4. bölüm · SESİZ ADALET
KARANLIĞIN GERÇEK YÜZÜ
---
BÖLÜM 4 – KARANLIĞIN GERÇEK YÜZÜ
" Tamam" dedim
Yamanın bakışları
Soğuk değildi.
Sadece tehlikeliydi.
“Bunu bitireceğim.”
O cümle havada asılı kaldı.
Ama kim için söylediği belirsizdi.
Adam yerde hâlâ gülüyordu.
“Geç kaldın, Yaman…”
Yaman eğildi.
Silahı adamın alnına dayadı.
“Konuş.”
Adam nefes aldı, zorla konuştu.
“Bade… artık sistemin içinde.”
O an içim buz kesti.
“Sistem mi?” dedim titreyerek.
Adam bana baktı.
“Senin açtığın dosyalar sadece kâğıt değil, Nida.”
Yutkundum.
“Ne diyorsun sen?”
Adam acı bir şekilde güldü.
“Sen fark etmeden bir ağın içine dokundun.”
Yaman’ın çenesi gerildi.
“Kim?”
Adam cevap vermedi.
Sadece son bir cümle söyledi:
“Giray yalnız değil.”
Ve sonra sustu.
Bir anda Yaman silahı indirdi.
Ama bu bir rahatlama değildi.
Bu… karar değişikliğiydi.
Bana döndü.
“Burada kalmıyorsun.”
“Bade var!”
“Biliyorum.”
Sesi kesindi.
“Ve onu geri alacağız.”
Ama “nasıl” demedi.
Çünkü cevap yoktu.
Malikâneye geri döndüğümüzde hava daha da ağırdı.
Adamlar koşuyor, telefonlar çalıyor, her yer kaos içindeydi.
Yaman direkt çalışma odasına girdi.
Beni de arkasından sürükledi.
“Burada kal,” dedi.
“Yaman—”
“Burada kal.”
Kapıyı kapattı.
Ve beni içeride bıraktı.
Dakikalar sonra kapı açıldı.
Yaman elinde bir dosyayla çıktı.
Gözleri farklıydı.
“Bade’nin götürüldüğü yer belli.”
Kalbim hızlandı.
“Neresi?”
Bana baktı.
Ve ilk kez tereddüt etti.
“Devlet dışı bir yapı.”
Bir an sustum.
“Ne demek bu?”
Yaman dosyayı kapattı.
“Bu iş artık amcanla sınırlı değil.”
O an içimde bir şey kırıldı.
“Ben sadece dava açıyorum…”
Yaman başını salladı.
“Hayır.”
Bir adım yaklaştı.
“Sen yanlış insanların üstünü açıyorsun.”
Nefesim titredi.
“Ben ne yaptığımı bilmiyor muyum diyorsun?”
Yaman gözlerime baktı.
“Evet.”
Bu tek kelime…
beni olduğum yerde bıraktı.
Telefon bir anda çaldı.
Bilinmeyen numara.
Ekrana baktım.
Elim titredi.
Açtım.
“Bade hâlâ yaşıyor.”
Sesi tanımıyordum.
Ama korku tanıdıktı.
“Onu bırakın!” dedim.
Karşı taraf güldü.
“Sen bize lazımsın, Nida.”
“Ne istiyorsunuz?!”
“Gel.”
Tek kelime.
Sonra adres.
Ve telefon kapandı.
Yaman elinden telefonu aldı.
Ekrana baktı.
Yüzü değişmedi.
Ama gözleri karardı.
“Gidiyoruz.”
“Ben geliyorum.”
“Hayır.”
“Bade benim yüzümden orada!”
Yaman bir an sustu.
Sonra bana yaklaştı.
“Orası geri dönülmez bir yer.”
“Zaten dönülmez bir noktadayım.”
Birkaç saniye baktı.
Sonra başını hafifçe salladı.
“Hazırlan.”
Araba geceye doğru ilerlerken kimse konuşmuyordu.
Sadece motor sesi vardı.
Ve içimde büyüyen korku.
Yaman direksiyondaydı.
Bir eli silahındaydı.
Diğeri direksiyonda.
“Beni neden koruyorsun?” dedim.
Cevap vermedi.
“Yaman.”
Bir süre sonra konuştu.
“Çünkü sen ölürsen, her şey biter.”
Bu cevap…
hiçbir şeyi açıklamadı.
Sadece daha çok soru bıraktı.
Ormana benzer bir yere girdik.
Işık yoktu.
Sessizlik vardı.
Araba durdu.
Yaman kapıyı açtı.
“Buradan sonrası yürüyerek.”
“Bade burada mı?”
“Evet.”
Bir an durdu.
“Ve yalnız değiliz.”
O an anladım.
Bu bir kurtarma değil.
Bir tuzaktı.
İçeri doğru ilerlerken ilk silah sesi duyuldu.
Yaman beni yere çekti.
“Eğil!”
Kalbim çarpıyordu.
Gölgeler hareket ediyordu.
Biri bağırdı.
“Hoş geldiniz.”
Ve karanlığın içinden bir adam çıktı.
Yüzü görünmüyordu.
Ama sesi netti.
“Giray seni bekliyor, Nida.”
Nefesim kesildi.
Yaman silahını kaldırdı.
“Geri çekil.”
Adam güldü.
“Bu sefer sen kontrol etmiyorsun, Yaman.”
Ve ışıklar yandı.
Bade bir sandalyeye bağlanmıştı.
Başını kaldırdı.
“Nida!”
“Bade!”
Bir adım attım.
Ama Yaman kolumu tuttu.
“Dur.”
Adam arkada konuştu.
“Seçim yap.”
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Ne seçimi?!”
Adam gülümsedi.
“Ya o…”
Bade’ye baktı.
“…ya gerçekler.”
Yaman’ın eli kolumda sıkılaştı.
Ve o an anladım.
Bu savaş artık sadece intikam değildi.
Bu…
bir seçimdi.
BÖLÜM 4 SONU
