11. bölüm · OLAĞAN ÜSTÜ OLAYLAR

GİZEM

Sudenaz Demir

Kapı hafifçe aralıktı.
İçeriden gelen sesler artık kavga sesi değildi… ama hiç de normal değildi.Evde tuhaf bir enerji vardı.Az önce herkes bağırıyordu. Şimdi ise herkes susmuştu.
Ama bu sessizlik… sanki fırtınadan önceki sessizlik gibiydi.
Fırat koltuğun kenarında oturuyordu ve kimseye bakmamaya çalışıyordu.
Karam pencerenin yanında durmuş, olup biteni izliyordu.Diana ise ortada duruyordu.
Kıvırcık saçları biraz dağılmıştı ama yüzündeki ifade hâlâ aynıydı.
O kendinden emin biraz da alaycı ifade.Karşısında Büşra vardı.Büşra dimdik duruyordu.
İkisi birbirine bakıyordu ama konuşmuyorlardı.
Sanki kim önce konuşursa kaybedecekmiş gibi.

En sonunda Diana dayanamayıp gülümsedi.
“Şunu merak ediyorum.”

Kimse cevap vermedi.
Diana devam etti.
“Bu gece burada olanların yarısı bile normal bir evde olsa”

salonu gösterdi.
“polis çoktan gelmiş olurdu.”

Fırat hemen başını kaldırdı.
“Polis mi?”

Karam ona döndü.
“Sakin ol.”

Ama tam o sırada arka tarafta sert bir ses duyuldu.
TAK!
Herkes dönüp baktı.
Tufan ile Mehmet yine karşı karşıyaydı.
Mehmet gözlüğünü düzeltirken sinirle konuştu.
“Bu iş burada bitmeyecek.”

Tufan da ona doğru bir adım attı.
“Bitmedi zaten.”

Fırat korkuyla fısıldadı.
“Ben yine kötü bir şey olacak hissi alıyorum.”

Diana hafifçe gülümsedi.
“Geç kaldın.”

Sonra başını yana eğip ekledi.
“kötü şeyler çoktan başladı.”

Fırat koltuğun arkasından başını uzattı.
“Ben gerçekten kötü bir şey olacak hissi alıyorum.”

Diana sıkılmış gibi iç çekti.
“Sen her beş dakikada bir aynı şeyi söylüyorsun.”

Tam o sırada Mehmet sinirle elini savurdu.
“Beni buraya çağıran kimse artık çıksın konuşsun”

Fırat bir anda dondu.
Karam hemen ona baktı.
“Fırat sakın konuşma.”

Fırat panikledi.
“Ben bir şey demedim”

Ama Tufan zaten sinirliydi.
Bir anda Mehmet’i göğsünden itti.
Mehmet geriye kaydı.
“Yeter artık”

Sonra bir anda Tufan’a yumruk attı.
TAK!
Fırat çığlık attı.”bence Fırat kendisini kız zannediyor.
“YUMRUK GELDİ”

Tufan sinirle Mehmet’e atıldı ve ikisi tekrar boğuşmaya başladı.
Karam hemen araya girdi.
“HEY”

Ama tam ayırmaya çalışırken Mehmet’in kolu savruldu ve yanlışlıkla Karam’ın çenesine çarptı.
Karam bağırdı.
“Ben yine niye dayak yiyorum?”

Diana kahkaha attı.
“Çünkü ortada duruyorsun”

Fırat korkuyla geri çekilirken ayağı halıya takıldı.
Bir anda masaya çarptı.Masa devrildi.
Üstündeki kase havada uçup direkt Tufan’ın kafasına düştü.
PAT!
Tufan dondu.Mehmet de durdu.Herkes birkaç saniye Tufan’a baktı.Tufan yavaşça başını kaldırdı.
Kaseden çorba damlıyordu.
Fırat kısık sesle konuştu.
“ben ölmek istiyorum.”

Diana gülmekten ikiye katlandı.
“Bu hayatımda gördüğüm en saçma kavga”

Ama tam o sırada kapı zili çaldı.Herkes durdu.
Fırat panikle bağırdı.
“BU SAATTE KİM?”

Karam kapıya baktı.
“Gerçekten bilmiyorum.”

Zil tekrar çaldı.Diana merakla kapıya yürüdü.
Kapıyı açtı.Kapıda bir polis memuru duruyordu.
Herkes dondu.Polis içeri baktı.Yerde devrilmiş masa.Kavga etmiş insanlar.Kafasından çorba akan Tufan.
Polis kaşını kaldırdı.
“burada kavga mı var?”

Fırat hemen konuştu.
“Hayır”

Sonra Tufan’a baktı.
“biz sadece yemek yiyorduk.”

Polis memuru kaşlarını kaldırdı.
“yemek mi?”

Salona bir kez daha baktı.Yerde devrilmiş masa.
Kırılmış bardaklar.Kavga etmiş gibi görünen insanlar.Ve kafasından hâlâ çorba damlayan Tufan.
Polis yavaşça başını salladı.
“İlginç bir yemek.”

Fırat hemen konuştu.
“Biz biraz enerjik bir aile yemeği yapıyoruz.”

Diana arkasını dönüp gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Karam başını tuttu.
Mehmet gözlüğünü düzeltip sessiz kalmaya çalışıyordu.
Polis tekrar sordu.
“Komşular gürültü şikayeti yaptı.”

Tufan sinirle Fırat’a baktı.
“Konuşma.”

Ama Fırat zaten konuşuyordu.
“Biz aslında kavga etmiyoruz.”

Tam o sırada Mehmet sinirle mırıldandı.
“Ben ediyorum.”

Polis hemen ona döndü.
“Ne dediniz?”

Fırat panikle Mehmet’in ağzını kapattı.
“Hiçbir şey”

Diana bu sefer dayanamadı ve kahkaha attı.
Polis ona döndü.
“Hanımefendi komik olan nedir?”

Diana omuz silkti.
“Şu an nereden başlasam bilemedim.”
Diana içinden:”Of şu boya posa bak be baban da kesin iki metredir.Bu boy beni çıldırtır.”

Diana orta parmağını serçe parmağının üzerine atıp havaya bakıp bişeyler fısıldadı.Acaba ne dedi?

Polis tekrar salona baktı.
Sonra Büşra’ya döndü.
“Ev sahibi siz misiniz?”

Büşra sakin bir şekilde başını salladı.
“Evet.”

Polis ciddi bir sesle konuştu.
“Burada bir kavga olmuş gibi görünüyor.”

Büşra cevap verecekti ama tam o sırada Fırat arkadan bağırdı.
“Hayır”

Herkes ona döndü.
Fırat devam etti.
“Bu aslında bir tiyatro provası.”

Salon bir anda sessizleşti.
Karam fısıldadı.
“ne?”

Diana gözlerini kapattı.
“Hayır bunu demedi.”

Polis kaşlarını çattı.
“Tiyatro mu?”

Fırat heyecanla başını salladı.
“Evet”

Sonra etrafı gösterdi.
“Biz bir kavga sahnesi çalışıyorduk.”

Mehmet ona baktı.
“Ben mi oyuncuyum yani?”

Fırat panikle fısıldadı.
“Şu an öylesin.”

Tufan sinirle konuştu.
“Ben bu oyunda niye dövülüyorum?”

Diana alayla gülümsedi.
“Çünkü karakterin zayıf.”

Tam o sırada polis yavaşça içeri bir adım attı.
“Öyle mi?”

Bir saniye durdu.
Sonra sakin bir şekilde söyledi.
“Ben de gençken tiyatro yapardım.”

Herkes dondu.
Fırat’ın gözleri parladı.
“Gerçekten mi?”

Polis başını salladı.
“Evet.”

Sonra ciddi bir şekilde ekledi:
“O yüzden sahnenizin çok kötü olduğunu söyleyebilirim.”

Diana kahkahayı patlattı.
Karam başını duvara yasladı.
Tufan dişlerini sıktı.
Ve polis devam etti.
“Bir de”

salonu gösterdi.
“bu kadar kötü oyunculuk için bu kadar gürültü yapmanıza gerek yok.”