11. bölüm · Özgürlük ve Hakikat – Adalet, Aşk ve Cesaret
Bölüm 11
Bir Babanın Günahı
Suna’nın elleri fincanın etrafında kenetlenmişti.
Kahve çoktan soğumuştu ama o farkında bile değildi.
Gözleri masada değil, geçmişte bir yerdeydi.
— “Size yalan söyledim,” dedi sonunda.
Sesi kısık ama netti.
Elif kalemini bıraktı.
— “Ne hakkında?”
Suna başını kaldırdı.
Gözleri dolu değildi.
Bu, ağlamaktan geçmiş insanların bakışıydı.
— “Aylin’i… annesinin dostu öldürmedi.”
Durdu.
— “Aylin’i babası öldürdü.”
Cümle masanın üstüne düştü.
Ağır.
Geri alınamaz.
Elif’in boğazı kurudu.
— “Ne diyorsunuz siz…”
Suna gözlerini kapattı.
— “İtibar,” dedi.
— “Her şey itibar içindi.”
Elif hiçbir şey söylemedi.
Bıraktı, devam etsin diye.
— “Aylin o gece babasına her şeyi anlattı,” dedi Suna.
— “Annesiyle olan ilişkiyi… benim kocamı… gördüklerini…”
— “Bağırdı. Tehdit etti. ‘Herkese anlatırım’ dedi.”
Suna’nın sesi titredi.
— “O adam kızını değil… gazete manşetlerini düşündü.”
Elif fısıldadı:
— “Nasıl…”
— “Ellerini kullandı,” dedi Suna.
— “Bağırmasın diye. Susturmak için.”
— “Ama susturmak… öldürmek oldu.”
Kafede arka planda müzik çalıyordu.
Kimse bu masada bir cinayet itirafı olduğunu bilmiyordu.
— “Sonra?” diye sordu Elif.
— “Sonra plan yaptı,” dedi Suna.
— “Polisi değil, PR’cıyı aradı önce.”
— “Medya düşmeyecek bir hikâye gerekiyordu.”
Elif’in yüzü buz gibiydi.
— “Ve Serdar…”
— “Kolay hedef,” dedi Suna.
— “Geçmişi olan, yalnız yaşayan, kızı tanıdığı bilinen biri.”
— “Cesedi onun evine bıraktırdı.”
Elif dişlerini sıktı.
— “Bunu kim yaptı?”
Suna başını eğdi.
— “Ailenin şoförü… ve özel güvenlikten biri.”
— “Her şey temizlendi. Telefonlar silindi. Saatler ayarlandı.”
Elif ayağa kalktı.
Sandalyenin sesi bile fazla geliyordu artık.
— “Bunu neden şimdi söylüyorsunuz?” dedi.
Suna gözleri dolu dolu baktı.
— “Çünkü bir baba, kızını öldürüp hâlâ televizyona çıkıyorsa…”
— “Ve bir masum adam içeride çürüyorsa…”
— “Bu yükle yaşayamıyorum.”
Elif not defterini kapattı.
Artık not almıyordu.
Artık savaş başlıyordu.
— “Bunu mahkemede söyleyeceksiniz,” dedi Elif.
— “Geri dönüşü yok.”
Suna başını salladı.
— “Biliyorum.”
Elif kapıya yöneldi.
Çıkarken durdu.
— “Suna Hanım,” dedi,
— “Aylin beni sevmiş. Ben onu tanımadım bile.”
Suna’nın gözünden ilk kez bir damla yaş aktı.
— “Ama siz… onun adaletini sevdiniz.”
Elif dışarı çıktığında hava soğuktu.
Ama içindeki şey soğuk değildi.
Bu dava artık bir cinayet dosyası değil…
bir itibar cinayetinin hesabıydı.
