3. bölüm · Sisten Gelen
Bölüm 3
Sara artık yoktu. Herkes evine gitmişti. Nora hâlâ gölün kenarındaydı. Anne ve babasına biraz yalnız kalmak istediğini söylemişti. Gözlerini sise dikmiş, sanki her an Sara oradan çıkıp gelecekmiş gibi bekliyordu. Ama biliyordu ki böyle bir şey olmayacaktı. Giden geri dönmezdi.
Gözyaşları kurumuştu. Artık ağlamıyordu. Çünkü gözyaşlarının yerini kızgınlık almıştı. Çok sinirliydi. Bu kadar basit şeylerden insanların hayatına karar verip onları sonsuzluğa uğurlamak onun için fazla gaddarcaydı. Sara ve Zuralf giderken aileleri buruk ama huzurlu bir ifadeye sahipti. Onlar da bu saçmalıklara inanıyordu. Arkadaşını, en yakınını, tek dostunu göz göre göre kaybetmişti. Yüreği sızlıyordu.
Gece ilerledikçe Nora'nın göz kapakları ağırlaşıyordu. Uykusuzluğa daha fazla dayanamıyor ve evine gidip kendini uykunun kollarına bırakıyordu. Sabah uyandığında Sara ile göl kenarında oturup sohbet edeceğini, köyün içinde oradan oraya koşacaklarını umuyordu ama o da biliyordu ki o gün son kez birlikte oturmuşlardı.
Nora gözlerini bir rüzgar sesiyle açtı. Göl kenarında uzanıyor, gözlerini gökyüzüne dikmişti. Ay ışığı onun yüzüne vuruyordu ve aynı zamanda ortamı aydınlatıyordu. Neler olduğunu anlayamadı ve ayağa kalktı. Bir anda kendini sisin içinde buldu. Hiçbir şey göremiyordu. Uzaktan bir ses geliyordu.
" Nora! Lütfen beni unutma! Nora! " diye. Bu sesin Sara'ya ait olduğuna emindi. Sis biraz dağılırken ayaklarının su içinde kaldığını farketti.
" Neler oluyor? Sara neredesin?!" cevap alamamıştı. O sırada uzakta arkası dönük bir kadın gördü. Başta onun Sara olabileceğini düşündü. Ama yaklaştıkça oldukça zayıf, narin duran biri olduğunu farketti. Uzun elbisesi arkasında bir kuyruk gibiydi. Bembeyaz, ışıl ışıldı. Beline kadar gelen sarı hatta neredeyse bembeyaz saçları vardı.
"Kimsin sen?" diye sordu Nora. Sesi duyan kadın arkasını döndü. Yüzü gözükmüyordu. Sanki sis onun yüzünü gizliyordu. Elinde bir mum vardı. Sanki bu siste yolunu aydınlatıyor ya da bir şey arıyor gibiydi.
"Buldum seni!" dedi. Bu sesi daha önce hiç duymamıştı. Çok ince, çok üzgün bir sesti. Onun Sara olmadığının farkındaydı.
"Kimsin sen? Neredeyim ben?!" diye bağırdı Nora.
"Özür dilerim. Bir gün beni anlayacaksın. Affet beni, affet." diyordu kadın ağlamaklı bir ses tonuyla. Geri geri gidiyor sanki Nora'dan uzaklaşıyordu. Elini uzatıp ona yaklaşmaya çalışan Nora bir anda suyun onu içine çektiğini hissetmeye başladı. Sanki su onu tutmuştu. Bağırışları, çığlıkları kimsenin umurunda olmadı. Su onu çektiğinde nefes alamıyordu. Sanki sona gelmişti.
Nefes nefese kalarak uykumdan uyandım. Annem ve babam başımda beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Boğuluyordum. Kendime gelemiyordum. Annem panik içindeydi. Gözyaşları dökülüyordu. Birkaç dakika sonra nefes alışverişlerim düzene girdi. Daha iyi hissediyordum.
"Sadece kötü bir rüya gördüm." dedim ama sesim çıkmıyordu sanki.
"Ayinden etkilenmiş olmalısın. Baş rahibeden rahat uyuyabilmen için bir şeyler isteyeceğim. O bize yardım eder." diyip ayağa kalkıyordu ki annemin kolundan tuttum.
"Ben gider alırım. Hem biraz hava almış olurum." dedim. Her ne kadar annem bu halde kalkıp gitmemi istemese de daha iyi hissedeceğime onu ikna ettim ve bir gaz lambası alarak evden çıktım.
Tabii ki de yalandı. O rahibenin saçma otlarından yaptığı şeyleri içip hiçbir şey olmamış gibi uyumayacaktım. Bu rüya kararımı netleştirmemde bana yardımcı olmuştu. Ne olursa olsun o sise gidecektim.
Gecenin köründe köy bomboştu. Herkes uykusunda uyuyordu. Tek bir kişi hariç. O da kafayı bulmuş bir duvar kenarında yatan Eldrin halkına göre deli adamın tekiydi. Göle doğru yaklaştım ve bulduğum ilk kayığa atladım. Gaz lambasını yerleştirdim ve ayaklarımla kayığı itmeye çalıştım. Biraz zor olmuştu ama kayık ilerliyordu. Hiç dalga, rüzgar olmamasına rağmen sis her zaman kayığı çekiyordu.
Buradan geçen insanların son yüz ifadesi hep huzur doluydu. Ama ben çok gergindim. Sanırım kendi isteği ile bunu yapan tek kişi olabilirdim. Sara şimdi beni görse delirdiğimi sanırdı ama bu delilik değildi. Bu, benim alacağım cevaplar uğruna her şeyi göze alacağım sağlam bir inançtı. Sise doğru yaklaştığımda köy artık çok uzakta kalıyordu. Biraz daha, biraz daha ve artık sisin içindeydim. Artık aradığım cevapları bulabilecektim. Sis beni mayıştırmaya başlamıştı. Sanki günlerdir hiç uyumamışım gibi bir ağırlık çökmüştü. Daha fazla buna dayanamadım ve oturduğum yerde uyuyakaldım.
-----
Nasıl bir bölümdü sizce? Sizce sisin ardında ne var? Nora ne ile karşı karşıya kalacak acaba? Desteklerinizi bekliyorum, sizleri seviyorum.
/renabebes
