Sessiz Vebal kitap kapağı

1. bölüm / 1

Sessiz Vebal

Bölüm 1-Yeniden Karşılaşma

Vaveyla Yazarı: nuurrss .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Bölüm 1-Yeniden Karşılaşma

Evet arkadaşlaar bu benim ilk deneyimim umarım beğenirsiniizz.Sizinle bir bağ kurmak istiyoruumm.

Bazı aileler çocuklarına servetini miras bırakmazdı.Bazıları yalnızca günahlarını bırakırdı.Ve bazen o günahın bedelini 6 yaşındaki bir çocuk öderdi.”

7 EKİM 2007,ANKARA

“Saklanmaya hazır mısınız?” diye bağırdı Miran.“Bu sefer kesin ben kazanacağım.”Miran 100’e kadar saymayı bildiğinden çocukların işlerine geliyodu.Saklanmaya daha fazla süreleri oluyordu.”Biiirr,ikiii,üçç…”.Sayma sesi duyulunca çocuklar aynı yöne koşmaya başladı.Aralarında konuştukları gibi aynı yere saklanacaklardı.Hemen bahçedeki çalıları işaret edip o yöne koştular ve hemen çalının arkasına saklandılar.

”Doksandokuuz,yüüüzz.Sağım solum sobe.Saklanmayan ebe!”Miran etrafı biraz inceledi ama bulamadı. Miran yerlerini bulamayıp evin içine doğru gidince çocuklar bunu fırsat bilip koşmaya başladılar.Sırayla Yekta,İpek,Nilüfer ve Afitap ağaca sobelediler.Aralarında en hızlı koşan Yekta’ydı.”Sobee”.”Hepimiz sobeledik Miran tekrar ebe” dedi İpek.”Miiraann,Miiraann”.Miran’dan ses gelmiyordu.”Mızıkçıı.Tekrar ebe oldu diye kaçti.Biz devam edelim.”dedi Afitap.”O zamaaan abisi ebe olsuun.Yekta ebesinn”.
”Off niye benn?Kabul etmiyorum.”dedi.Niye kardeşinin yerine ebe olsundu.”O zaman 10’a kadar sayıyorum.Hangimiz çıkarsak ebe o olsun.Biir.İkii…”Umarım ben ebe olmazdım.Çok iyi bir yer buldum.”Dokuzz,onn.Yekta ebesin işte.Bak sen çıktın”dedi gülerek.”Off neyse sayıyorum o zaman.İyi saklanın bulmada iyiyimdir.Biir.İkii.Üçç.”

Bu sırada Miran evin içine çoktan girmişti.Mutrağa girdi.Kimse yok.Oturma odasına girdi.Kimse yok.Nilüfer’in Galip amcanın odasına saklanacağını düşündü.Küçük kız hep oraya saklanıyordu.Miran artık öğrenmişti.İlk onu sobelemek istiyordu çünkü Nilüfer hep inadına o ebe olsun diye ilk onu bulmaya çalışıyordu.Merdivenlerden yukarı çıktı.Doğruca sola ilerledi.Galip amcanın kapısının aralık olduğunu gördü.Tam açacaktı ki içeriden korku dolu bi çığlık yükseldi.Tanıdık bir ses.Galip amca’nın elinde bir bıçak.Yerde kandan yüzü tanınmayan bir adam.Miran nefesi kesildiğini hissetti.Bu görüntüyü hayatı boyunca unutamayacaktı.Bu kadar sevdiği Galip amca insanları mı öldürüyordu?Çok korktu ve giitmeye karar verdiği esnada içeriden bir el onu içeriye çekti.Miran nefes alamadığını hissetti.Galip amca aynısını ona da yapar mıydı?Ona da kıyar mıydı öyle?

“Her şeyi gördün mü?!”dedi sinirle sesini yükselterek.
“Hayır.Gerçekten görmedim lütfen bana bir şey yapma” Küçük çocuğun kalbi çok hızlı atıyordu.Sesi titriyordu.Galip amca neden öyle bir şey yapmıştı?
“Yalan söyleme .Görmüşsün işte.Sana iyi bir ders vermek lazım artık.Her şeye burnunu sokmanın cezasını çekeceksin!”.Afitap’ın babasının yüzü sinirden kıpkırmızı olmuştu.Yerde kanlar içinde bir adam yatıyordu ve Miran olanları anlamaya çalışıyordu ki bir anda karnında bir sızı hissetmesiyle yere yığılması bir oldu.

Çocuklar bu arada oynamaya devam ediyordu.
“Nilüfer abla beraber saklanalım mı lütfeen?”dedi Afitap. “Olmaz beni yavaşlatıyorsun Afitap.”onu bırakıp hemen başka yöne koştu.
“Nilüfer mızıkçısın işte kabul et.”
“Senin çıkardığın sesler yüzünden sobelenmek istemiyorum Afi.Bu sefer ben kazanacağımm.”
Babasının odasındaki kıyafet dolabına saklanacaktı.Orda bulunmayacağını düşünüyordu.Doğruca merdivenlerı çıktı ve babasının odasına saklanmaya gitti.Kapıyı açtı ve dolaba doğru ilerliyordu ki gözüne komodinin üzerindeki bıçak çarptı.Rengi kırmızılaşmış bir bıçak vardı.”Bununla Yekta’yı korkutsam korkudan altına işeer.Dünki bana korku hikayesi anlatıp beni korkutmasının cezasını ona vereceğimm.”

Dışarıdan duyduğu çığlık sesleriyle eline bıçağı aldı ve korkarak dışarı çıktı.Miran Galip’in kucağındaydı ve üzeri kıpkırmızı olmuştu.Yanında da Selim amca yerde kanlar içinde yatıyordu.Karnı kanıyordu.Galip endişeyle Miranı ve ardından Selim amcayı Demet’in yardımıyla arabaya koydu ve hemen arabayı çalıştirdı.Nilüfer’in evin içinden çıkmasıyla tüm gözler ona kitlendi.”NİLÜFER NAPTIN SEN!?”.
“Bir şey yapmadım ki Yekta.Saklanmaya gitmiştim noldu anlamadım ki.Sahi Miranın karnı kanıyordu yara bandı getireyim mi?” demesiyle yüzüne tokadı yemesi bir oldu.İlk defa annesinden tokat yemişti.”Anne acıd-”
“ÇABUK GEÇ ODANA.SENİN GİBİ BİR KATİLİ DOĞURACAĞIMA TAŞ DOĞURAYDIM YA”

Annesi niye sinirlendi anlamadı.Tek bildiği kötü bir şey yaptığıydı.Yekta’nın ve annesinin nefret dolu bakışlarının başka sebebi olamazdı.Yekta için için ağlıyordu.Onu bu kadar üzmüş olamazdı.Nolmuştu ki?Acaba Miran’a mı üzülmüştü?
Küçük kız da ağlayarak odasına geçti.Neler olduğundan bihaberdi.İpekte peşinden gelmişti.Bugün annesinin işi varmış bizde kalacaktı.

7 EKİM 2025,ANKARA

Tik takk,tik takk..
Alarmın sesiyle uyandım.Masanın üzerindeki takvime baktım.7 Ekim….Her yıl aynı gün büyük bir yas kaplardı içimi.Sebebi belli değil miydi zaten?
Tavanla beş saniyelik bakışmamızdan sonra hazırlanmam gerektiğini anladım.Hava da tam gününde kasvetliydi.Şansım şu aralar yâver gitmiyordu.

Üzerime siyah bir bluz altıma da siyah bir kumaş pantolon giydim.Sonbaharın soğuğu yüzünden üzerime kahverengi trençkotumu aldım.Hafif bir makyaj yapıp saçlarımı taradım.Uzamışlardı aslında.Saçlarımın rengini seviyordum çünkü bana sonbaharı anımsatan açık bir kumralı vardı.Neyse bunu konuşacak kadar vaktim kalmamıştı.İşim bitince son kez aynadan kendime bakıp aşağı indim.

“Günaydın Nilü’mm”dedi uykulu bir sesle Afitap.Zorla uyandırıldığı belli oluyordu.Pijamaları ve yaptığı darmaduman olmuş ev topuzu bunu açıklıyordu.”Günaydım Afimm.”dedim.
“Kızım gel iki lokma bir şey ye bari.”
“Anne ben klinikte yerim”
“Yemeyeceğini biliyorum Nilüfer.”
“Ben kaçtıım görüşürüzz.”Doğru yemeyecektim.Ama zaten pek kahvaltı etmezdim.Sabah sabah midemi bulandırıyordu.
Bugün yürümek istiyordum.Bu yüzden arabayı evde bırakıp kliniğe doğru ayağımı sürte sürte yürüyordum.Yağmur atıştırıyordu.Neden bilmem ama yağmur atıştırınca içime bir huzur gelir hep.

Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşün ardından kliniğe ulaştım.Saat 10 olmasına rağmen etraf fazla sessizdi.Anahtarı cebimden çıkarıp kliniği açtım.Perdeleri sonuna kadar çektiğimde sonunda içerisi aydınlanmıştı.
Hemen kendime bir kahve yapıp masama oturdum.Mesai saatim başlamıştı.Bugünki danışanlarımı inceledim.

Derin Alkan
Problem:Babasının küçük yaşta vefatı sebebiyle yaşadığı travma.

Derin benim öz kuzenimdi.Amcamın kızı.7 Ekim'de hayatımdan gidenlerden biri…
Babam iş sebebiyle yanımda yokken bana babalık yapardı.Bana babamdan daha yakındı.Onun hakkını ne kadar çabalarsam ödeyemem.Belki de bu yüzden en çok empati kurduğum danışanım Derin’di…
İçimdeki düşünceler devam ederken kapının birkaç kez tıklandığını duymamışım.Seans vakti gelmişti.
İçeriye ela gözleri dolmuş ağlamak üzere olan bir kız girdi.
“Hadi ama Derin.Seans başlamadı bile neden ağlıyorsun?”
“Haklı değil miyim Nilüfer?Ben anlayamıyorum ki.İnsan daha doğru düzgün hatırlamadığı birini bu kadar özleyebilir mi?Bunca yıldır benden alınan tek şey bi baba figürü değildi.Benim çocukluğum elimden alındı.Hayatım boyunca hep babası olan çocuklara öyle bir özendim ben.Ben bunları hakedecek ne yaptım anlamıyorum ki”derken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.Titreyen ellerini gözünün önüne getirdi.Hemen kalkıp yanına gittim ve kollarımı ona sardım.
"Bazen geçmişi değiştiremeyiz. Ama onun hayatımızı yönetmesine izin vermemeyi öğrenebiliriz Derin.Her zaman geçmişte kalırsak bugünlerimizi,yarınlarımızı nasıl sekillendiririz?”bunları söylerken içimden kendime güldüm.Ben başarabilmiş miydim ki başkalarına öneriyordum.Geçmişin hayatımı yönetmesine engel olamıyordum ve bu basit bir şey değildi.
“Sen hiç geçmişte takılı kaldın mı peki?
Bana gelen soruyla hafifçe gülümsedim.Takılı kalmak ne kelime geçmişi iliklerime kadar yaşıyordum.”Soruları benim sormam gerekmiyor mu Derinciim.”gülümsedi.
“Tamam tamam sormuyorum hiçbirsey.”Etrafa bakarken gözüm masadaki saate takıldı.
“Sanırım soramayacaksın zaten.Seans süren bitti.”
Bunu derken aynı zamanda kahvemi yenilemeye klinikteki minik mutfağa doğru adımladım.
“Görüşürüz canıımm.Bu arada öğle arası seni biriyle tanıştırıyorum.İtiraz kabul etmiyorum ona göre.Konumu atarım sana”
“Görüşürüüüz.Sonraki seansta daha ayrıntılı konuşalım.”
Kahvemi tazeledikten sonra biraz telefonda gezindim.Biraz fazla gezinmiş olmalıyım ki Derin’den gelen konum mesajının bildirimiyle saatin 12 olduğunu farkettim.Beyaz kablolu kulaklığımı takıp bahsedilen konuma yürümeye başladım.Airpords sevmiyordum çünkü sürekli bir tekini kaybediyordum.Düşüncelerimi bir kenara bırakıp kulaklıktan yükselen sese odaklandım.

Sezen Aksu-Unuttun mu beni?

“Unuttun mu beni, her şeyimi
Sildin mi bütün izlerimi
Hiç düşmedim mi aklına
Hiç çalmadı mı o şarkı
O sahil, o ev, o ada
O kırlangıç da mı küs bana

Sanırdım ki aşklar ancak
Filmlerde böyle...

Ben hâlâ dolaşıyorum avare
Hani görsen, enikonu divane
Ne yaptıysam olmadı, ne çare
Unutamadım, gitti!”

Gerçekten hiç düşmüş müydüm acaba aklına?Umarım düşmemişimdir çünkü eğer düştüysem de söyleyeceği tek şey bana ettiği beddualardır bence.Sonuçta ben bir katildim.Birini öldürmesem de onun gözünde hep katildım ve öyle kalacaktım.Beni unutmuştur bile o.
Restorana geldiğimi fark edince kulaklığımı çıkarıp çantama attım.Derin’in el salladığını görünce masaya doğru ilerledim.Derin’le sarıldıktan sonra oturdum.
“Canım hemen tanışın siz.Ben geliyorum.”İşaret parmağının gösterdiği yöne baktım.Beyaz tenli,sarı saçlı ve uzun boylu bir adamdı.Off Derin yine mi!?Bir insan kuzenine date ayarlayacak kadar mı işsiz olurdu?Bu sanırım 4. olmalıydı.4ünü de reddetmemin sebebi beğenmemem değildi.Hatta içlerinde maşallah dediğimde oldu.Fakat benim kaderim buydu.Birini yanıma almaktan korkuyordum.Çünkü yanımdakilerin sonu mezarlıkta bitiyordu.Mezarlıkta bitmese de yanımda bitmiyordu onu biliyorum.Bu sanırım benim şanssızlığımdandı.
“Selam ben Emir.26 yaşındayım.Tanıyorsundur zaten.”Ne?Bu çocuğu ömrü hayatımda görmemişimdir.Bi yerlerinden element uydurmaya devam etmez umarım.”Afedersin?Ben seni tanımıyorum ki.”
Kaşlarım çatık bir şekilde vereceği cevabı bekliyordum.Acaba Derin yine nerden bulmuştu?
“Babanın otelinde çalışıyorum ya canım.Alkan Holding işte.Görmemiş olma ihtimalim yok.Popülerim biraz oralarda.Yani benimle tanıştığın için şanslısın.”
Sinirden güldüm.”Tanışmasakta olurmuş.Egoist insanlardan pek haz etmem.”
Çantamı alıp kalkmak üzereydim ki bileğimden tutup yerime oturttu.Bu çocuk bana kafasına göre dokunabileceğini mi sanıyordu.Bileğimi hemen çektim.”Tamam tamam kusura bakma egoistlik ettim.Bu arada söyleyemedim.Yakından daha güzelmişsin.Tam benliksin.Derin bahsetmişti senden bence bana bir şans vermelisin.Ha ne dersin?”Bu çocuk sinirlerimi bozuyordu.Derin’in geldiğini görmesem tokadı yapıştırır çekip giderdim.
“Beklettim kusura bakmayınn.”
Kusura bakmıştım ama neyseydi.Garson masaya geldi.”Ne istemiştiniz?”dedi.Emir hemen “3 burger menü lütfen.”dedi.Bize de bı fikrinizi mi sorsaydın acaba.”Ee tanıştınız mı siz?”
“Evet.Ben tanıştığıma çok memnun oldum.Biraz daha sohbet ettikten sonra öğle molamın bittiğini farkedip Derinle vedalaştım.”Bize de veda yokmu?”
Yüzündeki pc gülüşünü görünce sinirle gülümsedim.Derin’in ısrarlı bakışlarından sonra maalesef elimi uzatmak zorunda kaldım.El sıkıştık ama biraz fazla uzun bir el sıkışmasıydı.Şerefsiz yapışmıştı.En sonunda elimi rahatsız olmuşçasına çektim ve oradan ayrıldım.
Kliniğe geçtim ve tekrar kahvemi yapıp danışanlarla yaptığım birkaç seanstan sonra saat 18.00’a varmıştı.Mesai sürem bittiğine göre artık çıkmalıydım.
Çantamı aldım kapıyı kilitledim.Kulaklığımı takıp yürümeye başladım.Ne kadar başıboş yürüsemde gideceğim yeri gayet iyi biliyordum.Bu güne de bir mezarlık ziyareti yakışırdı.Çiçekçiye uğradım.Kadın beni güler yüzle karşıladı.”Tüm çiçeklerden 2 ayrı buket olacak şekilde istiyorum.15 dakikanın ardından parayı ödeyip çıktım.Hava kararmaya başlamıştı.Sanırım biraz daha erken yola çıkmalıydım.Biraz yürüdükten sonra arkamda bir çıtırtı sesi duydum.Kulaklığımın bir tarafını çıkararak arkama baktım.Kimse yoktu.Rüzgar falandır heralde Nilüfer.Biraz daha yürüdükçe daha fazla tedirgin olmaya başladım çünkü hava iyice kararmıştı.Sürekli arkamı kontrol ediyordum.Ama hayır.Ne olursa olsun ucunda ölüm de olsa her 7 Ekim buraya gelmeliydim.Bunu kendime şart koşmuştum.Mezarlığın içine girdiğimde ezbere bildiğim mezarlara doğru yürüdüm.Yan yana duran 3 mezar.Üçüde çiçeklerle kaplı.Tabi en soldakinde daha fazla çiçek vardı ama.Çiçeklere odaklanmayı bırakıp mezar taşlarına baktım.
“İpek Alkan” Ölüm tarihi:08/10/2007
Mezarın başında el-Fatiha okuduktan sonra gözyaşlarımı tutamadım.Gözümün önü bulanıklaşmıştı.”Seni çok özledim be İpek.”İpekle en azından son saniyelerimizi sarılarak geçirmiştik.Peki ya diğerleri?Ellerimle gözümün önünü sildikten sonra nihayet görüşüm biraz netleşmişti.En sevdiği çiçeklerle mezarını süsledikten sonra ortadaki mezara ilerledim.
“Selim Alkan”Ölüm tarihi:07/10/2007
Yine bir el-Fatiha okudum.Allah’ım sen hepsinin mekanını cennet eyle.Yanımda olmasalarda güzel bir yerde olsunlar yeterdi.Biraz daha durduktan sonra çiçeklerini koyup en sağdaki mezara ilerledim.
“Miran Arın”Ölüm tarihi:07/10/2007
Miran’ın mezarına gelince kendini tutamadım.Mezarın başında çöküp ağlamaya devam ettim.Allah’ım 1 günde ne çok kişi gitmişti benden.Daha 6 yaşında bir çocuk bunları haketmiş miydi?Hala yaşasalardı nolurdu ki?Umarım artık sevdiklerim benden önce ölmezler…
Miran’ın mezar taşına bakınca farketmeden yaptığım hatalar için özür dilemek istedim.Onu benim öldürdüğümü düşünüyorlardı.Ben onun saç teline bile zarar gelsin istemem Allah’ım.Daha fazla ağlamaya başladım.Hava iyice kararmıştı.Gitmek istemiyordum ama daha fazla burada kalamazdım.Miran’ın çiçeklerini koymaya başladım.”Özür dilerim Miran.Çok özür dilerim.Seni çok özledim.Nolur bari artık rüyalarıma gelin.”ben ağlayarak bunları söylerken arkadan gelen sesle irkildim.
“Her yıl o çiçeklere para harcaman veya sürekli özür dilemen onları geri getirmeyecek.Bunları öldürmeden önce düşünmeliydin.Sen burada olmayı ve onun mezarına dokunmayı haketmiyorsun.Katil!
Bu ses…Bu ses çok tanıdıktı.Belkide buraya gelmeyi gerçekten haketmiyordum.Her neyse.Hemen arkamı döndüm ve bana doğru ilerleyen adamı farkettim.
“Yekta!?Bu sen misin gerçekten?”
“Hemen çekil o mezarın yanından!Seni bir daha bu mezarın yanında görürsem yemin ederim ki acımam sana.Sen bu mezara dokunmayı hakediyor musun sence Nilüfer?”
O kadar şey söylemesine rağmen gülümsedim.Beni unutmamıştı.Hatırlıyordu ki bu bile beni mutlu etmişti.Ama o bir hışımla kollarımdan tutup kaldırdı ve diğer tarafa itti.Daha sonra ellerini silkeledi.Benden bu kadar nefret etmek zorunda mıydı?Dokunmak bile istemeyecek kadar…Doğruları bir kez bile benden dinlemedi.Hemen başkalarına inanmayı seçti.Madem onun gözünde fikri bile sorulmayacak bir kızdım,ona bunu ısrarla anlatamazdım.Sonuçta insan istediğine inanırdı değil mi?
“Kalk git buradan Nilüfer.İşin ne sanki çok mu umrunda.Sadece çektiğin vicdan azabını azaltmak için geldiğini sen de biliyorsun.Bari vicdan azabı çek bunu da mı çok görüyorsun?”
Olanları anlamaya çalışıyordum.18 yıl sonra bile beni tanıması beni çok mutlu etti.Aslında o da pek değişmemişti.Boyu uzamış vücudu yapılanmış duruyordu.Siyah saçları,kehribar gözleri aynıydı hâla.Gözleri çok derindi.Eskisi gibi bakmalara doyamıyordum.Hâla dediklerine cevap bekliyordu ama böyle kalacaksak sonsuza kadar susabilirdim.
“Mezarını ziyaret etmeye de mi hakkım yok Yekta?Bu kadarını da bana çok görme.”dedim dolu gözlerle.”Bana kalırsa senin hiçbir şeye hakkın yok.Sahip olduğun hiç bir şeye.Yaşamaya bile hakkın yok senin Nilüfer.O masum çocuktan ne istedin?”Yaşamaya bile hakkım yokmuş benim.Yekta söyledi.Bi zamanlar saçımı çeken çocuğu ölümüne döven Yekta…Hayatımda ilk defa bu kadar kırıldım.Yaşamamı bile fazlalık görüyordu.Ne olmuştu bize böyle?Artık ağlamayı kesmiştim.Ağlayamıyordum bile.Derin bir sessizlik hakim oldu.Son bir kez gözlerine birkaç saniye baktıktan sonra kapıya doğru ilerledim.Etraf çok karanlık olduğundan önümü görmeden ilerliyordum.Hıphızlı yürümeye başlamıştım.Beynimi susturamıyordum.Saat kaç olmuştu acaba?Telefonumu açıp hemen baktım.22.58
Pil gücü düşük.Şarj 1.Tam zamanıydı cidden ya.Telefonumu geri cebime koydum.Cebime koyarken bir şey farkettim.Anahtarlar!Kliniğin anahtarı yok.Kliniğe gitmem lazımdı.Bu halde eve gidemezdim.Deli gibi aramaya başladım.Çantam?Yok.Arka cepler?Yok.Nerede bu çıldıracağım ha.Mezarlık!Kesin orada düşürdüm.Hemen geri dönmem lazım.Birden etrafımda beyaz ışıklar yayılana kadar yolun ortasında yürüdüğümü farketmemiştim.Bir araba.Çok,çok yakınımda.Şaşkınlıktan kenara çekilmek aklımın ucundan bile geçmemişti.Belki de vicdan azabından…Arabanın kaputu tenime temas etmeye ramak kalmışken bir el beni kendine çekti.O elin sahibinin kollarının arasındaydım.Şaşkınlığımı atlatmaya çalışırken gelen sesle kafamı hafif yukarı kaldırdım.”Kızım sen kafayı mı yedin!Önüne baksana ölüyordun ya.”Az önce yaşamayı haketmediğimi söyleyen ses şimdi çok yabancıydı.Ölümümden korkup beni kendine çekmişti.Belki de o da yaşamayı hakettiğimi düşünüyordur…

Eveet ilk bölümümüz bu kadardıı.Nasıl buldunuzz?
Sizce Yekta'nın tepkileri biraz fazla değil mii?
Peki Yekta'nın dediklerinden sonra Nilüferi kurtarmasııı.
Neyse bu haftalık bu kadaar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18