1. bölüm / 1
ORMANIN BEKÇİLERİ1. Bölüm: Otobüs
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm: Otobüs
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. İrem endişeli bir şekilde pencereye yöneldi. Rüyasında otobüsün kaza yaptığını ve kendi dışında herkesin öldüğünü gördü. Hayal meyal hatırladığı bu rüya yüzünden hiç rahat hissetmiyordu. İçi çok huzursuz ve bir o kadar da daralmış görünümü ile hayallere daldı. Sokakta kimsecikler
görülmüyordu. Sanki otobüse o binmeyecek gibi dışarıyı izlemeye başladı. Yağmurlu havaları çok severdi. Kendini yenilenmiş gibi hissederdi. Arkadaşlarıyla yağmurda yürüyüş yapmayı ve onlarla vakit geçirmeye bayılırdı. Birden aklına arkadaşı Eda'nın ona verdiği kutu geldi. O kutuyu açmayı sabırsızlıkla bekliyordu. Eda ona bir
hafta sonra açmasını söylemişti o da sözünde duruyordu. Kutuda ne olduğunu aşırı merak etse de o kutuda iyi şeyler olduğunu tahmin edebiliyordu. Tam pencereyi kapatıp içeriye girecekken annesini karşısında buldu. Korkudan küçük dilini yutmuşcasına annesine sarıldı. Annesi yorgun ve bir o kadar da sinirli görünüyordu.
- İrem valizin kapanmıyor. İçine gereksiz eşya ve kıyafetlerini koymaman gerektiğini söylemiştim. Bu peluş ayıcığın burada ne işi var?
- Haklısın annecim. Bazılarını çıkarsak iyi olacak ama ayıcığım olmaz. Biliyorsun geceleri uyuyamıyorum ve hala bağırıyorum. Nora bana iyi geliyor.
Annesi gülerek kızını sevgiyle karşıladı.
-Biliyorum. Ama sen de 19 yaşındasın biliyorsun değil mi canım? İstediğin bölümü ve üniversiteyi kazandın. Sen istediğin her şeyi başarabilirsin. Bu hep böyle süremez. Ayrıca elindeki kutu da ne öyle? Yoksa doğum günü hediyem
mi?
- Hayır anne. Sana doğum gününde harika bir hediye alacağım. Bu kutuyu Eda verdi. Açıkçası içinde ne var çok merak ediyorum fakat açamam.
- Nedenmiş o? Ayrıca seni o bağımlı kızla görüşmemen konusunda kaç defa uyardım. Bu aptal kutuyu da at gitsin çöpe! Ben sana daha güzel kutular, hediyeler alırım merak etme.
-Anne lütfen öyle söyleme. Psikolojik olarak yardıma ihtiyacı var ve ben de ona destek oluyorum hepsi bu.
-Peki İrem. Ben seni annen olarak uyarmak istedim. Hazırsan valizini taşımama yardım et.
İrem kutuyu sırt çantasına koydu ve annesine yardım etmeye gitti. Birlikte
metroya bindiler. Annesinden ayrılıp yeni bir şehre tek başına gitmek istemiyordu. Otogara bir saat kala İrem kendini daha kötü hissetmeye başladı. Annesine söylemek istedi ama onun endişeleneceğinden korktu. Onun için en iyi olanın içinde yaşamak olduğunu anladı ve annesine doya doya sarıldı. Zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini
anlayamıyordu. Daha dün 10 yaşındaydı sanki. Şimdi ise küçüklük hayali olan mimarlık için kazandığı üniversiteye gidiyordu. Zaman hızlıca geçti. İrem ve annesi otogara ulaştılar. Ama İrem hala iyi hissetmiyor üstüne kalbi deli gibi çarpıyordu. Son kez şansını denemek istedi.
-Annecim gitmesem olmaz mı acaba?
Annesi de bir o kadar üzgündü.
-Maalesef hayatım. Bu senin hayatın için önemli. İleride çok güzel günlerimiz
olacak umarım.
-Pekala...
Annesi muavine valizleri verdi ve İrem'i
koltuğuna oturmasını bekledi. İrem ise hala dalgın bir o kadar da bunalmıştı. Sonunda otobüs hareket etti. İrem annesi ile vedalaştıktan sonra koltuğuna geçerek kaç gündür izlemek istediği filmi izlemeye başladı. 13 saatlik bir yolculuk olduğunu bildiği için de zaman zaman uyumayı düşündü lakin başaramadı. Tam uykuya dalacakken
telefonunu yere düşürdü. Aşağı doğru uzandı ve telefonunu alırken yan koltukta oturan bir kız dikkatini çekti. Kız sürekli yanında oturan adama kaza olacak deyip duruyordu. Yanındaki adam ise pek umursamaz bir tavırla kızı alttan alıyordu. Bu kızın dediklerini duyunca İrem'in aklına gördüğü rüya geldi. Fakat sonrasında aslında bindiği
otobüsün rüyasındaki otobüse çok benzediğini fark etti. Tam da yeni sakinleşmişken panikledi. Elleri terliyor vücudu titriyor kendini alıkoyamıyordu. Nefes alış verişi hızlandıkça rüyasını daha iyi hatırlamaya başladı. Ya gördüğü rüya gerçekse diye kendine baskı yapıyordu. Onun bu halini gören muavin iyi olup olmadığını sordu fakat
cevap alamadı. İrem'e su uzattı ve yine dönüş alamadı. Sessizce şoförün yanına gitti. İrem birkaç saat geçtikten sonra biraz daha iyi hissetmeye başladı. Kendini durmadan motive ediyordu.
Gözlerini kapattı ve uyumayı diledi. Uykuya dalacaktı kı o kız cırtlak sesi ile KAZA OLACAK KAÇIN! diye bağırmaya başladı. Kız haklıydı. Tam o an oracıkta
kaza oluverdi Otobüs karşısındaki tırı görmeyince iki araç da birbirine çarptı. Otobüs ikiye ayrılmıştı şoför ve muavin ise yarı baygın ve ağır yaralı halde otobüsten çıkmaya çalışıyorlardı. Ortalık kan gölüne dönmüştü. Diğer yolcular ya baygın ya da ölmüştü. İrem de ani şoktan dolayı bayıldı. Birkaç saat
geçtikten sonra atıldı ve yavaş yavaş kendine gelmeye başladı.
Telefonunu eline aldığı gibi annesinin aramalarını gördü. Bütün haberlerde kaza anı yayınlanmıştı bile. Annesi üst üste aramaya devam ediyordu. İrem hemen telefonu açtı. Annesi titrek ses tonu ile:
-İrem! İREM! Kızım yaşıyor musun? Lütfen cevap ver!
Anne ben iyiyim lütfen endişelenme.
- Nasıl olur? Aman Allah'ım! Haberlerde herkesin öldüğü bildirildi. Hatta şu an polisler orada.
İrem ağlayarak cevap verdi. Elleri titrediği için telefonu doğru düzgün
tutamıyordu.
-Anne ben iyiyim dedim. Bu arada
burada polis falan yok. Çok ölü var.
Acaba yanlış haber mi? İnternetten bakacağım bekle.
İrem direkt tarayıcıya baktı. Kaza yapılan konumu biliyordu ve haberlerdeki konum da aynıydı. Yani annesi doğru söylüyordu. İrem ayakta duramayacak kadar titriyor, korkudan arkasına bakamıyordu. Etrafına bakındı. İnsanlar yavaş yavaş yok oluyordu. Olanlara inanamıyor adeta film sahnesinde olduğunu düşünüyordu. Tam o anda telefondan ses geldi.
- İrem sen öldün!
Bölüm etkileşimi
