1. bölüm / 2
MÜTTEFİKİMYıl 2016 24 temmuz
Bölümler 2Şu an: Yıl 2016 24 temmuz
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yağmur damlaları, kaldırım taşlarının üzerinde küçük gölcükler oluşturuyordu. Sokak lambası titrek bir şekilde yanıp sönüyor, her sönüşünde karanlık birkaç saniyeliğine tüm sokağı yutuyordu.Arif soysal işten çıkmış 15 dakika uzaklıktaki evine doğru yürüyordu, bu günde her zaman yaptığını yapıp, bir markete girdi kızına ve eşine birer çikolata alıp parasını ödedi ve çıktı. Her zaman girdiği sokağa girdi, sokak oldukça sessiz ve karanlıktı, yağmur dahada hızlandı arif "Haziran'ın ortasında ne yağmuru bu" Diye geçirdi ve adımlarını hızlandırdı. Bir adım, iki adım, üç adım...arif durdu onu durduran karşısında ki kar maskeli siyahlar içinde giyinen kişi olmuştu. Arif
oldukça cesur ve soğukkanlı biriydi "buyrun"
Dedi Arif. Adam maskesinin ardından gülümseyerek "arif soysal" Dedi. Arif affallamıştı hayır afalamasının nedeni adının bilinmesi değildi bu sesin sahibini tanıyor olmasıydı. Arif başını dikleştirdi, soğukkanlılığından taviz vermeyerek sordu "ne istiyorsun".Gökyüzünde şimşek çakmıştı, adamın gözleri dahada parlamış ve yüzündeki gülümseme genişledi ve " Canını"dedi sadece. Arif elindeki çikolata poşetini sıkıca kavradı. Bu arifin son nefes alışları, son hareketleri ve son göreceği yağmurdu belkide gideceği yerde yağmur vardı, yada nefes alabilecekti alabilsede bu onu memnun edermiydi kızının ve eşinin yanında olmadıktan sonra zaten nefes almak istermiydi elbette istemezdi. Arif bilgece gülümsedi ve gözlerini kıstı "bunun bir gün gerçekleşeceğini biliyordum" Dedi sadece. Adamın gülümsemesi korkutucu bir hal aldı "konuşmanın cezasını canınla alacaksın" Dedi ve elindeki bıçağı arifin kalbine sapladı, yağmur dahada hızlandı, sanki gökyüzü bile arif için gözyaşları olan yağmurları akıtıyordu. Arif'in kalbine saplanan soğuk metalin baskısı, nefesini kesen bir acıya dönüştü. Gözleri bir an büyüdü, Göğsünden sıcak bir dalga yayılırken dizleri çözüldü. Bıçağın çekilmesiyle beraber kan, kalp atışlarının hızında fışkırdı.Arif yere yığıldı elindeki poşedi elinden düşürmemeye yeminlliymiş gibi son gücüyle sıktı, yüzündeki gülümsemesi acıya dönüşmüştü. Ağzını bir şey söylemek ister gibi kıpırdattı fakat olmadı konuşamadı, başı sağa tarafa düştü. Evet arif ölmüştü. Adam ağır ağır adımlarla arife sırtını döndü ve yürümeye başladı. Bana göre hata yapan sayısı ikiye ayrılırdı bilerek hata yapan ve bilmeyerek fakat arif her ikisiydi. Öleceğini bile bile birilerini ele vermişti fakat bu gün öleceğini bilmeyerek geçmişti o sokaklardan...
Bölüm etkileşimi
