5. bölüm · Sevenler de öldürür
Bölüm 5
Derya okula döndüğünde gördüklerini çok fazla şaşırmıştı.
"Sadece aradan bir ay geçti. Hemen bir manita yapmış. Neyse öf bana ne ben derslerime odaklanmalıyım."
Derya üzülmüştü ama kafasına takmamıştı artık hiçbir şeyi takmıyodu.
Bu sefer hava güneşliydi aradan bir ay geçmişti ilkbahar gelmişti.
Her yerde çiçekler vardı ama Derya çok mutluydu. Çünkü en sevdiği çiçek olan papatyalardan bir sürü doğada vardı. Evet duyduğunuz gibi.
Derya papatyaları çok seviyodu.
Neredeyse her gün papatya çayı içmeden duramazdı.
Papatya çayı içemese bile papatya koklamak zorundaydı yoksa o günü gergin üzüntülü ve hüzünlü geçiyodu. Papatyasız geçirdiği bir gün bir insanın kafasına boş bir teneke takıp kafasına tenekeli halde vurmak gibiydi. Ama kışın etrafta papatya yoktu papatyaları o kadar çok seviyordu ki kışın çiçekçiye gidip bir sürü papatya satın alırdı.
Ama mutlu olmasının sebebi ise artık satın aldığı çiçek her yerde var o kadar mutluydu ki ondan mutlusu yoktu. Belki de mutlu olduğu son günlerden biriydi bugün.
Ama Derya o kadar mutsuzlukları göz yummuştu ki artık mutsuz olduğunda bile kafaya takmıyodu.
Zaten en büyük hayali sınavı kazanıp bu küflenmiş kiraz sapı dolu çöplükten gitmekti. Ve onun için de çok çalışıyodu. Derya bahçeye giriş yaptığında ilk karayı görmüştü.
Melis kara'nın koluna girmişti.
İkisi beraber tek kalmış kollarıyla çilek ve maça karışık latte içiyorlar dı.
Melis
Melis, kara gibi bir kızdı.
Zengin kibirli bir aileden gelmişti.
Melis' in ailesi de çok zengindi.
Hatta babası kara'nın babasının yanında müdür yardımcısıydı.
Yani beraber takılmalar nın durumlarından biri de buydu.
Evleri kocaman bir köşktü.
Melis her gün spora gidiyordu en büyük hayali güzel bir balerin olmak.
Ve diğer en büyük hayalide karayla beraber evlenebilmekti.
Ama maalesef toz pembe masalların içindeydi. Ama farkına bile varamıyodu. eee ne demişler aşk insanı kör eder.
Herhalde tek kör olmayan Derya.
O da tam kör olacakken uçurumun kenarından döndü.
Derya uzun hayallerin içine kapılmıştı.
Eğer istediği mesleği kazanırsa bu şehirden taşınıp hangi şehre gideceğini düşünüyordu ya da kendime havuzlu büyük bir köşk hayal ediyodu.
Kızlarıyla beraber ve kocasıyla beraber mutlu mesut.
Ama en çok isteyeceği şeyse.
Tabii ki de evini papatyalarla dolu olması. Çünkü dünyada aşık oldu ikinci şey papatyaydı.
Onsuz bir gün bile geçirmek Derya için çok zordu. Hem de çok.
Derya uzun hayallere kapalıyken öğretmen zili çalmıştı hatta anatomi hocası sınıfa bile girmişti.
Fizik hocası Derya'nın yanına geldiğinde onu uyarması ile beraber Derya kendine geldi.
Ama bu sefer siyah kaygan çizmelerini giymedi.
O hatayı bir daha kapılmamıştı..
O yüzden ayaklarına spor kalın tabanlı mavili pembeli siyahlı beyazlı ve grili desenleri olan bir ayakkabı giydi.
Ve ayaklarını kıvırta kıvırta sınıfa doğru çıktı.
"Hocam derse geç geldiğim için özür dilerim". Derya kara 'ya çok sinirli olsa bile yer değiştirmeyi pek istememişti. Karayı sevdiğinden değil ha. En önde dersleri daha iyi dinleyebildiği için.
Anatomi hocasının kulakları duymadığı ve gözleri görmediği için Derya direkt yerine geçti.
"(Kara arkadaki kişilerle konuşur)"
"Öf kahretsin defterlerimin hepsini evde unutmuşum."
"ooo merhaba Derya. Gelmişsin turp gibi gördüm seni. Derya bakar mısın bana." Derya kara'ın yüzüne bile bakmıyodu artık onunla asla ve katta irtibat kurmuyodu. O yokmuş gibi sayıp yoluna devam ediyodu. "Şey Derya defterini evde unuttuysan ben sana istiyorsan kağıt verebilirim". "................."
"Derya cevap vermiyecek misin"
Derya kara'yı görmeden
"Okan bi bakar mısın"
"Efendim Derya bir şey mi isteyeceksin"
"Ya şey defterim evde unutmuşum da bana yanında da varsa bir sayfa verebilir misin."
"A tabi ne demek Ben de fazladan defter var sana defter vereyim sayfa yetmez" . "Ben senin işine karışmayayım yoksa sayfa verebilirsiniz sıkıntı yok". "Yok yok var vereyim hemen". "Teşekkür ederim". "Ne demek rica ederim".
Kara üzülmüştü,
"Şey bende vardı istersen verirdim ama neyse"
Dersin yarısındayken bir anda Kara
"Derya bi bakar mısın"
".........................."
"Derya beni görmezden geliyosun anlıyorum ama bi bak lütfen"
"Derya bi bak"
"(Bağırarak) Derya artık bi bak"
"(Çok sakin yavaş konuşarak ve uysal bir şekilde) Seninle konuşmak istemiyorum anlayabiliyor musun irtibat kurmak falan istemiyorum lütfen benimle konuşma yoksa seni hocaya söylicem "
"Söyle istiyorsan defalarca söyle ama lütfen bir yüzüme bak"
"Hocam Rafet hocam"
"Evet çocuklar sonra, aaa kızım Derya sen mi bağırdın"
"Evet hocam duymadınız da ben bağırdım"
"Efendim yavrum"
"Hey hocam Kara arkadaşım beni rahatsız ediyor da benim yerimi değiştirir misiniz"
"Kara arkadaşını rahatsız etme tamam kızım nereye istiyorsan oraya geç"
"(Derya dudağını kıvırtarak)
Bak söyleyebiliyormuşum"
Hey o köyde bu bölüm bitti bu bölümü beğendiysen yorumlara yaz ve beni takip etmeyi unutma.
♥️❣️💞💝🤎💟🤍💘🌹
