1. bölüm / 3
Ölümsüzlüğün bedeli1. Bölüm: Geçmişin gölgesi
Bölümler 3Şu an: 1. Bölüm: Geçmişin gölgesi
- 1 1. Bölüm: Geçmişin gölgesi836 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm: Lanetin İzleri1.754 kelime
- 3 3. Bölüm: Geçmişin Bedeli1.351 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN BEDELİ
Bölüm 1 — Geçmişin Gölgesi
Yıl 2026
O gün kasabada yürüyüşe çıkmıştım. Acıkmıştım ve burnuma kan kokusu geliyordu. Kokunun kaynağını ararken yolda bir adamla küçük bir kız gördüm.
Küçük kız, babasına yalvarıyordu.
— Baba, beni bırak, ne olur! Beni onlara verme. Ben gitmek istemiyorum!
Babası ise kararlı bir sesle cevap verdi.
— Gitmek zorundasın. Ailemiz için gitmek zorundasın.
Küçük kızın çaresiz bakışlarını gördüğüm anda içimde bir şeyler koptu. Bir anda kendimi yıllar öncesinde buldum. Babamın beni düşman köyüne verdiği o günü hatırladım.
Unutmak istediğim, ama bir türlü unutamadığım o günü…
Yıl 1314
Babam Alaric, bir gün eve telaşla gelmişti. Yüzündeki endişeyi fark etmemek mümkün değildi. Hiç vakit kaybetmeden annem Morgana’nın yanına gitti.
— Eğer Lilith’i vermezsek hepimizi öldürecekler. Ailemiz için Lilith’i vermek zorundayız.
Annem duydukları karşısında dehşete kapıldı.
— Hayır! Ben kızımı veremem. Onu o düşman köyüne asla veremem!
Babam kararından dönmeye niyetli değildi.
— Vermek zorundayız.
Annem, gözlerindeki korkuyla babama baktı.
— Onlar kurtlar! Kurtlara güven olmaz!
Babam derin bir nefes aldı.
— Aşkım, farkındaysan ben de bir kurt adamım. Ama henüz dönüşümümü tamamlamadım. Onlar benim akrabalarım. Sırf ben de dönüşümümü tamamlayayım diye ellerinden geleni yapıyorlar. Bana iki seçenek sundular: Ya Lilith’i verecektim ya da ailemin tamamını öldüreceklerdi. Ben de kızımı vermeyi tercih ettim.
Annemin gözleri korku ve nefretle doldu.
— Sen nasıl kendi kızını bir pazarlık uğruna verebiliyorsun? Sen nasıl bir babasın?
Babam anneme yaklaştı.
— Aşkım, her şey ailemiz için.
Ardından benim yanıma geldi.
Babamı görünce ona doğru döndüm.
— Baba, ne oldu? Bir şey mi oldu?
Bana baktı. Gözlerimin içine bakmakta bile zorlanıyordu.
— Üzgünüm, küçük kızım. Seni vermek zorundayım.
Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Babamın sözleri zihnimde yankılanıyordu. Nereye gidecektim? Neden beni veriyordu? Ben ne yapmıştım?
Henüz küçüktüm. Babamın beni koruması gerektiğini düşünüyordum. Onun beni düşmanlarıma teslim edeceği aklımın ucundan bile geçmezdi.
Ama yanılmıştım.
Babam beni düşman köyüne teslim etti. Köyün efendisi, beni en büyük oğluyla evlendirmek istiyordu. Ancak ben bu evliliği istemiyordum. Hayatımla ilgili kararları başkalarının vermesine karşı çıkıyordum.
Neyse ki düşman köyünde bana yardım etmek isteyen biri vardı: Efendinin ortanca oğlu.
Kaçmama yardım etti ve beni başka bir yere sığındırdı. O zamanlar henüz masum bir kızdım. İnsanlara güvenmek istiyordum. Ailemin beni gözden çıkarması, içimde tarif edemediğim bir yaranın açılmasına neden olmuştu.
Zamanla bana yardım eden ortanca kardeşe âşık olmaya başladım.
Fakat mutluluğumuz uzun sürmedi.
Düşman köyünün efendisi, ortanca oğlunun kaçmama yardım ettiğini öğrendi. Öfkeyle kendi oğlunu ölümle tehdit etti.
Sevdiğim kişinin benim yüzümden zarar görmesini istemiyordum. Bu yüzden yeniden kendi köyüme kaçtım.
Ancak düşman köyü peşimi bırakmadı. Özellikle efendinin en büyük oğlu Marshall, beni yakalamakta kararlıydı.
O günden sonra hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını henüz bilmiyordum.
Yıl 2026
Anılarımdan sıyrıldım ve yeniden karşımdaki adama baktım.
Adam, küçük kızını zorla götürmeye çalışıyordu. Kızın yalvarışları, yıllar önce yaşadığım acıları yeniden canlandırmıştı. Onun korkusunu gördüğümde kendi çocukluğumu hatırladım.
Gözlerim hırsla doldu.
Bir anda adama saldırdım. Onu yere serdim ve kanının son damlasına kadar emdim.
Küçük kız, gördükleri karşısında korkuyla çığlık attı.
Ona döndüm ve telkinimi kullandım.
— Hemen evine git ve kapıyı kilitle. Güvenlik görevlilerinin seni koruduğundan emin olmadan dışarı çıkma. Anladın mı?
Küçük kız başını salladı. Ardından arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı.
Ben de arkamda bıraktığım cesede son bir kez baktım ve hiçbir şey olmamış gibi oradan ayrıldım.
Kasabaya döndüğümde başımı kaldırıp gökyüzüne baktım.
Dolunay yaklaşıyordu.
Ayın o hâlini gördüğümde içimde her zamankinden farklı bir heyecan hissettim. Normalde de dönüşebiliyordum; bunun için dolunayı beklememe gerek yoktu. Ama dolunayın altında dönüşmek benim için bambaşka bir histi.
Ben kendime kurt adam demiyordum.
Ben bir kurt kızdım.
Hiç vakit kaybetmeden ormana doğru ilerledim. İnsanlardan uzaklaşmak, gecenin sessizliğinde kendimle baş başa kalmak istiyordum.
Dolunay gökyüzünde bütün ihtişamıyla belirdiğinde dönüşmeye başladım. Her zamanki gibi bedenim değişiyor, içimdeki gücü hissediyordum. Dönüşümümü tamamlamak üzereydim ki bir anda tuhaf bir şey oldu.
Bugün öldürdüğüm adamın acısını hissetmeye başladım.
Ne olduğunu anlayamıyordum. Sanki o adamın yaşadığı son anlar benim bedenime aktarılıyordu. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım.
Acı giderek güçlendi.
Dayanamadım ve ormanın sessizliğini yaran bir çığlık attım.
Ardından dönüşümümü tamamladım.
Ama o gece içimde bir şeyler değişmişti. Nedenini bilmiyordum. Yalnızca kontrol edemediğim bir gücün beni ele geçirdiğini hissediyordum.
Köye doğru ilerledim. Karşıma çıkan birkaç kişiyi öldürdüm. Bunlar, benden nefret eden insanlardı. Onlara karşı içimde uzun zamandır taşıdığım bir öfke vardı. O gece bu öfkeyi durdurmaya çalışmadım.
Kimse gerçekte ne olduğumu bilmiyordu. Herkes beni sıradan bir insan sanıyordu. İçimde taşıdığım gücü, neler yapabildiğimi ve kim olduğumu kimse tahmin bile edemezdi.
Aradan yaklaşık beş saat geçti.
Sonunda normal hâlime döndüm ve evime gittim. Üzerimdeki yorgunluğu atmak için duş aldım. Fakat suyun altında bile aklımı kurcalayan sorulardan kurtulamıyordum.
Bugün ne olmuştu?
Neden öldürdüğüm adamın acısını hissetmiştim?
Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Yıllardır kim olduğumu biliyordum. Güçlerimi biliyordum. Dönüşümümü kontrol edebiliyordum.
Peki, bu yeni şey de neydi?
Duştan çıktıktan sonra kendi kendime fısıldadım:
— Bugün neden böyle bir şey oldu? Neden ben böyle bir şey hissettim?
Sorularımın hiçbirine cevap bulamıyordum.
O gece ilk kez, kendi gücümden şüphe ettim.
Ve beni en çok korkutan şey, başıma gelenleri anlayamamam değildi.
Beni asıl korkutan, içimde uyanan şeyin ne olduğunu bilmememdi.
Bölüm etkileşimi
