49. bölüm · Sessizlikte Kalanlar
Yazar Notu
Sevgili okur,
Bu satırlara ulaştıysan, muhtemelen içinden bir şeyler eksilmiş gibi hissediyorsun.
Belki hâlâ Eylül’ün nereye gittiğini düşünüyorsun.
Toprak’ın mezarsız bedenini, Umay’ın suskunluğunu, Aras’ın yok edici inancını…
Ama bu hikâye hiçbir zaman sadece onlar hakkında değildi.
Aslında biz hakkında yazıldı.
Sorgulamakla körce inanmak arasındaki çizgide yürüyen herkes için.
Sevdiği hâlde söyleyemeyenler, korumaya çalışırken yıkıma sürüklenenler…
Ve en çok da, kaybettikten sonra bile hâlâ yüreğinde taşıyanlar için.
Sessizlikte Kalanlar, adını belki Toprak’tan aldı.
Ama sesi, Eylül’dü.
Ve sesi, çoğu zaman içimize konuştu. Çünkü bazen, en büyük çığlıklar kulakla değil, kalple duyulur.
Birileri bu kitabın sonunda “neden böyle bitti” diye soracak.
Belki “mutlu son olamaz mıydı” diye hayıflanacak.
Ama hayır.
Bazen gerçek hikâyeler böyle biter.
Çünkü hayat da öyledir:
Her sevgi sonsuz yaşamaz,
Ama bazı acılar… hiç ölmez.
Eğer bu kitap sende bir iz bıraktıysa,Sessizce bile olsa düşündürdüyse,Yalnız olmadığını hissettirdiyse…İşte o zaman bu hikâye amacına ulaştı demektir.
Ve bir gün, bir gece
Bir rüzgar geçerken yanağını okşarsa
Belki Toprak’ın gülüşüdür o.
Belki de Eylül’ün fısıltısı:
“Ben hep buradayım.”
Teşekkür ederim.Her kelimenin ruhuna eşlik ettiğin için.
— Yazar
