1. bölüm / 1
Perde Arkasındaki SırlarPerde Arkasındaki Sırlar
Bölümler 1Şu an: Perde Arkasındaki Sırlar
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 1 – Beroling ve İlk İş
İstanbul, 1965.Hava pusluydu. Boğaz, sabah sisiyle sarılı, yalılar ise sessiz ve heybetliydi. Dedektif Beroling, Beşiktaş’taki küçük ofisinde masasının köşesinde duran radyoyu kapattı. Çayı soğumuş, not defteri boştu. Telefon çalana kadar, her gün ki gibi kimse aramaz sanmıştı.
“Beroling Dedektiflik, buyurun.”
“Adım Murat Erdem. Oğlum… oğlum Can maalesef bir cinayete kurban gitti. Polisin yapamayacağı şeyler var. Size ihtiyacım var.”
Beroling’in içinden bir kıvılcım geçti. Bu onun ilk büyük işiydi. İlk kez biri ona gerçek bir cinayet davası için gelmişti. Ceketini giydi, not defterini cebine koydu ve cebinde sallanan küçük babadan kalma yüzüğe dokundu. “Ben hazırım,” dedi.
O gün yalıya ilk kez adım attığında, onu sadece bir ölüm değil, bir düşüş bekliyordu.
Bölüm 2 – Yalıda İlk İzlenim
Ertesi sabah, saat henüz 09:45’ti. Beroling, omzunda kahverengi paltosu, elinde eski bir defterle yalı kapısına geldi.Kapıda bekleyen güvenlik görevlisi homurdandı:
— “Randevunuz var mı?”
Beroling hafifçe gülümsedi:
— “Dedektif Beroling,Murat Bey beni bekliyor.”
Güvenlik sekretere danıştı ve onay aldı. Birkaç saniye sonra kapı ağır ağır açıldı. Girişte uzun bir koridor, sağda kütüphane, solda yüksek tavanlı bir salon.Her şey çok düzenli ama fazlasıyla sessizdi.
Yalıda çalışanlar göz temasından kaçıyor, ayak seslerini gizlemeye çalışıyordu.Beroling içinden geçirdi: “Burada bir şeyler dönüyor.”
Bir süre sonra Murat Bey göründü. Üzerinde siyah takım elbisesi, elinde bir kahve fincanı vardı.
— “Bay Beroling, hoş geldiniz.”
— “Olayı yerinde incelemek istiyorum. Ayrıca çalışanlarla da konuşmam gerek.”
— “Buyurun, Can’ın odası ikinci katta. Anahtarı burada. Hizmetlilerle konuşabilirsiniz ama lütfen onları fazla ürkütmeyin.”
Beroling cebinden defterini çıkardı.
— “Bir cinayet beni korkutmaz,Murat Bey. Ama sessizlik beni hep tedirgin eder.”
⸻
Can’ın Odası
Oda sade ama düzenliydi. Masada açık bir ajanda vardı:
“19 Mart – Komiserle görüş.”
Beroling defterine not aldı: “Polise gitmeye hazırlanıyormuş.”
Tam çıkmak üzereyken, yaşlı bir hizmetçi usulca yaklaştı. Korkuyla fısıldadı:
— “Leyla Hanım’a sorun… Hemşire. O gece bir şey duymuş olabilir. Ama adımı anmayın. Ne olur…”
Beroling gözlerini kısarak hizmetçiye baktı.
— “Teşekkür ederim. Bu, sandığımdan daha karanlık bir yere gidiyor.”
Bölüm 3 – Hemşire Leyla ve İlk Çatlak
Beroling, Can’ın odasından çıktıktan sonra ikinci katta uzun bir koridorda ilerledi. Gözleri, kapıların üstündeki isimlikleri taradı.“Leyla Uçar – Özel Bakım Hemşiresi” yazan kapıyı tıklattı.
Kapı hafifçe aralandı. İçeriden utangaç bir ses yükseldi:
— “Buyrun…?”
Beroling şapkasını çıkardı, nazikçe gülümsedi:
— “Ben Dedektif Beroling. Sizinle biraz konuşabilir miyim, Leyla Hanım?”
Leyla gözlerini kaçırdı. Yüzü solgundu.
— “Konuşacak bir şey yok.”
— “Neden?”
— “Ben sadece görevimi yapıyordum. Can Bey’e bakıyordum. Hepsi bu.”
Beroling, odaya doğru bir adım attı. Kapı tamamen açıldı. İçerisi sade döşenmişti. Bir koltuk, bir çaydanlık, birkaç tıbbi dosya.
— “Bakın Leyla Hanım. Bu sadece bir iş değil. Oğlunu kaybeden bir babanın aradığı cevaplardan fazlası var bu işte. Bu… tehlikeli bir sessizlik.”
Leyla başını öne eğdi. Sonra sessizce bir sandalye çekti, oturdu.
— “O gece… gece yarısını biraz geçmişti. Koridorda ayak sesleri duydum. Can Bey’in odasından çıktı ses. Koşar gibi değil… kontrollüydu.”
— “Gördünüz mü?”
— “Hayır. Ama pencereden baktım. Bahçede kısa boylu biri yürüyordu. Şapkalıydı. Omzunda ceket… yürüyüşü çok… tanıdıktı.”
Beroling not defterine aceleyle yazdı.
— “Tanıdık mı dediniz?”
— “Evet. Murat Bey’in yardımcısı. Onu defalarca yalıda gördüm. Ama sonra… o sabah kahvaltıda hiç yoktu. Kimse sormadı bile.”
Beroling gözlerini kıstı. Bir parça yerli yerine oturuyordu artık.
— “Yardımcının adı ne?”
— “Kimse adını tam bilmez. Bazen ona sadece ‘Misafir’ derlerdi. Her geldiğinde kapılar kapanırdı. Hizmetli bile içeri alınmazdı.”
O anda Beroling, Can’ın ajandasında yazan o satırı hatırladı:
“Komiserle görüş. Geç kalma.”
Beroling ayağa kalktı. Leyla’ya teşekkür etti ve çıkarken usulca söyledi:
— “Leyla Hanım. Bu konuşma aramızda kalmalı. Eğer bir daha görüşemezsek, bilin ki doğru yoldayım.”
Leyla kapıyı sessizce kapattı. Ardında yalıdaki sırlar hâlâ yankılanıyordu.
Bölüm 4 – Yüzük ve Takip
O akşam Beroling ofisine döndü. Saat gece 11’e geliyordu. Lambanın altında Can’ın ajandasını, Leyla’nın söylediklerini ve Murat Bey’in suskunluğunu bir araya getirmeye çalıştı.Ama parçalar birbirine uymuyordu.
— “Bu iş normal değil… Bu işte planlı bir sessizlik var,” dedi kendi kendine.Bir karara vardı: İşi bırakıyor gibi yapacaktı. Ama içeriden çıkmadan önce bir iz bırakacaktı.
⸻
Ertesi Gün – Yalıya Dönüş
Beroling yalıya tekrar gitti. Bu sefer daha yorgun, daha bezgin bir tavırla kapıyı çaldı. Güvenlik onu tanımıştı.Murat Bey, çalışma odasında kahvesini içiyordu.
— “Bay Beroling… Bu kadar kısa sürede vazgeçmeniz şaşırtıcı.”
Beroling, gözlerini kaçırmadan cevap verdi:
— “Bu cinayeti çözmek için elimde hiçbir şey yok. Ne tanık var, ne delil. Belki daha deneyimli biri gerekir.”
Murat Bey hafifçe gülümsedi, cebinden bir zarf çıkardı:
— “O zaman şu ana kadar olan çabanızın karşılığını almayı kabul edersiniz, değil mi?”
Beroling zarfı eline aldı, açmadan masaya geri bıraktı:
— “Teşekkür ederim. Ama bu işi para için kabul etmedim.Gerçekler bir gün ortaya çıkar umarım”
Arkasını döndü, odadan çıktı. Koridordan geçerken avcundaki küçük altın yüzüğü sessizce yere bıraktı. Halının kıvrımında kayboldu.
— “Sıra sende baba…” diye mırıldandı.
⸻
İki Gün Sonra – Gecenin Gölgesinde
Beroling, yalıya bakan küçük bir kiralık ev tutmuştu. Saat 22:07’yi gösteriyordu.O anda siyah bir araba geldi. İçinden uzun pardösülü, şapkalı bir adam indi: **“O”**ydu. Gizemli adam.
Beroling, cebinden dürbününü çıkardı. Adam kapıdan girdi. Güvenlik ona hiçbir şey sormadı.Yalı, bu adamı tanıyordu.
Beroling, cebinden bir kağıt çıkardı: “Plan başlıyor.”
⸻
Yalıya Geri Dönüş
Beroling hızla yalıya indi. Güvenlik onu görünce kaşlarını çattı.
— “İşi bırakmam aceleye geldi. Yüzüğümü düşürmüşüm. Babamdan kalma, çok değerli benim için .”
Güvenlikler başta karşı çıktı ama ısrarcıydı.
— “On dakikamı almaz. Sadece yerini göstermeniz yeter.”
Zorla da olsa içeri girdi. Gözleri çevredeydi. Koridordan geçerken çalışma odasının kapısı hafif aralıktı. İçeriden Murat Bey’in sesi geliyordu.
— “Al paranın geri kalanı bu.Uzun süre görüşmeyelim. Çaylak dedektif fazla dayandı ama sonunda bıraktı. Konu burada kapanıyor.”
Gizemli adam cevap verdi:
— “Sizi temin ederim, iz bırakmadım.”
Beroling’in kalbi hızlandı. Konuşmalar netti. Her şeyin planlı olduğu ortadaydı.
Odanın sessizleştiğini fark ettiğinde hemen uzaklaştı. Ayakkabısının topuğu koridorda tıklayınca hızla ana kapıya yöneldi.
Bu artık dedektiflik değil, kişisel bir meseleydi.
Bölüm 5 – Takip ve Suskun Ölüm
Beroling yalının önünden ayrıldıktan sonra sokakta bekleyen dolmuşların arkasına saklandı. Gözü siyah arabadaydı.Gizemli adam hâlâ içerdeydi.
Saat 00:12. Beroling’in göz kapakları ağırlaşmaya başlamıştı ki, yalı kapısı tekrar açıldı.Pardösülü adam dışarı çıktı. Elinde deri bir çanta vardı. Arabaya bindi.
Beroling hızla motosikletine atladı. Uzaktan ama dikkatli şekilde takibe başladı.
⸻
Gece Yarısı – Otel Gölgesi
Adam, Galata’da köhne ama pahalı görünen bir otele girdi. “Meydan Palas” yazıyordu kapıda.
Beroling birkaç dakika bekledi. Sonra otelin lobisine girdi ve resepsiyoniste yaklaştı:
— “Az önce gelen adamın hangi odaya çıktığını öğrenebilir miyim?”
Resepsiyonist gözlüklerinin üzerinden baktı.
— “Bilgi veremem..”
— “Bakın, polis değilim ama o adam. Belki de bir şey biliyor.”
Resepsiyonist iç çekti. Yavaşça mırıldandı:
— “206 numaralı oda. Ama söylemedim.”
Beroling, lobiye yakın bir koltuğa oturdu. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar orada bekledi.Sabah olmuştu ama saat 13:00’a yaklaşmasına rağmen o adamdan ses yoktu. Artık sabrı tükenmişti.
⸻
206 Numara
Merdivenleri ağır adımlarla çıktı. Koridorda ilerledikçe içini kötü bir his kapladı.Kapıya ulaştığında iki kez derin nefes aldı. Sonra yavaşça kolu çevirdi.
Kapı açıktı.
Odaya girdiğinde gördüğü manzara karşısında dondu kaldı.
Gizemli adam, odanın ortasında bir sandalyeye oturmuştu. Kafasının ortasında bir kurşun deliği vardı.Elindeki susturuculu tabanca henüz düşmemişti.
Duvar kanla boyanmıştı.
⸻
Kaos
Beroling hemen polisi ve ambulansı aradı. Polis geldiğinde sorgu başladı. Resepsiyon, Beroling’in gece lobide olduğunu doğruladı.
Ama bir şeyler ters gidiyordu. Polisler birbiriyle fısıltıyla konuştuktan sonra Beroling’e döndü:
— “Bizimle karakola gelmeniz gerekiyor.”
Beroling şaşırdı. Gözleri sorgulayıcıydı:
— “Neden? Ben çağırdım sizi.”
Polis gözünü kaçırdı:
— “Olay yerinde size ait bir yüzük bulundu. Ayrıca silah üzerinde parmak iziniz var.”
Beroling’in boğazı kurudu. “Yüzüğüm mü?”Cebine uzandı, yüzüğünü çıkardı — ama… bu yüzük sahteydi. Orijinal değil.
Yutkundu.
— “Bu… bu benim yüzüğüm değil.”
Polisler onu sertçe tuttular.
— “Sorguda anlatırsın.”
⸻
Karakolda
Beroling nezarete alındı. Sorguya girmeden önce bir gölge karakolun koridorundan geçti.Murat Bey’di.
Sanki önceden planlanmış gibi yanına geldi:
— “Bak hele… bizim çaylak da buradaymış.”
Beroling dişlerini sıktı:
— “Her şeyi duydum. O adama para verdin. En son seninle konuştu. Oğlunu sen öldürttün, sonra da ortağını susturdun.”
Murat Bey gözlerini kısmadan gülümsedi:
— “Kanıtın var mı?”
Beroling hırsla:
— “Yüzüğümle oynadın. Yere bıraktığım gerçek yüzüğü aldın ve sahtesini bıraktın. Silahı da cinayet anını canlandırırken ben tutmuştum. Planlıydı her şey.”
Murat Bey, cebinden mendil çıkarıp alnını sildi:
— “Aferin sana. Tam tahmin ettiğim gibi… Kendini kanıtlama derdindeki küçük dedektif. Ama oyun bitti. Gerçek yüzük otel odasında. Silahın üstünde senin izlerin var. Şimdi söyle bakalım… sence mahkemede hangimize inanırlar?”
Arkasını döndü, çıkarken arkasından seslendi:
— “Senin hikâyen buraya kadar. Ama benimki… devam ediyor.”
⸻
Beroling, nezarethane kapısı kapanırken sadece bir şey düşündü:“Henüz bitmedi.”
Bölüm etkileşimi
