2. bölüm / 3
Sende Bırakmazsın Sanmıştım -JakeHoon1-sende inatçı çıktın....severimm
Bölümler 3Şu an: 1-sende inatçı çıktın....severimm
- 1 0-Sunghoon hakkında220 kelime
- 2 1-sende inatçı çıktın....severimm1.204 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2-Utanıyor musun? Tatlı1.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Okullar nihayet kapanmıştı ama bizim için asıl stresli dönem yeni başlıyordu 12. sınıfın o lanet olası sınav maratonu.
Üstelik ailevi bir sorun yüzünden şehir dışına çıkmamız gerekmiş, bu yüzden yaz kursuna tam bir hafta geç kalmıştım.
Kursa başladığım o ilk gün, koridorda yürürken stresten birşey düşünemiyordum.Sınıftaki herkesi az çok isim olarak biliyordum ama kendi sınıfımda sadece, öyle çok da yakın olmadığım üç kişi vardı. Doğal olarak içimde berbat bir endişe, "herkes yakınlaşmıştır tek olmaktan kurtulamayacağım" dedim
Sınıfın kapısını aralayıp içeri süzüldüm. Gözüme direkt cam kenarındaki boş bir sırayı kestirip hızla oraya oturdum. Çantamı yanıma bırakırken kimseyle göz teması kurmamaya çalıştım. Ne kimseyle konuştum, ne de yerimden kalktım. Aslında yan sınıfta Chan vardı ortaokuldan beri tanıdığım, sözde arkadaşım olan Chan ama beni zerre umursamadığını, gözünün ucuyla bile bakmadığını fark ettiğim an yan sınıfa gitmekten de vazgeçtim. “Siktir et ben bu oruspu ile uğraşamam” diye geçirdim içimden, “Kimseye muhtaç değilim.”
O ilk gün matematik ve tarih dersleri vardı. Kafamı sıradan kaldırmadan, sadece dersi dinleyerek zamanın geçmesini bekledim. Şansıma dersler hızlıca bitti ve o günü kazasız belasız atlattım.
(★)Jake'in ilk konuşma denemesi
İkinci gün sınıfa girdiğimde, önümdeki sırada dün olmayan iki kişinin oturduğunu fark ettim Kai ve Jake. İkisini de sadece isim olarak biliyordum, o kadar. Şansıma o gün en sevdiğim dersler olan edebiyat ve İngilizce vardı. Yine de içimdeki o utangaçlığı aşamamıştım. Sınıftakilere bu kadar yalnız ve tamamen dışlanmış olduğumu belli etmemek için sırama kalın bir kitap açıp koydum sözde dünyayla bağımı koparmış, sürekli okuyor gibi görünmeye çalışıyordum. Kimseyle konuşmuyor, öğretmenlerle bile göz teması kurmaktan kaçınıyordum,biraz bu huyundan rahatsızdım aşırı özgüvensizdim bu sinir bozucuydu.
Tam o sırada önümdeki çocuk, yani Jake arkasını döndü. Gözleri sıramdaki kitaba kaydı. O sıcak, samimi sesiyle "Merhaba, kitap nasıl? Merak ediyordum da..." dedi.
Sadece "güzel gibi" diyebildim. Sesim muhtemelen buz gibi çıkmıştı ama başımı kitaptan kaldırmadım
Jake pes etmedi, gözlerini kısmadan bana bakmaya devam etti. "Bir de... Sanki sen önceki hafta yoktun?" diye sordu.
Yine kısa ve net bir cevap verdim: "Evet" dedim Heeseung yüzünden lise bitene kadar kimseyle yakın olmamaya karar vermiştim ya da samimi olmamayı o yüzden soğuk devam ettim
Edebiyat dersi başladığında hoca sınıfta göz gezdirirken birden bana döndü. Bizim hoca şakacı biriydi ama ders malzemelerinin unutulmasına acayip takardı. "İsmin ne senin? Kitabın nerede bakalım?" diye sordu.
Yerimde hafifçe dikleştim, yutkunarak "Hocam, ben geçen hafta yoktum," dedim.
Hoca halden anlayan biri çıktı, "Tamam o zaman," diyerek masasından bana bir kitap uzattı. Sonra da o samimi ve şakacı tavrıyla ekledi: "Böyle utanmana gerek yok, biraz sesini duyalım. Haftaya derse katıl, tamam mı? Ve arkadaşlarından geçen hafta yazdıklarımızı al" Sadece onaylarcasına başımı sallamakla yetindim ama yüzümün kızardığını hissedebiliyordum.
Dersler bittikten sonra kursun zorunlu kurallarından biri devreye girdi.Bir saat boyunca yemekhanede durmak zorundaydık. Yemek tepsisi önümde duruyordu ama içimdeki o gerginlikten tek bir lokma bile yiyesim gelmiyordu. Nöbetçi hoca başımda dikilip neden yemediğimi sorunca aniden, "Diyetteyim hocam" dedim Hoca da üstelemedi zaten.
Tam o sırada, belki de sınıftaki o edebiyat dersindeki halimi gördüğünden, Jake yanıma yanaştı ve pat diye oturdu. Önümdeki boş tepsiye bakıp gülümsedi. "Bence diyet yapmana hiç gerek yok. Biz burada yemek yerken sen öylece bizi mi izleyeceksin? Öyle şey olmaz," dedi. Sesi gereksiz samimi ve içtendi biraz sinir bozucu geldi
Gözlerimi kaçırarak soğukça, "Evet,izleyeceğim" dedim.
Normalde başka biri olsa bana sen kendini farklı mı sanıyorsun der kalkar giderdi o pek normal durmuyordu gitmedi aksine konuşmaya devam etti soğuk bir şekilde bakıyordum neredeyse korkutucuydu o ise gülümseyerek neşeli şekilde konuşuyordu
"Diyetteyim yalanını hocaya yedirdin ama bana yediremezsin," dedi muzip bir gülüşle. "Hem sen öyle aç aç oturursan benim de boğazımdan geçmez. Söyle bakalım, gerçekten neden yemiyorsun? Yemekleri mi beğenmedin?"
Gözlerini benden ayırmıyordu. Gözlerimi önümdeki boş tepsiye diktim, "alakası yok evden çıkarken çok yedim" dedim soğuk bir şekilde
"Pekala, yemek konusunu geçtik o zaman" diyerek hemen başka bir soruya atladı. Asla susmuyordu. "Az önce edebiyat dersinde hocaya geçen hafta yoktum dedin ya, merak ettim. Konularda falan eksiğin var mı? Benim notlar tam istersen sana verebilirim...şey notlarımı yani"dedi
Kafamı hafifçe kaldırıp yüzüne baktım. Neden bu kadar üstüme düştüğünü anlamaya çalışıyordum. "Gerek yok,Seungmin'den aldım" dedim sesimi düz tutmaya çalışarak
"sende inatçı çıktın....severimm" dedi sondakini sessizce dedi
"Eee 12. sınıf başladığına göre kafada bir şeyler vardır elbet hangi bölümü istiyorsun ben ailemin zoruyla tıp galiba "dedi
Kafamı tekrar öne eğdim, parmaklarımla oynamaya başladım. "Bilmem," dedim kısık bir sesle. "Daha düşünmedim"
Jake elindeki çatalı masaya bırakıp yapay bir isyanla ofladı
"Yahu sen de her şeye ama her şeye 'bilmiyorum' diyorsun! Ders diyorum hallederim, yemek diyorum canım istemiyor, bölüm diyorum bilmem... oğlum artık net cevap ver çok huysuzsun"dedi,göz devirdim gıcık almak yerine gülümsedi sorgularcasına baktım side eye attım 'Allah'ım bana yine hangi beyinsiz musallat oldu' dedim içimden sabır dilercesine
"Instagram'ın var mı senin?" diye sordu pat diye.
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. "Evet, var zaten takipleşiyoruz " dedim onun hesabı sürekli önerilere çıkıyordu ve çıkmasın diye takip etmiştim okulun yarısıyla takipleşiyirdu
Yüzünde o bildiğim, her şeyi önceden planlamış gibi duran muzip gülüş belirdi. Neden sorduğunu anlamayarak "Niye sordun " dedim soğuk bir şekilde
"Hiç..." dedi, sanki sorduğu sorunun cevabını zaten çok iyi bildiğini gizlemeye bile çalışmadan "Şey için dedim... Hani geçen haftadan konu eksiğin falan olursa bana yazıp sorabilirsin diye. Ya da ne bileyim, ödevleri falan sorarsın Sunghoon "
Adımı onun ağzından ilk defa duymak garip hissettirmişti samimi tonu sinir ediyordu gıcık geldi ya da Felix'in yalandan samimiyetini hattırlatığı için gıcık almıştım. Ne yapmaya çalıştığını tam çözemiyordum ama o, düşünmeme fırsat vermeden dikkatini tamamen bana verdi.
Gözleri saçlarıma kaydı. "Bu arada saçlarının rengi çok güzel, siyah. Sen tam bir akyazsın" dedi bilmiş bir tavırla.
Lafın altında kalmayıp gözlerimi kısarak ona baktım. "Ee sen de akyazsın pek fark yok " dedim.
"Hayır, benim saçım siyah değil bir kere, koyu kahverengi" diyerek hemen itiraz etti, sanki bu dünyadaki en önemli ayrıntıymış gibi.
"Çok fark varmış benim saçımında bazı yerleri kahverengi"dedim göz devirdim bıkkın sesle konuşuyordum sonunda yemekhaneden çıkış zili çaldığında eşyalarımı toplayıp hızla kapıya yöneldim. Ama kurtuluşum yoktu,Jake resmen peşimden gelmiş, adımlarını benimkilere uydurmuştu. Okulun çıkış kapısına doğru yürürken birden bana döndü.
"Yarın gelecek misin? Sunghoonnn" diye sordu, gözlerinin içi gülüyordu.
"Geleceğim," dedim kestirip atarak sonra sırf ayıp olmasın diye, her zamanki o ruhsuz ve düz ses tonumla ekledim soğukça "Sen?"
Yüzündeki o neşeli ifade daha da büyüdü "Evet, geleceğim tabii" dedi.
Kendi kendime eksik kalma zaten Felix gibi bir oruspu çıkacaksın gibi geliyor dedim içimden
Tam o sırada kapının önüne onu almaya gelen ablasının arabası yanaştı. Jake arabaya doğru adımlarken arkasını döndü, elini sallayarak o enerjik sesiyle koridoru inletti "Görüşürüz Sunghoonnn!"
Ben ise hiç istifimi bozmadan, yine o bildik ruhsuzluğumla arkasından sadece "Bay bay adın neyse... gereksiz" demekle yetindim sonuncuyu o gittikten sonra demiştim Kafam karmakarışıktı Felix'in yaşattığı o sahte dostluklardan sonra, bu çocuğun bu kadar hesapsızca ve enerjik bir şekilde hayatıma sızmaya çalışması beni hem korkutuyor hem de ne yapacağımı bilemez halde Felix gibi sırf yalakalık için herkese farklı yalanlar uyduruyor mu,Felix gibi tatlı görünmeye çalışan bir ucube mi diye sorguladım eve gidene kadar sonra banane dedim ve
Eve gidip çantamı bir kenara fırlattım. Yatağa uzanıp telefonumu elime aldığım an, ekranın üst kısmından art arda bildirimler akmaya başladı. Gözlerimi kısıp ekrana baktım:
@Jakemisss5 +14 öne çıkan hikayenizi beğendi.
@Jakemisss5 notunuzu beğendi.
Umarım yazmaz yoksa engelleyeceğim bir Felix gibisiyle daha uğraşamam ama o Felix'ten daha samimi ve biraz daha sinir bozucu geliyordu kendi kendime göz devirdim ve uyuyakaldım
Bölüm etkileşimi
