2. bölüm · Onto-Duraizm

Bölüm 1: Onto-Duraizm’in Doğuşu

Vaveyla Kullanıcısı

İnsan, varoluşu boyunca iki temel gerçekle karşı karşıya kalmıştır:
Var olmak ve varlığını sürdürmek.

Tarih boyunca filozoflar, varlığı anlamlandırmaya çalıştılar:
Kimileri hayatı bir mutluluk arayışı, kimileri bir erdem mücadelesi, kimileri ise trajik bir yazgı olarak yorumladı.
Ancak tüm bu fikirlerin arkasında sessizce duran bir gerçek vardı:
Hayatta kalmak, anlamdan, amaçtan ve bilinçten önce geliyordu.

İşte Onto-Duraizm, tam da bu sessiz gerçeğin sesidir.

Onto-Duraizm, şunu söyler:
• Hayatın özü, sadece hayatta kalmaktır.
• Bilinç, bu hayatta kalış mücadelesinin yan ürünü olarak doğmuştur.
• Anlam ve inanç, bilincin hayatı daha dayanılır kılmak için icat ettiği araçlardır.
• Hayat, bir bilinç hali olmadan da var olabilir; çünkü varoluşun temel itkisi bilinç değil, saf sürekliliktir.

Bu anlayış, bizi eski sorulara yeni cevaplar vermeye zorlar:
İnsan neden yaşar?
Anlam arayışı gerçekten gerekli midir?
Bilincin doğuşu hayatı daha mı iyi kılmıştır, yoksa daha mı karmaşık hale getirmiştir?

Onto-Duraizm’in doğuşu, bu soruların üzerine düşünmekle başlamıştır.
Hayatı, varlığı ve bilinci birbirinden ayırmadan; ama onları da birbirine karıştırmadan görmeyi hedefler.
Hayatın amacı, hayatın kendisidir.
Bilinç yalnızca bir aşamadır; hayatın kendisinden üstün değildir.

Ve Onto-Duraizm şöyle fısıldar:
“Hayat, sensin. Ama sen bile hayattan büyük değilsin.”