2. bölüm / 3
PUSULASiyah kan
Bölümler 3Şu an: Siyah kan
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Bölüm 2”
Kasabada sonbahar yaklaşırken Elvan’ın gözlerinin altındaki morluklar da büyüyordu.
İnsanlar bunu fark etmeye başlamıştı.
Bakkala gittiğinde:
— İyi misin Elvan?
diye soruyorlardı.
Mahallede karşılaştığı kadınlar:
— Biraz dinlensen keşke.
diyordu.
Ama dinlenmek mümkün değildi.
Çünkü Mira hâlâ uyumuyordu.
Üstelik zaman geçtikçe ağlamaları daha da artıyordu.
Sanki küçücük bedeninin içinde durmadan büyüyen görünmez bir fırtına vardı.
Bazı geceler Demir işten döndüğünde saat sabahın üçü oluyordu.
Restoranın işleri uzuyor, müşteriler geç kalkıyordu.
Eve geldiğinde ilk gördüğü şey mutfak masasındaki soğumuş çaylar ve salonda yürüyen Elvan oluyordu.
Kucağında Mira.
Bitkin gözler.
Dağılmış saçlar.
Ve durmaksızın süren ağlamalar.
Bir gece Demir sessizce yanına oturdu.
Mira yine ağlıyordu.
Elvan’ın gözleri dolmuştu.
— Bir yerde yanlış bir şey yapıyoruz galiba.
Demir başını salladı.
— Hayır.
— O zaman neden susmuyor?
İlk kez o gece Demir’in de cevabı olmadı.
Çünkü o da korkmaya başlamıştı.
Her baba gibi.
Ama korkusunu belli etmemeye çalışıyordu.
⸻
Günler geçtikçe evdeki düzen tamamen bozuldu.
Lila bile kardeşinin ağlama sesine alışmıştı.
Bazen ödev yaparken durup salona bakıyordu.
Annesi yine ayakta dolaşıyordu.
Kardeşi yine ağlıyordu.
Bir keresinde sessizce yanlarına geldi.
Mira’nın minik elini tuttu.
— Ağlama olur mu?
demişti.
— Ben buradayım.
Ama Mira yine ağlamaya devam etmişti.
Çünkü sorun ne sevgi eksikliğiydi ne ilgi eksikliği.
Sorun kimsenin göremediği bir yerdeydi.
⸻
O gün hastaneye gitmeye karar verdiklerinde hava kapalıydı.
Gökyüzü kurşuni bulutlarla örtülmüştü.
Kasaba hastanesi her zamanki gibi kalabalıktı.
Koridorlarda insanlar bekliyor, çocuklar koşuyor, hemşireler bir odadan diğerine gidiyordu.
Saatlerce sıra beklediler.
Sonunda içeri girdiler.
Doktoru gördükleri anda Elvan’ın yüzü değişti.
Kadın alışılmış doktorlara benzemiyordu.
Saçları oldukça kısaydı.
Yüzünde makyaj yoktu.
Bakışları sertti.
Beyaz önlüğünün içinde bile farklı görünüyordu.
Elvan, yanında duran Ceren’e eğildi.
— Emin misin bunun doktor olduğuna?
Ceren dirseğiyle onu dürttü.
— Sus biraz.
Doktor onları duymuş gibiydi ama hiçbir şey söylemedi.
Sadece Mira’yı istedi.
⸻
Muayene uzun sürdü.
Kadın doktor acele etmiyordu.
Mira’nın gözlerine baktı.
Kulaklarını kontrol etti.
Karın bölgesine bastırdı.
Nefes alışını dinledi.
Sonra bir süre durdu.
Düşünüyordu.
Odadaki sessizlik ağırlaşmıştı.
Demir ilk kez huzursuz görünüyordu.
— Bir şey mi var doktor hanım?
Doktor cevap vermedi.
Mira’yı tekrar kucağına aldı.
Bu kez göğsüne dikkatle baktı.
Parmaklarıyla hafifçe bastırdı.
Bir kez.
Sonra tekrar.
Ve o anda herkesin yüzü değişti.
Göğsünden koyu renkli bir sıvı çıktı.
Neredeyse siyaha yakın.
Oda bir anda sessizleşti.
Elvan’ın nefesi kesildi.
Ceren olduğu yerde dondu.
Demir bir adım öne çıktı.
— Bu da ne?
Doktorun yüzü ilk kez ciddi bir ifadeye büründü.
Aradığı şeyi bulmuş gibiydi.
⸻
O gece eve döndüklerinde Mira alışılmadık şekilde sakindi.
İlk kez.
Aylar sonra ilk kez.
Ağlamadan uyudu.
Elvan defalarca yatağının yanına gitti.
Nefes alıp almadığını kontrol etti.
Saçlarını okşadı.
Battaniyesini düzeltti.
Sonra tekrar kontrol etti.
Çünkü ev sessizdi.
Ve bu sessizlik ona yabancı geliyordu.
Aylar boyunca ağlama sesleriyle yaşayan biri için sessizlik bazen daha korkutucuydu.
Sabaha kadar neredeyse hiç uyumadı.
⸻
Ertesi sabah doktor onları yeniden çağırdı.
Bu kez odadaki hava daha ciddiydi.
Doktor dosyayı kapattı.
Masanın üzerine bıraktı.
Sonra doğrudan Demir’e baktı.
— Beklemeyin.
Demir’in yüzü gerildi.
— Ne demek beklemeyin?
— Bu çocuğun ileri tetkiklere ihtiyacı var.
— Burada yapılamıyor mu?
Doktor başını salladı.
— Hayır.
Sonra Elvan’a döndü.
— Onu mümkün olan en kısa sürede İzmir’e götürmeniz gerekiyor.
Odanın içi sessizleşti.
İzmir.
Bu küçük kasabadan bakınca başka bir dünyaydı.
Daha büyük hastaneler.
Daha büyük şehir.
Daha büyük korkular.
Elvan istemsizce Mira’ya sarıldı.
Demir pencereye döndü.
Kimse konuşmadı.
Ama herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Ya gerçekten ciddi bir şey varsa?
⸻
Ertesi gün yola çıktılar.
Sabah güneşi henüz yükselirken araba kasabadan ayrıldı.
Demir direksiyondaydı.
Elvan arka koltukta Mira’yı kucağına almıştı.
Lila pencereye yaslanmış dışarıyı izliyordu.
Yol uzadıkça sessizlik de büyüyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Sadece motor sesi duyuluyordu.
Ve her kilometrede korku biraz daha büyüyordu.
Çünkü bu yolculuk yalnızca başka bir şehre değil, ailelerinin kaderini değiştirecek günlere doğru gidiyordu.
Bölüm etkileşimi
