1. bölüm / 1
NamelessSon
Bölümler 1Şu an: Son
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nameless…
Boşlukta süzülürdü.
Çoğu zaman hiçbir şey hissetmeden, sadece boşluğu izleyerek.
Bulunduğu yer karanlıktı; tozlu rafların arasında kaybolmuş, unutulmuş kitapların sessizce çürüdüğü bir dünya…
Sayfaların sarardığı, kelimelerin yavaşça silindiği ve kitapların acımasızca yok olduğu o yer.
Bizim kalbimizdi.
Ama Nameless bunu asla bilmezdi.
Hissetmek neydi?
Bilmiyordu.
Ta ki… ilk an gelene kadar.
O an karanlığın ince bir yerinden içeri sızdı —
tüm tozu, çürümüşlüğü, sessizliği delen, adını bile bilmediği bir sıcaklık.
Nameless, o an’ı gördüğü anda, kendi benliğini hatırladı.
Içindeki boşluk ışıkla dolup taştığı an...
Aşık oldu.
Çünkü ilk an, o kadar saf… o kadar savunmasız bir duyguydu ki…
Nameless, ilk defa kendinin var olduğunu anladı.
İlk an’dan önce Nameless sadece boşlukta dolaşan sıradan bir olguydu.
Ne geçmişi vardı, ne de geleceği.
Ama ilk an ile birlikte anlam kazandı.
Ve fısıldadı:
“Söyle bana…
Yeni doğan çocuklardan bana kalan,
bu anlaşılmaz ama iç ısıtıcı şey nedir böyle?”
O beklediği cevap asla gelmedi...
Nameless kendini bir odada buldu. Kitaplar yere dağınık bir şekilde serpilmişti; masanın üstünde ise belli belirsiz kağıtlar duruyor, havadaki rutubet kokusu onu karşılıyordu.
Oda küçüktü, dardı ve duvarları sararmıştı. Bir gecekonduyu andırıyordu. Yatak eskimişti; sandalyenin üstündeki deri çoktan delinmiş, süngeri dışarı taşmıştı. Nameless’ın gözleri yatağa iliştiği anda, orada uyuyan bir kadın yavaşça doğruldu.
Kadın o kadar güzeldi ki… Büyük, iri kahverengi gözleri; çatlak dudakları; çarpık ama sıcak bir gülümseyişle şekillenen dişleri vardı. Saçları yüzüne yumuşak bir şekilde dökülüyor, beline kadar uzanıyordu. Tırnakları kırılmıştı, bedeni zayıftı. Elleri kurumuş ve çatlamıştı. Üstündeki beyaz elbise kan ve kirle lekelenmişti. Nameless sadece ona baktı ve bakışları kadının her hareketini takip etti.
Kadın gülümsedi; bu sefer gülümsemesi daha sıcak, daha içten bir hale geldi. Ardından beşiğe doğru eğildi.
"Seni seviyorum."
Nameless, bebeğin sıcaklığının kendi içinde yankılandığını hissetti. Seni seviyorum… Bu his o kadar saf, o kadar ilkel ve doğaldı ki yalnızca bakakaldı. Yeni doğan bir bebeğin hissettiği o ilk an… bizi birbirimize bağlayan, bizi var eden şey… ilk an.
Kadın bebeğin minik elini tuttu ve nazikçe öptü. Bebek anlamsız küçük sesler çıkarırken zaman bir anlığına durmuş gibi oldu.
Bu neydi? Nameless kendini bir anlığına o bebek gibi, o anne gibi, odadaki eski eşyalar kadar gerçek hisseder halde buldu. Her şey ilk an gibi titriyordu içinden.
"Asla tanımlayamadığım bir izin varlığı..."
Bölüm etkileşimi
