1. bölüm / 1
Sessizliğin İziGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ana karakterimizin modeli: Monica Bellucci
Gözlerimi açtığımda Altay hâlâ uyuyordu. Küçük elleri yorganın içinde kıpırdıyor, yüzünde hafif bir gülümseme vardı. İçim eriyordu ama bunu kimse görmesin diye nefesimi tuttum. "Altay, uyan artık," dedim sessizce.
Ağır ağır gözlerini açtı, esnedi ve küçük bir kahkaha patlattı. Ben gülmemeye çalışırken kendi kendime düşündüm: tek zaafım bu çocuk. Dünyadaki her şeye karşı durabilirim ama Altay'a dokunan birine izin veremem.
Kahvaltı masasında sessiz bir uyum vardı. Ben çayımı yudumlarken o mısır gevreğini karıştırıyordu. Aramızdaki sessizlik hiç boş değildi sadece birbirimizi anladığımız bir alışkanlıktı.
Hazırlanma vakti geldiğinde odama çekildim. Sade bir elbise seçtim, saçlarımı topladım, hafif bir dokunuşla makyajımı yaptım. Altay da en sevdiği tişörtünü giymişti. Ona baktım ve içim ısındı küçük adımlarıyla yanımda yürüyor kendi kendine şarkı mırıldanıyordu.
Arabanın kapısın açtım ve Altayı öne oturtup kemerini bağladım. Kendimde yerime geçtim ve anahtarı takıp arabayı çalıştırdım.Araba hareket ettiğinde, müziği açtım.
Altay ritme eşlik ediyor, kahkahalarıyla beni de hafifçe gülümsetiyordu. Dışarıdan bakan biri sadece bir abla ve kardeşin neşeli anını görürdü. Ben içimde sakin ama güçlü bir ağırlık hissediyordum her zaman olduğu gibi.
Üniversiteye vardığımızda adımlarım daha ağır, bakışlarım daha ölçülüydü. Kalabalıkta sadece üç arkadaşım yanımdaydı. Kızlar her zamanki gibi bana hayran gibi bakıyordu havalı, ulaşılmaz, sessiz... Sadece onlar değil, etrafımdaki herkes biraz uzaktan bakıyordu.
Mezuniyet töreninde kürsüye doğru yürürken herkesin sevdiklerine çiçek uzattığını gördüm. Ellerim boştu. Altayın "abla" demesiyle ona döndüm "Senin için," dedi. Gülümseyerek ellerimi uzattım, papatyayı aldım. "Asena Karaçelik" denildiğinde. Onunla birlikte kürsüye çıktım. Cübbem omuzlarımdan kaymıyordu.
Dik duruyordum. Herkes alkışlıyordu ama isim söyleyen yoktu. Bu bana tanıdık geldi. Hayatımda ilk kez ayakta değildim. Zaten hep ayaktaydım. Konuşmamı yaptım sesim soğuk, kelimelerim netti ama arada Altay'a bakmayı unutmadım. O küçük bakış, bütün sahneyi benim için yumuşatıyordu.
Törenin ardından eve döndük. Beyaz, iki katlı, sade bahçe evimiz... Evde sadece biz yaşıyorduk. Anne babamız Altay bir yaşındayken gitmiştiler. Kapıda korumalar, mutfakta hizmetçiler hazırdı. Akşam yemeğini Altay'la birlikte yedim. Yemekten sonra odasına götürdüm, uyuduğunda bir süre onun odasını izledim. Tek zaafım bu çocuk.
Ev sessizdi. Dışarıdan bakıldığında her şey normaldi ama benim duruşum, kontrolüm ve kararlılığım, Altay'ın yanında çözülen tek yumuşak nokta ile bütünleşiyordu.
Beynimdeki düşüncelerden kurtulup sessiz adımlarla çalışma odama geçtim. iPad'i açtım, kulaklıklarımı taktım. Ekranda Kraza'nın toplantısı başladı. Masanın etrafında herkes yerini almış, yüzlerinde dikkat ve tedirginlik okunuyordu. Ben görünmezdim onlar benim lakabımı biliyordu ama kimse kim olduğumu bilmiyordu. Yüzümü, sesimi, cinsiyetimi bile bilmiyorlardı.
Toplantıyı izlerken, gözlerim masadaki ayrıntıları taradı. Kim söze başladı, hangi lider hangi kararı vermeye çalışıyor... Hepsi benim kontrolüm altındaydı, farkında bile olmadan. Sesim yok, ama her hareketi, her bakışı yorumlayabiliyordum. İçimde hafif bir tatmin duygusu belirdi. Yılların birikimi ve disiplinim, masadaki bu insanlara hâkim olmamı sağlıyordu.
Bir an için masanın solunda oturan liderin kaşlarını çattığını fark ettim.
Kısa bir süre için gözlerimiz ekran üzerinden buluştu. Gözlerinde korku yoktu, sadece hesaplı bir saygı... Tam olması gerektiği gibi.
Toplantı ilerledikçe kararlar alındı, tartışmalar yükseldi. Ben sessizdim, ama zihnim her detayı kaydediyordu. Kraza'nın gücü, sadece masada oturanların değil, görünmeyenin de etkisiyle anlam kazanıyordu. İçimden sessizce düşündüm. Hepsi benim planladığım gibi ilerliyor.
Kulaklıklarımın içinden masadaki tartışmalar, odamdaki sessizlikle birleşti. Altay'ın uyuduğu evin sessizliği, benim kontrolüm altındaki bu karmaşık dünyanın kontrastını daha da güçlendiriyordu. Herkes farkında olmadan, ben onların hareketlerini, kararlarını ve zayıf noktalarını kaydediyordum. Kraza, benim gözümde sadece bir toplantı masası değil benim tahtım, benim dünyamdı.
Toplantının sonunda, liderler birbirlerine kısa bakışlar attı, notlarını kapattı ve odadan ayrıldılar. Ben iPad'i kapattım, kulaklıkları çıkardım. Sanki bir fırtınayı sessizce izledim. Herkes kendi dünyasına dönerken, ben hâlâ masanın üstündeydim. Sessizlik, benim en büyük gücümdü.
Ayyy ilk bölüm nasıldıı??
Beğendinizmiii??
Bu arada wattpad üzerindende yayınlıyorum kitabımı. Gidip destek olursanız sevinirim.
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn💗
Seviliyorsunuzzzz💞
Bölüm etkileşimi
