7. bölüm · Mühür

Döngü

efyla .

Gözlerimi araladım. Yanımda Aras vardı! Ayağı ayağımın üstünde eli ise belimi sarıyordu. Bu yetmezmiş gibi sadece altındaki eşofmanla yatıyordu. Kaşlara bak ne aşırı yakışıklıydı. “Pişt, Aras, uyan, ya Aras!” Gözlerini araladığında ilk saniyeler saçma saçma bana baktı. Ardından anlayınca ayağını ve elini benden çekti. Karnım ağrıyordu. Aras yataktan kalkıp dolaba döndüğünde bende kalkmaya çalıştım, kalktım ve… Regl haftası… kan şortuma ve iç çamaşırıma geçmişti. Aras arkasını dönünce koşarak odanın içindeki banyoya koştum kapıyı kapattım. Kapıdan kafamı uzattım. “Aras odadan bi çıksana.” kafasını sen oldu der gibi sallayınca’ çık işareti yaptım. Odadan çıkıp kapıyı kapattı. Burada pedim yoktu. Dolaptan temiz ve siyah bir eşofman giyip merdivenlerden indim. Merdivenlerden inince Yiğit’i gördüm.

“Yengelerin bir tanesi.” Sımsıkı sarıldı. Azıcık daha sıkı sarılırsa yere akacaktım.

“Bir dur Yiğit. Ayrıca yenge, yenge, yenge ya.”

“Yenge değil misin?” Kafamı ‘sen iflah olmazsın’ der gibi sallayıp, salona yürüdüm. Arad telefonla oynuyordu.

“Aras ben markete gideceğim, yakında var mı?”

“Yok.” Bunu gitmeyeyim diye söylemişti.

“Aras, ciddi bir şey.”
“Kapıdaki adamlara söyle alıp gelsinler.”
“Özel bir şey benim almam lazım.”
“Tamam, söyle ben alayım.”
“Söyleyemem.”
“O zaman alma.” Gerçekten çekeceğim vardı Aras’tan. Bana baktı ve az önce söylediğini onaylayarak kafasını salladı. Sanırım başka çarem yoktu. Kendim gidecektim. Karnımın ağrısı daha çok artıyordu. Utanmasam zemine çöküp ağlamak istiyordum. Yukarıdan cüzdanımı ve telefonumu alarak kapıdan çıktım. Arkamdan isterse gelsin, gelmesin. Umurumda değildi. Telefonumdan en yakın market konumunu açarak konuma yürüdüm. Yaklaşık üç dakika sonra marketin önündeydim. Markete girdim, selam verip gördüğüm ped reyonuna gittim. Bu ev için depolamam gerekecekti. Beş büyük boy paket alarak kasaya geçtim. Temassız ödeyeceğimi söyledikten sonra kartımı cihaza okuttum. Ard arda gelen gelen üç ince sesten sonra kartım yetersiz bakiye gösterdi. Başka bir katla yine denedim ancak kartımı cihaz kabul etmiyordu.
“Ben paramı alıp geri gelsem, çok acil bir durum.”
“Ablacım paran yoksa almayacaksın, başka kapıya.” Kafamı sallayarak marketten çıkarken… yine karşımda o tanıdık yüz Aras.
“Ne aldın?”
“Almadım.” neden der gibi kafasını salladığında devam ettim.
“Burada yok-” sözümü tamamlamadan içeri girdi. Adam o içeri girdiğinde dikleşti. Korkmuşa benziyordu. Yaklaşık iki dakika sonra Aras elinde poşet ile geldi. Poşeti bana uzattı. İçine baktığımda doğru şeylerdi.
“Sağol” kafasını salladı. İlerideki arabayı işaret ederek oturmamı söyledi. Bu zenginler iki dakikalık yere bile araba ile gidiyordu. Arabaya oturduğumda yan koltuğa Aras oturdu. Arabayı sürdüğü gibi… kanamıştım. Aras’a baktım. O da bana.
“Özür dilerim.”
“Ne için?” Aynı zamanda evin önüne gelmiştik. Arabadan indiğimde, oturduğum yerde kan vardı. Arabanın koltuğundan çıkacağını sanmıyordum.
“Sorun yok, sen iyi misin?” Kafamı salladım. Elim ile arkamı kapatarak eve girdim.
2 SAT SONRA…
Salonda oturuyordum. Karşımda Aras, çaprazımda Yiğit vardı. Yiğit’e döndüm. Birisi ile mesajlaşıyordu, büyük ihtimalle Melis’ti. Aras’a döndüm, o da mesajlaşıyordu. Hoşuma gitmesede beni ilgilendirmezdi. Ekranım titreşti. Arayan Mert’ti. Telefonu burada açamazdım, salondan çıkarak koridora çıktım. Ne dediğini merak ediyordum. Salondan çıkarken Aras garip bir şekilde bana bakıyordu. Telefonu koridora gelince açtım.
“Ne var?”
“Ben, konuşmak istiyorum.”
“Hayır,…” adını söyleyemezdim. “Olmaz.”
“Benimle bir partide buluşmak ister misin?”
“Yok daha neler, normalde buluşmuyorum partide mi buluşacağım?”
“Sen bilirsin, ama peşini bırakmayacağım.”
“Şu an tir tir titriyorum biliyor musun?” güldüm. “Lütfen konuş benimle.” kışkırtmak için söylemiştim. Telefonu kapatarak salona geçtim. İlk konuşan Aras oldu. Zaten döngü haftamda olduğum için sinirliydim.
“O kim?”
“Ne oluyor ya, ben sana soruyor muyum kimle mesajlaşıyorsun diye? Sende bana sorma. Bak Yiğit Melis ile yazışıyor. Aras Bey’in kiminle yazıştığını bilen mi var? Ben sormuyorsam sende sorma.” Sanırım biraz cıvıtmıştım.
“Çok merak ediyorsan sor, Avukatım. Hatırlatırsan bir evlenme süreci var.” Çok sakin cevap vermişti.
“Okuldan, rahatladın mı?” Salondan çıkarken Yiğit’in gülme seslerini duydum. Arkama döndüm.
“Yiğit, Melis benim arkadaşım senin değil. Tek mesajıma bakar.” Dediğimden sonra ciddileşti.

Gözlerimi araladım. Yanımda Aras vardı! Ayağı ayağımın üstünde eli ise belimi sarıyordu. Bu yetmezmiş gibi sadece altındaki eşofmanla yatıyordu. Kaşlara bak ne aşırı yakışıklıydı. “Pişt, Aras, uyan, ya Aras!” Gözlerini araladığında ilk saniyeler saçma saçma bana baktı. Ardından anlayınca ayağını ve elini benden çekti. Karnım ağrıyordu. Aras yataktan kalkıp dolaba döndüğünde bende kalkmaya çalıştım, kalktım ve… Regl haftası… kan şortuma ve iç çamaşırıma geçmişti. Aras arkasını dönünce koşarak odanın içindeki banyoya koştum kapıyı kapattım. Kapıdan kafamı uzattım. “Aras odadan bi çıksana.” kafasını sen oldu der gibi sallayınca’ çık işareti yaptım. Odadan çıkıp kapıyı kapattı. Burada pedim yoktu. Dolaptan temiz ve siyah bir eşofman giyip merdivenlerden indim. Merdivenlerden inince Yiğitsi gördüm.

“Yengelerin bir tanesi.” Sımsıkı sarıldı. Azıcık daha sıkı sarılırsa yere akacaktım.

“Bir dur Yiğit. Ayrıca yenge, yenge, yenge ya.”

“Yenge değil misin?” Kafamı ‘sen iflah olmazsın’ der gibi sallayıp, salona yürüdüm. Arad telefonla oynuyordu.

“Aras ben markete gideceğim, yakında var mı?”

“Yok.” Bunu gitmeyeyim diye söylemişti.

“Aras, ciddi bir şey.”
“Kapıdaki adamlara söyle alıp gelsinler.”
“Özel bir şey benim almam lazım.”
“Tamam, söyle ben alayım.”
“Söyleyemem.”
“O zaman alma.” Gerçekten çekeceğim vardı Aras’tan. Bana baktı ve az önce söylediğini onaylayarak kafasını salladı. Sanırım başka çarem yoktu. Kendim gidecektim. Karnımın ağrısı daha çok artıyordu. Utanmasam zemine çöküp ağlamak istiyordum. Yukarıdan cüzdanımı ve telefonumu alarak kapıdan çıktım. Arkamdan isterse gelsin, gelmesin. Umurumda değildi. Telefonumdan en yakın market konumunu açarak konuma yürüdüm. Yaklaşık üç dakika sonra marketin önündeydim. Markete girdim, selam verip gördüğüm ped reyonuna gittim. Bu ev için depolamam gerekecekti. Beş büyük boy paket alarak kasaya geçtim. Temassız ödeyeceğimi söyledikten sonra kartımı cihaza okuttum. Ard arda gelen gelen üç ince sesten sonra kartım yetersiz bakiye gösterdi. Başka bir katla yine denedim ancak kartımı cihaz kabul etmiyordu.
“Ben paramı alıp geri gelsem, çok acil bir durum.”
“Ablacım paran yoksa almayacaksın, başka kapıya.” Kafamı sallayarak marketten çıkarken… yine karşımda o tanıdık yüz Aras.
“Ne aldın?”
“Almadım.” neden der gibi kafasını salladığında devam ettim.
“Burada yok-” sözümü tamamlamadan içeri girdi. Adam o içeri girdiğinde dikleşti. Korkmuşa benziyordu. Yaklaşık iki dakika sonra Aras elinde poşet ile geldi. Poşeti bana uzattı. İçine baktığımda doğru şeylerdi.
“Sağol” kafasını salladı. İlerideki arabayı işaret ederek oturmamı söyledi. Bu zenginler iki dakikalık yere bile araba ile gidiyordu. Arabaya oturduğumda yan koltuğa Aras oturdu. Arabayı sürdüğü gibi… kanamıştım. Aras’a baktım. O da bana.
“Özür dilerim.”
“Ne için?” Aynı zamanda evin önüne gelmiştik. Arabadan indiğimde, oturduğum yerde kan vardı. Arabanın koltuğundan çıkacağını sanmıyordum.
“Sorun yok, sen iyi misin?” Kafamı salladım. Elim ile arkamı kapatarak eve girdim.
2 SAT SONRA…
Salonda oturuyordum. Karşımda Aras, çaprazımda Yiğit vardı. Yiğit’e döndüm. Birisi ile mesajlaşıyordu, büyük ihtimalle Melis’ti. Aras’a döndüm, o da mesajlaşıyordu. Hoşuma gitmesede beni ilgilendirmezdi. Ekranım titreşti. Arayan Mert’ti. Telefonu burada açamazdım, salondan çıkarak koridora çıktım. Ne dediğini merak ediyordum. Salondan çıkarken Aras garip bir şekilde bana bakıyordu. Telefonu koridora gelince açtım.
“Ne var?”
“Ben, konuşmak istiyorum.”
“Hayır,…” adını söyleyemezdim. “Olmaz.”
“Benimle bir partide buluşmak ister misin?”
“Yok daha neler, normalde buluşmuyorum partide mi buluşacağım?”
“Sen bilirsin, ama peşini bırakmayacağım.”
“Şu an tir tir titriyorum biliyor musun?” güldüm. “Lütfen konuş benimle.” kışkırtmak için söylemiştim. Telefonu kapatarak salona geçtim. İlk konuşan Aras oldu. Zaten döngü haftamda olduğum için sinirliydim.
“O kim?”
“Ne oluyor ya, ben sana soruyor muyum kimle mesajlaşıyorsun diye? Sende bana sorma. Bak Yiğit Melis ile yazışıyor. Aras Bey’in kiminle yazıştığını bilen mi var? Ben sormuyorsam sende sorma.” Sanırım biraz cıvıtmıştım.
“Çok merak ediyorsan sor, Avukatım. Hatırlatırsan bir evlenme süreci var.” Çok sakin cevap vermişti.
“Okuldan, rahatladın mı?” Salondan çıkarken Yiğit’in gülme seslerini duydum. Arkama döndüm.
“Yiğit, Melis benim arkadaşım senin değil. Tek mesajıma bakar.” Dediğimden sonra ciddileşti.