6. bölüm / 6
REKABETİN ÖTESİNDEBÖLÜM 1- LANSMAN GECESİ
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 1- LANSMAN GECESİ
Defne, kadehini avucunda çevirirken salonun içine bir kez daha göz gezdirdi. O sabah aynaya bakarken kendine söz vermişti: bu gece korkmayacaktı.
Bu gece, yıllar boyunca uğruna savaştığı, uykusuz kaldığı, dalga geçildiği, küçümsendiği markasının gecesiydi. Bu onun zaferiydi..
Ama elbette zafer her zaman görkemli hissettirmezdi. Bazen mideye oturan o ağırlıkla gelirdi.
Kulağına fuaye salonunun diğer ucundan gelen kahkahalar çalındı. Onların çoğu eski 'meslektaşlarıydı' Defne'nin büyük şirketteki eski günlerinden kalan insanlar. Kimisi dostça bakıyor, kimisi alaycı fısıldaşıyordu. Ne de olsa herkes merak ediyordu: 'Bak kendi markasını kurdu ama kaç ay dayanacak?' diye.
Tam bu sırada salonun kapısı açıldı.
Bir uğultu yayıldı ortama. Gelen kişiyi herkes tanımıştı.
Defne'de tanıdı.
Mert Kara..
Lacivert, mükemmel dikilmiş bir takım elbise; bileğine tam oturan pahalı bir saat; yana doğru taranmış saçlar. Yanındaki asistanıyla kısa bir şeyler fısıldaştıktan sonra, gözleri hızla salonu taradı ve ona takıldı.
Defne yutkundu ama bakışlarını kaçırmadı. Bu oyunu daha baştan kaybetmeye niyeti yoktu.
Bir anda yanında belirdi.
"Defne Yılmaz, değil mi?"
Sesi beklediğinden daha sıcak, daha yumuşaktı. Ama bu yumuşaklık sahteydi. Her kelimesi ölçülü, dikkatliydi. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı ama gözleri başka bir şey söylüyordu. Tehlike, hesap..
"Evet," dedi Defne, gülümseyerek. "Bay Kara, sizi burada görmek şaşırtıcı."
"Şaşırtıcı mı?" Adam hafifçe başını eğdi.
"Sektörümüzün en çok konuşulan yeni markasının tanıtımına katılmamak saygısızlık olurdu."
Defne dudak büktü. Samimiyetsiz iltifatlar...
"Senin küçük markan son günlerde çok konuşuluyor," dedi Mert. Bu kez gülümsemesi daha netti.
"Ama küçük balıkların büyük denizlerde yüzmesi zordur."
Defne'nin içinden bir kıpırtı geçti. Öfke? Heyecan? Belki ikisi birden. Yüzündeki gülümseme bozulmadı.
"Balık bazen köpekbalığı olur, Bay Kara," dedi hafifçe.
"Yüzmesini bilen için deniz hep güzeldir."
Göz göze geldiler. Sessizlik çöktü aralarına. Salon, davetliler, müzik... Her şey arka planda silinmişti sanki.
Gözleri, birbirine kilitlenmişti.
İlk Mert konuştu.
"Cesursun," dedi alçak sesle. "Ama cesaret bazen gereksiz risk demektir. Sence şirketin büyük oyuncularla rekabete dayanabilir mi?"
Defne bir adım yaklaştı, şampanya kadehini havaya kaldırdı.
"Risk almayan büyüyemez, bunu en iyi siz bilirsiniz."
Mert gözlerini kıstı ve kendi kadehini kaldırdı.
"Bakalım cesaret mi kazanacak, yoksa gerçekler mi?" dedi hafifçe. "İyi şanslar... Defne."
İsim kullanışı tuhaf geldi. Sanki yakın bir dost gibi... Ama değildi, bu adam rakibiydi. Belki de düşmanı olacaktı.
Arkasını dönüp uzaklaştığı da, Defne'nin içi karma karışıktı. Aklının bir köşesi onun sözlerini ciddiye al diyor, diğer köşesi ise başka bir şeyi... çok daha tehlikeli bir hissi fısıldıyordu: Merak.
Onunla tekrar karşılaşacak mıydı? Yoksa bu sadece bir iş gecesi flörtü müydü?
Telefonu titredi.
Mesaj: "Yarın Mert Kara'nın şirketi yeni ürün lansmanını duyuruyor. Seninle aynı kategoride."
Yüzündeki gülümseme silindi.
Oyun Başlamıştı...
Bölüm etkileşimi
