1. bölüm · Mükemmel Olmayanlar

Bölüm-1

Adelya 🌸

"Kabus Gibi Bir Bilinçaltı"
Koridorlar uzadıkça uzuyordu. Ben, kalabalığın içinde küçülüyor gibiydim. Herkes bir yerlere yetişiyor, oysa ben yerimde sayıyordum. Öğretmenimin sesi çatallı ve hayal kırıklığı doluydu: “Diyar, yine mi sen? Bu notla ne yapacaksın hayatta?”

Sınıfın kahkahaları kulaklarımda çınladı. Koşmak istedim ama ayaklarım yere yapışmıştı. Herkes bana bakıyor, herkes gülüyordu. Kıpırdayamadım.

Sonra birden…

Derin bir nefesle doğruldum yatakta. Alnımdan boncuk boncuk ter damlıyordu. O an, bunun sadece bir rüya olduğunu fark ettim. Ama kalbim hâlâ hızlı hızlı atıyordu.

Tam nefesimi toparlarken, annemin sesi yankılandı evin içinde:

— Hadi kızım! Okulun ilk günü geç kalmak da ne demek?

Hemen battaniyeyi üzerimden attım, sessizce ayağa kalktım. Gardırobumu açtım, ne giyeceğimi zaten akşamdan seçmiştim. Mavi tişörtümü ve beyaz pantolonumu giydim. Aynada kendime kısa bir bakış attım, yüzümdeki uykusuzluk izleri her şeyi anlatıyordu.

Mutfağa geçtiğimde abim Yiğit beni bekliyordu. Gülümseyerek elime kese kağıdını uzattı. İçinde kahvaltı niyetine hazırlanmış bir sandviç vardı.

— Hadi küçük hanım, seni bu sefer okula ben bırakacağım.

Başımı hafifçe salladım. Onunla birlikte kapıdan çıkarken, arkamda kalan evin ağırlığını sırtımdan biraz olsun attığımı hissettim,ama bu bir başlangıçtı biliyordum ki okulmu bitirene kadar bu arkamdaki evin yükü her zaman omuzlarımın üzerinde olacaktı.
“Eee, ilk gün için heyecanlı mısın?” diye sordu Yiğit, arabayı çalıştırırken.
Ben , yan koltukta camdan dışarı bakıyordum. Düşünceli bir şekilde dönüp, “Normal bir gün olacak… İlk izlenim önemlidir,” dedim kararlı bir tonda.
Yiğit bu cümlemr gülümsedi. Benim mükemmeliyetçi yapısmı bilen biriydi, ama yine de içten içe kardeşi için endişelenmeden edemiyordu. Arabayı sitenin içinden sürdü ve birkaç dakika sonra Rüya Mia’yı almak için durdu.
Rüya Mia, her zamanki gibi enerjikti. Saçlarını özenle toplamış, sırt çantasını omzuna atmış bir şekilde arabaya bindi. “Selam millet! İlk gün ya, bir mucize olur da eğleniriz belki!” dedi neşeyle.
Ona hafifçe gülümsedim. Rüya Mia’nın pozitifliği, benim gerginliğimi bir nebze azaltmıştı.
Okul bahçesine vardığımızda, üçümüz, birlikte araçtan indik. Bakışlarım çevreyi süzüyordu. Kalabalık, yüksek sesler, gülen yüzler… Derken bir grup erkek dikkatimi çekti. İçlerinden biri, diğerlerine kıyasla daha baskın bir ifadeyle konuşuyordu.
“Dışarıdan çok fazla kendini beğenmiş bir tip gibi duruyor,” diye geçirdim içindem, Yağız’a bakarak. “Sen bunlara benzemeyeceksin…”
Sınıfa girdiğimizde üçlü cam kenarındaki sıraya yöneldik. Rüya Mia pencereye yakın oturdu, ortada ben vardın, benim yanımda da boş bir sıra.
Öğretmen geldiğinde tanışma faslı başladı. Sıra bana geldiğinde ayakta durdu. “Ben Diyar Levis. Müzik ve edebiyatla ilgileniyorum,” dedim. Sesim sakindi ama kendinden emindi. Bahçede gördüğümüz o çocuk göz ucuyla bana baktı. Hafifçe başını sallayarak, alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırdı. Ben bunu fark ettim ama bir şey söylemedim.
Dersler arasında zaman ilerledi. Öğleye doğru müzik dersi başladı. Müzik hocası beni daha önceden tanıyor gibiydi. “Diyar, istersen müzik odasına geç. Orada çalışabilirsin,” dedi.
Ben odaya doğru yürürken kapının aralığından bir piyano sesi duydum. İçeriye yavaşça baktım. Piyanonun başında bir kız vardı.
Bir an durdum, ama kız beni fark edip aniden eliyle tuşları bıraktı. “Korkma… sadece sesin çok hoştu,” dedim. Kız gülümsedi. “Teşekkür ederim… Sen de piyano çalıyor musun?”
"Evet, birlikte kısa bir melodi çalmaya ne dersin bizim?"
"Olur" dedi.
Birlikte kısa bir melodi çaldık. Ben şaşkındım, Selinay’ın yeteneği kadar kendi içinden taşan rahatlama da beni şaşırtmıştı.
“Bu kadar güçlü bir yeteneğe sahip olduğunu bilmiyordum,” dedim.
“Ben Diyar. Senin adın ne?”
“Selinay. Tanıştığıma memnun oldum.”
“Öğlen yemeğinde bize katılmak ister misin? Rüya Mia ile birlikteyiz.”
“Tabii, sevinirim,” dedi Selinay.
İçimden geçirdim: “Bu kız… bana benziyor olabilir mi?”