
Gerçek bir güldü.
Ama rengi tamamen siyahtı.
"Garip..."
Gülü çevirdi.
Sapında hiçbir şey yoktu.
Tam tekrar yere bırakacaktı ki dışarıdan araç sesleri geldi.
Başını hızla kapıya çevirdi.
Far ışıkları binanın girişini aydınlattı.
Ardından kapılar açıldı.
Birçok adam araçlardan indi.
Hepsi siyah giyinmişti.
Bazılarının ellerinde silah vardı.
Genç kızın kalbi hızlandı.
Adamlar binanın etrafına dağıldı.
Birkaçı girişe yöneldi.
Genç kız olduğu yerde kaldı.
Kaçmak için çok geçti.
Ayak sesleri yaklaşmaya başladı.
Önce iki adam göründü.
Ardından üçüncü biri.
Sonra onların arkasından başka bir adam geldi.
Diğerlerinden daha ağır adımlarla yürüyordu.
Uzun siyah bir palto giyiyordu.
Elindeki silah doğrudan genç kıza çevrildi.
Genç kızın gözleri büyüdü.
Adam birkaç saniye onu inceledi.
Sonra bakışları yerdeki cesede kaydı.
Ardından genç kızın elindeki siyah güle.
"Onu yere bırak."
Gül parmaklarının arasından kaydı.
Yere düştü.
Genç kız hemen ellerini kaldırdı.
"Ben yapmadım!"
Adamın kaşı hafifçe kalktı.
"Ne yapmadın?"
"Onu öldürmedim."
Adam cevap vermedi.
Yanındaki adamlardan biri cesedin yanına çömeldi.
"Patron."
"Ne?"
"Bizim adam."
Patronun bakışları tekrar genç kıza döndü.
"Burada ne yapıyorsun?"
"Yağmurdan kaçıyordum."
"Ne zamandır buradasın?"
"On dakika... Belki daha az."
"Buraya senden başka biri girdi mi?"
Genç kız başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Cesedi ne zaman gördün?"
"Az önce."
Adam birkaç saniye sessiz kaldı.
"Silahın var mı?"
"Hayır."
"Telefon?"
"Şarjım bitti."
Adam elini uzattı.
"Ver."
Genç kız telefonu uzattı.
Adam yanındaki adama verdi.
Sonra yerdeki siyah güle baktı.
"Bu gülü neden aldın?"
"Yanında duruyordu."
"Dokundun."
"Evet."
"Yani cesedin yanında bulundun, cesede dokundun ve bu gülü eline aldın."
Genç kızın yüzü düştü.
"Ben sadece yardım etmek istedim."
Adam ona doğru bir adım attı.
Genç kız geri çekildi.
"Bakın, gerçekten hiçbir şey yapmadım."
Adam birkaç saniye onu izledi.
Sonra sakin bir sesle sordu:
"Adın ne?"
Genç kız yutkundu.
"Defne."
"Soyadın?"
Söyledi.
Adam yanındaki adama baktı.
Adam telefondan birkaç saniye bir şeyler kontrol etti.
"On dokuz yaşında."
Defne şaşkınlıkla baktı.
"Benim hakkımda neden araştırıyorsunuz?"
Cevap vermedi.
Patron tekrar cesede baktı.
Sonra yerdeki siyah güle.
Bir süre düşündü.
Ardından tek bir emir verdi.
"Onu götürün."
Defne'nin gözleri büyüdü.
"Ne?"
İki adam ona doğru ilerledi.
Defne geriye çekildi.
"Hayır!"
Adamlar kollarından tuttu.
"Bırakın beni!"
"Direnme."
"Ben suçsuzum!"
Defne çırpındı.
"Ne olur, bırakın! Ben hiçbir şey yapmadım!"
Patron sessizce onu izledi.
Defne'nin gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Ama onun için şu anda önemli olan Defne'nin söyledikleri değildi.
Kendi adamlarından biri öldürülmüştü.
Ve olay yerinde yalnızca bir yabancı vardı.
Üstelik o yabancının elinde siyah bir gül bulunmuştu.
Defne dışarı çıkarılırken başını çevirip son kez binaya baktı.
Yerdeki siyah gül hâlâ oradaydı.
O gülün neden orada olduğunu bilmiyordu.
Kim bırakmıştı, bilmiyordu.
Adamın neden öldürüldüğünü bilmiyordu.
Ve birkaç dakika sonra hayatının tamamen değişeceğini de bilmiyordu.
Çünkü onu kaçıran adamlar, bir katili değil...
katili bulmalarını sağlayacak tek kişiyi götürdüklerini henüz bilmiyorlardı.
Bölüm etkileşimi
