3. bölüm / 3
SIRRIN KOLLARINDAYEMİN
Bölümler 3Şu an: YEMİN
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
23.04.2020
Bir şeyleri yoluna koymak zordur,ipin ucunu kaçırınca hayatı yakalayamıyordun.
Bedeni bir sedyenin üzerine konulmuştu,canı fazlasıyla acıyordu sevgilisi gözleri önünde can çekişerek ölmüştü. Yakın bir zamanda diliminde belkide o da ölecekti,yanmış ellerini arkadaşına uzattı.
"Alkın,bana bir söz ver. Hatta yemin etmeni istiyorum,bunu bize yapanları bulacaksın. Senden başka kimseye güvenemem lütfen,bizi bu hale getirenleri bul." Genç kızın son sözleri bunlardı,Alkın arkadaşının yana düşen ellerini avuçları içerisine aldı.
"Söz veriyorum Polen,onların bulacağım. Yemin ederim onları bulacağım,en ağır cezaları almaları için elimden gelen her şeyi yapacağım."
--------
23.04.2028
Siyah saçlarından çıkan birkaç tutam saç yüzüne dökülüyordu,vücudu sanki yağmurun altında saatlerce kalmış gibi ıslaktı,tek fark üzerinde bulunan ıslaklık yağmura değil bir kan gölüne aitti.
Koyu kahve gözlerini yanan binadan asla ayırmıyor,gözlerini kırpmadan sadece yanan binaya bakıyordu. Küle çevrilmiş bir hayatın izlerini taşıyordu,alevler onu korkutmuyordu onun için ölümü çağrıştıran tek şey bu alevler olsa bile korkmuyordu,onun canı yanmışsa herkesin yanmak zorundaydı o bencildi,sevdiklerine karşı bile bencildi.
Hayatı bir yemin üzerine yürüyordu,hayalleri bir intikamdan ibaretti. Cebindeki not kağıdını çıkardı ve elindeki eski kalemle şunları yazdı.
"İntikam hırsım saman alevi gibi olur sanmıştım,olmadı. Benim sevdiklerim ölürken neredeydiniz? Şimdi bu canileri benden mi korumaya çalışıyorsunuz cidden? Boşuna uğraşıyorsunuz beni asla bulamayacaksınız.
S.P.K
Bazı anlar imkansız şeylerle sınardı bizi,genç kadın kaos ortamı olan mahalleden hızla uzaklaştı. Yeni gelecek olan savcıdan haberi vardı,hata o savcının buraya gelme nedeni kendi elleri ile sağlamıştı. İntikamını yavaş,yavaş kan kusturarak alıyordu.
Sır demişti annesi,sır her şeyden kendini ve çevresindekileri koruyabilsin diye.
Evine gelmişti,başını yavaşça kaldırıp zindan kadar karanlık olan eve çevirdi. Işıl,ışıl olacağı yaşlarda karanlığa gömüldü. İntikam hırsı bütün vücudunu sardı,zamanla kendini tanıyamamaya başladı. Neşeli olan o genç kız gitti,yerine sessizlik geldi. Ölüm sessizliği geldi,intikam hırsı geldi.
Eve girdiği an ilk yaptığı şey,portmantonun yanındaki kumandayı alıp bütün evi aydınlatmak oldu. Evin bütün ışıkları yandıktan sonra salona geçti,salonunun tam ortasında bir yemek masası vardı 6 kişilik yemek masası. Tek başına oturmak zorunda kaldığı masa,bir psikopatın yarattığı sessizliğe gömülmek zorunda kalan 5 hayat.
Cebinden telefonunu çıkarıp arkadaşını aradı.
Verda Aranıyor...
Telefon 2. Çalışında açıldı.
"Alo Alkım,neredesin kızım sen ya?" Yüzünde ufak bir gülümseme oluştu,bakışları salonda gezintiye çıktı.
"Alo Verda,nerede olabilirim acaba hayatım? Bürodaydım,müvekkilim gelmişti onunla konuşuyordum. Ne zaman yanıma geleceksin?"
Verda uzun süre bana cevap vermemişti,daha sonra derin bir nefes alıp verdi.
"Alkım ben gelemiyorum,savcı olarak Alkın Gülhan atanmış oraya." Duyduğum isimle yer ayağımın altından kayar gibi olmuştu,planım bir isimle sarsılmak üzereydi. Ben bütün planlarımı başkası mahvetmesin diye yıllarca kendimi bir yere hapsetmişken,planlarım tepetaklak olmaya başlıyor gibiydi.
"Neden,baban halledecekti öyle demişti?"
"Maalesef,babam o köyden bozma ilçeye gidemezsin dedi."
"Anladım,Verda benim şimdi kapatmam gerekiyor. Seni daha sonra arayayım olur mu?" Cevap vermesini beklemeden telefonu kapadım,Vücudumu yavaşça koltuğun üzerine bıraktım.
Hayat biz planlar yaparken,kendi yaptığı planlarla bizi sınamak için yaratılan bir imtihan değil miydi zaten?
----------
Genç kadın yavaş bir şekilde arabasını kullanıyordu,yıllar sonra kabusu olan o ilçeye adım atmak üzereydiler. Saatler önce Ceyna ile yaptığı konuşma geldi aklına.
"Alkın abla,gördün mü haberi?" Alkın Ceyna'nın sesi ile elinde olan dosyayı bırakmış ve bakışlarını Ceyna'ya çevirmişti.
"Ne haberi?"
"Gülhantepe Mahallesinde olanları,oraya tayinin çıktığına inanamıyorum. Her yer tehlike saçıyor."
"Ceyna ben mesleğimi severek yapıyorum,elbet tehlikesi olacak ama korkmak bir çözüm değil."
"Haklısın da,korkuyorum abla. Birileri binaları tek tek yakıyor ve küçük notlar bırakıyor."
"Ne notuymuş o?"
"Ben yandım sizde yanın,ben hiç sönmedim ve benim alevim sizede sıçradı. İntikam istemiştiniz değil mi? Alın size intikam"
"Notun en altına da büyük harflerle 'SPK' yazıyormuş"
Alkın biliyordu,Ceyna ve Emir Gülhantepe'ye dönmek istemiyorlardı. Gülhantepe onlardan en sevdiklerini almıştı.
"Alkın abla,Karahan abiyede gider miyiz? Uzun zaman oldu,bize küsmüş olabilir."
"Yapma Emir,ölüler insanlara küsmezler. Hem neden bu kadar seviyorsun Karahan abiyi,çok kesik kesik hatırlıyoruz ikimizde onu." Emir başını Ceyna'ya çevirdi ve boş boş suratına baktı.
"Senin bazen duygusuz olduğunu düşünüyorum,Ceyna Bilge onu hatırlamıyor olabilirsin ama ben hatırlıyorum. Ben korkmayayım diye elimi sıkıca tutmasını ve bana söylediği son sözleri hatırlıyorum. Gülhantepe'ye dönmek mantıklı geliyor o yüzden artık bana,Alkın abla bütün suçluları bulacak. " Emir dikiz aynasından,Alkın'ın tam gözlerinin içerisine baktı.
"Bulmak için elimden gelenleri yapacağım,o yurttaki bütün çocuklar ve sevdiklerim için bulacağım suçluları."
--------
"Polen,Polen hadi ama nereye saklandın?" Alkın her yerde arkadaşını arıyordu,1 saat önce saklambaç oynamaya başlamışlardı ve Polen haricindeki herkesi bulmuşlardı.
Polen saklandığı yerden arkadaşına bakıyordu,fakat 10 dakika önce bir şeyler dikkatini çektiği için bakışları kapının önündeki siyah sedan araca kalmıştı. Müdür bey siyah sedana binmiş bir adamla hararetli bir şekilde biriyle tartışıyordu,Polen saklandığı yerden çıkıp arabanın yakınlarına geldi.
"Borcumu ödeyeceğim,istediğini alacaksın Ali. İstediğin şeyi gerçekleştireceksin ama bana 3 ay ver,her şeyi kusursuz bir şekilde planlamama izin ver." Polen duyduklarına bir anlam vermemişti,başını Alkın'ların olduğu yere çevirdi ve hızla saklandığı yerden çıkıp ellerini ağaca dokundurup.
"Sobe,beni bulabileceğini mi sandın? Alkın sen beni asla bulamazsın,hatta buradaki hiç kimse bulamaz çünkü ben saklambaçta uzman bir insanım." Demiş ve kahkaha atmıştım,Alkın ise huysuzca omuzlarını silkmişti.
"Yemin ederim bir daha yerin dibine de girsen seni bulacağım." Polen Alkın'dan duyduğu cümle ile kocaman gülmsemiş ve meydan okuyan bakışlarla ona bakmıştı.
Aklına gelen anıyla gözleri dolmuştu,eskiden yurt olan binanın önüne arabasını park edip indi. Eskiden yurtlarının olduğu yer artık İtfaiye müdürlüğü kurulmuştu,eskiden oyun oynadıkları ağaç ise avlu dışında kalmıştı. Ağacın belli yerlerinde yanık vardı,buna rağmen ağaç yeşilin en güzel tonlarına bürünmüştü.
Ellerini ağacın gövdesine dokundurdu,başını yenilenmiş yeni binaya çevirdi.
"Sana yemin ederim,bize bunları yapanları bulacağım. Yerin bin kat dibine girseler bile bulacağım,o gün seni o alevlerin arasında nasıl bulduysam onlarıda bulacağım. Keşke gitmemiş olsaydın,en büyük desteğim sendin. Sana yemin ederim Polen,herkes hak ettiğini bulacak."
"Adelet yok Alkın,Eğer olsaydı böyle olmazdı. Suçsuzların canı yanmazdı,hatalı olanlar cezasını çekerdi. Adaletin olmadığı bu dünyadan neden varız bilmiyorum artık. Sen sağla adaleti,hukuk okumak istemiyor musun? Yap bunu,iyi insanları kötü insanlardan koru lütfen."
--------
Elindeki çekiçi hızla adamın kafasına indirdi,adam acı içinde bağırıyordu. Ali Kunter,8 yıl önce bir patlamayı planlayanlardan biri olan Ali Kunter.
"Sana konuşma hakkı verdim Kunter ama sen konuşmadın neden?" 50'li yaşlarının sonunda olan adam,ağzındaki kanı yere tükürdü.
"Kimsin sen? yüzünü göster,kimin köpeğisin."
"Karahan'ın,Polen'in,Selin Hocanın ve Kahraman'ın intikamını almak için buradayım. Hadi ama Ali,Polen'i nasıl hastaneden kaçırıp o adama verdiğini anlat. Genç bir kızın hayatını sikip attınız,Karahan can çekişe çekişe öldü. Kahraman'ın ne suçu vardı? Selin hocayı bir yerde anlıyorum ama diğerlerinin suçu neydi?"
"Hepsi piyondu,Polen yüzümü gördü. Karahan ise aşkı uğruna öldü,Kahraman ise Alkın'ın arkasından o binaya girmese ölmeyecekti. Selin o aileye Polen'i vermediği için öldü zaten. Ben de piyonum Sır,en büyük piyonların biri benim." Daha fazla konuşmasına tahammül edememis ve belimdeki silahı çıkarıp topuğuna silmiştim.
Konum Gülhantepe adliyesinin karşısı,kameralar saatler önce devredışı bırakıldı. Yurdun yerine dikilen itfaiye binasının hemen yan tarafı,bu adam yıllarca rahatça Gülhantepe'de yaşamını sürmüştü.
"Bana patronunu vereceksin,patron kim? Kim yurdu patlatma emrini verdi sana?" Adam acılar içinde haykırıyordu,kimse onu duyamazdı,kimse onu asla kurtarmazdı.
"Beni öldürürler,asla söylemem"
"Zaten öleceksin gerizekalı,seni öylece bırakacağımı sana düşündüren nedir?"
"Yüzünü görmedim,seni tanımıyorum. Bırak beni,bak hata yapıyorsun yapma."
"Sorun yüzümü görmemiş olman mı? Pekala" yavaşça başımdaki kapşonu indirdim,yüzümde bulunan küçük peçeyide çıkarıp cebime koydum. Karşımdaki adamın tam gözlerinin içine baktım,gözleri şokla açıldı. Olduğu yerde geri,geri gitmeye çalıştı,ayağına hızla basıp gitmesine engel oldum.
"Sen,kimsin sen?" Yüzümde kocaman bir gülümseme ile ona baktım,ellerimi havaya kaldırıp bir silahmış gibi kullanıp karşımdaki adama göz kırptım. Adam korku dolu gözlerle yüzümü seyrediyordu,adamın üzerine yürüdüm.
"Kim olduğum belli değil mi,Tanıyamadın mı? Ben tanırsın sanmıştım,kim olduğumu anlayıp korkarsın sandım. Tanışalım o zaman,ben Sır 26 yaşındayım ve sizden intikam almak için buradayım. Yeminim var Ali,yeminim olmasaydı seni öldürmezdim. Adam bana korku dolu gözlerle bakarken,masanın üzerindeki küçük şişeyi elime alıp üzerine boşalttım,cebimde sürekli taşıdığım kibriti elime alıp yaktım. Ali bana korku dolu gözlerle bakıyordu,onlarda öyle bakmış mıydı böyle? Karahan çok korkmuş muydu? Bir dakika daha düşünmeden yanan kibriti adamın üzerine attım,adam acılar içinde çığlıklar atmaya başlamıştı.
Adamın yanışını izliyordum,gözümün önünde ise 8 yıl önce yanan o binaya vardı. Elimi cebime attım her zaman yanımda bulunan kalemi ve not defterini çıkardım.
Parmak izi arayacaksınız,beni arayacaksınız bulacaksınız belki ama adalet sağlamaya çalıştığımı asla anlayamayacaksınız. Savcı,bu satırlarım sana. Beni bul savcı,bul ve intikam hırsıyla nasıl herkesi yakabileceğimi gör.
S.P.K
Elimdeki not kağıdını yan tarafta duran masaya bıraktım,Ali yanmaya devam ediyordu ve eskisi kadar bağırmıyordu. Kapşonumu başıma geri taktım,hızlı bir şekilde yangın merdivenlerinden inmeye başladım. Ben yangın merdivenlerinin en sonuna geldiğim an,polis arabaları ön taraftan girmişlerdi.
Yumruklarımı boks torbasına hızla indirdim,televizyonun sesini son ses açmıştım.
"Evet sayın seyirciler bugün,Gülhantepe yurdu patlatıldı. S.P.K adı verilen seri katilin yurdu patlattığı düşünülüyor."
Duyduklarım ile sinirden elimdeki eldiveni çıkarıp televizyona fırlattım,birileri benim adımı kullanıp bir yurdu daha kundaklamıştı. 8 yılda,8 yurt kundaklanmıştı. Çoğu yurttan çıkan bedenlerde uzuv eksiklikleri vardı,birçok çocuğa hâlâ ulaşılamamıştı.
Bütün oklar bütünüyle beni gösteriyordu,beni gösteren bütün okları tek tek yakacaktım. Bakışlarım duvardaki fotoğraflara kaydı,ellerinde çiçeklerle Polen'e bakan Karahan vardı fotoğraflarda. Canım yandı,o çiçeklerin bana gelmeyişine,o ikisinin şuan yaşamıyor oluşuna canım yandı,yıllar sonra bir duygu sardı bedenimi. Kimsesizlik duygusu,yalnızlık duygusunu yine iliklerime kadar hissettim.
----------
Toprak sevdiklerimizin kokusunu saklamaktaydı,aynı toprak sevdiklerimizin kanlarını taşıyan bir bütünden oluşuyorda olabilirdi.
İntikam kimseye iyi hissettirmezdi,Alkın çocukluğunu geçirdiği o yerdeydi ve burası kan revan içindeydi. Bütünlüğü bozulmuş bedenler,kanlar,vahşetler ve birbirine derin duygularla bağlı olan o insanları bu topraklar yutmuştu.
Bizi biz yapan hislerimiz değil miydi,herkes aynı şeyleri hissedebilir miydi? Ya da bizi biz yapan değişik huylarımız mıydı?
Topuk sesleri koridorda yankılanıyordu,burası onun yeni görev yeriydi,bir cinayet için buraya gönderilmişti,üst üste öldürülen insanlar için. Odasının kapısını açıp,dört duvarın arasına giriş yaptı.
Yavaş adımları onu masasına getirmişti,sandalyesine oturdu ve bakışlarını pencereden tarafa yoğunlaştırdı. Bir süre dışarıyı izledi,daha sonra önündeki dosyaları incelemeye başladı.
Bir süre sonra kapısı çalmıştı,Alkın girebileceğini söylediği an odaya kahverengi gözlü,koyu renkli dalgalı saçları olan bir kadın girmişti ellerinde ise bir dosya tutuyordu.
"Merhaba sayın Savcım,ben Alkım Erten. Gülhantepe bürodan geliyorum,size bir dosya vermem istendi. Bu zamana kadar patlatılan yurtlar ve ölen insanlarla ilgili deliller var elimizde. Ben Naz Bergüzal'in avukatıyım,8 yıl önceki patlama ile ilgileniyorum."
Alkın karşısında duran kadına bakıyordu,yüzü bir yerden tanıdık gibiydi ama bir o kadarda yabancıydı ve önüne gelen dosya onun hayatını kapsıyordu. Büyük bir yıkım yaşadığını hissetti genç kadın,Alkım ise dimdik durmuş karşısındaki kadına bakıyordu.
Genç kadın karşısındaki kadına bakarken,yeni bir yemin etmişti. Ne olursa olsun,bu işin içinde olan herkesi kendi elleri ile öldürecekti ve tek tek herkesin pişmanlığını izleyecekti.
Devam Edecek...
Bölüm etkileşimi
