1. bölüm / 1
REİNBOWResurgere
Bölümler 1Şu an: Resurgere
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ölümün soğukluğu, beklendiği gibi karanlık bir son değil, aksine göz kamaştırıcı bir beyazlıktı. Genç kadın, bilincinin kıyısında tutunmaya çalışırken ismini aradı; zihninin rafları boşaltılmış, kimliği silinmişti. Hatırlayabildiği tek şey, pişmanlıkların genzini yakan o acı tadıydı. Gözlerini açtığında ise kendini bir hastane odasında değil, güneşin toz taneleriyle dans ettiği eski bir çocuk odasında buldu.
Karşısında, boy aynasının önünde duran yedi yaşındaki hali duruyordu. Küçük kız, elindeki makasla saçlarını yamuk yumuk kesmeye hazırlanıyordu; bu, hayatı boyunca sürecek olan o özgüvensizliğin ve kendini hırpalama döngüsünün ilk fiziksel dışavurumu idi.
Bir İsim ve Bir Misyon
Kadın, bir hayalet gibi odanın köşesinde süzülürken sesini duyurup duyuramayacağını test etti. Hafif bir fısıltı çıktı dudaklarından. Küçük kız irkilerek etrafına baktı. "Kimsin sen?" diye sordu küçük olan, sesi titreyerek.
Genç kadın duraksadı. Gerçek ismini bilmiyordu ama gökyüzündeki fırtınadan sonra çıkan o renk cümbüşünü düşündü. Belki de bu ikinci şans, karanlıktan sonraki o ışıktı. "Adım Reinbow," dedi güven veren bir sesle. "Senin koruyucu gölgenim."
Reinbow, kendi geçmişinde yaptığı her yanlış dönüm noktasını bir bir hatırlıyordu. Arkadaşlarına yaranmak için söylediği o ilk yalan, sevmediği bir bölüme girmek için babasına boyun eğişi, kendisine değer vermeyen o adama harcadığı yıllar... Şimdi, bu küçük kızı o uçurumlardan uzak tutma şansı vardı. Küçük kız elindeki makası tam saçına yaklaştırmışken, Reinbow fısıldadı: "Kendini olduğun gibi sevmek, başkalarının seni sevmesinden daha kıymetlidir. O makası bırak ve aynadaki yansımaya gülümse." Küçük kız durdu, makası masaya bıraktı. İlk kırılma yaşanmamıştı. Yıllar bir film şeridi gibi hızla akarken Reinbow hep oradaydı. Ortaokulda popüler çocukların zorbalığına uğradığında, "Sessiz kalma," diye fısıldadı. "Sesin senin en güçlü silahın." Küçük kız, bu kez başını eğmedi; dik durdu ve kendine bir zırh ördü. Genç kız lise yıllarının eşiğine geldiğinde, içindeki o çocuksu saflık yerini tanımlanamaz bir öfkeye ve kurallara karşı duyulan derin bir nefrete bırakmıştı. Kendi geçmişinde silik ve çekingen bir gölge olan Reinbow için bu yeni tablo, baş etmesi en zor sınavdı. Çünkü bu seferki "kendi", sessiz kalmıyor; aksine dünyayı ateşe vermek istiyordu.
Reinbow, odanın bir köşesinde belirdiğinde, genç kızın masasının üzerindeki her şeyi bir hışımla yere fırlatışını izledi. Genç kızın gözlerinde, ergenliğin o meşhur "kimse beni anlamıyor" feryadı vardı. Ancak Reinbow, bu duygu patlamasına aynı şiddetle karşılık vermedi. Onun varlığı, odaya yayılan hafif, serin bir esinti gibiydi. Genç kız, annesiyle girdiği şiddetli bir kavganın ardından hıçkırarak yatağına kapandığında, Reinbow yanı başına oturdu. Görünmez elleriyle kızın saçlarını okşar gibi yaptı. Sesi, bir fırtınanın ardından gelen o derin sessizlik kadar berraktı:
"Bağırmak, haklı olduğun anlamına gelmez," dedi Reinbow sakince. "Sadece ses tellerini yorar ve kalbindeki boşluğu büyütür. Gerçek güç, sana saldırıldığında bile kendi huzurunu koruyabilmektir. Onlara
öfkeni değil, sükunetini ver. Çünkü senin sükunetin, onların öfkesinden çok daha sarsıcdır."
Reinbowun yarattığı yeni bir kişi sonunda kendi hayatını yaşamaya hazırdı, yani en azından öyle sanıldı... gibi.
Bölüm etkileşimi
