SENİ RÜYAMDA TANIDIM🖤 kitap kapağı

1. bölüm / 1

Bazı aşklar biter. Bazılarıysa ölümden bile uzun sürer.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Bazı aşklar biter. Bazılarıysa ölümden bile uzun sürer.

BÖLÜM 1 — HER GECE GELEN YABANCI
Arzu, karşısındaki adamın kendisini tanıdığına emindi.
Sorun şuydu ki adamı hayatında hiç görmemişti.
En azından uyanıkken.
“Yine mi sen?” diye sordu Arzu, kollarını göğsünde birleştirerek.
Adam cevap vermedi. Birkaç metre uzağında, eski bir binanın mermer merdivenlerine yaslanmış, onu izliyordu. Siyah gömleğinin ilk iki düğmesi açıktı. Koyu renk saçları alnına düşüyor, yüzündeki ifadesizliği daha da belirginleştiriyordu.
Arzu kaşlarını kaldırdı.
“Konuşamıyor musun?”
Adamın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Konuşabiliyorum.”
“Öyleyse neden her seferinde bana bakıp duruyorsun?”
“Çünkü seni izlemeyi seviyorum.”
Arzu bir an duraksadı.
Sonra kahkaha attı.
“Seninle ilgili iki şey biliyorum. Birincisi, rüyalarıma izinsiz giriyorsun. İkincisi, kendini dünyanın en gizemli adamı sanıyorsun.”
Adam başını hafifçe yana eğdi.
“Üçüncüsü?”
“Sinir bozucusun.”
Bu kez gerçekten gülümsedi.
Arzu, onun gülümsemesini ilk kez görmüyordu. Son birkaç aydır neredeyse her hafta aynı adamı rüyasında görüyordu. Bazen bir sokakta karşılaşıyorlardı, bazen deniz kenarında oturuyorlardı. Bir keresinde saatlerce konuşmuşlardı ama sabah uyandığında konuştuklarının yarısını bile hatırlayamamıştı.
Adamın yüzünü ise hiç unutmuyordu.
Tuhaf olan buydu.
Normalde sabah olduğunda rüyalar birbirine karışır, birkaç saat içinde silinirdi. Ama bu adamın yüzü, sesi ve kendisine bakarken gözlerinde beliren o anlaşılmaz ifade aklında kalıyordu.
Sanki onu gerçekten tanıyormuş gibi.
Arzu merdivenlere doğru yürüdü.
“Bu arada, adın ne?”
Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Kısa bir sessizlik oldu.
Arzu durdu.
“Ne oldu? Bu kadar basit bir soruya cevap veremiyor musun?”
Adam gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
“Kadir.”
Arzu ismi birkaç kez içinden tekrarladı.
Kadir.
Nedense bu ismi daha önce duymuş gibi hissetmişti. Ama nerede, ne zaman? Bir türlü çıkaramıyordu.
“Ben Arzu.”
Kadir'in bakışları bir anlığına değişti.
Sanki bu iki kelimeyi duymak bile ona ağır gelmişti.
Arzu bunu fark etmedi.
“Memnun oldum, Kadir.”
Adam başını eğdi.
“Ben de.”
Ama sesi, söylediği sözlerle aynı şeyi anlatmıyordu.
Arzu merdivenlerin yanındaki taş korkuluğa oturdu.
“Bir şey soracağım. Sen hep aynı rüyada mı kalıyorsun? Yani hiç başka insanları, başka yerleri görmüyor musun?”
“Görüyorum.”
“Peki neden hep benim rüyama geliyorsun?”
Kadir cevap vermedi.
Arzu gözlerini kıstı.
“Bak, yine başladın.”
“Ne yaptım?”
“Gizemli davranıyorsun.”
“Belki de sana anlatamayacağım şeyler vardır.”
“Mesela?”
Kadir ona doğru yürüdü.
Arzu, aralarındaki mesafe kapanırken nedensizce sustu. Adamın gözlerinde tuhaf bir şey vardı. İlk kez bu kadar yakından bakıyordu ona.
Kadir karşısında durdu.
“Mesela,” dedi yavaşça, “seni ne kadar zamandır beklediğim.”
Arzu'nun yüzündeki alaycı ifade silindi.
“Ne demek o?”
Kadir elini kaldırdı. Bir an için Arzu'nun saçına dokunacakmış gibi oldu ama vazgeçti.
“Boş ver.”
“Hayır, boş veremem. Sürekli böyle şeyler söylüyorsun. Sanki beni tanıyormuşsun gibi davranıyorsun.”
Kadir'in çenesi gerildi.
“Belki de tanıyorumdur.”
“İmkânsız. Seni daha önce hiç görmedim.”
Adamın gözlerinde öyle bir hüzün belirdi ki Arzu bir an ne söyleyeceğini bilemedi.
Kadir başını çevirdi.
“Evet,” diye fısıldadı. “Sen beni hiç görmedin.”
Arzu'nun içini anlaşılmaz bir sıkıntı kapladı.
Neden bu adamın üzülmesini istemiyordu?
Neden onun sesindeki en ufak değişiklik bile kendisini etkiliyordu?
Ve neden, hiç tanımadığı birinin karşısında dururken göğsünün ortasında açıklayamadığı bir özlem hissediyordu?
Bunları düşünürken uzaktan bir ses duyuldu.
Kadir'in yüzü bir anda ciddileşti.
Arzu arkasına baktı. Merdivenlerin sonunda karanlık bir koridor vardı. Biraz önce orada kimsenin bulunmadığına emindi.
Şimdi ise koridorun içinde bir gölge hareket ediyordu.
“Kadir, orada biri mi var?”
Kadir cevap vermedi.
Bakışları karanlığa kilitlenmişti.
Arzu ayağa kalktı.
“Beni korkutmaya çalışma.”
“Arzu.”
Adamın sesi değişmişti.
“Ne?”
“Buraya gel.”
Arzu kaşlarını çattı.
“Neden?”
“Lütfen.”
Kadir'in ağzından çıkan bu tek kelime Arzu'yu şaşırttı. İlk kez ondan bir şey istiyordu. Üstelik sesinde emir veren o kendinden emin ton yoktu.
Arzu bir adım attı.
Tam o sırada karanlığın içinden bir ses yükseldi.
“Onu hâlâ arıyorsun demek.”
Kadir'in yüzü buz kesti.
Arzu, sesin geldiği yere baktı.
“Kim var orada?”
Gölge cevap vermedi.
Kadir bir anda Arzu'nun önüne geçti.
Arzu ne olduğunu anlayamadan adamın bedeninin gerildiğini gördü. Sanki uzun zamandır beklediği bir şey sonunda gerçekleşmişti.
Karanlıktan bir kahkaha yükseldi.
“Bu kez de onu kurtarabilecek misin?”
Kadir'in gözleri karardı.
“Sus.”
“Yoksa yine mi kaybedeceksin?”
Bir sonraki an her şey oldu.
Karanlığın içinden bir şey fırladı.
Arzu yalnızca havanın hareket ettiğini hissetti. Gözlerini kırptığında Kadir artık yanında değildi.
Adam, koridorun diğer ucundaydı.
Arzu nefesini tuttu.
Nasıl?
Az önce yanındaydı. Bir göz kırpımı bile sürmemişti ama şimdi onlarca metre uzaktaydı.
Kadir'in eli karanlıktaki kişinin boğazındaydı.
“Onun yanına bir daha yaklaşmayacaksın,” dedi.
Arzu, Kadir'in yüzündeki ifadeyi daha önce hiç görmemişti.
Bu, rüyalarında kendisiyle şakalaşan adam değildi.
Bu adam tehlikeliydi.
Hem de tahmin edemeyeceği kadar.
Karanlıktaki kişi gülmeye devam etti.
“Bana engel olamazsın. Ne kadar uğraşırsan uğraş, sonu değişmeyecek.”
Kadir'in eli biraz daha sıkıldı.
“Bu kez değişecek.”
Bir ışık parladı.
Arzu gözlerini kapattı.
Açtığında koridor bomboştu.
Kadir yeniden yanındaydı.
Sanki hiç hareket etmemiş gibi sakince duruyordu.
Arzu ona baktı. Sonra koridora, sonra tekrar ona.
“Sen… Az önce nasıl…”
“Ne?”
“Oraya gittin! Bir saniye önce yanımdaydın!”
Kadir bir süre yüzünü inceledi.
Sonra dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Rüyadasın, Arzu. Rüyalarda her şey mümkün.”
Arzu ona inanmadı.
Ama cevap vermesine fırsat kalmadan etrafındaki bina sallanmaya başladı.
Duvarlarda çatlaklar oluştu. Mermer zemin ayaklarının altında parçalandı.
Arzu çığlık atarak geriye çekildi.
Kadir ona uzandı.
“Bana elini ver!”
Arzu elini tuttu.
Ve o anda tuhaf bir şey oldu.
Her şey birdenbire sessizleşti.
Duvarların yıkılışı, zeminin parçalanışı, etraflarında yükselen toz bulutları…
Hepsi durdu.
Kadir, Arzu'nun elini tutarken gözlerini ona dikmişti.
“Beni dinle,” dedi. “Uyandığında bu geceyi unutabilirsin. Belki yüzümü bile hatırlamazsın. Ama ne olursa olsun…”
Sesi titredi.
Arzu hayatında ilk kez onun böyle konuştuğunu duyuyordu.
“Ne olursa olsun ne?”
Kadir bir an gözlerini kapattı.
Söylemek istediği o kadar çok şey vardı ki.
Sana söz vermiştim.
Seni bulacağımı söylemiştim.
Seni bir daha asla kaybetmeyecektim.
Ama bunların hiçbirini söyleyemedi.
Yalnızca Arzu'nun elini biraz daha sıkı tuttu.
“Bir gün beni gerçekten tanıyacaksın.”
Arzu cevap veremeden zemin ayaklarının altından kaydı.
Kadir'in eli elinden ayrıldı.
Ve Arzu karanlığa düştü.
Sabah 07.32.
Arzu alarmını susturup yorganı başından attı.
“Of! Yine mi aynı adam?”
Yatağa oturdu, saçlarını geriye itti.
Bu rüyalar artık gerçekten tuhaflaşmaya başlamıştı. Başlangıçta yalnızca karşılaşıp konuşuyorlardı. Şimdiyse rüyalarında insanlar beliriyor, ortalık yıkılıyor ve o adam kendisine sanki yıllardır tanıyormuş gibi bakıyordu.
Telefonunu eline aldı.
Bugün yapması gereken bir sürü şey vardı. Bir rüya yüzünden sabahını mahvetmeye niyeti yoktu.
Tam ayağa kalkacakken komodinin üzerindeki aynada bileğini gördü.
İnce, kırmızı bir iz.
Arzu kaşlarını çattı.
Bileğini çevirdi. İz, sanki biri elini oraya sıkıca bastırmış gibi görünüyordu.
Parmağıyla dokundu.
Canı acıdı.
Bir süre bileğini inceledi, sonra omuz silkti.
“Uyurken bir yere çarpmışımdır.”
Başka bir açıklama düşünmek istemiyordu.
Telefonunu alıp banyoya yöneldi.
Aynaya baktığında yüzündeki uykulu ifadeye güldü.
“Bir daha o adamı görürsem adını bile sormayacağım.”
Telefonu titredi.
Arzu ekrana baktı.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
Bilinmeyen numara: Günaydın, Arzu.
Arzu'nun gülümsemesi yüzünde dondu.
Mesajı açtı.
İkinci bir mesaj daha geldi.
Bilinmeyen numara: Bileğindeki iz için üzgünüm. Sana zarar vermek istememiştim.
Arzu'nun kalbi hızlandı.
Telefonu iki eliyle tuttu.
Bu bir şaka olmalıydı.
Birisi onu tanıyor, adını biliyor ve bileğindeki izi görmüştü.
Ama bileğini kimseye göstermemişti.
Üçüncü mesaj ekrana düştü.
Bilinmeyen numara: Bu kez seni buldum.
Arzu hızla numarayı aradı.
Telefon bir kez çaldı.
İki kez…
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
“Efendim?”
Arzu'nun boğazı düğümlendi.
O sesi tanıyordu.
Her gece rüyasında duyduğu sesi.
“Kimsin sen?” diye sordu.
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
Sonra adam alçak sesle cevap verdi.
“Bunu sana anlatabilmek için çok uzun zamandır bekliyorum.”
Arzu'nun eli titredi.
“Adını söyle.”
Adam derin bir nefes aldı.
“Kadir.”
Ve Arzu, o sabah ilk kez, rüyalarının yalnızca rüya olmayabileceğini düşündü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 8beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…