10. bölüm · POPO KOKUSU
10. BÖLÜM: SAHTE GÖZYAŞLARI VE DAR ODADAKİ TUZAK
MDar ve betondan yapılmış o korkunç sığınağın içinde loş ışığın altında oturan kızın yalvaran gözleri herkesin yüreğini sızlatmıştı. Ağızı bantlı çaresizce çırpınıyordu.Zummos temkinli adımlarla yaklaşıp kızın ağzındaki siyah bandı tek bir hamlede hızla çekti. Bandın açılmasıyla birlikte kız hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Gözyaşları yanaklarından süzülürken sesi sığınakta yankılanıyordu."Yalvarırım yardım edin bana!" diye hıçkırdı kız, titreyen sesiyle. “Beni günlerdir burada tutuyorlar... Klozet Kaan ve Popilga Oğuzhan canavarı... Benim ismim Hammus Sıradan bir üniversite öğrencisiyim. Babamın yeraltı dünyasına borcu varmış, sırf bu yüzden beni kaçırıp bu pis sığınağa kilitlediler. Günlerdir ne yemek verdiler ne su... Eğer siz gelmeseydiniz beni öldüreceklerdi!"Hammus’un bu çaresiz hali, gözlerindeki o saf korku o kadar gerçekçiydi ki, bizim ekiptekiler tamamen gardını düşürmüştü.Sulhi hemen ceketini çıkarıp Hammus’un omuzlarına koydu. "Sakin ol Hammus, artık güvendesin. Karşında devletin en iyi ajanları duruyor," diyerek kızın ellerindeki ipleri hızla çözmeye başladı.Eccos bile kıza acıyarak baktı. "Bu Klozet Kaan ve Popilga Oğuzhan’ın pisliklerinde sınır yok. Masum bir kızı bu daracık, havasız odaya kilitlemek tam onlara göre bir hainlik."Milima ise elindeki çilekli gofretin son parçasını Hammus’a uzattı. "Al Hammus abla, pırt kokusundan biraz yeşerdin ama bu gofret seni kendine getirir, çokomel gibi tatlı olursun."Hammus iplerden kurtulur kurtulmaz Sulhi’nin kollarına doğru atıldı ve masumca boynuna sarıldı. "Çok teşekkür ederim, siz benim kahramanlarımsız!" dedi. Ama Sulhi’ye sarıldığı an, gözlerini arkadaki Zummos’a dikti ve yüzünde saniyeden daha kısa süren, buz gibi, sinsi bir gülümseme belirdi. Zummos o an içgüdüsel olarak garip bir tehlike hissetti. Karnına hafif bir sancı girdi ve odada hafif bir pırt sesi yankılandı Zummos iç ses”Galiba onu kıskandım pırtım geldi ama tutmalıyım” dedi .Baleci Ahmet öne çıktı, parmak uçlarında döndü. "Kızım, senin bu ağlama sahnen tam bir dramatik bale eseri gibiydi, ritmi çok iyi tutturdun. Ama şimdi buradan çıkmalıyız. Malikane patladı, etraf bok kokusu ve duman altı."Hammus gözyaşlarını silip ayağa kalktı, bacakları titriyor gibi yapıyordu. "Beni de yanınızda götürün, evimin yolunu bile bulamam bu halde," dedi.Bizim ekip, arkalarında Klozet Kaan’ın en büyük tuzağını, yani bizzat Hammus”un kendisini taşıdıklarından tamamen habersiz bir şekilde sığınağın çıkış tüneline doğru yürümeye başladı. Hammus arkadan gelirken gizlice elini cebine attı ve küçük, siyah bir verici düğmesine basarak Klozet Kaan’a sinyal gönderdi. Ekipteki herkes onu masum bir kurban sanıyordu... Şimdilik.
