1. bölüm / 1
ÖLÜMÜ KAPIDA BEKLEMEKBölüm 1 ( gerçek bir hayattan uyarlanmıştır)
Bölümler 1Şu an: Bölüm 1 ( gerçek bir hayattan uyarlanmıştır)
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba arkadaşlar benim adım Helin sizlere hayatımı anlatıcam hayatımın kararmaya başladığı günden başlayarak unutma ki herkesin bir hayat hikayesi verdır.
Ölümü kapıda beklemek tam olarak bu demekti o gün anlamıştım ki o hastane kapısı azraili karşılama bekleyişiydi umudumuzu elimizden almaya gelen bir azrail için beklemiştik o en çok çığlık atıp en çok çığlık atamadığım gecenin nasıl başladığını anlatıcam ama şimdeden ağlama çünkü bu hayatımın daha başlangıcı kötünün iyisi bu ileriki sayfalarda seze daha şimdiden ağlamayın diyişimi anlarsınız sizlere iyi okumalar dilerim.
Kardeşimi dokuz gündür hastane kapısında bekliyorduk ailecek değil ama sürülecek bekliyorduk çünkü o çok mükemmel bir insandı o benim ve diğer çoğu kişi için Dünyadaki en mükemmel kişiydi...
Hastane bahçesine, değil köylülerimiz her şehirden akrabalarımız dolmuşyu hatta hastanedeki bir kadın şöyle söylemişti halama
-pardon içerde yatan hastanız aşiretinizin başı falan mı
Ve halam ona şöyle cevap vermişti
-bir o kadar var canım
O kadar ki akrabalarımızın yanımızda olduğu günlerdi, tam olarak dokuz gün geçmişti hastanede dokuz günümüz dolmuştu. Hastane bahçesinde halı sermiş öylece onun bir mucize olarak çıkmasını bekliyoruz belki bir umut çıkar öylece bekledik ve neden mi bir mucize diyorum çünkü o zaten önceden kalp hastasıydı ve kalp krizi geçirmişti işte bu yüzden sözlerimiz yaş ile elleriniz açık kafamız gök yüzüne büyük bir umut ile Allah'a şöyle dura ederdik
-Allah'ım ne olursun bir mucize yarat
Ve o hastanede yanımızda olan insanlar yani bir gün olsun bizimle beraber o hastane kapısında bekleyen akrabalarımız bize yemek yaptırmadı hergün biri hazırlayıp hastaneye getirirdi hastanedeki o kadar kişiyi doyuruyorlardı değil günde bir defa günde üç öğün o insanlar doyardı. Annemi hiç görmediğim halde görürdüm ellerini bacaklarına vurarak içindeki acıyı haykırmak istercesine ağlıyordu sanki en çok bağırmaya ihtiyacı olan ve en çok susmaya zorunlu olan insan gibiydi, canımdan bu parçayı defalarca hastanelerde yatırmış ve defalarca onu hastane kapılarında beklemişti ama hiç böyle hissetmemişti bu defa ortada hiç bir ağrı yok ikin oğlu gözünün önünde yığılmıştı ve o hastane kapısını gözlerini kaçırmadan izlerken bir bir şu kelimeleri sıraya dizerdi.
-ben bir anneyim ben hissederim, ben biliyorum gitti, keziban boş yere bu kadar ağlamaz kezibanın canı gitti, oğlum ne olursun bunu annene yapma.
Her beş dakikada bir tekrarlanan bir sesti, benim için hem içerde olan kardeşimin acısı hemde annemin cümleleri, kahroluşu benim canımı yakardı sanki bir bilgisayarın yazlımını buzmuşsunuz gibi düşünün yazılımı bozuk bir bilgisayar çalışamaz tamamen ömrü bitik bir bilgisayar olurdu işte o an tam olarak o haldeydim ruhu çekilmiş bir insandım.
O kadın yani annem bacağına vura vura hepsini morartmıştı, yemek yemiyordu iyice çökmüştü onun canındaki acı benim kalbime işliyordu kendi kardeşim için acıyan canım annem içinde acıyordu.
Annem ve babam ayrı yaşardılar ayrı derken boşanmış iki birey ve babam farklı bir şehirde farklı bir kadın ile evli üç çocukları vardı diğer eşi ile boşanma kıvamında iken kardeşimin hastane haberi gelmişti babama ve babam göz yaşları ile arka ve ön tekerleği bozuk bir araba ile İstanbul'dan Ankara'ya kadar araba sallana sallana varmıştı ve Ankara'da arabaya uygun tekerlek bulunca orda tekerlekleri değiştirmiş geriye kalan yolu da göz yaşlarını sile sile aşırı bir sürat ile devam etmişti geldiği arabada iki kardeşi bir yegeni verdi bir erkek kardeşi birde kız kardeşi ve kız kardeşi de üç buçuk aylık hamile buna rağmen işte evlat öyle birşeydir ki arabada o kadar kişi var kendini zaten düşünmezken arabadaki onca insanın ahını boynuna almayı göze koyup oğlu için o tekerlekler ile İstanbul'dan Ankara'ya kadar titreye titreye şey gibi düşünün 8,4 şiddetinde bir deprem her sanye oluyor diye düşünün öyle bir titreşimde sen sadece oğlunu düşünüp yola atılıyorsun.
Hastanede oluşumuzun 8. Günü bitmişti ben evdeydim dokuzuncu günde gece saat üç ve ben bilmem kaçıncı kardeşimin uyanması için gördüğüm derin duygularla karışık bir uykudaydım, ben o gece yengemlerde kalıyordum.
Benim o hastanede iken bile asla aklımdan geçmezdi benim kardeşim kalp hastası ve kalp kapağını metal kapak ile değiştirdiler kalbi pil ile çalışıyordu kardeşimin buna rağmen ben asla o iğrenç düşünceyi yapamazdım aklımın ucundan geçmesine bile izin vermezdim.
Ben, benle yaşıt teyzem ile yan yana uyur iken aniden yengem kalkın hastaneye gidiyoruz dedi ben sırf o iğrenç şeyi düşünmemek için aklıma annemin bana hastanede ikin kurduğu şu cümleyi getirmiştim
-söz kızım kardeşinin iğleşme haberi gelsin saat kaç olursa olsun seni buraya getirticem.
Teyzem tahmin ediyordu aklına ilk öyle kötü şeyler gelmişti ama ben ise o düşünceyi kurmamak için kaçıyordum yengem o saatte taksicileri aradı ve hiç birine ulaşamadı sonra akrabamız sayılan bir komuşu vardı o saatte onu kaldırmaya gözü kestiren yengem gidip onlardan rica etmişti hastaneye görütmek için kardeşim şehir merkezindeki hastaneydi biz ise ilçedeydik benim için o an kısa bir süreliğine korktu basit birşey olsa burdan oraya bir komşudan bizi götürmesini istemek ne kadar mantıklı olur diye işte o an aniden kendimi sirkeledim kes sesini malmısın sen ya o senin herşeyin boş yapma dedim kendime kızarcasına ama benim aklımda o esnada bile gittiği yoktu hâlâ durumunun kötü olabileceği düşüncesi geliyordu, biz arabada şehri merkezindeki hastaneye değil bizim ilçedeki hastane goğru ilerliyorduk ben hastane önüne gelene kadar bunu fark edemedim aklım yerinde değildi ve biz o hastaneye geldiğimizde bile araba morg yazan tarafa doğru ilerlemesine rağmen ben hâlâ öyle birşeyin olması imkensız diyordum öyle birşey değildir diyordum beni morg kapısına yaklaşık 10-15 metre yaklaşığına getirdiler ben duraksadım yengeme döndüm
-y yenge sen, sen ne demeye çalışıyorsun
Dedim yengemden çıt çıkmadı sonra baktım yanıma kardeşim ile içli dışlı olan kuzenim geldi ve ağlamıyordu o an öyle bir umut ettim ki
Dedim "Ali ağlamıyorsa öyle birşey yoktur"
(Ali kuzenimiz) Ve tam ümit etmem için bana bir dakikayı bile fazla gören babamın teyzesi morg kapısından dışarıya bana doğru gelirken ağlayarak
-oy kuzummm
Diyişi içimi parçalanmıştı benden o an bir can aldılar ve beni ikiye böyldüler yarımı felç diğer tarafımı gömdüler gibi hissettim ve hayatım boyunca hiç doymadığım bir sesim ile
-HAYIRRRRR ANNEEEEEĞĞ KURBAN OLURUM ABİM...
ve tonlarca bağırışlarım kendimi yıpratışlarım kendimi bir anda delirmiş bir halde amcamın kucağında buldum yanlış hatırlamıyorsam Ali kuzenim Muhammed amcam Aptullah ve Mehmet dayım beni tutmaya çalışıyorlardı ben nefes alamaz hale geldim ve beni zorla yatırdılar ağzıma buharı verdiler bana o an sanki bana buhar değil de kardeşimin nefesini alıp vermeye çalışıyorlar gibi gelimişti bana sakinleştirici bir iğne vurmuşlardı ve ben o an kendimden geçmiş kelepçelenmişe dönmüştüm benden çık çıkmıyordu ben delicesine "Allah'ım ne olursun benden alma" diye haykırmak istiyordum ama sesimi yutmuş gibiydim beni bir tekerlekli sandalyeye bindirdiler ve yanılmıyorsam babam, Mihri halam ve Yusuf amcam konuşmam için yanıma geldiler tek kelime edeyim diye benle konuşmaya çalıştılar onlarda o acı yetmemiş gibi birde benim yanıma gelmişler onlar ile konuşuyordum ben ama senim yoktu yoksa ben onlara
-abim yaşıyor onu bana getirin ne olursunuz bana verin
Diyordum ama içimden demişim meğersem onlara ses gitmiyormuş benden iki yıl büyük olan hâlâ morg kapısından girip önümden geçti tekrar aynı şeyi yaparken ben ona
-git gittiğimde onun elini tut ablasına getir
Diyordum ama sesim yoktu ses olan bende gitmişti ben haykırmak istiyordum ama yaptıkları iğneden ve serumdan dolayı benim başımda aklım kalmamıştı yanıma ananem geldi ve oda kendisi bir yandan ağlayıp bir yandan bana güç vermeye çalışıyordu.
Bir bilseler benim canım o an sanıl bir acı çektiğini benden bütün vücut organlarımı diri diri çekiyorlar gibiydi bu sadece bedenimde yaşanandı ve size ruhumun ne anlattığını anlatsam ya ben anlatamam satırlara sığdırmam ya da sen beni anlamazsın.
Ruhum sanki cennete girmek için aynı anda cennet kapısını çalıp kapının açılması ile cehennemi karşısında görüşü gibiydi ve beni o cehenneme büyük bir cennet umudu ile koydular.
Günün kısa sözü
"Papatyalar diyorum bayım uyur, ölmez"
Bölüm etkileşimi
