4. bölüm · NABIZ
Hadi uyan...
Neydi insanı yakan, içindeki yangınmı yoksa o yangını çıkaranmı?
Kendime cevap bulamıyor sadece etrafı izliyordum, biliyormuydu acaba imkansızlığımızı?
Doğruyu söylemek gerekirse pek bilmiyordu.
Bu imkansızlıktan kastım basit gelecek bir sebeptendi fakat gerçekten çok zordu ,umrumdamıydı ? Hayır.
Annemin ağzını aramak için onu aradım "annem nasılsın" zaten sesimi duydukları gibi arkadan biŕ çığlık kopmuştu fakat duyduğum sesin sahibi beni pek mutlu etmedi "Batur, sonunda aradın...ha ben senu pek merak ettum anlat anlat bitmeyi yani" Ayselin sesini duydukça telefonu kulağımdan uzaklaştırdım "abim annem nerede?" Dedim soğuk bir şekilde onun seni özledim gel yaylada çay içmeye gidelim gibi sözlerini dinleyemiyecektim.
"He, Batur anacum yaylaya çiktu eee nere o günler ah nerde sende gelsen şöyle açuk bir çay içiversek pekte hoş olur değilmi?" Çayıda demli severdim!
Bu yapışan kızlada sevmezdim.
"Yaylada demekki annem ben onu sonra ararım" diyip direk kapattım telefonu.
Onu kardeşim gibi görüp iyi davrandığım için biz Baturla sevdaluk ediyoz diyip az kalsa nikahlıyacaktı kendine.
"Hayaller doktor hanım , hayatlar Aysel" diye mırıldandım beni tutan neydi Allah aşkına?
Bir hışımla yerimden kalkarak sağlık çadırına doğru ilerledim.
. . .
Aslıhan:
Kendimce bir türkü mırıldanıyordum ,bu benim en sevdiğim türküydü.
Çırpınırdı karadeniz
Bakıp Türkün bayrağına
Şarkıyı mırıldanırken bir yandanda yarın göreve gideceğimiz tutsak obaya ilaçlar hazırlıyordum hayvanlar ve hastalar içim ama en önemlisi kadınlar içindi.
Burada çoğu kadın hamileyken ağır işler yapardı ,şehirde yaşayan bir insanın aldığı türlü vitaminler veya ilaçlar pek bulunmazdı.
Hem onlara bu ilaçları hazırlanan bitkilerden verecektim hemde ilaçlardan;hamile kadınları, bebekleri,yaşlıları...
Hepsini muayene edecektim.
Sırmalar sarsam koluna
İnciler dizsem yoluna...
Sonra tanıdık bir ses ,müptale edici güzellikte olan bir ses bana eşlik etti ,
Fırtınalar dursun yana
Yol ver Türk'ün bayrağına...
Çalıştığım masaya gelerek Batur yanıma oturdu.
"Kolay gelsin doktor hanım"
Ona bakmadan gülümseyerek başımı salladım, ama o gülüyordu hemde dönüp, gamzelerine hayaranlıkla izlemek isteyeceğim kadar...
Oldukça yorulmuş olmalıki nöbette elinde tuttuğu silahlardan birini masaya koydu, sonrada şahsi tabancasını; tabancaya göz ucuyla baktığımda onu gördüm sevdalev ona baktığımı anlayınca sevdalevin
Püskülleriyle oynamaya başladı onun yüzüne hiç bakmayışıma dayanamamış olucakki eğilip yüzüme baktı.
Ama gerçekten utanıyorum...
Gözlerine bakmamı zorlar gibi, çekmiyordu gözlerini.
En son konuyu dağıtmak için kafamı kaldırıp ona baktım "bişey sorabilirmiyim" tebessüm ederek başını ileri geri salladı.
"Arkadaşlarıma hiç ulaşamıyorum yani... anlamadım mesajlara bakmıyorlar sence nolmuştur?"
Kaşlarını çatarak gülümsedi
"Savaş bölgesinde doktorsun arkadaşlarınla dertleşmeyimi özledin?"
Gülümsedim, evet çok severdim arkadaşlarımı 3 kişiydi Reyhan, Aysima ve Derin.
Derini ayrı severdim hep sınavlara birlikte çalışırdık, kendine güvenmeyen bir kızdı fakat ben ona hep güvendim o artık arkadaşım değildiki...
Kız kardeşimdi.
"Anladım, yakın arkadaş"
Biraz düşünüp dudaklarını büzdü " yani pek bilmem ama yoğunlardır diye düşünüyorum"
Evet bende öyle düşünmüştüm.
Öyledir zaten... öylemiydiki?
Neyse yarına yetiştirmem gereken ilaçlar vardı ,önümdeki işe odaklandım.
"Sen bana aşıkmısın?"
Kocaman bir kahretsindi...
Bi çümle başında başka kelimeler kullan be adam nedir bu netlik?
Peki ben bu adama ne demeliyimki, yani diyecek birşey bulamiyorum sadece tek birşey bulabiliyorum, aşık değilim de diyemiyordum.
Tek çarem karşılıklı soruydu.
"Sen bana aşıkmısın Batur?"
Başını eğip uzun uzun baktı bana, gözlerime hipnoz olmuş gibi bakıyordu "aşığım,hatta deli divane sana o kadar aşığımki Aslıhan evlenme hayalleri kurmaya başladım anneme çeyizimi tamamla dedim"
Hah, komikti.
"Ay gül gül öldüm Komutan"
Gayet ciddi şekilde yüzüme baktı "gül diye demedim Aslıhan , bir soru sordun bende doğru cevabı verdim" tut nefesini ,kızım tut belki oksijensizlikten bayılırsın!
Evet şuanda bayılmak istiyordum! Karşımdaki adamın netliğiyle yutkundum, sonrada yere baktım yarılırda belki içine girerim diye.
"Sana doğru cevabı verirsem, hemen gidermisin?" Çok hafif gülümsedi "şartın buysa giderim benimde şartım şu" göğsüne dokunarak bana baktı "ben burdan geçeni söyledim, sende onu söyle" utançla başımı ileri geri salladım , yoktu kaçışım.
"Aşığım" evet , söyledim yanaklarımın hatta kulaklarımın bile alev alev yandığını hissettim. Fakat doktor hanım akıllanmaz yanmayı bırak, domates gibi kızarmama sebep olucak bir hareket geçiyordu içimden birisi bana engel olsun nolur...
Ama olamaz kimse engel yarın çok zor bir operasyona gidiyorduk Ölüm var ,kalım var...
Onlar askerdi bugün için yaşarlardı belkide o yüzden bu kadar netti , o yüzden içiyle dışı birdi.
Verdiği sözü tuttu Batur, sandalyeden kalktı fakat kolundan tutarak kendime çektim onu ve... öptüm.
Şok içinde kalmış adam hiçbirşey yapamadı sadece duruyordu.
Hafifçe geriledim ve gözlerimi kapatarak derin nefesler aldım dudakları kıpkırmızıydı, gözleri kapalı karşımda duran Batur gözlerini açtı öylesine bakıyorduki gözlerinin içinde ateş vardı sanki.
Beni belimden kendine çekerek gözlerimin içine baktı.
Belimdeki eli sıcacıktı asla rahatsız etmiyordu öylesine naziktiki kırılacak bir cam gibi davranıyordu bana, parmakları okşuyordu belimi.
Sonra yavaşça yaklaşıp beni öpmeye başladı , fakat çadırın içine birisi daldı o an nefesimi tuttum Batur arkası dönük olduğu için fark edememişti sonra Baturu göğsünden itleyerek ayağa kalktım içeri giren bize cin görmüş gibi bakan Semaydı.
. . .
Aslıhan
"Ben gerçekten hala inanamıyorum yani aranızda birşey olduğun anlamıştım ama ... Türkmenistan havası iyi geldi sanırım" benimle sağlık çadırında hala oturan Semaydı sıkışan hançeri açmaya çalışırken elini kesmişti, çok ciddi birşey değildi fakat minik bir dikiş atmak zorunda kaldık.
O konuştukça ben hiçbirşey demiyordum yanaklarımda kıpkırmızı olarak beni ifşalama meşguluyetindeydi.
Yarasını sarıdıktan sonra dediklerini duymamış gibi davranıp gülümsedim "verdiğim ilaç ağrını azaltır gidip biraz dinlenirsen daha iyi olursun"
Bana bakıp tam bişey diyecekti sonra, gülümseyip hiçbirşey demeden odadan çıktı.
Yaşadığım şeyin ne olduğunu anlayabilmiş değildim, kısa süre önce tanıştığım adama aşıkmı olmuştum ben?
Onu tanıyormuydumki?insanlar hemen herkese güvenemez ama ben güvenmiştim, o herkes gibi hissettirmiyordu.
. . .
Aslıhan:
Çalan alarmın sesiyle gözlerimi aralamıştım, bugün esir haldeki bir obaya gidicektik bu operasyonun ismi TÜRK KARDEŞLİĞİ operasyonuydu; türk soyundaki her esire bir yardım eli uzatmak için görevliydik.
Hemen yer yatağından kalkıp üstüme siyah bir tişört giydim altımada kahverengi bir pantolon, dün verdikleri çelik yeleğide üstüme geçirdim.
Masadaki tüm ilaçları vitaminleri şifalı otları çantama doldurdum, sonrada sağlık çantasını alıp çadırdan çıktım.
Astsubay Kürşatı görmüştüm çıktığım gibi "günaydın Aslıhan hanım" dedi timdeki tüm askerlerin hepsi o kadar dikkatliydiki ,çıktığımı arkası dönükken bile anlamıştı.
"Günaydın Astsubayım" bana dönerek gülümsedi "burdaki askerleri bi kardeşin, abin gibi gör artık abi desen olur " öylesine samimi ve sıcaklardıki ,Türk askerinin vereceği güveni kimse veremezdi.
Batur bizim yanımıza doğru yaklaşıp "toplan tim" diye bağırdıktan sonra herkes dizilmişti , bende ortada dikiliyormuş gibi hissettiğim için Baturun yanına geçmiştim.
"Arkadaşlar bu bizim vicdanımıza kalmış bir harekattır, görevimiz bu oba fakat buraya çok yakın bir oba işgalde oraya müdehale ederek obayı temizlemeye çalışacağız. Bu gidişimizde olmazsa sadece çocukları alıp obaya geliceğız, bidahaki gidişimizde ise o obayı temizleyeceğiz"
Baturun konuşmasıyla herkes hazır ve nizami bir vaziyete geçmişti ,bense bu düzenin içinde ne yapacağımı bilmez gibi onlara bakıyordum.
O sırada omzuma bir el dokundu sıçrayışımla kıkırdamıştı , yüzündeki siyah boyalara rağmen gözleriyle bir ceylan gibi bakıyordu "korkma benim, Aslıhan" timin en sessizlerinden Ceylan astsubaydı.
O hem neşeliydi , hem sakindi , hemde sıcaktı.
Tersiyle karşılaşmamış , karşılaşmakta istemezdim doğrusu.
"Bize şaşkın gözlerle bakınca... ilk defa sahaya çıktın değilmi"
Başımı ileri geri salladım, daha önce sıcak çatışmada bulunmamıştım, tabip asker diye geçiyorduk ama silah kullanmayıda biliyorduk.
Herkes gelen zırhlı arabaya doğru ilerleyince ,bizde Ceylanla takip ettik onları.
. . .
Zırhlı araçla ilerliyorduk. Normalde tehlikeli bölge olduğu için helikopterle gider, halatla iniş yapardık fakat doktor hanım için araçla gidiyorduk.
Ceylanın yanına oturmuştu siyah saçları yüzüne dökülüyor gözlerini açık tutmakta zorlanıyordu, büyük ihtimalle akşam gec yatmıştı.
İçimde bir his vardı bunun ne olduğunu anlayabilmiş değildim, tek bildiğim hiç iyi şeyler hissetmiyordum.
Bölgeye sonunda gelmiştik tim dikkatli bir şekilde araçtan çıktı , Aslıhanla aracı kullanan asker aracın içerisinde kalacaktı.
Obaya doğru ilerlediğimizde önce sessizce silah kullanmadan adamları etkisiz hale getiriyorduk. obanın iyice içine girince yaptığım el hareketiyle ,çatışma başladı.
Sayıları beklediğimizden çok daha fazlaydı . halledemeyeceğimiz şey değildi fakat her noktada keskin nişancının olması bizi zorluyordu.
. . .
Aslıhan:
Zihnimde herşey oldukça bulanıktı.omzunda tabutla Batur yanıma geliyordu,tabutun üzeri albayrakla kaplıydı.
Fakat bir şal vardı tabuttun üzerinde tozpembe bir şal...
Gülümseyerek bana yaklaşıyordu Batur, kulağıma yaklaştı "bugün değil papatyam" .
Zırhlı aracın sallanmasıyla gözlerimi açtım sürücü kısmında duran askere yaklaşıyordu teröristler.
Aldığım eğitimlerden dolayı tankın altında gizli bir çıkış olduğunu biliyordum ,çıkışın kapısını açarak ordan çıkıp arabanın altından obaya doğru koştum.
Batur ve Ceylan bana doğru geliyordu, ceylan hemen aracın etrafını saran teröristleri vurdu.
İlk defa bir teröristler karşı karşı geldiğim için korkmuştum, kimsenin zarar görmemesinin mutluluğuyla gülümseyerek Batura doğru ilerledim.
Aynı rüyamdaki gibi tebessüm ediyordu aynı bakış, aynı gülüş...
Sonra tiz bir ses duydum ,Baturun gülüşünün yerini korku kapladı.
Hissettiğim ılık sıvıyla vücuduma baktım, kan içindeydim.
Göğsümde ve kasığımda derin bir acı vardı, hissettiğim acıyla gözlerim kararmaya başlamıştı.
Batur koşarak yanıma gelip beni tuttuğunda kucağına yığılmıştım.
. . .
Yoğun bakım kapısının önünde yere oturmuş şekilde bekliyordum.
Dünden beri gelen olmuş , giden olmuş komutanmış...
Duyuyormuydum ben?
Sanki tüm algılarım kapanmış gibi sadece önüme bakıyordum, ameliyattan çıktığında görmemize dahi izin vermeyip hemen yoğun bakıma almışlardı.
Olduğumuz bölgeye kahretsindi...
Helikopter çok zor gelmiş, Aslıhan oldukça fazla kan kaybetmişti hemde çok fazla.
Albayın yanıma oturmuştu ,albay Yıldıray Akça.
Aslıhan akçanın babası...
"Oğlum hadi kalk,bak hiçbirşey yemedin" yemek mi diyorlardı bana? Aslıhan orda alacağı soluğun savaşındayken.
Hem Albay olduğu için hemde bir baba olduğu için güçlü durmaya çalışıyordu ama gece bu kapının önünde sadece ikimiz varken gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
"Oğlum gel bari arabada bi üstünü değiştir" rütbeli bir adamı hemde acısı olan bir babayı, daha fazla yormamak için onunla gittim.
Arabası büyük bir jip olduğu için zorda olsa üstümü değiştirmiştim.
Herkes bana yemek diyor , kıyafet diyor nolur uyan insanlar niye bu kadar acıyor bana doktor?
Ben senin neyinimde bu haldeyim doktor hanım?
Hadi uyanda beni iyileştir benim yaram seninkinden bile derin , seni kaybetme korkusu doktor hanım...
🪖🩺🌼❤️🩹
