6. bölüm · Mutfaktaki Hayatlar
Bölüm 6: “Termosun Bekleyişi”
(Sahne: Kiler rafı. Kenarda, eski bir piknik sepetinin yanında duran kırmızı termos yıllardır orada durmaktadır. Üzerinde hafif solmuş “Termos 1987” etiketi. Kapağı biraz gevşek ama hâlâ sımsıkı kalbiyle ayakta.)
Termos (iç sesi, şiirsel bir tonda):
Ne yazlar geçti… Ne baharlar…
Bir zamanlar çayımdan içen çocuklar şimdi büyüdü…
Kimse “hadi pikniğe gidelim” demiyor artık…
Herkes “yoğunuz” diyor, “dizim var”, “işim var”, “şehir kalabalık”…
Ben ise hâlâ dolu bir hayatın hayaliyle boşum…
(Bir plastik tabak içini çeke çeke konuşur.)
Plastik Tabak:
Ben de yıllardır piknik görmedim be abi… En son bir simitle umutlandım, sonra geri çektiler. "Karbonhidratmış"…
Termos:
Oysa ben sadece sıcağı sakladım...
İçimde hiç soğumayan çaylar vardı...
Ama şimdi... sadece sessizlik var içimde...
Ve bir zamanlar bana yapışan armut kompostosu kokusu...
(Bu sırada modern, şarjlı, bluetooth hoparlörlü “şehir termosu” yanlarına gelir. Üzerinde "UrbanSip" yazıyor, neon ışıklı.)
Şehir Termosu:
Selam dinozorlar! Ben 12 saat sıcak, 24 saat havalıyım!
Benle yürüyüşe çıkıyorlar, fotoğrafımı story'e atıyorlar.
Termos (gülümseyerek):
Güzel evlat… ama seni hiç yere oturup, rüzgârda plastik bardağa çay dökerken sevdiler mi?
UrbanSip:
Ben… şey…
Yok…
(Termos, bir anda gür bir sesle konuşur.)
Termos:
Bir gün... o çocuklar tekrar doğaya dönecek.
Piknik örtüleri serilecek…
Ve ben… ben yine ilk sıcak çayı döken olacağım!
Sahne kararır. Termos, yıldızlı bir gökyüzüne bakan pencereye döner. Hafifçe çınlayan bir çay kaşığı sesi duyulur.
