2. bölüm / 3
Sıra ArkadaşımBölüm 1
Bölümler 3Şu an: Bölüm 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bir hayat gerçekten yeni bir başlangıç getiriyordu. Babam doktordu. Yurtdışında çalışabileceği için annemden ayrıldıktan sonra yurtdışına gitmişti. Velayetim annemde olduğu için annemle kalıyordum. Babamla ise sadece görüntülü konuşuyorduk. Babama gerçekten çok düşkündüm. Annemle anlaşamıyordum. Babamı aldatan annem olmasına rağmen küçük olduğum için mahkeme beni anneme vermişti. Açıkçası babamın bu kadar uzağa gitmesinin sebebi de buydu. Tabii büyüdükçe ve annemin hayatına giren yeni kişiden dolayı annemle aramız iyice açılmıştı. Annemle anlaşamama sebebim küçüklüğümden beri beni istemiyor olmasıydı. Biraz klişe geldiğini biliyordum fakat yaşadığım her şey gerçekti. Yalnızlığı sevdiğini biliyordum ama sorumlusu ben değildim. Beni suçlu hissettirmemeliydi.
Odanın kapısı çalınca elimde ki kalemi bıraktım. Annem, "Sedef, içeri gel. Seni biri ile tanıştıracağım." dediğinde sakin bir tepki ile oturduğum sandalyeden kalktım. Ders çalışmama bile rahat yoktu.
Ayaklarımı sürüye sürüye salona gittim. Kanepe de oturan adamın karşısına oturdum. Adam sıcak bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Bende sahte bir gülüş sundum.
Adam, "Merhaba Sedef. Ensar ben." Dedi. Annemde gelip adamın yanına oturduğunda olayın ne olduğunu zaten anlamıştım.Adamı bir kaç kez görmüştüm ama eve gelip benimle konuşma cesaretini göstermemişti. Isırmazdım. "Evet biliyorum zaten." Dedim gülümseyerek. Annem lafa girdi. "Sedef, Ensar ile biz bir karar aldık. Uzatmadan söyleyeceğim. Zaten tahmin etmişsindir," Evet etmiştim. "Biz nişanlanıyoruz." Aslında umurumda bile değildi. Ama olayı biraz rezil hale getirmekte sakınca görmüyordum çünkü anneme karşı uzun zamandır içimde bir öfke vardı.
Dişlerimi göstererk kocaman bir gülümseme sundum. "Velayetimi babama vermeyi kabul ediyorsan -ki şu durumda etmezsen çıkaracağım olayı da biliyorsun- sorun yok." Dedim. Annemin yüzünde ki gülüş solduğunda arkama yaslandım. "Sedef? O nereden çık-" annemin lafını bitirmesine izin vermeden sözünü kestim. "Anne. Hiç tanımadığım bir adamla aynı evde yaşamamın saçmalığını açıklar mısın bana? Ben şartımı söyledim. Ya velayetimi babama verirsin ya da evlilik olayını unutursun. Kararını ver." Dedim. Ensar yerinde kıpırdandığında kafamı ona çevirdim. Ensar, "Ecrin, istersen ben gideyim bu konuyu anne-kız konuşun. Ne dersin?" deyince annem anında 'hayır' dedi. Annemin sinirlendiğinin ve Ensar gittikten sonra kopacak kıyametin farkındaydım. Annem, "Peki madem. Babanla konuş, gelsin. Avukatla konuşacağım. Senin istediğin gibi olsun." Dediğinde oturduğum yerden kalktım. Ensar'a, "Hayırlı olsun." Dedim ve odama geçtim. Bundan sonra ne olacağı babamın ellerindeydi.
●
"Öyle yani baba. Gelebilirsin değil mi? Lütfen canıma yetti. Burayı çok seviyorum başka bir ülke bende istemiyorum ama seninle kalmamın ve annemden uzaklaşmamın başka bir yolu yok. Hem İngilizceyi ana dilim gibi konuşabiliyorum biliyorsun. Yıllardır kurslara gönderiyorsun beni. N'olur baba al artık beni yanına lütfen." Dedim. Babam sessizce beni dinliyordu. "Tamam kızım. Halletmeye çalışacağım. Geç oldu yat artık." Dedi ve aramayı sonlandırdı. Yatağımdan kalkıp masama geçtim. Kameramda ki fotoğrafları telefonuma aktardım. Fotoğraf çekmek. Favori hobim. Kameram olmadan yaşamam imkansızdı. Kamerasız bir Sedef hiç bir evrende yoktu.
Dış kapının kapanma sesini duyduğumda Ensar'ın gittiğini anladım. Annemin odama girip bağırmasını bekliyordum. Kapı sertçe açıldı. Annem, "İyi misin sen? Adamın yanında ne diye babandan bahsediyorsun? Neymiş tanımadığı bir adamla aynı evde mi yaşayacakmış? Kim sana ne yapar be? Kim sana ne yapar bana söyle! Gereksizin tekisin. Ne diye seni yıllardır yanımda tuttuysam?! En başından seni istememeliydim ben. En başından!" Diyerek bağırmaya başladı. Alışmıstım bu sözlerine acıtmıyordu ama anneydi işte. Neden kelimeler ağzından nefretle çıkardı?
"Yine suçlusu ben mi oldum yani? Yine mi suçlu benim ya? Seninle yaşamak istemiyorum. Sende beni istemiyorsun. Rahat bırak o zaman. Madem hayatına başka insaları alacaktın, o zaman beni gönderecektin. Almayacaktın yanına. Bana sordular mı sanki 'kimi istiyorsun' diye? Sormadılar. O yüzden kendi hatalarının acısını bende çıkarma!" Dedim. Gözleri yanımda ki kameraya kaydığında ne yapacağını anladığım gibi kameraya sarıldım. Kameramı çekiştirmeye başladı. Her şeye katlanırdım ama kamerama zarar vermesine katlanamazdım. "Ver şunu! Anne bıraksana, çıldırdın mı ?!" Diye cırladım. Kamerayı bir şekilde almayı başardığı gibi tüm gücüyle yere fırlatması bir oldu. Ağzım şokla açılırken kameram gözlerimin önünde paramparça oldu.
Hemen yere inerek kameramın parçalarını toplamaya çalıştım ama toplanamayacak kadar dağılmıştı. "Anne! Anne n'aptın? Ben ona kendimden daha çok değer veriyordum. Ne yaptın sen ya?!" Diye bağırdım. "Senin bu akşam yaptıklarının yanında az bile kalır bu. Hiç yalandan ağlayıp zırlama." Dedi. Karşısına geçtim. Aramızda bir karışlık mesafe anca vardı. "Ben yıllarca senin ağzından çıkan nefret dolu kelimelere tahammül ettim. Sana tahammül ettim. Senin yaptığın şeylere de tahammül ettim ama bu kadarı fazlaydı. Ben senin evlenmene bir şey demiyorum. İstediğini yapmakta özgürsün. Benim tek istediğim artık beni bunaltmaman. Ya madem istemiyordun madem ben bir hataydım neden bakıp büyüttün? Sen yapmışsın. Beni neden suçlu hissettiriyorsun. Benim hatam değil ki." Dedim. Vücudu titriyordu farkındaydım ama umurumda bile değildi. "Teşekkür edeceğine hâlâ bağırıyorsun. Nankör-" lafını bitirmesine izin vermeden, "Ya ne teşekkürü? Neyden bahsediyorsun sen?" diye bağırdım. "Sana hakkım haram olsun Sedef. Bu kadar söylüyorum." Dedi. "Yok ki anne. Anne demeye bile dilim zor varıyor bak. Senin benim üzerimde bir gram hakkın yok. Ya sen beni sütün olmasına rağmen mamayla beslemişsin. Senin benim kanımda bir damla sütün bile yok! Ne hakkın olacak?" Dedim. Bu konuşmayı daha fazla uzatmaya gerek yoktu. Kamerama bile bakmadan odadan çıktım. Dairenin kapısını sertçe kapatarak merdivenlerden inmeye başladım. Binadan çıktığım gibi rastgele yürümeye başladım. Nereye gittiğimi bile bilmiyordum.
Yaklaşık yarım saat ağlayarak yürüdükten sonra sahile gelmiştim. Hem kamerama hemde duyduğum laflara ağlıyordum. Telefonumu unuttum sanıyordum ama elimi cebimi atınca şaşımıştım. Kameramı çok seviyordum. Evet yerine yenisi gelirdi ama bunu babam bana hediye olarak vermişti. Kaç yıl gözüm gibi bakmıştım ven o kameraya. Saniye ile yok olmasına üzülüyordum. Denize yakın bir yere oturdum. Uzun bir süre eve gitmeyi düşünmüyordum. Yani dayanabildiğim kadar. Kredi kartım telefonumun arkasındaydı. Yani eve gitmemi sağlayacak bir sebep yoktu. Saatlerce burada oturabilirdim.
Babama yazmaya başladım.
Sedef - baba annemle kavga ettik. saka yapmiyorum gelryim artik yabina cok yoruldjm baba okulda kapandk yrni okul yilina orada baslayayim kurtar beni yetrr
Ağlamaktan yazamıyordum bile. Resmen gözüme sokulan mendille neye uğradığımı şaşırdım. Muhtemelen benimle yaşıt bir çocuk tepemde dikiliyordu. Burnumu çekerken, "Ne yapıyorsun ya?" diye sordum. Peçeteyi tekrar gözüme soktu. Bir kere daha sokmaması için elinden aldım. "Yavrum çok beklettim mi kusura bakma?" Dedi. Yavrum? "Pardon-" lafımı bitirmeme izin vermeden, "Haklısın çok özür dilerim." Dedi. Ne oluyordu şuan? Gözleri arkama kaydığında istemsizce bende arkama baktım. Yaşı oldukça büyük bir adam vardı. Arkama dönünce direkt gözlerini kaçırdı. Çocuğun sesi kısıldı ve, "Özür dilerim adam sana farklı bir niyetle bakıyordu. Başta önemsemek istemedim ama sana doğru geldiğini görünce dayanamadım. Rahatsız oluyorsan hemen kalkabilirim. Kusura bakma gerçekten." Dediğinde "Yok önemli değil oturabilirsin." Dedim. Ne dediğimin farkına varınca, "Yani oturabilirsin derken o manada değil. Şey olmasın diye dedim." Gerçekten mi? Saçmalıyordum. "Bu arada iyi misin?" Diye sordu. Bu soruyu duymayalı çok oluyordu. Gözümden bir damla yaş süzüldüğünde, kafamı öne eğerek saçlarımla yüzümü gizlemeye çalıştım. Paketten bir mendil uzattı. Aldım. Anında kafamı kaldırdım. "Ben niye sana güveneyim? Ya sende o adamla berabersen." Ayağa kalktım hemen. "Cidden mi? Rahatsız olursan kalkarım dedim sen niye kalktın ki şimdi?" Diye sordu. Ayağa kalktı. "Eğer gerçekten iyi değilsen konuşabiliriz." Kafamı iki yana salladım. "Peki, sana iyi oturmalar hoşça kal." Dedi ve gitti. Aslında tek isteğim konuşup rahatlamaktı ama tanımadığım birine güvenemezdim. Olduğum yere oturdum. Dizlerimi kendime çekip denizi ve sesini dinlemeye çalıştım. Ta ki babamdan mesaj gelene kadar.
Babamm🩵 - Yola çıktım. Ararım buluşuruz sıkma canını geliyorum.
Sonunda.
Bölüm etkileşimi
