11. bölüm · Sıraların arasında

Finalll

Zeynep Erdoğan

BÜYÜK FİNAL): Karadeniz Teknik Üniversitesi Mezuniyet Alanı (4 Yıl Sonra)
(Zaman su gibi akıp geçmiş, o fırtınalı üniversite yılları da geride kalmıştır. Bugün büyük mezuniyet günüdür. Kampüsün deniz gören o devasa meydanı keplerini fırlatmaya hazırlanan öğrencilerle hıncahınç doludur. Kürsüde gururla duran iki kişi vardır: Hukuk Fakültesi'ni birincilik ve ikincilikle bitiren Fadime Yılmaz ve Naz Aydın! Tribünlerin en önünde ise kasketini gururla çıkaran Haşmet Reis, gözyaşlarını silmektedir. Hemen yanında ise KTÜ’yü üst üste şampiyon yapan takımın efsane kaptanı İsmail ve yardımcısı Ali, üzerlerinde jilet gibi takım elbiseleriyle kızları alkışlamaktadır.)
FADİME: (Kürsüdeki mikrofonu mikrofonu düzeltir, tüm kampüse ve gözlerinin içine bakan İsmail’e doğru konuşur) ...İstanbul’un dar koridorlarından başlayıp Karadeniz’in bu hırçın dalgalarına kadar uzanan bu yolda bana adaleti, dik durmayı ve en önemlisi asla yalnız yürümeyeceğimi öğreten herkese teşekkür ederim Bu başarı, arkamda dağ gibi duranların başarısıdır!
(Fadime konuşmasını bitirdiği an tüm kampüs yıkılır. Kepleri havaya fırlatma anı gelir. Fadime ve Naz keplerini gökyüzüne fırlatırken, arkadan muazzam bir tulum ve hırçın bir jenerik müziği yükselir.)
📍 Sahil Kenarı, Gün Batımı / Geleceğe Doğru
(Törenden hemen sonra,deniz kenarındaki o meşhur kayalıklardayız. Naz ve Ali el ele tutuşmuş, denizden gelen rüzgara karşı gülümsemektedirler. Ali, Naz’ın parmağındaki o zarif yüzüğe bakıp alnından öper.)
ALİ: Valla Naz’cım, lisede arkandan koşturduğum günlerden beri tek hayalim bu cübbeyle seni görmekti. Şimdi kendi hukuk büronuzu açıyorsunuz, ben de kulübün baş antrenörü oluyorum. Biz bu maçı kazandık be güzelim.
NAZ: (Ali’ye sarılarak) Biz hep kazanacağız Ali... Çünkü biz yan yana durmayı hiç bırakmadık.
(Birkaç metre ötede ise İsmail ve Fadime, Karadeniz’in o deli dalgalarının kıyıya vuruşunu izlemektedir. Fadime’nin omuzlarında yine İsmail’in ceketinin bir yarısı vardır. İsmail, cebinden pirinçten yapılmış eski bir pusula çıkarır ve Fadime’nin elinin üzerine koyar.)
FADİME: (Şaşkınlıkla pusulaya bakar) Bu ne İsmail?
İSMAİL: (Fadime’nin elini sımsıkı kapatır, gözlerinin tam içine o delice, ömürlük aşkla bakar) Bu pusula hep kuzeyi, yani Karadeniz’i gösteriyor fırtınam... Tıpkı benim kalbimin her zaman seni gösterdiği gibi. Lise sırasında o çizgiyi çektiğimiz günden beri, benim yönüm de, yolum da sensin.
FADİME: (Gözlerinden süzülen o en mutlu mutluluk gözyaşıyla gülümser, başını İsmail’in göğsüne yaslar) O çizgi bizi buralara kadar getirdi ya İsmail... Artık kopsa da fırtınalar, taşsa da bu denizler, bizim sığınacak tek bir limanımız var; o da birbirimizin kalbi.
İSMAİL: (Fadime’yi göğsüne iyice çeker, saçlarından öper) Taşacak bu deniz fırtınam... Ama biz o denizin tam ortasında, el ele yürümeye devam edeceğiz.
❤️İsfad sonnnn❤️