6. bölüm / 8
MoskovaBölüm 6
Bölümler 8Şu an: Bölüm 6
Karanlık. Görme duyumun gitmesi içimi panik kaplatıyor. Kenarda borudan akan su damlası sesi .Şıp Şıp Şıp…. Oldukça sinirimi bozuyordu. Kalp ritmim hızlanmıştı.
“Senin tek hak ettiğin yer bu çöplük Zavallı “
Nefes alarak yerimden kalktığım gördüğüm kötü rüyanın etkisi hala üstümdeydi Kasıklarımın ağrısı ile elimi istemsiz karnıma götürmüştüm . Yatağımın soluna baktığımda Viktor gitmişti. Sıcaklığı yoktu . Kalbim çölde kalmış gibi hissediyordum varlıına dair tek şey kokusuydu. Yastığını alıp sarıldım . Küçüklüğümden beri gördüğüm rüyalar uykularımı çok etkiliyodu. Eğitimlerimde ceza olarak karanlığa kapatılıyordum . Aç susuşuz bırakamazlardı bu daha fazla gerilememe neden olurdu. Ama psikolojimi bozmaları beni içten yok etmişti. Gelen arama ile telefonuma döndüm . Lanet babam
“Evet efendim .”
“Nasıl gidiyor evlilik ? Hiç aramadın .”
“Göze batmak istemedim . İyi bir sorun yok .”
“Viktor nerede ?”
“Bilmiyorum sabah çok erken saatlerde işe gidiyor .”
“Salak !ben seni oraya yanında yat diye koymadım . Nerede olduğunu her zaman bileceksin kimlerle n e anlaşılıyor hepsini bilip bana rapor edeceksin .” Sesimi alçaltarak konuşmama devam ettim dinlenebiliridm .
“Bu imkansıza yakın her yerde parmak izi ile kilit sistemi var ve 100 tane kamera evi izliyor . 2 Kilometre boyunca 400 metre aralıklarla bekçi kulübesi koymuş . Her şey üst seviye korunurken benim öğrenmem çok zor .” Çirkin tok sesi duyuldu .
“Bu beni değil seni ilgilendirir yıllarca eğitim aldın her konuda bana sorunlarla gelme Volkovlar türklerle anlaşmadı . Kimle anlaşacağını öğren . “ Yüzüme kapatmıştı . Ne olursa olsun mantıklı tarafımı geride bırakmamalıydım. Viktor istediğini elde edip gitmişti. Her zaman tatlı bir aşk yaşayıp evlenmek çocuk sahibi olmak istiyordum . Şimdi ise imkansız kalmıştı . Duş alıp giyinip kahvaltı için indim . Enerjim çok fazla gitmişti alışkın değildim . Beni yalnız bırakmasına bir not bile yazmaması kalbimi burkmuştu. Koca bir masada tek bendim . İngilizce bilen Olga’yı yanıma çağırdım ç
“Lütfen sadece ben olduğumda bir yumurta ve kaşarlı tost reçel yeterli bu kadar fazla şey yapmayın .” Şımarıklıktan başak bir şey değildi . Kahvemi içinp telefondan gündeme bakarken Viktordan daha iri sarışın bir adam geldi . Amerika’lı tipi vardı . Konuşmaya başlayınca kesinleştirmiştim .
“Merhaba efendim ben Steve sizin kişisel korumanız olacağım .” Omuzlarında uzun saçları kaslı ve yağlı bir fiziği mavi yuvarlak gözleri vardı. Yaşının olduğunu belli eden kenar kırışıklığı sadece kaz ayaklarındaydı . Pek gülmediği yanak çevresinde hiç kırışıklılık olmamasından belliydi. Bu durumlar içinde büyümüştüm .
“Memnun oldum Steve kahve içmek istemez misin ?”
“Görev içinde bu uygun olmaz Ahu hanım .”
“Hiçbir zaman hanım olmaktan hoşlanmam . Hayatından her zaman sana resmi davranan insanlarla olunca bu artık sadece kusma isteği uyandırıyor . Lütfen sadece Ahu de . Sanırım dışarı artık seninle gidicem . Viktor nerede ? Bir şey dedi mi ?”
“Efendim Pakhan Atış için dağ evine gittiler . Sizi Rusça kursuna getirmemi emir etti tabi istediğiniz başka yerler varsa gidebiliriz .” Kahvemden son yudum alıp ayağa kalktım . Steve ile görmeyi merakla beklediğim çoğu yere gitmişim . Kızıl Meydan’a adım attığım an, Moskova’nın o devasa ve soğuk ama bir o kadar da büyüleyici büyüsü içime işledi. Bir yanımda yüzyılların sırrını saklayan Kremlin Sarayı’nın heybetli surları, diğer yanımda ise sanki bir masal kitabından fırlamış gibi duran Aziz Vasil Katedrali’nin renkli, soğan kubbeleri duruyordu. Taş döşeli meydandan ayrılıp GUM’un ışıl ışıl koridorlarına saptığımda kendimi başka bir zaman diliminde buldum; Nikolskaya Caddesi’nin üzerini süsleyen ışık selinin altında yürürken şehrin o kendine has ritmini yakalamaya çalışıyordum. Bolşoy Tiyatrosu’nun görkemli sütunlarının önünden geçerken içimdeki merak beni daha da derinlere çekiyordu. Adeta birer yeraltı sarayı gibi mermerlerle, devasa avizelerle süslenmiş Moskova Metrosu’na indiğimde ise bu şehrin şatafatı neden yerin altına kadar taşıdığını anlayabiliyordum. Moskova Nehri’nin kıyısındaki Gorki Parkı’nda biraz durup adımlarımı yavaşlattım, nehrin esintisiyle nefes alıp şehrin gürültüsünü geride bıraktım. Günün sonunda Serçe Tepeleri’ne çıkıp arkamda yükselen Moskova Devlet Üniversitesi’nin heybetli gölgesine yaslandığımda, ayaklarımın altına serilen bu devasa şehre bakıp Moskova’nın beni çoktan kendi hikâyesinin içine çektiğini hissettim. Tekrar eve dönmek hiç istemesem de akşam yemeğini dışarda olmam çok hoş olmaz diye düşündüm .
“Steve Viktor şuan nerede biliyor musun .”
“Hayır efendim . “ “O zaman gel beraber Pelmeni yiyelim madem tek başıma yiyeceğim kimse yemekle uğraşmasın eve mesaj at yemek hazırlamasınlar.” Geleneksel görünümlü içinde on kişi olan küçük bir restorana girdik . Sıcak mantılar bana az da olsa türk yemeklerini hazırlattı .Kısa sürede özlemiştim .Hiç yurt dışına çıkmamış olduğumdan her şey farklı geliyordu. Diğer bavullara sakladığım birkaç tabanca ve cephanem bir süre idare ederdi . Kendimi her zaman güvensiz hissederdim .
“Steve kaç yaşındasın . Biraz kendini tanıt seni hiç tanımıyorum . “
“34 Yaşındayım efendim İngilitere de doğup büyüdüm bir süre sonra rusya ya görev için geldim . Gözümdeki görme kaybından dolayı bir süredir korumalık yapıyorum .”
“Viktor için ne zamandır çalışıyorsun .Paralı asker misin ?”
“ Evet .19 yaşından beri Viktor beyin hizmetindeydim .”
“Evli misin ? “
“Hayır efendim hiç evlenmedim . Buna fırsatım olmadı .”
“Beni korurken umarım fırsatın olur ve aşkla evlenirsin.” Bu sohbet hoşnutsuz olmuş şekilde önüne döndü . Gözleri donuktu ama anlık bi kıvılcım gördüğüme yemin edebilirdim . Büyük ihtimal bana güvenmiyordu. Zamanla öğrenebilirdim. Kısa bir yolculukla eve döndük . Ayağım yürümekten oldukça ağrımıştı . Girişte Botlarımı çıkarıp ev ayakkabılarımı giydim . Saat 10 a geliyordu . Evde sadece yer ışıkları açılmış sessizliğe gömülmüştü . Küçük bir ayakkabı ışıltısı ile karanlığın içine gömülmüş Viktor fark ettim . Tüm gece sevişip bir daha hiç iletişime geçmemiştik . Kaba insan.
“Selam kocam” Elinde yarısı içilmiş viski bardağını elinde çevirmeye devam etti . Yeşil gözleri tam bir zehir gibi parlıyordu . Uyluğuna eliyle vurdu. Kucağına çağırmasını karşılık verdim Elimdeki kürkü ve çantayı bırakıp oturdum . Erkeksi kokusu her yerimi sarmış sarhoş etmişti . Bir insan nasıl her zaman böyle güzel kokabilir . Ellerimi boynuna doladım
“Neden bugün bana hiç yazmadın .”
“Çünkü ne yaptığımı biliyordun . .” parmaklarımı boynuma gitti . Bu adamın kesinlikle boğmaya karşı zaafı vardı .
“Yine de yazmalısın Ahu . Sana demştim her ne yaparsan yazacaksın telefonumda görücem . Yanında koruman olması önemli değil . “ Gözlerimi devirip kalkmak için hamle yaptım . Bu konuşmaya devam etmek istemiyordum .
“Kalk demedim . “
“Yorgunum Viktor . Duş alıp uyumak istiyorum .” Viski bardağını kahve sehpasına bırakıp . Beni kucaklayarak odaya çıkarttı . Ne konuşacağımı ne söyleyeceğimi bilmiyordum . Giyinme odasına bırakınca kazağımı çıkartmak için eteklerinden tutum .
“Şşşşt ben yapıcam kıpırdamadan bekle .” Bir dakika içinde odaya gidip geri döndü üzerinde lacivert bir kazak aynı renkte bir pantolon giymişti .
Parmakları çıplak tenime değince aynı hisse kapılmıştım; tenimde gezinen soğuk havaya tezat, dokunduğu her yer alev alıyordu.
"Kıpırdama dedikten sonra 'kendim yapabilirdim' demen ne kadar söz dinlediğini gösteriyor," dedi Viktor. Sesi alçak, pürüzsüz ve karşı konulmaz bir otoriteyle doluydu.
Bakışlarını gözlerimden bir an bile ayırmadan, üzerimdeki kıyafetlerin düğmelerini acele etmeden, neredeyse işkence gibi bir yavaşlıkla açmaya başladı. Kumaş bedenimden kayıp yere düşerken içimdeki titremeyi gizleyemedim. Beni tamamen savunmasız bıraktığında, gözlerindeki o karanlık ve yoğun ifade daha da derinleşti. Bakışları tenimde, kıvrımlarımda ağır ağır gezindi.
"Gördün mü?" diye fısıldadı, eğilip dudaklarını boynumun hemen altına, nabzımın hızla attığı yere bastırarak. "Kendin yapsaydın bu kadar kusursuz olamazdı."
Beni kolayca kollarına alıp banyonun sıcak ve buğulu havasına doğru taşıdı. Adımları kendinden emin ve güçlüydü. Suyun dinlendirici sesi odayı doldururken beni yavaşça, sıcak suyla dolu küvetin içine bıraktı. Sıcak su tenime temas ettiği an hafif bir iç çekiş kaçtı ağzımdan.
Viktor küvetin kenarına diz çöktü. Lacivert kazağının kollarını dirseklerine kadar sıyırıp elini köpüklü suya daldırdı. Islak parmaklarıyla omzumu, ardından boynumu okşarken yüzündeki o tehlikeli gülümseme belirdi.
"Hâlâ kendin mi yapmak istiyorsun, yavru ceylanım?" dedi, başparmağıyla alt dudağımı hafifçe bastırarak. "Yoksa kontrolü tamamen bana bırakmaya hazır mısın?"
Gözlerinin içine bakarken nefesim tıkandı. "Bana ne yapacaksın Viktor?"
Eğilip ıslak dudaklarını kulağıma yaklaştırdı, sıcak nefesi tenimi yaktı: "Sadece seni tamamen bana ait kılacağım... Ve sen bunun her saniyesinden zevk alacaksın." Kemerini bir hamlede çözüp pantolonunu ve baksırını indirdi . Garip bir şekilde utanmaktan kendimi alamıyordum . Bakışlarımı yinede yüzünden çekmedim bu bir yarışmaydı ve kaybetmek hiç istemiyordum .
“Su iyi mi daha artırabilirim .” Tüm gün Moskovanın soğuğundan sonra sıcak su yatıştırıcı bir etkiye sahipti . “Gayet iyi” Beni yönlendirerek arkama geçti büyük bir jakuzide yer yokmuş gibi birbirimize sokulmuştuk .
“Ağrın var mı ?” “Sadece biraz ayaklarım ağrıyor onun dışında bir şeyim yok .” Parmakları kasıklarıma doğru gidiyordu .İstemsiz bir şekilde sert kaslı kolunu tuttum .
“Seni çok yoramamışım demek ki Lastocka’m . “ Bir eli göğsümü sıkıyor bir eli kadınlığı yoğuruyordu hissettiğim yoğun duygu gözlerimi kapatmaya zorlamıştı . Parmakalarını içimde hissettiğimde . Sırtım gerilmişti . Mümkün olduğunda ona dönüp dudaklarını dudaklarıma hapsettim . İkimizde konuşmayıp anın tadını çıkarttık . İçimi doldurması gözlerimin geriye gitmesine sebep olmuştu beni kucağına alıp sanki hiçbir şey taşımıyormuş gibi tüm bedenimi hareket ettirebiliyordu. Zayıf biri hiçbir zaman olmamıştım . En sonunda içime boşalmış yorgunlukla gözlerim üstüne uzanmışken kapanmıştı .
“İçime boşaldın Viktor .”
“Biliyorum . Pekhan oldum en kısa sürede varise ihtiyacım var .”
“Anlıyorum canım . Bugün biraz düşündüm ve haklısın bir bebek bize iyi gelebilir . Öncesinde doktora gidip tahlil yaptırsak daha iyi olmaz mı ? Bu şekilde zaman kaybetmemiş oluruz. Arkanı dön sana masaj yapayım.” Geniş sırtına duş jelini sürüp masaj yaptım . Geri kalanında tekrar birlikte olduk ve bedenlerimiz buruşana kadar jakuzide kaldık . Daha çok ben konuştum. Günümü anlatıp gittiğim kursu anlattım . Bornuzmu bile giydirmişti. Giyinirken duyduğum adım seslerine dikkat verdim
“Viktor dışarıda biri var “ Kaşları çatılıp hızlıca eşofmanını giydi . Telefonunu çıkarıp birkaç saniye baktı
“Kameralar iptal hemen giyin ve kapıyı kitle bekle . Ben aşağıyı kontrol edeceğim .” Üzerine ince bir kazak geçirip parmak izi ile açtığı kasadan tabanca aldı . O gidince kapatmadığı kasaya baktığımda 2 glock 2 yedek şarjör birkaç deste dolar vardı . tabancayı alıp en sessiz şekilde çıktım duyduğum mermi ve birkaç rusça küfürle evimizin basıldığına kesin emin oldum .
Bölüm etkileşimi
