0.1 Nebula

Vaveyla Yazarı: Rüyalarında Saklı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 0.1 Nebula
  1. 1 0.1 Nebula1.984 kelime · Okuduğun bölüm

Emeğimin karşılığı olarak bölümü beğenmeyi ve beni takip etmeyi unutmayın.

Keyifli okumalar...

Bölüm 1:Nebula

Bölüm Şarkımız

Timeless (feat Playboi Carti)

~The weeknd, Playboi Carti

Şehrin belki de en izbe sokağının ortasında öylece ayakta dikilirken sokak lambasının cılız ışığı üzerine vuruyor ve yerdeki gölgesini izlmekten kendini alamıyordu.

Yalnızdı. Kimsesizdi fakat bu gölge ona ait bir parça olmasına rağmen onun kimsesizliğinin üzerini güzelce kamufle ediyor gibiydi.

Derin bir nefes aldı ve tek gözünü kısarak sokağın sonuna yani aşılmaz görünen duvara baktı.

Bu çıkmaz sokak ona kendini hatırlatıyordu.

Başlangıcı belli olmayan fakat sonu bariz ortada olan....

Bu onu germeli miydi?

Muhtemelen evet. Fakat... artık umursamıyordu. Ne ailesi onun için önemliydi ne de kendisi...

Sadece ona çizilen kaderi yaşıyor ve bunun son bulmasını diliyordu. Çünkü doğumunu bilmese de geleceği planlı bir şekilde ilmek ilmek işlenmişti ruhuna...

Bir tiyatro misali sahnesi gelince oyuna girecek ve rolünü tamamlayıp geriye çekilecekti sadece. Zor değildi. Hayatı robot olmakla geçmişti. Bu ona zor gelmezdi.

Bakışlarını takip ederek sokağın sonundaki duvara doğru yürüdü ve üzerindeki siyah gece elbisesini umursamadan varillerin üzerine çıkarap duvarın tepesine tırmandı.

Bu sokağın sonu çıkmazdı çünkü ilerisi uçurumdu. Yani duvarın arkası sadece bir boşluktu. Uçsuz bucaksız bir boşluk...

Ayaklarını aşağı doğru çekinmeden sallandırırken üzerindeki siyah kısa cekete sarıldı fakat bu sırada arkasında bir hışırtı hissetmesiyle bakışlarını omzunun üzerinden arkasına çevirdi.

Saat gece 00.47...

Etraf karanlıktı ve hava birkaç dakika sonra bozacağını haber verircesine buz gibiydi.

Sert rüzgar saçlarını savuruyordu geriye doğru. Onları düzeltme gereği duymadı çünkü şimdi düzeltse yine bozulacaktı. Boşa uğraş.

Gözlerini kısarak sokak lambasının altında dimdik duran siyah silüete dikti gözlerini. Siyah uzun bir kaban. Siyah gömlek. Ve siyah kumaş pantolon.

Elleri ceplerinde olan adamın yüzüne doğru tırmandı bakışları. Sert yüz hatları var diye geçirdi içinden. Gözlerini aralarındaki mesafeden dolayı çıkaramasa da renkli gibiydi sanki.

Etkilenmiş miydi? Evet.

Aralarında kısa bir bakışma geçmis olsa da bu onlara ömür gibi geldi. Aslında kız adamı tanıyordu. Adam da kızı...

Sonuçta başlangıcı belli olmayan iki kişinin sonsuzluğu bir noktada kesişirdi.

Bu bakışmaya bir son vererek bakışlarını genç adamdan çekti ve uçsuz bucaksız şehrin manzarasına baktı.

Acaba adam gitmiş miydi?

Ya da hala orada mı duruyordu?

Göz ucuyla tekrardan arkasına baktı kendini dizginleyemeden. Yoktu. O da gitmişti.

Burukça gülümsedi ve gözlerini kapatarak kendini geceye bıraktı. O an bilmediği bir şey vardı ki adam hem gitmemiş hem de sokağın ucunda -ışığın vurmadığı bir duvar köşesinde- tüm gece onu izlemişti.

Yıkılmaz bir duvarın çatlaklarından sızan ışıkla orada kendisini gören bezden bir kukla...

♤

Adımlarım evimizin bahçesine ulaştığında bir anlık duraksayarak etrafıma bakındım ve kimsenin olmadığını görmemle rahat bir nefes verdim.

Sonuçta çevreden biri gecenenin bu saatinde dışarı olduğumu görürse bu bilgiyi kendine saklamak yerine yaymayı tercih edebilirdi ve bu işin sonu hem benim için hem de ailem için hiç iyi bitmezdi.

Daha fazla oyalanmadan güvenliklere selam verip içeri geçtim. Muhtemelen herkes uyuyordu. Çünkü etrafa bir sessizlik hakimdi ve tüm ışıklar kapalıydı.

Bu yüzden parmak uçlarımda yürüyerek merdivenlere yöneldim ve hızlı adımlarla üst kata çıkıp koridorun sonundaki odama yöneldim. Evimizin büyük olması en çok bu zamanlarda bana dezavataj yaratıyordu.

Sonunda odama ulaşıp kendimi güvenli alanımın kollarına attım ve üstümü değiştirme gereği bile duymadan yatağıma doğru kendimi bıraktım.

Yüzümdeki makyaj ve üzerimdeki bu rahatsız kıyafet beni rahatsız ediyordu fakat kendimi yatmaya hazırlamak için bile mecalim kalmamıştı.

Muhtemelen yarın annem ve babam beni güzelce sorguya çekerdi. Bu yüzden şimdiden depresyona girmiş, hayatı sorgulama evresine adım atmıştım.

Aslında yarın yeni okulumdaki ilk günümdü. Ve ben bu gece uyumak yerine geceyi dışarıda geçirmiştim. Peki bundan pişman mıydım? Hayır. Çünkü kesinlikle verimli vakit geçirdiğime inanıyordum.

Bakışlarım yatağımın yanındaki komodinin üzerinde duran dijital saate kaydı.

03.37...

Sabah dersler 9'da başlayacağından daha fasla uyumazsam yarın ölü gibi etradta dolanırdım muhtemelen. Ve sırf bu sebeple istemeye istemeye de olsa ayağa kalkktım ve dolabıma ilerledim.

Pijamalarımı üstüme geçirip makyajımı silsem yeterdi. Bakım yapmama bu gecelik gerek yoktu.

♤

Pamuğu son kez yüzüme değdirdikten sonra suyu açarak yüzümü sertce yıkadım ve kurulamadan banyomdan çıkıp ışık hızında yatağımın içine girdim. Yarın yorucu bir gün olacaktı ama şu an tek düşünebildiğim şey uyumaktı.

Kafamı iyice yastığıma gönerek bakışlarımı tavana diktim.

O adam kimdi acaba?

Onu gördüğümden beri kalbimin atışlarını dizginleyemiyordum. Garipti. Daha önceden hiç böyle hissetmemiştim. Aslında grnel olarak bir şey hissetmezdim. Düz bir yapım vardı.

Sadece çevremdekiler bunu anlamaz ve rollerimi gerçek benliğim sanarllardı.

Beni onlara gösterdiğim kadarıyla tanıyorlardı. Onlar için neşeli, hayat dolu ve mutlu birer arkadaştım muhtemelen.

Sanki büyük bir köşkü sırf dışı için çok istiyorlardı da köşkün içindeki yangını fark edemiyor gibiydiler. Camlardan sızan dumanı fark edemiyorlardı gerçek bariz ortada olmasına rağmen.

Nefes alamıyor gibi hissedince derin bir nefes çekip birkaç saniye bekledim ve ağzımdan geri verdim gözlerimi kapatırken.

Uyusam iyi olacaktı.

Kollarımla yorganımı sararken iyice yatağıma tam gömülmüştüm ki odamın kapısının sertçe açılmasıyla resmen sıçrayarak yattığım yerde doğrulmuştum.

"Paige! Neredesin sen?"

Kesik bir nefes alarak yatakta tam bir şekilde doğruldum.

"Baba..."

Babamın öfkeden kararan gözlerine çekinmeden bakarken bana doģru yaklaşıp tam yatağımın önünde durdu.

"Tabii baba ya! Saat olmuş gece 3. Hanımefendi eve yeni geliyor. Sokaklardan mı toplayacağız artık seni?"

Gözlerimi kısıp şirin olduğunu umduğum şekilde gülümsedim fakat babamın gözlerinde yumuşama olsa da mimiklerinde zerre değişiklik olmamıştı. O da haklıydı. Fakat ben de kendimce haklıydım.

Kimse neler yaşadığımı bilmiyordu. Ve bunu umursamıyorlardı.

Fark etmemişlerdi bile...

Boğazıma bir yumru otursa da belli etmemeye çalışıp gülümsemeye devam ettim.

"Baba Astrid ve Julia ile son bir kez eğlenmek istemiştik. Saatin kaç olduğunu geç fark edince anca şimdi gelebildim.

"Kızım sen bir de açıklama mı yapıyorsun? Özrün cümlenin hangi bölümünde?"

Gözlerimi devirerek "Baba ya..." derken babamın bakışları eski haline döndü ve o an ciddileştiğini mimiklerinden anladım.

İşte sohbetlerimizin en gerildiğim noktasına gelmiştik.

"Sen bizim varisimizsin Terra. Biliyorsun ki benden sonra koltuğuma oturacak olan kişi sensin. Bu yüzden yarın Vane Manor'a gideceksin. Orada sadece dost ailelerin çocukları değil düşmanlarımızın varisleri de okuyor. Hal ve hareketlerine çeki düzen vermelisin."

Titrek bir nefes aldım. Haklıydı. Yarın Üniversite birinci sınıf olarak Vane Manor University de okumaya başlayacaktım. Bu okul sadece bizim gibi yeralaltı dünyasında söz sahibi olan ailelerin varislerini eğitmek için kurulan bir okuldu.

Bu yüzden sadece burada yani Amerikada yaşayanlar değil dünyanın dört bir yanındaki ailelerden temsilci varisler gelirdi. Ben de onlardan biriydim. Neyseki ćocukluk arkadaşlarım olan Astrid ve Julia da orada olacaklarından arkadaş sorunu derdim olmayacaktı. Fakat yine de geriliyordum.

Çünkü babam Amerikadaki en köklü ailenin lideriydi. Ve ne kadar dostu olsa da bir o kadar da düşmanları vardı.

Ben direkt kendi ailemin varisi olarak orada okuyacaktım fakat Julia ve Astrid abilerinin yanında bir nevi sadece aileyi temsilen eğitilmek için geliyorlardı.

Ve aynı onlar gibi varis olmasa da eğitilmek için gönderilen bir çok öğrenci vardı. Bu yüzden bir nevi okul ayaklı magazindi benim için.

"Haklısın baba. Seni temin ederim ki bir daha olmayacak. Özür dilerim. "

Babam hafif bir tebessümle saçlarımı okşayıp öptükten sonra odadan çıkarken dalgınca kapıyı izliyordum.

Onlar için bir çocuk deģildim. Öncelikleri ben değil kalan tek varisleri olmamdı.

Ben onlardan asıl varislerini almıştım. Ve onlar da benden hayatımı...

♤

Tek bir hata onun hayatını sonu belli bir kitaba çevirmişti. Ölü bile olamayacak kadar yoktu bu dünyada...

"TERRA! Kızım sanki aylardır görüşmemiş gibiyiz. Çok özledim seni."

Kısık sesle kıkırdarken kollarımı yerinde duramayan Astrid'in bedenine sardım. Bu sarışın beni nasıl tavlayacağını biliyordu her seferinde.

"Dün gece birlikte olmasak şu sözlerine inanırdım da her neyse Astrid."

Bana oyunbaz bir çapkın gibi tek gözünü kırparken gülümsemem genişledi.

"Julia nerede?"

İkimiz de okulun bahçesinde yan yana durarak girip çıkan öğrenciler arasında bir kızıl kafa arıyorduk. Astrid "Bilmem. En son yoldaydı." dediğinde parlayan gözlerle ona doğru döndüm.

"Arabayı verdi mi Luke amcalar?"

Luke amca Julia'nın babasıydı ve babamın en yakın dostlarından biriydi. Geçen aydan beri Julia'ya arabasını vermiyordu çünkü arabayı park halinde duran bir araca çaptığından babası kızın ehliyetinden şüphelenerek ondan arabasını almıştı.

Bence sonuna kadar haklıydı. Sonuçta ehliyeti olan bir insan duran arabayada çarpmazdı değil mi?

"Okula başladığı için vermişler. Ben de çok şaşırdım. AY! Geldi benim Ariel'im."

Astrid'in bakışlarını takip ederek heyecanla sevgili Ariel ' imize baktım. Eh kızıl kafa olmanın sonuçlarını taktığımız lakaplarla alıyordu.

Yanında abisi de vardı ve kocaman gülümsemeyle abisinin koluna girmiş bir halde yanımıza geliyordu.

"Selam, kelebeklerim. Dün geceyi atlatmış gördüm sizi."

Üçümüz abisi yanımızda olduğu için sadece kıkır kıkır gülerek kendimizi durdursak da Xavier'ın gözünden hiçbir şey kaçmıyorďu.

"Bu gülüşleri babalarınıza söyleyeceğim. Bakın bakalım artık siz mi geceyi atlatıyorsunuz gece mi sizi?"

Onun alaycıl sorusuyla hepimiz kıkırdarken bir yandan da okul binasına yürümeye başlamıştık. Ders başlamak üzereydi.

Ben, Julia ve Astrid Hukuk Fakültesinde birinci sınıf öğrencisiydik. Xavier işletme bölümü 3. Sınıf, Astrid'in abisi yani Kai ise Tıp fakültesi 3. Sınıf öğrencisiydi. Diğer üniversitelerden farklı olarak burası hala bir lise gibi tek fakat kocaman bir binadan oluşuyordu. Ve herkesin ortak olarak kullandığı birçok alan vardı.

Bunun sebebi hem çevremizi genişletmemiz hem de diğer aileleri tanımamız içindi.

"İyi dersler yapışık üçüzler!"

İlk dersimiz Civil Procedure yani Medeni Usul Hukuku'ydu. Kesinlikle dönemin ilk dersinden canımızın çıkacağını hissediyordum. Bu mesleğin en zor derslerinden biri neden ilk işlediğimiz ders olmak zorundaydı ki...

♤

"Bu hoca yeni düşmanım."

Bir yandan başımı masaj yaparcasına ovarken yanımda saçlarını yolmak üzere olan Julia'ya dönüp ellerini saçlarından çektim. Bu sırada Astrid ölüm planları yapmakla meşguldü.

"Bir insan ilk dersten niye bu kadar sıkar ki? Ve ödev bile verdi. Daha 2 saattir hukuk öğrencisiyiz biz!"

Sessizce onu dinliyorduk çünkü 2 saatlik derste konuşmamaktan ağzımızı kıpırdatmak zor geliyordu. Sessiz adımlarla yan yana yürüyüp bahçeye çıkınca gözümüze kestirdiğimiz ilk ağaç gölgeliğine oturmuştuk.

Kafamı ağacın gövdesini yaslayarak gözlerimi kapatırken "Burada uyuyacağım sanırım." diye zayıfça mırıldandım.

Sabah 7'de uyanıp hazırlanmaya başlamıştım ve uyuduğum saat gece dört buçuktu. Çünkü hayatı sorgulamaktan bir türlü uyuyamamıştım.

Zaten uyuyunca da bu sadece iki buçuk sürmüstü. Yani şu an ayakta uyuyan zombi gibiydim. Bizim dersi hoca geç bitirdiğinden bahçede kimse yoktu. Bu yüzden bahçede bu kadar rahat pozisyonlarda durabiliyorduk.

Bir anda omzumun sarsılmasıyla tam uykuya dalacakken sıçradım.

"Ne yapıyorsun Astrid?"

"Kızım uyan. Şu okulun önünde duran siyah arabalar kime ait? "

Yorgun bakışlarımı okulun girişine çevirdim. Ardarda duran 3 siyah araba hepimizin ailelerinin genel olarak günlük yaşamında kullandığı klasik SUV ' du. Fakat bu kişi her kim ise önemli biri olmalıydı.

Çünkü dönemin başından ilk derse girmemek yürek isterdi.

"Bilmiyorum. Ben kütüphaneye gidiyorum. Gelecek misiniz?"

İkiside hayır anlamında başını iki yana sallayınca gülümseyip arkamı döndüm ve girişe doğru yürüdüm.

Bu sırada arabanın kapısının açılıp kapanma sesi gelmişti fakat ne kadar merak etsem de arkamı dönmeden yürümeye devam ettim.

"Buyurun efendim."

Adımlarım sonunda okulun içine ulaşmışken kafa karışıklığıyla yandaki panoya döndüm ve okulun krokisine baktım.

Kütüphane neredeydi?

Bu hatitalardan hiçbir şey anlamıyordum gerçekten.

Hemen yan tarafımda olan danışmandaki kadına doğru "Kütüphane nerede acab?" diye soru soracakken girişteki otomatik kapı açılmış ve hafif bir rüzgar esmişti içeri.

Üzerimde siyah bir bluz ve uzun gri ekoseli bir etek vardı.

Eteğin belindeki kemerle kombini biraz daha resmileştirirken siyah çizmelerimle noktayı koymuştum.

Saçlarımı da açık bıraktığım için hem saçlarım hem de eteğim rüzgarla hafif savrulmuştu ve başım kapıya doğru çevrilmişti.

"Hoş geldiniz Darian Bey. Uçağınızın teknik aksaklıktan dolayı geç indiği bilgisini aldık. Hoş geldiniz. Buraya bir imza atmanız gerek. Darian Sergie Ivanov, değil mi?"

Darian...Darian Sergie Ivanov...

Bu O'ydu. Dün gece sokak ortasında gördüğüm adam tam yanında tonunu tanımlayamadığım mavi gözleriyle bana bakıyordu ve bu adam aynı zamanda...Babamın -ki 100 yılı aşkın senedir ailemin- ezeli düşmanının oğluydu. Rusyanın yeraltı dünyasının hakimi gibi bir şeylerdi. Her yerde onların sözü geçerdi.

"Evet, benim. Darian Sergie Ivanov."

Bölüm Sonu

Azalea Night'tan...

İki aile vardı. Ve bu iki ailenin iki küçük varisi.

Biri doğduğundan beri bu hayattaydı. Diğeri ise...

Sonradan dahil olmuştu bu hayata.

Yaptığı tek bi hata hem birinin fiziksel olarak hayatına hem de kendi hayatına mal olmuştu.

İki aileden biri acımasızdı. Diğeri ise merhametli.

Biri daha güçlüydü herkesten. Fakat bu o ailenin liderinin doyumsuzluğundan geliyordu.

İki lider. Tek bir dünya.

İki varis. Tek bir ruh.

Her iki varis de bir gün babalarının koltuğuna oturacak ve hüküm vereceklerdi.

Bunu değişteremezlerdi. Bu onların kaderiydi.

Sadece kaderleri değil onların her bir maddesi teker teker yazılmış kitaplarıydı.

Yangın vardı ruhlarında.

Fakat ikisi de ateşti. Ne biri suydu ne de başka bir şey.

İkisi de ateşti ve birbirlerine yaklaşmaları bu yangının büyümesi demekti.

Yani felaket demekti...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18