6. bölüm · SESİM OLSAYDINIZ SUSMAZDIM

Bölüm 6

gülay yalçın

Efnan’ın annesi, öğretmen Zeynep Hanım’ın sözleri karşısında çaresizce titriyordu. Bir yandan korku, bir yandan vicdan azabı içindeydi.

Zeynep Öğretmen, evden çıkarken Efnan’ın annesine dönüp son kez konuştu:

“Bunu görmezden gelemezsiniz. Efnan çocuk değil, sessizce çürüyen bir hayatı var burada. Ben göz yumamam artık, sizde yummamalısınız. Ya siz bir adım atarsınız ya da ben gereken her yere başvururum.”

Efnan’ın annesi bir an durdu, gözleri doldu ama yine de hiçbir şey söyleyemedi. Çünkü yıllardır içine gömdüğü korku, diliyle birlikte vicdanını da susturuyordu.

Zeynep Öğretmen uzaklaştı, ama yüreği olduğu yerde kaldı. Efnan’ın gözleri, aklında bir süre daha gitmedi. O evde daha fazla kalamazdı.

Akşam saatlerinde, Efnan’ın babası eve döndü. Annesi ne yapacağını bilemeden mutfağa kaçtı. Ancak olanları babasından saklamak mümkün değildi.

“Kimdi o gelen kadın?” diye sordu sertçe.

“Zeynep öğretmen… Efnan’ı merak etmiş. Üç gündür okula gitmedi ya...”

Adamın yüzü bir anda karardı.

“Sen ne hakla içeri alırsın onu?!” diyerek elindeki montu yere fırlattı. Bağırmaya, öfkesini her zamanki gibi duvara, eşyaya ve en sonunda kadının sessizliğine vurmaya başladı. O an Efnan annesinin fısıltısını duydu:
“Sakın çıkma odadan... sakın.”

Efnan, küçük bedenini yatağın köşesine çekmiş, dizlerini karnına bastırmıştı. Gözlerinden yaşlar süzülürken, aklında bir cümle yankılanıyordu:

"Buradan gitmem lazım."

O gece Efnan uyuyamadı. Kapının arkasından annesinin sessiz ağlayışını, babasının sinirli adımlarını, evin içinde bir türlü dinmeyen gerilimi duyuyordu. Kalbi küçüktü ama hissi büyüktü. O ev artık ona sadece zarar veriyordu. Yastığını sıkıca sarıp kendi kendine fısıldadı:

“Böyle yaşamayacağım. Korkarak büyümeyeceğim…”

Sabaha karşı bir kararla kalktı. Çantasına sadece bir defter, kalem ve annesinin gizlice verdiği küçük bir harçlığı koydu. Sessizce penceresinden atladı. Ay ışığı gibi sessiz, kararlı bir kaçıştı bu.

Sokak soğuktu, ürkütücüydü. Ama Efnan’ın içindeki korku evin içinden çok daha sessizdi artık. Ayakları onu, her zaman sıcak güvende hissettiği yere, okula götürdü.

Zeynep Hanım okula geldiğinde gözlerine inanamadı. Karşısında sabah sabah titreyen küçük bir beden, ama dimdik duran bir yürek vardı.

“Efnan?”

Efnan başını kaldırdı. Gözleri yaşlı ama sesi netti:

“Kalacak bir yerim yok. Ama artık dayanamıyorum.”

Zeynep Hanım hiç düşünmeden eğilip Efnan’a sarıldı:

“Artık yalnız değilsin. Burada güvendesin.”

Ve işte o an, Efnan’ın hayatı kırılmaktan çıkıp şekillenmeye başladı.

Zeynep Öğretmen, Efnan’ı öğretmenler odasına aldıktan sonra hemen sıcak bir çay koydu, battaniyeye sardı. Küçük kız hem yorgun hem de uykusuzdu. Zeynep Hanım, beklemeden harekete geçti. Telefonla önce okul müdürünü, ardından sosyal hizmetleri aradı. Durumun aciliyetini anlattı. Öğlen olmadan Efnan için bir sosyal hizmet görevlisi geldi.

Efnan konuşmaya çekinse de, o gece yaşadıklarını, daha öncesini ve artık dayanamadığını yavaş yavaş anlattı. Her kelimesi, sanki yıllardır içinde susturulmuş bir çığlığın yankısıydı.

O sırada Efnan’ın annesi de karakola gelmişti. Gözleri şişmiş, kollarında morluklar… Polisler, babasını ve abisini sorguya çağırdı. Anne suçlu değildi ama yıllardır sessiz kalmıştı. Bu sefer susturmadı kendini. Her şeyi bir bir anlattı. “Korktum,” dedi. “Kızımı koruyamadım. Ama artık susmayacağım.”

Sosyal hizmet görevlileri, Efnan’ı geçici olarak koruma altına aldı.

Efnan ilk gece yatağa yattığında gözleri tavana takıldı. O gün evden kaçmıştı ama belki de asıl o gün ilk kez gerçekten

“kurtulmuştu".