11. bölüm · PROTOTİP KIZIL UYANIŞ

1. BÖLÜM — UYANAN ALEV

Melek Ateş

1. BÖLÜM — UYANAN ALEV
Yeraltı tesisinin duvarları, sanki binlerce yılın ağırlığını aynı anda hissetmiş gibi titriyordu. Kırmızı acil ışıkları koridorları keskin bir ritimle aydınlatıyor; her yanıp sönüşte gölgeler, rahatsız edici bir şekilde yer değiştiriyordu. Tesisin merkez odasında dev bir kapsül, içindeki sıvıyı aşağıya boşaltırken derin bir uğultu yayıyordu.Bir an…Sessizlik çöktü.Sonra kapsülün iç yüzeyinde bir çatlak belirdi.Ardından ikinci.Üçüncü.Çatlaklar hızla dallandı ve metal soğuk bir çatırtıyla yarıldı.Arisya dizlerinin üzerine çöktü; gözleri ilk kez açıldığında dünyayı kızıl bir perde ardından görüyordu. Nefesi yeni doğmuş bir yıldız gibi sıcaktı. Avuçları yerdeki kırık camlara değdiğinde parçaların kenarları eridi, sıcaktan kayboldu.Bedenini hissetmeye çalıştı.Ama hissettiği şey beden değildi—bir çekirdek, bir titreşim, damarlarında akan kızıl bir enerji. Sanki kalbi değil, bir ateş reaktörü çalışıyordu.Duvarlarda alarm çalarken odanın kapısı sert bir tıslamayla açıldı. Koridorun karanlığından biri çıktı, adımları hiç ses yapmadan zemine dokunuyordu.Arisya başını kaldırdı.Adamın gözleri ışık yansıtmıyor, karanlığı emiyordu.Gölge gibi yürüyordu.Sanki varlık ile yokluk arasında kayıyordu.Kael.Arisya’nın bakışlarıyla karşılaşınca gölgesi kıpırdadı—onu tanımaya çalışan bir hayvan gibi.Kael konuşmadı.Arisya da konuşamadı.Sanki kelimeler boğazına takılıyor, ateşe dönüşüyordu.O an metal zeminde bir bozulma oldu.Titreşim…Çatlak…Ve zaman bir anlığına üzerine kıvrıldı.Zamanın bu hassas dokusundan bir figür ortaya çıktı.Mira.Ayakları yere değdiğinde dakika ibresi geri sardı; kırılmış bir metal parçası kendi kendine toparlandı ve tekrar düştü. Mira’nın varlığı, odanın ritmini değiştiriyordu—sanki saniyeler onu tanıyıp hizaya geliyordu.Gözlerini Arisya’ya dikti.“Uyanışın,” dedi Mira, sesi hem uzak hem yakın bir tondaydı, “öngörülenden çok daha erken.”Arisya cevap vermek isterken bedenindeki sıcaklık yoğunlaştı. Avuçlarının kenarından kızıl bir ışık sızdı. Kael refleksle araya geçti; gölgeler onun etrafında savrulup Arisya’nın ateşini bastırmaya çalıştı.Ama bastıramadılar.Ateş havaya yükselirken laboratuvarın yan duvarı bir anda parçalara ayrıldı.Önce bir ışık…Ardından metal yankısı…Ve son olarak mekanik bir nefes.Dumanların arasından dev bir siluet belirdi.Göğsünde mavi bir enerji çekirdeği, vücudunda çıplak kablolar, adımlarında ağır bir metal ritmi vardı.Aerun.Gözlerindeki sensörler üç karakter arasında hızla gezindi.Sonra yankılı bir sesle konuştu:“HEDEF: PROTOTİP ARISYA.DURDURMA PROTOKOLÜ AKTİF.”Arisya’nın gözleri parladı.Mira zaman çizgisini savunma için hazırladı.Kael karanlığı genişletip gölge zırhını kurdu.Bu an…Onların kaderde ilk kez aynı noktada durduğu andı.Ve tesis, çatısındaki tüm kolonları aynı anda kaybediyormuş gibi gürledi.Arisya ayağa kalktı.Kızıl alev saçları havada dalgalanıyordu.“Kimse,” dedi, sesi bir ateş kırılması gibiydi,“beni yeniden kapatamaz.”Dünya parçalandı.Ateş, gölge, zaman ve yıldırım çarpıştı.Ve Kızıl Uyanış resmen başladı.