Bölümler 2Şu an: 2.Bölüm BULUNAN GÖZLER KIRILAN DÜNYA
- 1 NOCTURNE KARANLIĞIN ÇAĞRISI-KEHANET-991 kelime
- 2 2.Bölüm BULUNAN GÖZLER KIRILAN DÜNYA1.767 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BULUŞAN GÖZLER KIRILAN DÜNYA
Kızıl güneş ufkun ardında kaybolurken ben toz ve dumanın içinde kılıç sallıyordum.
Her nefesimde yanımda bir cesaretin hırsın ve özgürlüğün kaybolduğpunu iliklerime kadar hissediyor
dum.Ayaklarımın altındaki toprak titriyordu.Düşman askerlerinin çığlıkları,atların nal sesleri kulaklarımda çınlıyordu.
Normal bir dünyada doğsam yine insanlara zarar verir miydim? merakı beynimin içinde dolaşıyordu.
Tabi savaştan kendimi ve ailemi düşünmekten ödün verdiğim kadar.
Düşman askerleri saldırıyordu ama ben umursamıyordum.
durmuyordum.
annemin ölümünü hatırladıkça dahada hırslanıyordum.
annemin ölümünden beri öğrendiğim tek şey vardı:
güçlü durmalıydun güçlü olmazsam bende yok olurdu ...”haydi”diye bağırdım güçlü bir sesle babam karşıda savaşıyordu.ben ise burada savaşıyordum Verdiğim “haydi”komutuyla herkez atlarına bindi.
Atıma bindiğim gibi okumu garip bir düşmanın göğsüne bıraktım.okun gidişiyle birlikte yavaşça çekildim ve kılıcımla bir başka düşmanı yere serdim.
Hayır kesinlikle başka bir hayatta olsam böyle yapmazdım.kimseye zarar vermezdim.
Okları düşman askerlerine atarken gözüm sürekli gölgeler arasında beliren o figüre kayıyordu.Hava saat 6 olmasına rağmen zifiri karanlıktı.Şimşekler kopuyor kılıç sesleri en yakınımdan geçiyordu.yüzü gözükmüyordu belki ama gözleri buz gibi masmaviydi.
Gözlerimi ayıramamam bence bir oyun olmalıydı.
Saldıran bir düşmanı yere sererken birden geçmişe gittim.Annemin mezarındayım o'kadar çok ağlamıştım ki annemin yanımda olduğunu sanmıştım.Sonra bir adam geldi bana değil yere bakıyordu.benden büyüktü. ”gidelim”dedi onu. dinlememiştim.yabancıydı.ben ona bakarken o bana hiç bakmıyordu.”Annem yanımda gidemem”dedim ve annemin saçlarını okşadım.”Annen burada değil ve bizim gitmemiz gerekiyor”demişti.netti ama ben annemin yanımda olduğuna emindim.”hayır o burada yemin eder
im”demiştim hava yağmurluydu.”yemin etme o burada değil ama gidince yanında olacak onu görmesende seni koruyacak”dedi buz gibi mavi gözleri aynı mavi gözdü.
“neden şimdi korumuyor peki”
“çünkü seni koruyacak insanlar var ona ihtiyacın yok kendini neden boşu boşuna yorsun”
Onu anlamıştım babam hiç böyle konuşmamıştı daha doğrusu böyle güzel bir cümle kurmamıştı.Çünkü bu cümleyi kurmaya dahi vakti yoktu.
Elini bana uzattığında tutmuştum.Hala bana bakmıyordu ama ben gözlerimi ondan ayıramıyordum.
O günki gözler bu gün ki gözlerle aynıydı ve o gözler kehanet di.benim doğum günümde yazılan kader
in gözleriydi.bana bakmaması gereken gözlerdi.
gecenin oğlunun gözleriydi.
göz leri buz gibiydi.Soğuk ve keskin.Kalbim tuhaf bir şekilde hızlandı buraya geliyordu.onu üçüncü ve en net görüşümdü.eskiden olan şeyleri hatırlamıyordum. sadece onun gözlerini hatırlıyordum.bi anda tüm dünya durdu.oysa savaş devam ediyordu.
Kehanetin fısıldadığı sözler geçti aklımdan.”gözler bir kez daha birleşirse ilgi duyulursa kaçış yok”diyordu kehanet.Annemin mezarındaki sesszilik kadar korkunçtu.O kadar gerçekti ki.Önüme doğru atıyla yaklaşırken atımdan indim.kendi kendime dedim “gazel geri çekilme ölmek istemiyorsan”kılıcımı sımsıkı tuttum.
düşmana karşı bir hamle yaptım ama gözlerim marcodaydı.
Ne yapıyorsam ölçüyor sessizce bakıyordu.gözlerindeki parıltı beni titretiyordu.bana biraz daha yaklaştı.
“Ateşin kızı kaçacak san kaç çünkü ben kaçmayacağım”dedi buz mavisi o gözler maskesiyle bile iyi görünüyordu.
“Gecenin oğlu sen senden korktuğumu mu ima ettin ben mi yanlış anladım…malum savaştayız”
Dediğim şeyde gözleri kısılmıştı.o bana doğru gelirken bende ona doğru gidiyordum.Kılıcımı havaya kaldırdığımda oda aynı şekilde kaldırdı.
“Tam onu ima ettim ateşin kızı güçlüsün,çeviksin ama asıl güç gücünü nasıl kullandığındır”dedi sesi net ama yumuşak tı.Gücümü mü eleştiriryordu bana mı öyle gelmişti.Kılıcımı kılıcına sürttüm.kılıçlarımızın çarpışma sesi kulaklarımı doldurdu.okadar çığlığın arasında bile.
“Sence gücümü kontrol edemem mi”dedim otoriter bir sesle savaştaki tüm sesler susmuş sadece benim ve onun sesi varmış gibi geliyordu.
“öyle bir şey demedim ama evet ima ettim”
“kontrol edemesem bile…seni durduracak güce sahibim gecenin oğlu”dedim ve kılıcımı karnına doğru indirdim oda aynı saniyede indirdiğinde kendi etrafımda döndüm ve kılıcını bana saplamasını engelledim.gözlerim onun gözlerine kitlenmişti.
“güzel hareket ateşin kızı ateşin öyle güçlü ki dünyayı yakacak kadar ama kalbinle mi beyninle mi”dedi ateşin kızı geceninoğlu böyle mi ilerleyecek tik tüm dünya ateş altındaydı ve biz burda kılıç saplama uğruna atıyorduk.ileride bir yer yanıyordu.
“kalbimle,öfkemle ve sana karşı!”dedim kılıcımla yeni bir hamle yapıp maskesini kestim.alayla güldü.yüzü kanıyordu.
“biliyorum bu bi bakış bu savaş hepsi kehanetin başlangısı ateşin kızı ve gecenin oğlu bir araya gelirsek tüm dünya parçalanacak”dedi tüm alayıyla hepsi doğruy
du benim doğumumu görmüştü.hatta ilk ağladığımı saçlarımı gözlerimi babamdan bile önce görmüştü belki.
“öyleyse gel gecenin oğlu göreceğiz kim kaderin yükünü sırtlanacak”tam ben bunları söylerken arkada büyük bir bomba patladı ve arkam yerle bir oldu.
her darbe metalin çarpma sesiyle birlikte kader ağırlığıda taşıyordu.
bir darbe daha metal kıvılcım saçtı.marco nun maskesinin ardındaki bakış beni ok gibi delip geçiyordu.
öyle ki büyülüyordu. da.
“unutma ateşin kızı bir an bile gözlerimi kaçır sam kehanetin yükü altında her şeyin sonu gelir”
kehanet,kader ikisi de nefret ettiğim tek şeylerdi böylesine yüklü bir büyü neden bana yapılmılmıştır anlamıyordum aklım ermiyordu.
“ben gözlerimi senden ayrılmayacağım gecenin oğlu sen bana bakmazsan bir sorun çıkmaz diye umuyorum”de
dim kılıcı mı bir kez daha onun kılıcından çekip karnına doğru yönelttim ki kılıcı buna engel oldu.havaya doğru zıplayıp kılıçlarımızı birbirine çarptık.
İkimizinde gözleri hırsla bakıyor adeta yargı dağıtıyordu.
“güzel bir oyundu ateşin kızı”
“bunu oyun sanıyorsan oyun bendoğduğumda başladı gecenin oğlu”
Gözleri ilk kez kısılmıştı.Gülümsemişti. Gözleri küçüldü sadece bir anlığına kısa bir andı ama güzeldi.
“keşke kader bu kadar kolay değişebilseysi”dedim kısık bir sesle o an bir saniyeliğine tüm dünya durdu savaş kan ter sadece biz vardık.mavi gözleri tekrar sertleşti.
“bu savaş burada bitmedi ateşin kızı”
“bitmeyecek sen pes edene kadar”
ve o an savaş yeniden başladı gecenin oğlu yanım dan ayrılırken.babam arkasında ve yanında atlı adamlarıyla buraya geliyordu.üstünden marco'nun giydiklerinden farklı olarak zırhlı kıyafetler gitmişti.
marco herkezden sıradışı olarak siyah bir pelerin,yeşil bir gömlek ama en koyusundan altına ise bol bir pantolon giymişti saçları alnına dökülen dağınık doğal kıvırcıklara sahipti.savaşın verdiği ışıkla bukleleri hafif parıldıyor.sanki her hareketinde şekil alan asi perçem onu dahada genç ve bakımlı gösteriyordu.
babam yanımıza geldiğinde marco kısa bir kahkaha attı.
“yüce draven velthoron”dedi babama elini uzatırken babam atından inip yanımıza gelmişti.marco'nun uzattığı eli tutmamıştı.
“bir daha gecenin oğlu bakışların kızıma değmesin ve seninde ateşin kızı”dedi babam sınırını koyarak.
“Niye dünya sona erer tüm insanlar yok olur diyemi eğer öyleyse biraz daha bakmalıyım ona”dedi aslında bana hiç bir zaman bakmamıştı.”kızıma bir daha baktığını görürsem gecenin oğlu tüm dünyayı ben başına yıkarım”dedi iki taraf ta da savaşlar durmuştu herkez yerinde donup kalmıştı” iyi ya iki şık ta da yanan ben oluyorum”bakışları bana döndü.”öyle değil mi ateşin kızı”
dedi benimde bakışlarım ona değdiğinde büyük bir şimşek kopup ilerideki bir yer alev aldı.
Ateş görmekte nefret ediyordum.oysaki yanan bir dünyada yaşıyordum.Ateşin büyümesiyle yanan yerin yanındaki insanlar kendilerini geriye attılar.babam ise önüme geçti.
“bi daha kızıma bakma”dedi dayanamayıp onun önüne geçtim.”bana bakmadı zaten biraz önce ilk kez göz göze geldik”dedim babama bakarak marcoya bakışlarımı değdirmiyordum.şuan marco ların ülkesi yanı yordu ve bizim yüzümüzdendi.normalde olsa babam buna sevinirdi ama yanında ben vardım..
“Ve sen de bana bakıyorsun öyle değil mi ateşin kızı”dedi doğruydu bakışlarımı kaçıramıyordum.babam ve adamları tek tek ona döndü etraftaki insanlar ise ilerdeki sarayın neden yandığını savaş durmuşken neden oranın aleve alındığını konuşuyorlardı.
“ne yanlışım mı var”
“maalesef ki yok baba o bana bakmıyordu ben ona bakıyordum artık kendi ülkemize dönebilir miyiz”dedim babamın koluna girip siyah diz kapaklarımın üstünde biten üstünde ise iplerini bağladığım korse olan elbisemin kollarını kıvırdım.
“biraz daha dönmüyoruz kızım kan hakkımızı alıp öyle dönücez”
kan hakkı neden alınıyordu biz neden gecenin oğlundan ve babasından daha doğrusu ailesinden kan hakkı alıyorduk?
“ne?”dedim şaşırarak “neden” dedim babamın kolundan çıkarak “annenin ölümü için”dedi ve tüm vücudumu bir şaşkınlık kapladı.annemi marco mu öldürmüştü.yada babası”annemi gecenin oğlu mu öldürdü”dedim tamamen babamın kollarından sıyrılıp gecenin oğluna yaklaşmıştım,
“tam olarak o öldürdü”dedi babam işaret parmağıyla onu gösterdi.gecenin oğlu gözlerini kapatmış maskesinin içinde bile yanaklarını şişirmişti.
“ne istedin lan annemden ne istedin o gencecik kadından gururu da mı yok lan senin sana bakan büyüten annenden daha anne olan o kadından ne istedin sen”dedim üstüne yürüdüm ve yüzüne büyük bir tokat attım.tokat'ın ağırlığıyla yüzünü yana çevirmiş ama hala yukarıda tutuyordu.
“söylesem ne değişecek bağışlayacak mısın yada suçsuz mu diyeceksin bir yararı olmayacak bilgileri sor
ma”
o'kadar yavaş ve hissiz söylüyordu ki.
“sen annemi öldürüp sonra yanıma mı geldin söyle vicdanın rahatladım beni annemin mezardan babama getirdiğinde SÖYLE SUSMA KONUŞ”dedim sesim yükselmişti babamın adamlarından bir kaçı kollarımı tutuyor sakinleştirmeye çalışıyordu.
“aksine canım dahada yandı ama ben yaptım doğru”dedi yine hissiz bir şekilde o tam konuşmaya başlayacakken bir adam yanımıza yaklaştı.
“bende savaşta biz galip olduk sanıyordum bu sessizliği görünce”dedi “söyle bakalım sen kimsin ve oğluma neden bağırıyorsun”babasıydı bunları söyleyen biraz daha yaklaştı ben ise gülümsedim .ne kadar istemesemde.
“gazel Velthoron yani ateşin kızı siz de corvin cross değil mi”dedim elimi uzatıp.şaşkınlığa uğramış gibiydi. ama şaşkınlığını çok sürdürmeyip işaret parmağını kaldırdı.elimi sıktı
“oyum”dedi ve elimi sıktı
elini elimde çekti.” ve konuyu anladım ne istiyorsun draven velthoron”dedi elimi elinden çekip ellerini açarak
“kan hakkımı alacağım”dedi babam “yıllar sonra mı geldi aklına bu dahice fikir”dedi corvin cross”kan hakkımı sizin gibi kimse görmeden de alırdım ama ben haberini verdim de geldim evinde,o sıcak evinde eski dostuna ayıracak bir odan vardım diye düşünüyorum”dedi eski dost kısmına vurgu yapmıştı. eski dost olduklarını biliyordum.
“uzun zaman sonra doğru düşünüyorsun eski dostum” dedi oda aynı vurguyu yapmıştı.
“hadi ozaman kızım gidelim eski amcanın evine”dedi ve sırtımı sıvazladı.”emin misin”dedim onlar önden gitmişti bix ise atlarımıza gidiyorduk.”baban her zaman emindir küçük”dedi küçüklükten beri hep bana küçük derdi babama tebessüm edip atıma bindim gecenin oğluda binmişti.”hadi be kızım biliyorum çok yoruldun ama dayan”dedim ve ileriye doğru koşturdum atımı sınırı geçmiştik.ve bu ülkede tamamen yasaktı velthoronlar nocthor lerin ülkesine girmesi yasaktı.giren olursa öldürülürdü.tabi bu kurallar onlar için varmıydı bilmiyordum.ateşin oğlunun ölmesi beni sevindirmişti.Normalde olsa sevinmezdim belki ama annemi öldürmüştü.annem gibi oda ölüme mahkum olmalıydı.
Gecenin oğlu da atıyla koşmaya başlamıştı.o ne kadar benim önümde olsada onu geçmiştim.benimlemi rekabet ediyordu belki yarın belki ondan sonraki gün ölecek olan biri mi yapıyordu bunu? ”üzülme tamam tamam”dedim ve biraz daha hızlandım.”ben ve üzülmek”dedii ve tık sesi çıkardı ağzıyla.”imkansız”dedi ve beni geçti.atımla koşarken meydandan gıdım gıdım uzaklaşırken evlerin sokakların olduğu yerlerde kimsenin dışarıda olmaması aklıma takıldı.hemde daha saat 7 iken.meydandan uzaklaşırken çığlık sesleri kesiliyordu.çünkü insanlar ülkelerinin meydandan sonraki kısmına girmemize izin vermiyordu. evlerine daha doğrusu şatolarına kadar atlarla koşturduk.”hani öleceksin ya üzülme yani”dedim korktuğunu sanmıyordum ama kim ölümden korkmazdı ki
“ölümden korktuğumu kim söyledi aslında savaş daha da büyümeden ölmek iyi olurdu”dedi ikimizde yavaşlamıştık bakış açısı güzeldi ona gerçekleri hatırlatmak için “arkandan ağlayacak insanlar var mesela annen ben ölsem annem üzülmez çünkü annem öldü aksine sevinir çünkü onun yanına gidicem değil mi”dedim kaşlarımı kaldırarak bir elim atmı yani ateşi tutuyordu bir elim ise ateşi okşuyordu.
marco gözlerini yumdu kısa bir andı ama yakalamıştım.”beni sinir etmeye mi çalışıyorsun o'zaman söyleyeyim tamam ben gayet kızgınım kes artık şunu”dedi gerçekten sesi gür çıkmıştı.onu dahada sinirlendirmeden-malum öldürür falan-konuyu kapattım.
ne olacaktı kehanet gerçekmiydi tek bakışmamız da gökün o denli gürlemesi ne kadar normaldi.gecenin oğlu ölecekti ama nasıl? annemi cidden omu öldürmüştü nasıl yapmıştı sonrasında nasıl benim yanıma gelmişti.
kafam karma karışıktı gözlerimizin tek buluşmasında dünya kırılmıştı bir kez daha buluşmayacaktı o gözler
buluşsa bile sevmeyecekti birbirini.
UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR.KİTAPTA EN SEVDİĞİNİZ KARAKTER KİM VE MARCONUN YAPTIĞI ŞEYE ŞAŞIRDINIZ MI BEN YAZARKEN ŞAŞIRDIM.ÇÜNKÜ BİR ANDA YAZDIM.BOLBOL YORUM VE BEĞENİ ATARSANIZ SEVİNİRİM NORMALDE DAGA ERKEN ATACAKTIM.AMA OYUNA DALMIŞIM.KENDİNİZE İYİ BAKIN😘
Bölüm etkileşimi
