1. bölüm · Mimick 2: Sultan

1. Bölüm: Yeni Komutan

Deniz Erdoğan

Gerald, sürüsünün yanında gayet mutluydu. Eğitimin ilk aşaması bitmiş, Gerald bu aşamada başarılı olmuştu. Bundan dolayı babasıyla arası bir nebze daha düzelmişti. Dolu dolu ve eğlenceli geçen bir ayın sonunda, annesi yine Gerald’ın sırt çantasını hazırladı. Sonrasında eğitime göndermek için yeniden babasına teslim etti. Gerald’ın sürüsü, eğitim alanının çok uzağındaydı. Bu yüzden babası ile birlikte uzun bir yürüyüşe çıktılar.

Birkaç saat mola vermeden ve konuşmadan sadece yürümüşlerdi. Gerald patilerinin yandığını hissetse de belli etmemek adına babasının yanında durmadan yürümeye devam ediyordu. Annesi onu eğitimden alıkoymasın diye de eğitim alanındaki suçlulardan sürüsüne hiç bahsetmemişti.

Nihayet eğitim alanının kapısına geldiklerinde, yine tüm öğrenciler ailesiyle gelmişti. Gerald hemen Iril’i aradı gözleriyle. Iril’i göremiyordu. Muhtemelen henüz gelmemişti. Gerald bayrağın sallandığını gördü. Ardından yine o uzun siren sesi duyuldu alanın her köşesinde. Gerald babasıyla vedalaştıktan sonra bayrağı takip ederek toplanma noktasına doğru yürümeye başladı.

Alana geldiklerinde sarı renkli, turuncu çizgili bir kurt gördü Gerald. Bu kurt, Komutan Imac’e benzese de ona göre daha iri yapılıydı ve gözünde, çok önceden olduğu belli olan bir çizik izi bulunuyordu. Herkes alana toplandığında, sarı kurt konuşmaya başladı:

“Hoş geldiniz, ben yeni komutanınız Isac. Komutan Imac’in kardeşiyim. Bundan sonra burada ben eğitim vereceğim. Önceden söyleyeyim, kurallara uymayan olursa ceza vermekten çekinmem. Kurallar arkamdaki tabelada yazıyor. Okumanızı ve bu konuda hassasiyet göstermenizi istiyorum. Bugünlük sizi serbest bırakıyorum. Soru sormak isteyen olursa, ofisimde olacağım.”

Komutan Isac kulübesine dönerken Gerald, tabelayı okumak için tabelaya yaklaştı. Karşısında upuzun birçok madde duruyordu. Tam maddeleri okumaya başlayacağı sırada, sırtına birisi atladı. Gerald korkuyla dönüp baktığında, sırtına atlayanın Iril olduğunu gördü. Uzun bir sarılmanın ardından, Iril ve Gerald konuşmaya başladılar:

“Tatilin nasıl geçti? Yeni komutanı gördün mü?” diye sordu Iril.
“ Harikaydı. Ama yeni komutan bayağı sıkıntı çıkaracak gibi duruyor. Bu kurallar ne böyle, destan yazmışlar!” diye söylendi Gerald.

Iril ve Gerald kendi aralarında kıkırdadılar. Sonrasında kuralları okumak için bolca vakitleri olduğunu düşünerek ormana gitmek için Komutan Isac’den izin almaya gittiler:

“Komutanım, ormanda…”

Komutan Isac, Iri’in sözünü tamamlamasına izin vermedi:

“Hayır.”

Komutan Isac onları dinlememiş, kapıyı yüzlerine çarpmıştı. Gerald ve Iril öylece birbirlerine bakakaldılar. Mecburen geri dönüp toplanma noktasındaki kulübelerden birine geçtiler. Komutan Imac’in ne kadar sert olduğu ve tatillerinin nasıl geçtiği hakkında uzun uzun sohbet ettiler.

Akşam olduğunda, herkes mağarasına döndü. Bayan Gonna görevine devam ediyordu. Bay Scabbers’ın yerineyse başka bir görevli atanmıştı. Gerald, görevlinin ismini bilmiyordu ancak bu görevli Bay Scabbers’ın aksine çok güler yüzlü ve cana yakındı. Mağaradakiler uyumadan önce herkese iyi geceler dilemiş, ardından nöbet tutmak için mağaranın önünde dikilmeye başlamıştı. Gerald artık rahat rahat uyuyabilecekti. Tatilini düşünerek ve hayal kurarak gözlerini yavaşça kapattı.

Ertesi gün Gerald, siren sesiyle birlikte kalktı ve toplanma noktasına gitti. Öğrenciler, Komutan Isac’in etrafında toplanmıştı. Birlikte yine ormanın derinliklerine doğru yola koyuldular.

Ormanın sarmaşıklarla kaplı bir bölümüne geldiklerinde Komutan Isac durdu, yüzünü öğrencilere döndü:

“Bugün tırmanma becerilerinizi ölçeceğiz. Hepiniz, sırasıyla arkamda bulunan büyük ağacın işaretli bölgesine kadar tırmanacak, ardından da ağaçtan koşarak ineceksiniz. Yere yeniden ayak bastığınızda sayaç duracak ve ilk sırada yer alan öğrenci ödül olarak bir günlüğüne ailesiyle vakit geçirebilecek.”

Gerald, annesini görmeyi çok istiyordu. Bu yüzden elinden geldiğince hızlı olmalıydı. Sürüsüyle birlikte dağlara tırmansa da, daha önce hiç bu kadar yüksek bir ağaca tırmanmamıştı.

Herkes sırasıyla ağaca tırmanırken, öğrencilerden biri tutunamayarak yere düştü. Öğrenci kıvranırken Komutan Isac öğrenciyi üstünkörü kontrol etti. Öğrencinin sağ ön bacağı kırılmıştı. O öğrenci topallayarak “KUA” yazılı bayrağa doğru ilerlerken diğer öğrenciler, skor tabelasına bakmak için bir yığın oluşturmuştu. Gerald ve Iril’in ise skor umrunda değildi. Hemen öğrencinin yanına giderek ona kliniğe kadar yardımcı oldular.

Öğrenciyi klinikteki doktora teslim ederlerken öğrenci, Gerald ve Iril’e teşekkür etti. Ardından Gerald ve Iril toplanma noktasına dönerek komutanın ve diğer öğrencilerin gelmesini beklemeye koyuldular. Kimin ödülü kazandığını bilmiyorlardı, hatta merak bile etmiyorlardı. İkisi de sadece düşen öğrenciyi düşünüyordu. Diğer öğrencileri, birinin yaralanmasını önemsememesi ve komutanın öğrenciye yeteri kadar ilgi göstermemesi Gerald ve Iril’in çok zoruna gitmişti.