Şapkalı Kadın kitap kapağı

7. bölüm / 11

Şapkalı Kadın

Soğuk Rüzgarlar

Vaveyla Yazarı: kizilsaclikizmi .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Soğuk Rüzgarlar

Sizi arada bırakacak bir bölümleyimm. Karan'a biraz 🤏🏻 sövebilirsiniz. İzin verdim. Ama benim çocuğum napsın he napsın? Aşık olmuş yapacak bişi yok

Bi tık geç geldi bu yüzden özür 😔 neysee Sizleri bölüme alalım efendim.

🫀

Kalben/Sadece

~

"Bazen birinin gitmesi değil, giderken bıraktığı sessizlik can yakar."

~

~

Sabah olduğunda mutfaktan gelen tıkırtılarla uyandım. Koltukta boynum tutulmuş bir halde doğruldum. Karan yatakta yoktu. Panikle mutfağa koştuğumda onu tezgahın başında elinde bir bardak suyla buldum.

Rengi yerine gelmişti ama hala biraz solgundu.
Beni görünce hafifçe gülümsedi. O gülümsemesi dün geceki tüm karanlığı dağıtabilecek kadar güçlüydü ama artık biliyordum. O ışık benim için yanmıyordu.

"Günaydın Öğretmen Hanım," dedi sesi daha dinç çıkarak. "Hayatımı kurtardığın için teşekkürler. Ama artık ben eve gitsem iyi olur. Baban aynı evde kalmamızı onaylamaz."

"Babamın haberi olmaz. " dedim dolaptan bir zeytin tabağı çıkarırken. "O sadece kuralların işleyip işlemediğini kontrol eder. Kurallara uyduğun sürece Beren’in ne hissettiğiyle ilgilenmez."

Karan tezgahın köşesine yaslanıp beni izlemeye başladı. Bakışları o kadar deliciydi ki bir an için dün gece saçlarını okşadığımı, ona şiir okuduğumu anladığını düşündüm. Yerin dibine girmek istedim.

"Dün gece," dedi Karan, sesi aniden ciddileşerek. "Bazı şeyler söyledin mi sen? Yoksa ben ateşin etkisiyle rüya mı gördüm?"

Elimdeki çatal havada asılı kaldı. Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. "Ne gibi şeyler?"

"Bir şiir," dedi. "Ve bir şeyler daha. Sesin çok uzaktan geliyordu ama sanki bana değil de bir hayale konuşuyor gibiydin."

Gülümsemem dudaklarımda dondu. Kendimi toparlamam gerekiyordu. Eğer toparlamazsam Karan anlayabilirdi.

"Ateşin vardı Karan, saçmalamışsındır," dedim kestirip atarak. "Hem sen o ara Selen’le meşguldün, zihnin oyun oynamıştır sana." konuyu Selen'e döndürecek dikkati üzerimden dağıtmıştım.

Bu konuyu açmama sinirlenmiş gibi konuştu. "Sen hiç aşık olmadın mı Beren? Sürekli aynı konudan bahsedip duruyorsun. Evet, ona aşığım. Dün de biraz yakınlaştı bana ve ben heyecanlandım ama-" sözünü kestim Karan'ın. "Lütfen." dedim elimi kaldırarak. "Açıklama yapmana gerek yok. Bizim bir anlaşmamız var ve bu anlaşmanın içine senin özel hayatın dahil değil. Sadece ailemin önünde dikkatli ol yeter. Ben senin arkadaşınım, sevgilin değil. Bir oyun oynuyoruz ve bu oyun Selen sana aşık olunca bitecek." onun Selen ile neler yaşadığını bilmek istemiyordum.

Bu kelimeler ağzımdan çıkarken ruhumun bir parçası koptu sanki. Karan bir şey söylemek için ağzını açtı, sonra vazgeçti. Sıkıntılı bir nefes verip ceketini kaptı.
"Haklısın." dedi soğuk bir sesle. "Arkadaşız. Ve arkadaşlar birbirinin sınırlarını bilir. Ben gidiyorum, Soner eve geçmiştir çoktan."
Ceketini alıp kapıya yöneldiğinde arkasından bakakaldım.

Bir veda bile etmeden çıkıp gitti. Kapı kapandığında evin içindeki o yeni eşya kokusu bir anda yalnızlık kokusuna dönüştü.
Masaya oturdum, Karan’ın yarım bıraktığı su bardağına baktım. Kendi kendime mırıldandım: "Tebrikler Beren. Yine kazandın. Durumu kurtardın ama kalbin yerle bir."

Tam o sırada telefonuma bir mesaj düştü. Gönderen Selen’di.
“Canım ikizim, dün gece Karan'ın sohbeti çok keyifli olduğu için Karan’la bugün buluşacağız. Umarım sevgilini benden kıskanmıyorsundur. Acaba Karan sana haber verdi mi? Tahmin edeyim. Tabiki de vermedi." yazıyordu. Sonunda da bir sürü gülücük emojisi vardı.

Karan bundan bahsetmemişti diyerek onu suçlamak istedim ama onun konuşmasına izin bile vermemiştim.

Aklıma gelen fikirle Selen'in attığı mesajın ekran görüntüsünü aldım ve Karan'a attım. Cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım. Ne düşündüm bilmiyorum. Hırsla atmıştım. Silmeye de niyetim yoktu. Görürse görsün. Ben birini zorla yanımda tutamayacağımı tam şuan anladım. Karan Selen'e aşık olmuştu. Kendimi zorla ona kabul ettiremezdim.

Canım istemese de bir yerlerde bayılıp kalmamak için çıkardığım zeytinden iki üç tane ağzım attım ve ekmek poşetinden çıkardığım ekmekten iki lokma yedim.

Duvarlar üstüme üstüme geliyordu. Üzerime elime geçen ilk hırkayı geçirdim. Dünden kalma kıyafetlerim ve hırkamın uyumsuzluğu dikkat çekiyordu ama üstümü değiştirecek kadar evde kalamazdım.

Gözlerim topuklu ayakkabılarımda takılı kaldı ama giyecek halim olmadığı için vazgeçtim.

Yanıma sadece anahtarımı alarak dışarı çıktım. Telefonumu bile almamıştım.

Nereye gittiğimi bilmeden ilerledim. Hava, hayatımın tam tersi çok güzeldi. Kuşlar cıvıldıyordu, güneş göz alıcı şekilde parıldıyordu. Etrafa bakınarak ilerledim. Evin etrafını tanımak şuan yapabileceğim en iyi şeydi.

Yolun karşısında bir kitap-kafe olduğunu görünce gülümsedim. Şuan kafamı dağıtacak nadir şeylerden biriydi kitap okumak. Uzun zamandır piyano da çalmamıştım. Bir ara çalmazsam unutacağımdan korktum.

Boş olan yoldan karşıya geçtim. Hemen önümdeki Kitap Cafe adlı yere girdiğimde sıcak çikolata kokusu burnuma doldu. Harika kokuyordu. Kesinlikle bir tane sipariş edecektim.

Oturmak için yer bakındım.Cam kenarında, sokağı ama aynı zamanda içerideki huzuru gören kuytu bir masa seçtim.

Garson yanıma geldiğinde, titreyen sesimi gizlemeye çalışarak bir sıcak çikolata sipariş ettim. Birkaç dakika sonra masama bırakılan fincandan yükselen o yoğun kakao kokusu sabahın tüm gerginliğini, Karan'ın o buz gibi gidişini ve kalbimdeki o sızıyı biraz olsun bastırdı.

Kafamı raflara çevirdim. Binlerce kitap, binlerce farklı hayat gördüm. Ben şuanda kitabı anlayamayacaktım,sadece okuyacaktım.

Kitabı anlayacak kafaya sahip olmadığımı bile bile kalkıp rastgele bir kitabı aldım.Hemen ardından sıcak çikolata gelmişti zaten.

Sıcak çikolatamdan büyük bir yudum aldım. Tadı damağımda yayılırken bakışlarım dışarıdaki insanlara kaydı. Herkes kendi yolunda, kendi derdindeydi. Kimse benim içimde kopan fırtınayı görmüyordu. Ama bu benim aptallığımdı. Her şeyi gidip Karan'a anlatamamak benim tercihimdi.

"Tebrikler Beren," diye fısıldadım kendi kendime. "Mükemmel bir duvar ördün etrafına. Kimse içeri giremiyor ama sen de dışarı çıkamıyorsun."

Kafenin sakinliği yavaş yavaş ruhuma işlemeye başlamıştı.Selen yoktu, babamın soğuk sesi yoktu. Sadece ben, kitaplar ve bitmek bilmeyen düşüncelerim vardı. Bir süre daha burada kalıp, o evin üzerime çöken ağırlığından tamamen kurtulmadan dönmemeye karar verdim.

Elime aldığım kitabı okumaya başladım. İlginç bir kitaptı. Ölmek isteyen bir kadını anlatıyordu. Sonra kendini bir kütüphane de bulmasını ve farklı yaşamlara gitmesini anlatıyordu. Çok saçma buldum karakterin intihar etmesini. Onu anlayamadım. Anlamak için de zorlamadım kendimi

Kitaptan yüz sayfa okudum. Sıcak çikolatam biteli çok oluyordu. Kitap ilginçti. Daha sonra tekrar okuyacaktım ama şimdi eve dönmeliydim. Yarın ilk iş günümdü. Yarın için ne giyeceğimi, nasıl konuşacağımı hazırlamam gerekiyordu sanırım.

İstemeye istemeye oturduğum yerden kalktım. Kitabı aldığım yere geri koydum. Hesabı ödedim.

Dışarı çıktığım zaman yüzüme çarpan soğukla havanın serinlediğini anladım. İçimden havalara da kızdım. Bir sıcak bir soğuk oluyordu. Sonrasında yine kendime kızdım. Havaya kızacak kadar salak mısın diye.

Evim hemen karşımdaydı. Buradan bakınca görebiliyordum. Hava kararmaya başlamıştı. Kaç saat burda durduğumu ve saatin kaç olduğuyla alakalı hiçbir fikrim yoktu. Saati delicesine merak ettim. Veya bu kadar saatte beni arayıp aramadıklarını merak ettim,bilmiyorum.

Yoldan geçen sarışın adamı durdurdum.

"Pardon, saat kaç acaba?" adam gülümsedi. Lekeme asla bakmadı veya çok iyi kapttığım için görmedi.

Elindeki saatine çevirdi bakışlarını. "19.30 hanımefendi." büyük bir minnetle baktım. "Teşekkürler beyefendi."

Tam gidecekken adam yavaşça koluma dokundu. "Adınız neydi hanımefendi? Sizi buralarda hiç görmemiştim. Gözleriniz de çok güzelmiş bu arada. Orman yeşili gibi." kötü ruh halime rağmen kocaman tebessüm ettim. Aldığım iltifatla yanaklarımın yandığını hissettim.

"Teşşekür ederim. Adım Beren. Yeni taşındım buraya. Şu karşıdaki evde oturuyorum." yolun karşısındaki beyaz-pembe evi işaret parmağımla gösterdim.

Biriyle bu kadar resmi konuşmak ne kadar da zor olduğunu farkettim.

"Sizin adınız ne?" adam gülümsemesi daha da genişleyebilir gibi daha da genişledi. "Adım Atlas. Bende sizin evin hemen yan tarafındaki müstakil evde oturuyorum. Tekrar görüşmeyi çok isterim. Komşuyuz sonuçta."

"Elbet bir gün görüşürüz. Ben artık gidiyim. İyi günler." daha fazla konuşmadan hızlıca karşıya geçtim. Hayatımda bu kadar kibar bir adam görmemiştim. Onun gibi kibar konuşmak için canım çıkmıştı.

Eve girdiğimde derin bir nefes aldım. Daha sadece bir kişiyle bile konuşurken böyle heyecanlanıyorsam okulda bir sürü kişiye nasıl ders anlatacaktım? Kendimi sakinleştirmek için derin nefesler aldım.

Tam sakinleştim derken aklıma telefonum düştü. Acaba Karan cevap yazmış mıydı? Elime alıp tamamen kapattığım telefonumu açılması için tuşa bastım. Telefonun açılması için geçen o bir dakika bir saat gibi gelmişti.

Telefon açıldığı gibi mesajlarıma girdim. Beni karşılayan şey iki tane mavi tikti. Görüldü yemiştim. Cevap verme zahmetine girmemişti. Tüm gün tuttuğum yaşlarım aşağıya indi. Sürekli beni suçlayan zihnim ağlarken durmuştu.

Ayağa kalktım ve yatağıma yatmak için ilerlerken hırkamın kolu kapıya takıldı. Ağlamam daha da şiddetlendi. Hıçkırarak ağlamaya döndü.

Ben yaşlarım arasında kaybolmuşken çalan zil sakinleşmem için bir uyarı gibiydi. Ellerimle yaşlarımı sildim. Zaten ayakta olduğum için yönümü gerisin geriye kapıya çevirdim ve ilerledim. Kapıyı açınca karşımda Atlas'ı görmeyi beklemiyordum. Delikten bakmak aklıma bile gelmemişti.

Atlas beni görünce endişelendiği yüzünden okunuyordu. "Beren, iyi misin?" cevap veremedim. Hemen kolumdan tuttu ve içeri girdi. Ayakkabılarını çıkarıp çıkarmama konusunda kararsız kaldığını gördüm. Zaman kaybetmek istemezcesine ayakkabılarını çıkardı ve kapının yanında duran terliklerden birini aldı.

Ben hala ağlıyordum. Ellerimle kaçıncı kez gözlerimi ovuşturdum bilmiyordum.

Atlas içeri girdiği gibi etrafı inceledi ve en yakındaki koltuğa beni ilerletti. Koltuğa oturttu ve bakışlarını gözlerime çevirdi. "Beren sana iyi misin diye sormayacağım. İstediğin kadar ağla. Ben sana kendi hayatımdan bahsedeceğim biraz." bu kadar iyi biri olması beni daha fazla ağlattı.

Atlas her şeye rağmen yüzündeki endişeyi sildi. Kocaman gülümsedi. "Ben avukatım. Sana bir müvekkilimi anlatacağım. Bak şimdi müvekkilimin boşanma davası vardı. Kocası müvekkilimi aldatmış. Kadın da hemen dava açmış. Donuna kadar almak istiyor..." hikayeyi dinlerken bir yandan da başımı okşadığını farkettim. Bu beni gülümsetti.

"E, sonra biz bu adamın gerçekten donuna kadar aldık. Adam dımdızlak kaldı." derken benim gözlerim kapanmaya başlamıştı bile.

Tanımadığım adamın yanında uyumam doğru değildi. Gözlerimi açık tutmaya çalıştım fakat gözlerim bana ihanet etti ve usulca kapandı.

🫀

Ben geldiiiiğğm. Evet, bir adet Atlas'ımız var artıkk.

Size minnak bir spoi veriyim mi? İhihiihhi

Selen Karan'a aşık olacak 😔

O KADAR SPOİ VERDİM O YILDIZA BAS VE BOL BOL ÖPÜYORUM KENDİNE DİKKAT ET 😚

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18