2. bölüm · Sahte İttifak
{2.BÖLÜM}
Sabah duyduğum seslerle uyandım. Sanki birileri hana baskın yapmış gibi aşağıdan sesler yükseliyordu. Ayağı kalkıp hemen çizmelerimi giydim. Masadaki anahtarı ve pelerinimi kaptığım gibi kapıyı açıp koridora çıktım. Pelerinimi geçirdim üzerime. Aklıma saraydakilerin beni buldukları düşüncesi geldi. Hemen aklımdan o düşünceyi sildim. Yavaşça aşağıya indim.
Anahtarı tezgahın üzerine bırakıp kapıya döndüğüm anda saray muhafızını gördüm. İşin kötü yanı o da beni gördü. Hemen geri dönüp hızla mutfak bölümüne ilerledim. Arkamdan geldiklerini duydum. Hızımı arttırdım. Mutfak bölümde bir arka kapı vardı. Hemen kapıyı açıp dışarı çıktım.
Omzumun üzerinden baktı. Son hız üzerime doğru koşuyorlardı. Hızımı daha da arttırdım. “Prenses bekleyin!” Onları duymazlıktan gelip ahıra doğru koştum. Hemen atımı bağladığım yerden söküp üzerine bindim ve dört nala sürmeye başladım.
Ormana doğru yöneldiğim sırada geriye doğru baktım. Aramızdaki mesafeyi arttırmıştım. Derin bir nefes aldım. Atımı biraz yavaşlattım. Etrafımı izleyerek yoluma devam ettim. Biraz ileride bir akarsu vardı. Yanıma aldığım mataradaki su bitmek üzereydi. Atımı akarsu kenarına yaklaştırıp üzerinden atladım.
Suyun kenarına eğilip mataramı doldurmaya başladım. O sırada çalılıkların arasından bir ses duydum. Atım da başını o yöne doğru çevirdi. Bir kaç saniye sonra atıma doğru sessizce yürüdüm. Yanına gelip yavaşça dokunduğumda hiç tepki vermedi. Yavaşça sarstım.
Gözünü bile kırpmayınca kalbim hızla atmaya başladı. Tam o anda çalıların arasından birileri gelmeye başladı. Yavaşça arkamı döndüğüm sırada saray muhafızlarını gördüm. “Prenses. Fark ettiğimiz kadarıyla sarayadan kaçıyorsunuz. Haksız mıyım?”.
Benimle dalga geçer gibi konuşmasıyla kaşlarımı yavaşça çattım. Tam ağzımı açtığım sırada muhafız sözümü kesti. “Bizimle saraya gelmeniz gerekiyor. Kralımızın kesin emri.”. Yumruklarımı sıkıp derin nefes aldım. Daha sonra gülümsedim.
“Sizinle gelmiyorum. Şimdi geri dönün. Bu da benim emirim.” Muhafızlar birbirlerine baktılar. En son aralarında olan baş muhafız öne çıktı. “Üzgünüm ama bizimle gelmek zorundasınız. Babanızın emri.” “Benim zorla evlendirmeye çalışan bir babam olamaz. Şimdi izninizle.” Hemen önüme geçtiler.
Ben daha hareket bile edemeden bir anda gözlerim kararmaya başladı. Sendeledim. Tam başımı kaldırmamla gözlerimin kapanması bir oldu ve ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim.
