1. bölüm / 1
Sihirli kitaplıkBoena:sihirli kitaplık
Bölümler 1Şu an: Boena:sihirli kitaplık
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 1: GÖLGELERİN FISILTISI
Sihirli bir kütüphanenin sihir dolu macerası.Rüzgar, Boena’nın pelerininin kenarlarını havalandırırken, geceyi yaran derin bir sessizlik çöktü. Ay, sönük bir ışıkla gökyüzüne asılmış gibi duruyordu; karanlık, her şeyi yutmaya hazırdı. Boena, önündeki taş kaplı yola baktı. Yol, sonsuz bir boşluğa açılıyormuş gibi hissettiriyordu.
İçinde bir ağırlık vardı. Aldren öldü. Onu büyüten, ona kitapların sırrını öğreten, her şeyi anlatan adam artık yoktu. Boena, son anlarında onun ellerini tutmuş, fakat yapabileceği hiçbir şey olmadığını fark ettiğinde sadece gözyaşlarını geri tutmaya çalışmıştı.
Aldren’in ölümüyle birlikte sadece bir hüzün kalmamıştı; bir miras da ona geçmişti. Geri püskürtme gücü… Onu koruyacak bir yetenek mi, yoksa ona felaket mi getirecekti, bilmiyordu.
Boena elini sıktı, avuçlarının içinde hissettiği o eski kitap parçasını yokladı. Parçalanmış Bilgelik Kitabı… Aldren’in yıllarca koruduğu ve şimdi onun omuzlarına bıraktığı lanetli bir yük. Kitabın diğer parçalarını bulması gerekiyordu, ama bunu yaparken Gölge Tarikatı’ndan kaçmak zorundaydı. Onlar da bu bilgiyi istiyordu.
Gökyüzüne son bir kez baktı. Küller Kasabası… İlk parça oradaydı. Ve orada onu bekleyen bir şey vardı. Dost ya da düşman… Henüz bilmiyordu.
Boena kapüşonunu başına çekti ve adım attı. Gölgeler, fısıltılar gibi peşinden geliyordu.
BÖLÜM 2: KÜLLER KASABASI
Boena, Küller Kasabası’na yaklaştıkça havadaki ağırlığı hissetti. Buraya dair anlatılan hikâyeler vardı—zamanında büyük bir yangının kasabayı küle çevirdiği ve o günden sonra buranın hiç eskisi gibi olmadığı söylenirdi. Bazıları, kasabanın üstünde bir lanet olduğunu iddia ediyordu. Boena, bunun gerçek olup olmadığını bilmiyordu ama bir şey kesindi: Burada bir şeyler yanlıştı.
Dar sokaklardan geçerken, kasabanın sokakları bomboş görünüyordu. İnsanlar evlerine çekilmiş, pencerelerden dışarıyı izliyorlardı. Sanki bir şeyin yaklaşmasını bekliyor gibiydiler. Boena’nın sırtından soğuk bir ürperti geçti.
Kasabanın ortasına ulaştığında, yaşlı bir adam dikkatini çekti. Yıpranmış cüppesiyle eski bir kuyunun başında durmuş, Boena’ya bakıyordu.
"Sen... sen o değil misin?" Adamın sesi neredeyse fısıltı gibiydi.
Boena kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?”
Adam yaklaşarak ona dikkatle baktı. “O kitabı arayan… Koruyucu.”
Boena’nın içi ürperdi. Aldren öldüğünden beri kimse ona bu unvanla hitap etmemişti. Ama bu adam onu nereden biliyordu?
“Kitabın parçası burada mı?” diye sordu Boena.
Yaşlı adam başını salladı, sonra gözlerini kasabanın dışındaki harabelere çevirdi. “Ama alabileceğini sanmıyorum. Onu koruyan… artık insan değil.”
Boena derin bir nefes aldı. Bir sonraki adımı atmaya hazırdı.
BÖLÜM 3: KAYIP BİLGELİK
Boena, yaşlı adamın gösterdiği yöne baktı. Kasabanın dışındaki harabeler, sanki yüzyıllardır oradaymış gibi karanlık bir ağırlık yayıyordu. Eski taş yapılar, zamanla doğaya yenik düşmüş, çatlak duvarları sarmaşıklarla örtülmüştü. Ama buraya dair en garip şey, havada hissedilen enerjiydi.
Boena parmaklarını hafifçe havada gezdirdi. Büyü burada canlıydı.
Kitabın parçasının burada saklı olduğunu biliyordu, ancak yaşlı adamın uyarısını unutmadı: Onu koruyan… artık insan değil.
Yavaş adımlarla içeri girdi. Harabelerin içinde, zemine gömülü eski bir sunak vardı. Boena dikkatlice yaklaştı ve sunağın tam ortasında, tuhaf sembollerle kaplı taş bir levha gördü.
Bu bir mühürdü.
Kitap parçalarından birini koruyan eski bir büyü. Boena dikkatlice yaklaştı, parmaklarını mühür üzerindeki sembollere dokundurdu. Buz gibi bir soğukluk hissetti.
Tam o anda, mühür parıldamaya başladı. Boena hızla geri çekildi ama artık çok geçti. Büyü uyanmıştı.
Yer titredi, taşlar hafifçe oynadı ve sunağın tam ortasında bir figür belirdi. Havadan şekillenen, siyah dumanlardan oluşmuş bir varlık.
"Buraya gelen kim?" Ses, boşluktan yankılanıyordu.
Boena derin bir nefes aldı. “Kitap parçasını almak için geldim.”
Varlık, yerinde sabit durdu. “Buna hakkın var mı?”
Boena yumruklarını sıktı. “Ben Koruyucuyum.”
Aniden, varlık hareket etti. Bir gölge dalgası gibi Boena’ya doğru atıldı. Boena kılıcına davranmak için elini beline götürdü ama bir an duraksadı. Bu bir fiziksel savaş değil.
Onun gücü farklıydı. Geri püskürtme gücü.
Boena gözlerini kapattı, içindeki enerjiyi hissetti. Ellerini kaldırdı ve o an saf bir ışık dalgası yaydı. Gölge varlık geriye savruldu, boğuk bir çığlık attı ama tamamen yok olmadı.
“Henüz hak etmedin,” diye fısıldadı varlık. “Bu kitabı korumaya devam edeceğim.”
Boena derin bir nefes aldı. Bu bir testti. Ve o hala yeterince güçlü değildi.
Ama pes etmeye niyeti yoktu.
BÖLÜM 4: GÜCÜN BEDELİ
Boena, eğitim aldığı kütüphanenin derinliklerinde, hocası Aldren’in eski çalışma masasının önünde oturuyordu. Ölümdü onu buraya getiren. Aldren’in zamansız kaybı, Boena’ya ağır bir miras bırakmıştı: Kitap Koruyucusu unvanı ve onunla gelen lanet.
Duvarlarda asılı parşömenler ve raflara dizilmiş büyülü kitaplar artık ona ait olsa da, içindeki boşluk dolmuyordu. Koruyucu olmak demek, yalnızlık demekti.
O gece rüzgâr kütüphanenin pencerelerinden içeri sızarken, Boena elindeki kitabın kapağını açtı. Son kitap parçası hâlâ kayıptı. Aldren’in ölümünden önce üzerinde çalıştığı notları karıştırdı. Sayfalar arasında karalanmış bir cümle dikkatini çekti:
“Son parça, ilk ihanetin düştüğü yerde saklı.”
İhanet…
Boena başını kaldırdı. Aldren ona bir şey anlatmak istemişti ama zamanı yetmemişti. İlk ihanetin yaşandığı yer… Koruyucuların ilk düştüğü şehir!
Boena hızla ayağa kalktı. Yolculuk devam ediyordu. Ama artık yalnız değildi. Gücünü kullanmayı öğrenmiş, geri püskürtme yeteneğini kontrol altına almıştı.
Önünde iki yol vardı:
1. Aldren’in geçmişini araştırıp, ihaneti kimin yaptığını bulmak.
2. Doğrudan kayıp şehre gidip kitabın parçasını aramak.
Boena’nın kalbi hızla çarptı. Ne yaparsa yapsın, artık geri dönüş yoktu.
BÖLÜM 5: SON SAYFA
Boena, kayıp şehrin harabelerine ulaştığında, hava ağır bir sisle kaplıydı. Burası unutulmuş bir geçmişin sessiz yankılarıyla doluydu. Aldren’in bahsettiği ihanetin izleri, taş duvarlara kazınmış gibi duruyordu.
Tam ortada, yere gömülü eski bir sunak vardı. Üzerinde kanla yazılmış solgun kelimeler seçilebiliyordu:
“Bilgiyi saklayan, gücü kontrol eder.”
Boena derin bir nefes aldı ve son kitabın eksik parçasını aramaya başladı. Ellerini taş oymaların arasında gezdirirken, bir titreşim hissetti. Kitap burada bir yerlerdeydi.
Ama yalnız değildi.
Arkasında yankılanan adımlar, onun peşindeki Gölge Tarikatı’nın geldiğini gösteriyordu. Boena, kitabı ele geçirmeden önce, onlar yetişmemeliydi.
Son bir hamleyle sunağın taşlarını geri püskürtme gücüyle hareket ettirdi ve altındaki gizli bölmeyi açtı. İşte oradaydı! Kayıp sayfa, asırlar boyunca burada beklemişti.
Tam o anda, tarikat lideri karanlıktan çıktı. “Boena… Bu kitap seni değiştirecek. Hâlâ onu kullanmaktan vazgeçebilirsin.”
Boena, kitabın son sayfasını yerine koydu. Kitap tamamlandığında, içindeki büyü onun zihnine aktı. Tüm geçmiş koruyucuların anıları, güçleri ve bilgileri zihninde yankılandı.
Bir seçim yapmalıydı:
Kitabı yok etmek ve onu isteyenlerin eline geçmesini sonsuza kadar engellemek.
Onun bilgeliğini kullanarak dünyayı değiştirmek.
Boena gözlerini kapattı ve kararını verdi. Kitabı mühürledi.
Bir ışık patlaması tüm şehri aydınlattı. Tarikat geriye püskürtüldü, karanlık yok oldu ve kitap Boena’nın içinde bir parça hâline geldi. Artık o, sadece bir koruyucu değil, bilginin yaşayan taşıyıcısıydı.
Ve böylece Boena’nın yolculuğu sona erdi, ama hikâyesi asla unutulmadı.
Bölüm etkileşimi
