SINIR ÖTESİ kitap kapağı

3. bölüm / 4

Sınır Ötesi 2.Bölüm Herkese Rağmen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Sınır Ötesi 2.Bölüm Herkese Rağmen

Merih'in Gözünden
Derslerden, denemelerde ve test kitaplarından artık gına gelmişti Çağatayı aramaya karar verdim birisi ile dertleşmek belki iyi gelirdi bir umut aradım lakin cevap yok tekrar aradım meşgule attı onun için endişelenmeye başladım, tekrar aradım ve tekrar... Belki bu sefer 'açar' umuduyla 50 kez aradım ama ona onu merak ettiğimi söylememem gerekti. Söylemeyip merak etmem ise ayrı bir salaklık tabii acaba nerede napıyor aç veya sussuz da olabilir uf saçmalama Merih elbet sana dönüş yapar. Tabii beni silmemişse gerçi silse bile kızmam aksine hak veririm bende ailem gibi düşünüyorum belki de gerçekten sevilmeyi hak etmiyorumdur? Benim babam bile oturup saçımı okşamadı rastgele bir insan mı beni sevecekti? Saçmalık, saçma olan bir diğer şey ise Çağatay bey'in hâlâ bana dönmemesiydi ben bir umut telefonun başında beklerken kapı çaldı, kalkıp kapıyı açtıdığım da karşımda bir kargocu vardı ben birşey sipariş etmedim diye düşünürken kargocu
-Merih Demir siz misiniz?
Bir an durdum ama belli etmemeye çalıştım
-evet benim?
-bu paket size, şuraya bir imza alabilir miyim
İmayı atıp paketi aldım ardından kapıyı kapattım odama geçtim paketi açtım içinden minik bir buket çıktı hayır bu çicek buketi değildi bu kitap buketiydi. Yüzümde koca bir sırıtış belirdi birde not vardı notta şöyle yazıyordu
"Herkese rağmen tekrar görüşeceğiz beni o zamana kadar bekle
Çağatay."
Bu not'a daha da gülümsedim ve kendi kendime mırıldandım.
"Her neredeysen umarım iyisindir Çağatay"

2 Gün Sonra Çağatay'ın Gözünden:
Her yer karanlıktı ama korkmuyordum alışmıştım tam bilgisayarımı açacakken kapı aniden açıldı gelen çam şeytanı babamdı tabii baba demeye bin şahit. Yine o sert bakışlarını takındı
"Napıyorsun lan sen gizli saklı bu odada"
Kekelemeye başladım...
"B-baba b-b-ben şey..."
Birden boğazıma yapıştı vâr gücü ile sıktı zar zor konuşabildim
"B-baba lütfen" Bir anda durdu yüzüme sert bir tokat yapıştırdı
"Doğduğun güne lanet olsun şerefsiz!" odanın kapısı sertçe kapandı
Bedenim titriyordu dizlerimi karnıma çekip ağlamaya başladım yastığımın altından bir fotoğraf çıkarıp baş parmağım ile okşadım, artık çok çaresizdim Merih'in özlüyordum ona sarılmak istiyordum kendi kendime mırıldandım
"Her neredeysen umarım iyisindir Merih" Bence beni anlayan tek kişi oydu balkona çıkıp gökyüzüne baktıp mırıldandım
"Sözümü tutacağım abla... Ve ardından yanına geleceğim intikamımızı alacağım abla. Seni seviyorum" Balkondan çıktım üzerime bir çeket giydim gizlice Burak abinin evine baktım ablamın ölmeden önceki fotoğrafına bakıyordu... Hem gülümsüyor hemde ağlıyordu... Ablamın vefatından sonra yaşayan bir ölü gibiydi, ufak bir iç çekip ablamın mezarının başına geldim. Toprağını okşadım ağlamaya başladım Merih'in aradım tabiki de açtı
"Alo Merih ben hiç iyi değilim hemde hiç..."
Merih duraksadı.
"Sakin oluyorsun hemen yere otur derin nefes alıp ver gökyüzün bak...
cıvıldıyan kuşlara bak. Bulutlara bak Çağatay varlığımı düşün Çağatay"
Duraksayıp mırıldandım
"Hım?"
"Gözlerini kapat. Ve düşün yanındayım bedensel anlamda değil varlığımla yanındayım hep hep yanında olacağım Çağatay."

Gülümsedim.
"Teşekkür ederim Merih iyiki varsın"
"Hep olacağım"

Ve... Telefon kapandı, eve geldim bunalmıştım gözlerimi kapattım ve evet... Uyumadan önce de Merih'in düşünüp uyudum

Yarın Sabah Merih'in Gözünden:
Uyanıp klasik bakımlarımı yapıp aşağı indim annem yine Berkay'ı
"Canım oğlum, herşeyim, birtanem" Diye seviyordu acaba ben neden sevilmiyordum ne önemi var ki en azından Çağatay var Herşeye Rağmen O var ben bunları düşünürken kapı çaldı gelen yine kargocuydu
Paketi alıp içeri geçtim ve minik bir not gördüm
"Dershane öncesi kahvaltı Merih bey afiyet olsun :)
Çağatay."
Gülümsedim ve kendi kendime mırıldandım "Ulan Merih... Adam seni senden çok düşünüyor.

Kahvaltımı yaptım dershane çıkışı şiddetli bir yağmur başladı zar zor yürüyordum ki siyah takımlı siyah maskeli bir adam gür sesi ile bir şemsiye verdi
"Çağatay beyin emri buyrun." Bu sefer sorgulamadım çünkü şu Çağatay "Bey'in" ani süprizlerine alışmıştım gülümsedim adam gitti. Ve bende şemsiyem ile yürümeye devam ettim telefonumu çıkarıp Çağatay'a mesaj attım
"Teşekkür ederim şemsiye için Çağatay Bey :)"

Çağatay'ın Gözünden:
Telefonunumdaki mesaja gülümsedim yürüyen Merih'e bakıp maskemi çıkardım ve sırıttım
"Hiç değişmemişsin Merih Demir"
Burukça gülümsedim Merih sağ tarafa giderken ben sol tarafa gittim yollarımızın kesişmesine çok az kalmıştı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

59okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…