1. bölüm / 1
Sesizliğin kıyısında1 .BÖLÜM
Bölümler 1Şu an: 1 .BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yabancı Sofralar
Eylül, uzun bir aradan sonra ilk kez ailesinin büyük malikanesine adım attığında, içi çocukluk anılarıyla değil, boğucu bir baskıyla dolar. Salonda neşeli bir hava hâkimdir. Yurtdışında yaşayan üvey kız kardeşi Duru, parlak bir gelecekle geri dönmüş; güler yüzü, hayata olan inancı her yere yayılmıştır.
Eylül, bir köşede oturur; yüzünde silik bir tebessüm, içinde koca bir boşluk.
Yemek masası kurulur. Ama bu masa, sadece yemek için değildir. Baba, eski hâkim, emekli ama hâlâ otoritesinden bir şey kaybetmemiş, onu Selim adında başarılı bir avukatla tanıştırmak istemektedir. Selim kibar, dikkatli ve ölçülüdür. Ama Eylül, onunla göz göze gelmekten bile kaçınır.
Sofradaki kahkahalar, onun sessizliğine çarpar ve geri yansır. Konuşmalara katılmaz. Kendisini ait hissetmez. Gözleri tabakta, aklı uzaklarda.
Akşam sonunda Selim evden ayrılır. Baba, Eylül’e döner:
— “Çevirmenlik… senin gibi zeki birine az geliyor artık. Hukuk eğitimin var. Yeniden başla. Yanımızda ol.”
Eylül hafifçe başını sallar.— “Ben işimden memnunum.”Ama sesi, kararlılıktan çok bir kaçış gibidir.
Baba onu geçmişe götüren o cümleyi söyler:— “Küçükken senin içindeki potansiyeli fark ettiğimizde ne kadar sevinmiştik…”
Bu cümle, Eylül’ün içinde bir kilidi açar. Çünkü o “potansiyel”, onun hep bir borç gibi omzuna yıkılmıştır. O an ayağa kalkar ve:
— “Ben biraz hava alacağım,” der.
Çantasını alıp evden çıkar. Kimse arkasından gitmez. Gitmemelidir.
Umut’un Yolu
Şehrin başka bir ucunda, genç bir adam sokak lambalarının altından hızlı adımlarla geçer. Bu Umut’tur. Küçük yaşlardan beri ağabeyi Ömer’in koruması altındadır ama onun aksine, sabırsız ve kolay yoldan kazanmanın hayalini kurar.
Bir süredir uyuşturucu dağıtıcılığı yapmaktadır. Ancak bu gece, daha karanlık bir işe bulaşır. Tanımadığı adamlardan büyük miktarda mal alır. Eve döner, ürünü gizlemeye çalışırken ağabeyi Ömer malı fark eder.
— “Bu ne?”— “Ağabey, sadece bir kere. Para iyi…”— “Sen ne yaptığının farkında mısın?”
Ömer, geçmişte kaybettikleri anne-babalarının hatırasını sırtında taşır. Kardeşinin bu hale gelişini hazmedemez. Öfkeyle Umut’u sıkıştırır ve aldığı yeri öğrenir. Ardından hiç düşünmeden çıkar ve adamların yanına gider.
Kaçış
O gece, her şey daha da karanlık olur. Ömer, mafyanın adamlarıyla yüzleşir. Onlardan malı istemeden alıp, yakmak ister. Çatışma çıkar. Ömer bıçaklanır. Kanlar içinde kaçarken peşinden gelen ayak seslerini duyar.
Bir mahallede ara sokağa sapar. Gözleri kararmak üzereyken bir arabanın iç lambasını fark eder. Camdan bir kadın silueti görünür.
Bu, Eylül’dür. Arabasını yol kenarına çekmiş, kendi karanlığında kaybolmuştur.
Kapı birden açılır. Ömer kendini koltuğa atar:— “Lütfen… sür… lütfen…”
Eylül bir an afallar. Gözleri genç adamın kanla kaplı bedenine kayar.— “Yaralısın…”
Ama Ömer bilincini yitirmenin eşiğindedir. Eylül, direksiyona geçer ve arabayı hızla hastaneye doğru sürer. Bir yandan direksiyonu tutar, diğer eliyle onun yarasına bastırır.
Hastaneye vardıklarında Eylül, yardım istemek için indiği anda Ömer, cebindeki paketi çıkarır. İçinde mafyadan aldığı uyuşturucular vardır.
Güçlükle torpido gözünü açar, paketi oraya koyar. Bilinci kapanmak üzeredir. Ambulans sireni uzaktan duyulur.
Bölüm Sonu
Eylül, tanımadığı bir adamın hayatını kurtardığını sanırken, arabasında onu karanlığa çekecek bir sır çoktan yerini almıştır.
Bölüm etkileşimi
