NOTHİNG STAYS kitap kapağı

2. bölüm / 2

NOTHİNG STAYS

THE NUTJOB'S CLUB

Vaveyla Yazarı: Fatih Karahasan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: THE NUTJOB'S CLUB

"Çocuklar ormanda buldukları baygın erkek çocuğa yardım ederler. Saat geç olduğu için de aileler meraklanır. Çocuklar bir yandan o erkek çocuğu düşünürken, bir yandan da beklemedikleri şeylerle karşılaşırlar."

Nothing Stays'de Önceki Bölümlerde: Max, Bayan Heather'dan kasabanın tarihini dinledikten sonra arkadaşlarıyla buluşur ve okula gider. Okulda öğlen arasında arkadaşları Luis gelir ve onlara sınıf arkadaşlarının ölümünden bahseder. Meraklı arkadaşlar akşama olay yerine gitmek için sözleşirler. Orada ise enstitüden kaçmış o erkek çocuk ile karşılaşırlar. Çocuk onlara "lütfen yardım edin" diyerek bayılır.

Yıl 1977, 30 Kasım: 1 Yıl Önce
Çocuk ve ailesi tahta masanın etrafında toplanmış yemek yiyorlardı. Annesi bugün but yapmıştı. Akşam çok keyifli geçiyordu. Anne ise bir gariplik fark etmişti. Herkes gülümserken küçük oğlu gülümsemiyordu. Dalgın gibiydi. Elindeki çatalı tabağına değdiriyor, sonra da geri çekiyordu ve gergin görünüyordu.

Annesi sağ elini oğlunun omzuna koyarak "bugün okul zordu galiba Kevin" diyerek gülümsedi. Kevin dalgınlığından çıkarak annesine baktı ve "yok, hayır, gayet güzel geçti" dedi. Anne "yüzün pek öyle söylemiyor ama" diye karşılık verdi. Çocuğun babası ve abisi de ona doğru bakıyordu.

Kevin sesi kısılarak "yok, ben sadece..." dedi. Ardından hızlıca sandalyeden kalktı ve annesine "yemek çok güzel olmuş, size afiyet olsun" dedi. Mutfaktan çıktı ve üst kata merdivenden odasına gitti.

Annesi, Kevin'ın tabağındaki buta baktı, bir çatal bile yememişti. Kevin'ın babası, anneye doğru döndü. "Bilmediğim bir şey mi oldu?" diye sordu. Anne yüzü asılarak "hayır, bugün biraz farklı sanki, korkmuş gibi" dedi.

Kevin'ın abisi gergince anneye bakarak "sanırım okuldaki arkadaşları yine ona takılmış" dedi. Bunu duyan anne, abiye doğru dönerek "okuldaki arkadaşları mı?" diye şaşırarak sordu.

Abi "evet, okuldaki arkadaşları size söylememem için bana yalvardı" dedi. Anne buna karşılık sinirlenerek "oğlum okulda zorbalık görüyor ve sen bunu bilerek bana söylemiyorsun" dedi.

Abi "ben okula gittim, Kevin'a takılan çocukları korkuttum, yani sorun yok" diyerek ortamın gerginliğini biraz azaltmaya çalıştı. Anne daha fazla tartışmadan masadan kalktı. Mutfaktan çıktı, merdivenlere doğru gitti ve hızlı adımlarla üst kata çıktı.

Baba o sırada abiye dönerek "annen haklı" dedi. Abi canı sıkılarak "evet, biliyorum" diye karşılık verdi.

Anne yukarıda Kevin'ın odasına doğru ilerledi. Kapının önüne gelince durdu ve kapıyı iki kere yavaşça çalarak "Kevin, içeri girebilir miyim?" diye seslenerek sordu. İçeriden ses gelmedi.

Ardından "Kevin" diye seslenerek kapıyı açtı, odaya girdi, kimse yoktu. Gerildi, odadan çıktı. "Kevin" diye seslenerek koridorda ilerledi. Tuvaletin önünden geçiyordu ki içeriden bir ses geldi.

Tuvaletin kapısına yavaşça yaklaştı. Elini kapı koluna uzattı ve kapıyı açmaya çalıştı, kilitliydi. Dışarıdan "Kevin, içeride misin?" diye seslendi. İçeriden Kevin'ın boğuk sesi geldi. "Evet, içerideyim" dedi.

Anne "sen iyi misin?" diye sordu. Kevin "evet, iyiyim, bugün okulda yemeği biraz fazla kaçırmışım" diye cevap verdi. Annesi "tamam, ama çıkınca aşağı gel, biraz konuşalım, olur mu?" diye sordu. Kevin "olur" dedi.

Annesi bu cevaba karşılık kapıdan geri çekildi ve koridorda ilerleyerek basamaklardan alt kata indi.

Kevin ise o sırada klozetin iki tarafından tutunmuş kusuyordu. İşi bitince klozetin içine doğru korkuyla baktı. Kusmuk simsiyahtı. Başının içinde sesler dönüyordu.

Ayağa kalktı ve aynaya doğru gitti. Ellerini ve yüzünü yıkadı. Seslerin durması için başını salladı. Ardından kafasını kaldırdı ve aynada kendisine doğru bakmaya başladı.

Daha dikkatli bakınca boynunda küçük siyah bir çizgi fark etti. Sonra tekrar midesi bulandı ve tekrar klozetin başına geçti.

Bölüm Başlıyor...
Max'in annesi Catherine, elinde bir fincan sıcak kahveyle kanepede oturmuş, kocası ve kızının gelmesini bekliyordu. Elindeki fincanda içtiği kahve yarıya gelmişti. Saate doğru baktı, saat gece 09:00 olmuştu.

O sırada kapı çalındı. Catherine elindeki fincanı önündeki masaya bıraktı ve kapıya gitti ve gülümseyerek kapıyı açtı. Kocası ve kızı gelmişti.

Kızı Lauren annesine sarıldı ve övünerek "kızınla gurur duymalısın" dedi. Kocası Mike da sarıldı ve gülerek "yola çıktığımızdan beri ağzı susmadı" dedi.

Kocasıyla kızı içeri geçmişlerdi. Catherine ileride duvara yaslı komodinin üzerindeki tuşlu sabit telefona doğru ilerledi, telefonu eline aldı ve bir numara girdi. Telefondan Ben'in annesi Kimberly'yi aramıştı.

Bir süre sonra Kimberly telefonu açtı. Nazik bir sesle "Merhaba Catherine" dedi. Catherine "merhaba Kimberly, nasılsınız?" diye sordu. Kimberly "biz iyiyiz, ya siz?" diye sordu.

Catherine "biz de iyiyiz. Ben şey diyecektim, benim için Max'e ablasının geldiğini söyler misin?" dedi. Kimberly ise şaşkın bir sesle "Max mi, o burada değil ki" dedi.

Catherine gerilerek "Max çıkarken bana size gittiğini söylemişti" dedi. Kimberly gerilerek "Ben de bana bu akşam Max'lerde olacağım demişti" dedi. Catherine bu cevaba karşılık, korkuyla gözleriyle öylece duvara doğru baktı.

The Nutjob's Club, Max ve arkadaşlarının kendi takımlarına verdiği isimdi. Bu isim fikri Ben'den çıkmıştı. Kuzeni Patrick'e kendi oluşturdukları kulüplerini anlatmıştı ve daha isim koymadık demişti.

Patrick, onun anlattıklarını dinleyince "siz çatlaksınız" demişti. Ben de bunun üzerine "bu çok iyi" diye karşılık vermişti. Patrick "çok iyi olan ne?" diye sormuştu. Ben ise koltuktan kalkarak "çatlaklar kulübü" diye bağırmıştı.
Ben bunu arkadaşlarına söylemişti. Onlar da bu ismi kabul etmişlerdi. Sadece takımlarına bu ismi vermekle kalmadılar. Ormanın kasabaya yakın olan girişinde de kendi elleriyle küçük bir kulübe inşa ettiler.

Kulübeyi tamamlamaları bir, bir buçuk ay kadar sürmüştü. Kulübeyi bitirince içine, kasabada evlerden atılmış birkaç koltuğu ve masayı buraya getirmişlerdi. Bazı geceler burada kalıp oyun oynadıkları olurdu. Kulübeleri onların, yani çatlaklar kulübünün merkeziydi.

Max ve arkadaşları o ormanda buldukları çocuğu buraya getirmişlerdi. Baygın çocuğu birlikte taşımışlar ve bir koltuğa yatırmışlardı. Luis ise az önce "yarın okulda görüşürüz" diyerek gitmişti.
Çocuk koltukta öylece uyuyordu. Max ve arkadaşları onu izlerken kendilerinin de uykusu geliyordu. Kulübenin içini küçük bir ampul aydınlatıyordu, güç kaynağı birkaç tane pildi.

O sırada çocuğun elinin hareket ettiğini gördüler. Bunu fark edince, çocuklar bulundukları uyku halinden çıktılar ve çocuğa yaklaştılar. Hatta çocuğa o kadar yaklaştılar ki çocuk gözlerini açınca korkudan biraz geri sıçradı, bacaklarını topladı ve elleriyle dizlerine sarıldı.

Onun bu tepkisine karşılık Max'ler de geri çekilmişti. Max çocuğa kibarca "korkmana gerek yok" dedi.

Çocuk gerilerek "kimsiniz siz, neredeyim ben?" diye gerilerek sordu. Ben ayağa kalkarak "bizim gizli sığınağımızdasın" dedi.
Max de "biz seni ormanda bulduk, çok bitkindin, sonra bayıldın, seni buraya taşıdık" dedi. Çocuk üçünü de gözleriyle süzüyor, kıyafetlerine, saçlarına ve yüzlerine bakıyordu.

O sırada Tyler "neden ormandaydın, sana birisi bir şey mi yaptı?" diye sordu. Çocuk, Tyler'a doğru bakarak "evet, beni öldüreceklerdi" dedi.

Max altındaki iskemleyle ona yaklaşarak "burada güvendesin" dedi. Çocuk "su var mı?" diye sordu.

Ben "sırt çantamda var, bekle getireyim" dedi. Kalktı ve tahta masanın üzerindeki çantasından su matarasını aldı. Çocuğa doğru uzattı, çocuk matarayı aldı ve kapağını hızla açtı.

Hızına bakılırsa uzun zamandır susuz kalmıştı. Biraz içti, sonra bir kenara bıraktı.

Max o sırada saate baktı. Geç oluyordu. Ben ve Tyler'a dönerek "çocuklar, saat geç oldu, annem anlamıştır" dedi. Buna karşılık kalktılar ve hazırlanmaya başladılar.

Çocuk onların bu telaşını garipsedi ve korkarak "neler oluyor?" diye sordu. Max onu sakinleştirmek için "sorun yok, saat geç olmuş da anne ve babamız kızar diye gideceğiz" dedi. Çocuğun o anki gerginliği biraz geçti.

O sırada Tyler kapıyı açtı ve dışarı çıktı. Çocuk tekrar Max'e seslenerek "peki ben ne olacağım?" diye sordu. Max ona yaklaşarak "korkmana gerek yok, kasaba hemen yan tarafta, ayrıca ampulün pillerini daha yeni değiştirdik" dedi.

Arkada çantasını sırtlayan Ben, çocuğa "hem şuradaki sandıkta, evden aşırdığımız yiyecekler var, acıkınca biraz atıştırırsın" diye eliyle sandığı işaret etti. Çocuk kafasıyla onayladı.

O sırada Tyler dışarıdan "hadi çocuklar, gitmeliyiz" diye seslendi. Ben de dışarı çıktı.

Max çocuğa "şimdi biz gitmeliyiz, sen biz çıktıktan sonra kapıyı kilitlersin, yarın görüşürüz" dedi ve çantasını aldı. Kapıya gitti, çıkıp kapıyı kapatacaktı ki çocuk arkadan "dur" diye seslendi.
Max ona döndü. Çocuk "senin adın ne?" diye sordu. Max "benim adım Max" diye cevap verdi. Çocuk "tamam Max" dedi.

Max tekrar ona "yarın görüşürüz, iyi geceler" dedi ve kapıyı kapatıp çıktı.

Max'in annesi Catherine üzerine montunu çekmiş, koluna da çantasını takmıştı. Odadan çıktı, basamaklardan hızla alt kata indi. Evin kapısına varmıştı, kapıyı açıp çıkacaktı ki arkadan kocası Mike "tatlım, nereye gidiyorsun?" diye seslendi.

Catherine, Mike'a doğru döndü.

Mike karısının yüzündeki gerginliği fark edince "ne oldu, bir sorun mu var?" diye sordu. Catherine daralarak "Max bana, Ben'lerde kalacağını söyledi. Az önce Kimberly'yi aradım, orada olmadığını, hatta Ben'in de ona Max'lerde kalacağını dediğini söyledi, yani çocuklar yok" dedi.

Kocası Mike elini onun omzuna koydu ve "tamam, bekle, montumu alıp geliyorum" dedi. Mike içeri gitti.

Catherine'ın sağ eli alnındaydı. Bayağı bir gerilmişti. Gerilmesinin en temel sebebi ise geçen günkü Isabel cinayetiydi.

Mike oturma odasına girdi. Kızı Lauren duvarın kenarındaydı, onların konuşmasını gizlice dinlemiş olmalıydı. Lauren merakla "ne olmuş, Max mi kayıp?" diye sordu.

Babası Mike "bizi gizlice mi dinledin, bu yaptığın doğru değil" dedi ve mutfak masasındaki sandalyede asılı montunu giyindi.

Lauren "onu aramaya mı gidiyorsunuz, ben de geliyorum" dedi. Babası "hayır, gelmiyorsun Lauren" dedi.

Lauren babası ilerlerken kolundan tuttu ve "baba, ben 16 yaşındayım, çocuk değilim, geliyorum" dedi. Babası sonunda kabullendi.

Catherine kapıda telaşlı kocasının gelmesini bekliyordu. İçeriden kızı ve kocasının birlikte geldiğini gördü. Catherine, Lauren'a "sen nereye?" diye sordu.

Lauren "ben de geliyorum, Max kayıpken evde bacak bacak üstüne oturmamı beklemiyorsunuz öyle değil mi?" dedi. Ardından üçü de kapıya yöneldi.

Catherine kapıyı açtı, baktılar ki Max kapının önünde. Hepsi şaşırmıştı. Mike hesap sorar bir tavırda "sanırım bize açıklaman gereken bir şeyler var, öyle değil mi Max?" diye sordu.

Bir süre kapıda öylece kaldılar. Max içinden "işte şimdi yandın" diyordu. Ardından hep birlikte içeri geçtiler.

Hepsi oturma odasında oturuyordu. Tabii Max ayaktaydı. Max gergin bir şekilde "evet, Ben'lerde kalacağım dedim ama şey oldu" dedi.

Annesi kızgın bir sesle "ne oldu?" diye sordu. Max kekeleyerek "şe-şey, Tyler'lara gitmeye karar verdik" dedi.

Catherine ayağa kalktı. "Doğru söylüyorsun, değil mi?" dedi. Max gülümseyerek "neden yalan söyleyeyim ki?" diye karşılık verdi.

Annesi sarılarak "seni merak ettik" dedi. Ardından güle oynaya mutfak masasında toplandılar.

Max'in ablası Lauren gülümseyerek "demek Tyler'lardaydınız, hem de benim geldiğim akşam" dedi. Max buna karşılık "oyuna biraz fazla dalmışız" dedi.

Onlar böyle konuşurlarken mutfağın penceresinde birinin gölgesi vardı, bir süre onları izledi. Sonra da yavaşça gitti.

Saat geç olmuş, sonunda herkes yatış moduna geçmişti. Max yatağa girdi ve tavana doğru bakarak o çocuğu düşünmeye başladı.
"Acaba nereden gelmişti, kimden kaçıyordu, başına gelmişti?" gibi soruları yığıştırdı. Ardından da "aaa, ona adını sormayı unuttum" dedi ve bunları düşüne düşüne uyudu.

Sabah oluyordu. Odasına Güneş'in ilk ışıkları camdan girmeye başlamıştı. Max'in yanındaki çalar saat o sırada çalmaya başladı. Max eliyle uzandı ve saati susturarak yataktan hızla kalktı.

Günlerden çarşambaydı. Yine okulda gidecekti ama bu sefer heyecanı okuldan değildi. Annesi kahvaltıyı hazırlamış, Max'i kaldırmak için yukarı çıkıyordu ki baktı Max kendi kalkmış, kıyafetlerini giyinmiş, okula hazır bir şekilde yatağında oturuyordu.

Catherine gülümseyerek "ne o, yoksa bugün okulda kutlama mı var?" diye sordu. Max annesinin yanına giderek "hayır, sadece bugün farklı hissediyorum" dedi.

Hemen aşağı indi, ablası hazır bir şekilde masadaydı. Max'in de hazır bir şekilde erkenden yemeğe indiğini görünce şaşırdı.
Lauren gülümseyerek "ne oldu Max, yoksa okulu zombiler mi bastı?" dedi. Max "zombiler mi?" diyerek şaşkınca ablasının yüzüne baktı.
Lauren "evet, zombiler, yoksa sen erkenden kalkıp, üstelik hazırlanarak kahvaltıya mı inerdin?" dedi. Max gülümseyerek "zombiler var zaten" diye karşılık verdi.

Lauren "kimmiş o zombiler?" diye sordu. Max buna karşılık "öğretmenler" diye cevap verdi.

Catherine Lauren'a doğru gülümseyerek "ne oldu, ben de anlamadım" dedi. Max yumurtadan birkaç çatal daha alıp "eline sağlık anne" diyerek evden çıktı.

Babası Mike ise daha kahvaltıya yeni iniyordu. Max hızla bisikletini kilitlediği korkuluktan çıkardı. Üzerine atladı ve sürmeye başladı.

Bir süre sonra buluşma caddesine gelmişti. Tyler, Ben ve Luis de oradaydı. Onlar da bugün aynı heyecanla erkenden uyanmış ve çıkmışlardı.

Max onlara "hadi gidelim" dedi. Tümü pedallarına asıldı, doğruca kulübelerine gittiler.

Kulübeye vardıklarında bisikletlerini kulübenin sağ tarafında yer alan ağaca yasladılar. Hızla kulübenin kapısına gittiler.

Max kapıyı çalarak "hey, biz geldik, kapıyı açabilirsin" dedi. İçeriden ses gelmemişti.

Ben kulübenin penceresine doğru gitti, içeriye bakacaktı fakat perde kapalıydı. Max ise "orada mısın, benim Max" diyerek kapıyı bir daha çaldı.

Sonunda içeriden kapının kilidinin anahtarla çevrilme sesi geldi. Ardından çocuk kapıyı açtı. Dört kişi hızla içeri geçtiler ve hep birlikte oturdular, öylece çocuğa doğru bakıyorlardı.

Tahta masanın üstünde açılmış konserve ve cips vardı, dün gece onları yemiş olmalıydı.

Ben sesini toparlayarak "susadın mı, su ister misin?" diye sordu. Çocuk, Ben'e doğru baktı ve "evet" diye cevap verdi.

Ben matarasını ona uzattı, çocuk sudan biraz içti, sonra masaya bıraktı.

Max çocuğa merakla "peki, senin adın ne?" diye sordu. Çocuk, Max'e doğru baktı ve "Kevin" dedi.

Ben gülerek "Kevin, güzel isimmiş. Benimki kadar olmasa da" dedi.

Max ayağa kalktı. Çantası masadaydı. Çantaya giderek Kevin'a "bak, sana kıyafetler getirdim" dedi. Çantasını Kevin'a uzatarak "istediğini giyinebilirsin" dedi.

Kevin çantayı aldı. Çocuklar, Kevin'ın üzerini değiştirmesi için dışarı çıktı.

Bir süre sonra kapıyı çaldılar ve "giyindin mi?" diye seslendiler. Kevin kapıyı açtı, onlar da içeri girdiler.

Siyah-beyaz eşofman giyinmiş, üzerine de beyaz bir tişört çekmişti. Ben ona doğru "gayet yakışıklı olmuşsun" dedi.

O sırada Luis'in dikkatini bir şey çekmişti. Kevin'ın ayak bileğinde siyah bir çizik vardı.

Luis "bileğine ne oldu?" diye sordu. Kevin bileğine doğru baktı. Siyahlığı fark edince, bacağı lastikli eşofmanı biraz aşağı çekerek "yok bir şey, sadece küçük bir yara" dedi.

Tyler saatine baktı. "Çocuklar, artık okula gitmeliyiz" dedi.

Kevin "okul mu?" diye sordu. Max "evet, biz okula gidiyoruz, dönüşte buraya geliriz, sen burada kal, sakın dışarı çıkma" dedi.

Kevin hafif gerilerek "tamam, çıkmam" dedi.

Ben o sırada gidip sandıktan bir cips aldı. Bunu gören Tyler kızarak "Ben, oradan alamazsın" dedi.

Buna karşılık Ben gülümseyerek "şey, yolluk ederiz diye düşündüm" diye cevap verdi.

Ardından hep birlikte kulübeden çıktılar. Kevin kulübenin kapısındaydı.

Max "merak etme, biz okul çıkışı geleceğiz" dedi. Diğerleri bisikletlerini ağacın yanından kulübenin önüne getirdiler. Max de bisikletini almaya gitti.

Ben Kevin'a "sana bir şey soracağım" dedi. Kevin "sor" diye karşılık verdi.
Ben "merak ettim de, sen okula gittin mi hiç?" dedi. Kevin, Ben'in bu sorusuna karşılık boynunu büktü, morali kaçmıştı.
O sırada Max bisikletiyle gelmiş "hadi gidelim" dedi.

O sırada ileride yaşlı bir adam evinin bahçesindeki çimleri çim biçme makinesiyle biçmeye başladı. Kevin çim biçme sesini duyunca, o yaşlı adama doğru baktı.

Diğerleri bisikletlerine binmişler, gitmeye hazırlanıyorlardı. Sürmeye başlayıp gideceklerdi ki arkadan Kevin kulaklarını tutarak inlemeye başladı.

Max ve arkadaşları Kevin'a döndüler. Max onun kulaklarını tutup inlemeye başladığını görünce hızla bisikletinden indi.

Kevin ise bağırarak yere yığıldı. Onu hep birlikte içeri taşıdılar. Kevin bayılmıştı.

2.BÖLÜM SONU: Bölüm Hakkındaki Düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim yorumlarda buluşalım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 6beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18