6. bölüm · Sancağın Gölgesinde

Bölüm 5 Sınır Ötesi

Meliibookk sss

5. Bölüm Sınır Ötesi
İyi okumalarr

En tehlikeli anlar sesin değil kalbin attığı karardır.
Gözlerim önümdeki dosyadaydı. Bu dosyada ilk görevimiz hakkında bilgiler vardı. Dosya yeni elime geçmişti bu yüzden hiç inceleme fırsatım olmamıştı. Kapağını açtım.
Görev Kodu: SG-01
Görev Adı: Sınır Ötesi
Görev Türü: Sınır dışı güvenlik ve alan temizleme
Görev Durumu: İlk operasyon
Sorumlu Tim: Sancak Timi
Saha Komutanı: Yzb. Ardaç Sancar
Okuduğum bilgilere bakılırsa Ardaç`ın anlattığı görev buydu.
GÖREVİN AMACI
Sınır ötesinde bulunan, stratejik öneme sahip bir köyde varlığı tespit edilen silahlı unsurların etkisiz hâle getirilmesi; bölgenin güvenliğinin sağlanarak sivil hareketliliğe kapatılması ve kontrol altına alınması.

GÖREV ALANI
Konum: Sınır dışı kırsal yerleşim (köy)
Arazi Yapısı: Dağlık ve yerleşim içi alanların iç içe geçtiği bölge
Sivil Durum: Net bilgi yok, temkinli yaklaşım gerekli
GÖREV KAPSAMI
Silahlı unsurların varlığının sonlandırılması
Köy çevresinde güvenlik halkası oluşturulması
Bölgenin geçici olarak kontrol altına alınması
Karargâha net ve doğrulanmış durum raporu iletilmesi

ÖNCELİKLER
Tim güvenliği
Sivil riskin en aza indirilmesi
Görev hedefinin net şekilde tamamlanması

OPERASYONEL SINIRLAR
Gereksiz çatışmadan kaçınılacak
Emir-komuta zinciri kesinlikle korunacak
Sağlık müdahaleleri anında ve kontrollü yapılacak

DESTEK VE KOORDİNASYON
Karargâh ile sürekli iletişim
Sağlık unsurları sahada hazır
İstihbarat güncellemeleri görev süresince takip edilecek

RİSK DEĞERLENDİRMESİ
Yerleşim içinde gizlenmiş silahlı unsurlar
Sivil–silahlı ayrımının net olmaması
Arazi ve hava koşullarının değişkenliği

GÖREVİN ANLAMI (KAYIT NOTU)
Bu görev, Sancak Timi’nin sadece resmî olarak değil, sahada da bir tim olup olmadığını gösterecektir.
Sancak Timi ilk görevini artık almıştı. Bizim için çok zor olmayan bir görevdi. Tek sorun ilk defa birlikte gerçek bir göreve çıkacaktık. Başaracağımıza inanıyordum. Hepimiz başarılı askerlerdik ve bunu da başaracağımıza olan inancım tamdı. Gözlerim odaya giren Ardaç`a kaydı. Biz hepimiz brifing salonunda onu bekliyorduk. Elinde görev dosyamız vardı. Ardaç`ın odaya girmesiyle önümdeki dosyayı kapatmıştım.
"Sancak Timi ilk görevimizi aldık. Önünüzdeki dosyalarda görev bilgileri yer almakta."diyerek söze girdi. Tim zaten incelemişti dosyayı. "Şimdi ben görevimizden bahsedeceğim."diyen sesi kalındı. Sert ve ciddi duruyordu şuan hepimizin öyle durduğuna emindim. Haritada bir bölgeyi gösterirken konuşmasına devam etti." Sınır dışında bulunan bu bölgede gezen silahlı unsurlar tespit edilmiştir. Bu unsurlar bu civardaki köylerden birinde üstünlük kurmaya çalışmakta bizden istenen bu bölgeyi bu unsurlardan temizlemek ve koruma altına almak." Görevi zaten biliyordum Ardaç daha önce bana anlatmıştı. O zaman kesin değil demişti demek ki beklenen istihbarat sağlanmıştı.
"Bölge dağlık bir yer. Köy bu düzlükte. Bizim için en uygun yer de bu dağlık alan rahatlıkla pusu kurulabilir bir alan ve müdahale işini kolaylaştırabilecek bir yer. Helikopterden serbest atlayışla atlayacağız. Çünkü görev bölgesine fark edilmeden yaklaşmamız lazım ve doğrudan iniş için alan uygun değil." Eli başka bir bölgeyi gösterdi. O anlattıkça Tim notlar alıyordu. Buna bende dahildim. Önemli gördüğüm tüm bilgileri not alırdım. Sonra işime yarayacağını düşünüyordum."Atlayış için en uygun nokta burası. Buradan sonrasını yürüyerek gideceğiz. Sonrasında bizim için en önemlisi sivillerin güvenliğini sağlamak.
Gereksiz çatışmadan olabildiğince kaçınacağız. Karargâh ile sürekli iletişim halinde olacağız. Yakın bölgelerde destek birliği yok. Ve hava desteği sınırlı sınır dışı bir bölge olduğu için."dedi. Burda tüm sorumluluk bize kalıyordu. Destek almak zorunda kalırsak biraz beklememiz gerekiyordu. "Sivil-silahlı ayrımı net değil. Bu yüzden daha çok dikkat etmenizi istiyorum. Hiçbir sivil hayatını kaybetmeyecek. Şimdi hazırlanın görev başlıyor." dedi ve konuşmasını bitirdi. Bitirmesiyle hepimiz hazırlanmak için hazırlık alanına geçtik. Şarjörlerimi doldurup silahlarıma taktım sonra silahlarımı yerlerine yerleştirdim. Gerekli olan tüm tehçizatları hazırladım. Her şeyi yerlerine yerleştirdim. İlk yardım çantamı son kez kontrol ettikten sonra onu da yerine yerleştirdim. Yine ilk hazırlanan bendim. Gözlerim istemsizce Ardaç`ı buldu. Onunda gözleri bendeydi tek kaşı havalandı. Gülümseyerek karşılık verdim. Sonra maskemi taktım. Görevde yüzlerimizin görünmemesi lazımdı. Üstüne kaskımı taktım. Üç dakika kadar sonra timde hazırlanmıştı. Sırt çantamı taktım sonra helikopter binme alanına gittim. Bizi bekleyen Halis Albay`ı görmeyi beklemiyordum. Ardaç "Dikkat!"dedi sesi her zamanki gibi kalın ve ciddi çıkmıştı. Hazır ola geçtik.
"Çocuklar ilk göreviniz hayırlı olsun. Görevinizi başarıyla tamamlayıp gelin. Size güvenim tam sizi eksiksiz bir şekilde tekrardan karşımda görmek istiyorum."
"Emredersiniz komutanım" dedik hep birlikte. Sonra bizi bekleyen helikoptere bindik. *
Helikopter görev bölgesine girmeden önce tim atlayış yaptı; iniş noktası hedef alanından uzaktı. İnişin ardından Ardaç "Yasemin harita."dedi. Yasemin seri bir şekilde haritayı çıkardı. Ardaç kısa bir kontrol yaptı. "Devam ediyoruz."dedi. Sonrasında uzun ve sessiz bir yürüyüş başladı. Kimse mesafeyi sormadı. Herkes tek bir şeye odaklanmıştı görev. Bir gölge gibiydik. Gecenin karanlığına karışmıştık. Şuan tek bir amacımız vardı görevi en iyi şekilde yerine getirmek. Hepimiz farklı alandarda uzmanlaşmıştık ama herkes tüm alanlarda bilgiye sahipti. Bazılarımız kendi alanı dışındaki alanlarda da kendini geliştirmişti. Tunç bizim Keskin nişancımızdı. Ama Tunçer abi de kendini bu alanda geliştirmişti. O da Tunç kadar iyiydi. Abi diyordum Tunçer`e çünkü bana bir abi gibi hissettiriyordu. Benim bir abim yoktu ve o bana sanki benim abimmiş gibi hissettiriyordu. Tim deki herkesi seviyordum. Herkes çok iyiydi. Bana ve Yasemin`e daha çok dikkat ediyorlardı. İdman yaparken bize daha yumuşak davranıyorlardı. Belki bizi tam anlamıyla tanımadıkları içindi. Düşüncelerimi kesen Ardaç'ın sesi sessizliği böldü. "Şimdi daha dikkatli ilermemiz gerekiyor köy bu dağın altında kalıyor. Herhangi bir teröristle karşılaşırsak işimizi sesiz hallediyoruz. Anlaşıldı mı?"diyen sesi sesiz ve karanlık çıkmıştı. "Anlaşıldı komutanım."Bir süre daha yürümüştük ve şimdi karşımızda köy bulunuyordu. Havanın aydınlanmasına az kalmıştı. Temkinli bir şekilde aşağı doğru yürümeye başladık. Köy sesiz görünüyordu. "Tunç, Tunçer siz kendinize uygun yerler bulun. Bizde sessiz bir şekilde aşağı iniyoruz." Tunç keskin nişancıydı. Tunçer de kendini geliştirmişti ve Tunç kadar iyiydi. Onlar bizden ayrılırken biz ilerlemeye devam ettik. Köye yeteri kadar yaklaşmıştık. Ardaç durdu ve elleriyle dağılmamızı ve uygun yerlerde beklemenizi işaret verdi. Tam ilerleyecekken kolumdan tuttu kendi olduğu tarafı işaret verdi. Buna bir anlam verememiştim. Bir kayanın önünde durdu. Bende durdum. Köyü gözetlemeye başladık. Çok ses getirmeden bu işi tamamlamamız gerekiyordu. Ardaç, ben, Yağız, Yaman, Yasemin, Alperen. Biz bu şekilde dağın yamacında köye yakın bir noktada bekliyorduk. Yağız ve Tunçer daha yukardan bize destek vereceklerdi.Sabah olmuştu köy sakindi. "Ben emir vermeden kimse ateş etmeyecek."diyen Ardaç'ın sesi keskindi. Köy ahalisi her zamanki işlerini yapıyormuş gibi görünüyordu. Herhangi bi terslik yok gibiydi."Sancak 8'den Sancak 1'e saat 9 yönünden 3 araç köye doğru yaklaşıyor."dedi Tunç. Silahımın dürbününüyle kontrol ettim. Görünen 3 araç vardı arka tarafta daha fazlası da olabilirdi. 3 araç da tam teçhizatlı görünüyordu. "Sancak 7'den Sancak 1'e saat 4 yönünden 2 araç köye yaklaşıyor."dedi Tunçer bu kez o tarafa döndüm. Yine aynı şekilde görünüyordu. Tam teçhizatlı araçlar."Atış yapmadan emrimi bekleyin bir süre sesiz kalacağız."dedi Ardaç. Araçlar köye yaklaşıyordu. Şimdilik sessizdik. Araçlar köy meydanı olduğunu düşündüğüm yerde durdu. Araçlardan silahlı adamlar indi. Bir tane adam durdu diğerlerine bir şeyler söyledi. Başlarıydı belki de bu adam. O adamın konuşmasından sonra herkes bir yerlere dağıldı."Komutanım bu adamlar insanları evlerinden çıkarıyorlar."dedi Alperen. Fark etmiştim."Sessizliğimizi koruyoruz bir süre sonra yeterince ses çıkacak zaten."dedi Ardaç. Alperen bir şey söyledi ama sesi tam değildi. Tüm evlere girip insanları evlerinden çıkarıp meydan olduğunu düşündüğüm yerde topluyorlardı. Getirdikleri herkesi yere çöktürüyorlardı. İçlerinde çocuklar ve kadınlar da vardı. Beklememiz lazımdı sivillere zarar vermeden teröristleri etkisiz hale getirmemiz gerekiyordu. Tüm herkes toplanmıştı."Benim atışımla birlite atışlar serbest."dedi Ardaç. Başları olan adam bir şeyler söylüyordu. Elindeki silahı sallayıp duruyordu. Bir tane çocuğu yakasından tuttu, kaldırdı. Elindeki silahı çocuğa yöneltti. Onu vuracaktı. Ardaç yerinde hareketlendi."İlk atış bende."dediğim sırada bir şey söyleyecekti."İlk atış sende."dedi. Silahımın dürbününden hedef aldım. Adam konuşmaya devam ediyordu. Durdu. Tam çocuğu vuracağı sırada tetiği çektim. Tam anlının ortasından vurdum. Benim atışımla birlikte tüm tim atışa başlamıştı."Tebrik ederim Yüzbaşım."diyen ses yanımdan gelmişti. Başka birini vurdum."Her zaman Yüzbaşım."dedim başka birini vurdum."Sivillere hiçbir zarar gelmeyecek önceliğimiz onlar olacak."dedi Ardaç."Anlaşıldı komutanım."sesi geldi tüm timden.Şarjörümü değiştirip devam ettim. Temizlik sadece evde yapılmazdı. Dağda da temizlik yapılıyordu. Temizliğime devam ettim. Her kurşuna bir kelle. İyi ilerlemiştik. Nefes aldım. Birisini vurdum. Nefesimi verdim. Birini vurdum."Bize de bıraksan mı Aslı Yüzbaşım."diyen ses Yağız'dan gelmişti."Kim kaparsa Yüzbaşım."derken başka birini vurdum. Kulaklıktan gelen gülme sesleri işitiyordum ama bir şey söylemedim. Silah sesleri kesildi. Dürbünümden etrafı kontrol ettim. Temiz görünüyordu. O sırada bir hareketlilik fark ettim. Birisi ölmemişti. Omzundan vurdum bize konuşacak adam lazımdı. Ardaç ta benim gibi bir kişiyi bacağından vurdu."Etraf temiz komutanım."dedi Tunç."Güzel."diye mırıldandı Ardaç. Sonrasında"Temkinli bir şekilde iniyoruz. Başcavuşlarım siz bir süre daha yerinizde kalın."dedi. Onlar tedbir amaçlı tepede kalacaktı. Başka gruplar gelirse haberimiz olacak ve ona göre bir karşılama yapacaktık. Ayağa kalktım. Ardaç da ayağa kalkmıştı. Silahımın dürbününden etrafı kontrol ederek aşağıya iniyordum. Aşağıya indiğimizde bizi karşılayan korkmuş ve tedirgin olan insanlardı."Korkmayın bizden size zarar gelmez biz sizin için burdayız biz Türk Askeriyiz."dedi Ardaç."Anne"dedi bir tane çocuk en fazla 7 yaşındaydı. "Duydun mu Türk Askeriyiz dedi bizim için gelmişler."dedi çocuk inanamıyormuş gibiydi. Gülümsemeden edemedim."Evet"dedim çocuğa. "Biz Türk Askeriyiz ve sizin için geldik. Sizi koruma altına almaya geldik.""O zaman iyiki geldiniz."dedi. Gülümsemeden edemedim."Benim hayatımı kurtardı birisi beni vuracaktı o kötü adam birisi onu vurdu."dedi Ardaç'a döndü. "Sen mi kurtardın benim hayatımı?"dedi. Çok küçük olmasına rağmen kendini kurtaran kişiyi merak ediyordu."Hayır. Ben değildim."dedi beni gösterek "Bu abla kurtardı seni.""Teşekkür ederim. Bende senin gibi asker olmak istiyorum biliyor musun? Ama senin gibi olayım. Kahraman olayım."dedi. Kahraman olarak görüyordu belli ki beni. Bu duygu tarif edilemez bir duyguydu. Bir çocuğa örnek olmak benim için çok değerliydi."Sen benden de iyi ol tamam mı?"dedim ve sarıldım. Uzun sarı saçları vardı. Tatlı ve konuşkan bir kızdı. Sarıldıktan sonra annesinin yanına gitti. Annesi mahçup bir şekilde gülümserken bende ona gülümsedim."Alperen, Yasemin, Yaman siz çevre güvenliği alın. Tunçer bana karargâhı bağla. Yağız sen etrafta herhangi bir bomba var mı onu kontrol et."dedi. Durdu. Bana baktı hiç bir şey söylemedi. Herkese görev verirken bana hiçbir şey söylememişti. Telsizi açtı bir süre bekledi sonra tanıdık olan o ses "Yüzbaşı Derya Şahin."dedi."Yüzbaşı Ardaç Sancar." Sonra tanıdık gelen bir ses duyuldu."Durumuzun nedir Yüzbaşım?"diye sordu Albay."Köyde bulunan silahlı unsurlar yok edildi.""Kaybımız var mı?""Yok komutanım.""Destek ekipler gelene kadar ordan ayrılmayın.Yüzbaşım.""Emredersiniz komutanım.""Seni ve timini Tebrik ediyorum Yüzbaşım.""Sağolun komutanım."sonra hat kesildi."Bizde seninle birlikte bu insanların yanında duracağız."dedi Ardaç bana."Emredersiniz. Yüzbaşım" dedim. Sonra silahımı düzeltip beklemeye başladım. Yanımdaki Ardaç da benim gibi bekliyordu.Yanımıza beni kahramanı olarak gören kız geldi."Ben ilk başta onun beni kurtardığını düşünmüştüm."dedi Ardaç'a bakarak. "Baksana o kocaman ama sen daha güçlüsün bence."dediğinde istemsizce gülümsedim."Evet o benden daha güçlü bakma sen benim kocaman olduğuma o benden daha iyi." Ardaç'ın cümlesi şaşırmama neden olmuştu. Ondan böyle bir şey beklemiyordum.Çok tatlı bir şeydi İlayda. Bize tüm hayatını anlatmıştı. Çok konuşkan ve çok cana yakındı. Güzel bir nöbet geçirmiştim sayesinde. Hem benle konuşuyor bir yandan da Ardaç'a bir şeyler söylüyordu. İlayda annesinin yanına gittiğinde "Sivillerin arasına karışmış teröristler olabilir."dedim."Evet olabilir biz bu yüzden burda bekliyoruz."İlayda annesinin yanınadan bizim yanımıza koşarak geliyordu. O an gözlerim ateşlemeye hazır bulunan silaha kaydı. Her şey çok ani olmuştu. Ben İlayda'ya koşarken Ardaç adamı vurdu ama İlayda vuruldu. O an ben kalbimin sesiyle hareket ediyordum. İlayda'yı kucağıma aldığım gibi duvar kenarına çektim. Biraz daha geç kalsaydım kurşun kalbine denk gelevekti. Ardaç kulaklıktan bir şeyler söylüyordu ama dinlemiyordum. Kolundan vurulmuştu çok hafif bir şey olmasa bile kurşun içerdeydi. Bayılmadan önce tek bir şey söyledi;"Sen benim kahramanımsın."

*
Bir bölümün daha sonuna geldik. Buraya kadar geldiğiniz için teşekkür ederimmm