GİRİŞ

Vaveyla Yazarı: Suena Star

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: GİRİŞ
  1. 1 GİRİŞ1.447 kelime · Okuduğun bölüm

.Gözündeki siyah beyazı, renkli bir çiçek yapan kalbindekine sarılırsın, yaşarsın."

"Biz sadece bu andan ibarettik, dahası yoktu."

"Bazı aşklar kalbe değil, insanın en karanlık yarasına dokunur."

Koridorda ilerlerken kliniğe derin bir sessizlik hakim basmıştı. Kırmızı halılar ve siyah pürüzsüz duvarlar bile sessizliğiyle karanlığa gömülmüş gibiydi. Ama sessiz değildi burası sadece kafasının içinde bu şekilde kurgulamıştı: bazı odalardan ağlama sesi, bazılarından çığlıklar, bazılarından ise aynı cümlelerle oluşan bozuk sesler...
İnsanların maskesinin nadiren indiği bu yer bazen bir kabus, bazen de kurtuluş yoluydu. Onun ise kabusu oluyordu çünkü maskesi indiğinde kendisini zayıf, güçsüz ve geçmişine takılı kalan biri olarak görünmek daha çok tüketiyordu. Hasta olduğunu düşündüklerinde ise daha çok kendisini hırpalıyordu. Buraya gelmesinin nedeni ise kaderindeki karanlık noktayı anlatabilmek, eteğindeki taşları dökmek, yolunu aydınlatabilmekti. Fakat yine yetersiz kalıyordu çünkü insanoğlunun anlayışı da bir yere kadardı, öyle değil mi? O da anlaşılmak istiyordu.
Kapının önüne geldiğinde seyans saatine neredeyse iki dakika geç gelmişti ama hep geç kaldığından alışmışlardı. Dr. Julianne Johnson yazılı küçük tabelaya baktığında kapıya iki kez tıkladığında, içeriden gelen kadın sesi "Buyurun." dediğinde kapıyı açtı.
"Kusura bakmayın, geç kaldım." Kadının dudakları kıvrıldığında alayla güldü.
"Alıştık sonuçta, sıkıntı değil Violet." Gülümsediğinde kadının alaylı gülüşü sıcak bir gülümseme aldı. Psikiyatristin karşısındaki karşılıklı iki koltuktan birisine oturduğunda derin bir nefes alıp tekrardan Dr. Julianne'ya döndü. Kadın gözlüğünü takmış ve elinde bir dolma kalem tutmuş 'Violet Willow' yazılı olan defter sayfasını açmıştı. Kalemi elinde çevirirken o noktaya odaklanmıştı.
"Bu iki gün nasıl geçti, neler yaptın?" Sorusuyla bakışları doktora daha sonra da karşısındaki duvara döndüğünde birazcık hayal kırıklığı gözlerine yerleşti. Çünkü becerememişti normal bir hayat yaşamayı, öyle düşünüyordu.
Elleriyle oynama başladığında "Ağlayan pasta yapmayı öğrendim ve yaptım. Ama..." Ellerine tırnaklarımı geçrdi stresle. "Ama şeker yerine tuz koymuşum ve kekim birazcık yandı." Dudaklarını büktüğünde doktor meraklı gözlerle ona baktığında başını salladı.
"Bu iyi bir şey." Violet'in bakışları ona döndüğünde şaşkındı. "Kek yapmaya çalışmışsın ve çabalamışsın. Sana ödevim olsun, bugün tekrardan yapmaya çalış o keki. Kötü olursa bile pes etme, diğer gün tekrardan yap." Violet afallayarak baktı.
"Herkes ilk denemesinde başarılı olacak diye bir kayde yok, Violet. Ve sen kendine inandıktan sonra her şeyde başarılı ilerleyeceğini göreceksin.
Violet'in gözlerinde hırslı bir bakış oluşduğunda başını salladı. Doktor boğazını temizlediğinde "Başka ne yaptın?" Violet'in bakışları tekrardan duvara döndü.
"Yeni bir diziye başladım. Bir de ödev verdiğiniz elbiseyi aldım ve giydim."
Doktorun kaşları havalandığında "Göğüs dekolteliydi." dedi ve Violet yutkundu. "Göğsündeki doğum lekesi görünüyordu."
Violet sesli yutkunduğunda "Onu fondötenle kapattım." dedi. Julianne şaşırmadı çünkü o lekeyi sevmediğini biliyordu. O leke onun için lanetliydi, alay konusuydu, iğrençti. Çünkü herkes onun bu şekilde lanetlendiğine inanmıştı. Göğsündeki leke onu lanetleyen leke olduğuna inandırmışlardı bu yüzden o lekeyi herkesten saklıyordu.
"O benim lanetim doktor. Bunu hissediyorum çünkü ne kadar iyi hissetsem orası o kadar sızlıyor. Acı çekdiğimde duruyor o lekenin olduğu yerin acısı. Neden mi? Çünkü orası lanetli, beni o leke lanetledi."
"Anlıyorum Violet. Ama lanetli olmasının nedeni senin o alayları aldırış edip kendi parçandan nefret etmen. Geçmişindeki yaşadığın her şey senin geleceğini görmeni engelliyor, biliyorum. Ama kendinden bir parçayı lanetlemen anlamsız. Çünkü hayatımızda aptalların da yeri var üstelik bu aptallar bizim sınavımızken bunları geçmemiz gerekiyor. Ama o leke hayatımda gördüğüm en güzel leke. Leke derken bile utanıyorum çünkü kahverengi bir elmasa leke demek bile saçmalık." Doktora yavaşça döndüğünde gözleri dolmuştu, doktorun gözünde merhamet, gülümsemesinde ise sevgi vardı.
Violet'in sol göğsünde, kalbinin üzerinde köprücük kemiğime uzanan bir el büyüklüğünde açık kahverengi doğum lekesi vardı. Dağınık bir lekenin yanı sıra, toplu ve net çizgileri olan bir lekeydi. Üstelik şekli yaprağı anımsatıyordu, kahverengi bir sonbahar yaprağı.
"Annem..." Gözlerini kapattığında gözlerinden yaşlar döküldü, kelimeler boğazına saplandı. "Annem tarafından bana verilen bu lekeyi kabul etmiyorum. O bana bunu tüm kötü anılarıyla beraber bıraktı, beni yalnız bıraktı. Ben daha henüz doğmamışken yalnızlığa terk etti. Bu leke benim renklerimin katili, bu leke benim çocukluğumun katili." Doktor hüzünle gülümsedi.
"Fiziksel özelliğin Violet, fiziksel. Ruhsal bağlamda bunu lanetleye bilirsin ama bedenine bunu yapamazsın. Sadece o leke değil, sen de buradasın ve bu leke sonradan olmadı. Saçlarına, gözlerine, burnuna, kaşına, yüzüne, tüm bedenini lanetlemezken sadece lekeyi lanetliyorsun, öyle değil mi?" Violet başını ağır ağır olumlu anlamda salladığında bakışlarını kaçırdı. "O zaman Violet, bunun bir nedeni var. Bana anlatmadığın bir nedeni var, öyle değil mi?" Yutkunduğunda ve ellerine baktığında doktor Violet'i izliyordu.
Söylemediği bir şey vardı, evet. Söylemeye cesaret edemediği bir şey vardı, evet. O lekeye, annesi tarafından yazılan bir mektupta belirtildiği üzere lanetlenmişti. Hem de annesinin isteğiyle o lekeyi lanetlenmişti. Mutlu anlarında göğsünü derin bir acı kaplıyor, nefesi kesilecek kadar sızlıyordu. Violet mektupta belirtilene göre renkleri de göremeyeckti ve Violet'in gözünde dünya, siyah beyazdan, hiçlikten ibaretti. Renkler onun dünyasına uğramıyordu ve bu annesi tarafından yapılmıştı üstelik. Bu yüzden çocukluğunun, kalbinin, renklerinin katili annesiydi onun için.
Violet yalnızdı, hem de hiç olmayacak kadar yapayalnızdı. Bir arkadaşı, dostu, evcil hayvanı olmaması yanında dursun komşusu dahi yoktu. Orman yolunda, çevredeki evlerden uzakta yaşıyordu çünkü kendisini doğaya yakın, insanlara uzak olduğunda daha huzurlu hissediyoru.
"Anlatmaya hazır hissetmiyorum, doktor." Doktorun kaşları çatıldığında anlayışla karşılamasını bekledi Violet. Doktor başını salladığında dudaklarını ıslattı tereddütle.
"Hazır hissettiğinde anlatmanı istiyorum, Violet," Doktor duruşunu düzelttiğinde defterine bir kaç not yazdı. "Peki..." dedi kalemi elinde çevirip Violet'e dönerek. "kâbuslar ne durumda? Hala aynı mı yoksa ilaçlar etkisini gösteriyor mu?"
"Hala kabuslar görüyorum, hem de bir gecede çok kez." Doktor gözlerini kıstı.
"Kabuslarını anlatır mısın?" Violet tırnaklarını daha sertçe geçirdi ellerine ve dudaklarını ısırıyordu.
"Karanlık, çok karanlık... O zifiri karanlığın içinden gelen bir ışık, küçücük, nokta kadar. Daha sonra ışık tam kalbime dokunuyor." Bakışlarına korku geldiğinde izlediği duvarda o kâbusu vardı. "Daha sonra an sızın çıkan annemin eli, kalbime, lekeye dokunuyor. Yüzü yok ama onun olduğunu biliyorum, hissediyorum. Buz gibi ama dokunduğu yer sızlıyor, yanıyor. Geriye doğru çekilmek istiyorum fakat bacaklarım hareket etmiyor, kenetlenmiş karanlığa. Kollarımı kaldırmak istiyorum, ondan kurtulmak istiyorum ama sanki ruhum benimle değilmiş gibi bedenim işlevsiz kalıyor." Doktor dikkatle dinlerken bir yandan da not tutuyordu.
"Bir cümle söyledi bana fakat sesi çok fazla kısıktı. Bana dedi ki Adına ihanet etme, Violet mi? Violet, Violet, Violet... Kaç kez ismimi söyledi bilmiyorum ama sesler arttı, yankılandı, birden fazla olduğunda ışıklar gitti ama kalbimin üzeri yani leke hala aydınlıktı. Hem de hiç görmediğim kadar aydınlık." Doktor notlarını yazmaya devam ederken Violet duvara odaklanmıştı.
"Rüyalar üzerinden fazla ilerlemiyeceğim, bilimsel yollardan ilerleyeceğim. Çünkü kabusundakiler senin bilinç altından kaynaklı bir durumdur ama önemlidirler." Lekenin olduğu yeri işaret etti doktor parmağıyla. "Özellikle bu kabuslar sadece leken için oluyorsa daha çok önemlidir." Doktor çekmecesinden siyah, deri kaplı bir defter çıkardığında Violet'e uzattı. "Al bu defteri." Violet ona döndükten sonra defteri aldı. "Yeni ödevin, gördüğün rüyaların ve kabusları konusunu ve kimleri gördüklerini yazmak, Violet." Violet deftere bakarken başını salladı dudaklarını bastırarak.
♪♪♪
Violet evinin yolunda ilerlerken çiseliyordu ve orman yolunda sessizlik hakim, bir araç dahi geçmiyordu. Kendi arabasu dışında pek araba görmemişti zaten. Violet'in evine en yakın ev, neredeyse bir kilometre uzaklıkta, orman yolu girişindeydi. Kendisi ise uzun ağaçların olduğu, arka bahçesindeki korunun ardından sazlıklı gölün uzandığı bir konumdaydı. Sazlıklı gölün kıyısında bulunan iskelede oturur, akşama kadar öylece dururdu.
Violet evin bahçesine geldiğinde verandaya çıktı ve solmuş çiçeklerin bulunduğu orta boydaki saksının altından demir bir anahtar çıkarttı. Yavaş hareketlerle içeri girdiğinde dalgındı ve üstü ıslaktı. Üstündeki ceketi askılığa asıp botunu çıkardı ve çantasının içinden doktorun verdiği deri defteri çıkarttıp çantayı astı.
"Ağlayan pasta yapacağım, başarana kadar devam et, Violet." dedi kendince ve odasına çıkıp duş aldıktan sonra mutfağa geçti. Saçlarını tepeden at kuyruğu yapmış, üzerine siyah eşofman takımı giymişti. Üzerine mutfak önlüğü giydikten sonra hızla malzemeleri çıkartmaya koyuldu.
Uzun uğraşlardan sonra ağlayan pastanın görüntüsüne umutla baktı çünkü oldukça güzel ve lezzetli görünüyordu. Keki dolaba attığında üstündeki önlükten kurtuldu ve büyük sürgülü cam pencereyi açıp arka bahçeye uzanan verandaya çıktı. Koruda ilerlerken yerler çamurluydu fakat aldırış etmeden ilerledi. Sazlı göle ulaştığında iskelenin ucuna çöküp ayaklarını sarkıttı. Elini iki yanına koyduğunda gökyüzüme başını çevirdi ve gözlerini kapatıp etrafındaki kokuyu ciğerlerine çekti.
Derin düşüncelere daldı, hayatı gözünün önünden geçti bir film şeridi gibi. Ayağını usulca sallarken, aklındakiler ve kalbindekiler bir o kadar şiddetliydi. Daldığı noktadaki küçüklüğü, tüm zamanları ona bir tokat gibi çarpıyordu. Geçmişimiz bizi etkilderdi, çocukluğumuz etkilerdi ama Violet'in tüm zamanlarını etkileyen bir olay değil, olgu vardı. Tüm zamanalarında devam eden, göremediği bir laneti vardı.
Derin bir nefes çekti, Violet düşüncelerden kurtulmak isteyerek ve iskeleye bağlı olan kayığa baktı. Eski, orta boy bir balıkçı kayığına baktığında korkusunun üstüne gitmek istedi, aklından bu geçiyordu.
Violet, o kayığa binmek istiyordu ama kayıktayken öğrenmişti tüm gerçeği, yalanları. Orası en kötü anılarının başlangıcıydı.
Violet psikolojik bir savaşın içideydi, bedensel bir savaşın içindeydi, sosyal bir savaşın içindeydi, kendisini tanımak bile istemezdi. Aynalardan kaçardı lanetli bedeninin yansımasıyla karşılaşmamak için. Sadece ruhunu tanırdı; onu severdi, değer verirdi. İnsanoğlunun ruhlarından kaçarak ruhunu huzura kavuşturmak istiyordu, kısmen başarırdı. Fakat son zamanlarda kendi ruhuna olan merhametini kaybetmiş, yeniden merhameti getirmek istiyordu. Çünkü o da farkındaydı ruhunun suçu olmadığının, lanetli olan kalbiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18