17.06.2020 Salı

Vaveyla Yazarı: Gece Mavisi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 17.06.2020 Salı
  1. 1 17.06.2020 Salı2.133 kelime · Okuduğun bölüm

Güneş her zamanki gibi çok yakıcıydı, tenimi yaktığını bile söyleyebilirdim, saat 13.35'i geçiyordu. Belki de en çok sıcak olan saatler, bir de turistik bölgeyse zordu. Gözüm kapalı bu zamanın tadını çıkarıyordum, hayatın garip hissettirdiği anlardan birindeydim sadece, Antalya'da güzel memleketimdeydim. Kuşlar cıvıldıyor, her taraf sessiz, belki de burası insanlara uzaktı, belki de bu yüzden güzeldi her yer. Bir bahçem var burada, Sinem ile aldıklarımız, güneşin sıcağına rağmen iyi bakılan o çiçekler. Güller, lavantalar, papatyalar, orkideler, laleler... Daha nice sayamadığım güzel şeyler var, ki bunlar sadece bahçemde değil İstanbuldaki seramda da vardı. Ben çiçekleri severim, hatta insanlardan daha fazla severim çünkü sen bir tohuma su verirsin, güneşe baktırırsın, elinden geleni yaparsın ve o çiçek açar fakat bir insana ne yaparsan yap yüzü bir kere gülse de menfaati galip gelir. Çiçeğin yeri iyi değilse değiştirirsin çiçek açar ama o insan yeri değişse de huyudur, başka insana da iyi gelmeyebilir.

Daha fazla sıcak bastığını hissettiğim zaman kalktım ve eve geçtim, kısa ılık bir duş aldım. Üzerimi havlu ile kuruladıktan sonra ince ama iç göstermeyen bir pijama ve tişört giydim, saçımı kurulamadan açık bırakarak salona geçtim. Çok fazla güneş almayan ama sıcak olan havaya karşın zaten saçım ben kurutmadan kururdu, koltukta rahat olacak bir yere geçtim. Gözlerim yorgundu, her ne kadar ilkbahar'ı, yaz'ı hatta her mevsimi sevsemde beni yorgun hissettirdiği için sıkılıyordum. Kapının üstünde 'Geceyi Seviyorum' yazan neon ışığım vardı, bunu ben yapmıştım. Işık varsa da açılabilir cinstendi, göz yormuyordu seviyordum.

Kapının çalınmasıyla doğruldum ama ayağa kalkmadım, bakışlarım kapıya döndü, kapıyı açmadım, zaten açıktı kalkmama bile gerek yoktu. Kapı usulca açılmaya başladı, kapıyı benim meraklanmamı isteyen ya da benim öyle düşünmek istediğim biri açmaya devam etti, bu beni hem merakta bıraktı, hem de çok sıktı. Alper'di, ağzında yine elinden düşürmediği izmariti vardı. Bunu ne zaman bırakmayı düşünüyordu, işte bu tahmini cevaplaması zor bir soruydu. Kaşlarımı çattım, bu da onun dikkatinden kaçmadı, konuşmaya tahammülü yoktu. Bu yüzden mimikleri ile neden kaşlarımı çattığımı sorarcasına işaret etti, ben ise elinde tuttuğu izmariti işaret ederek rahatsız olduğumu gösterdim. İlk önce etrafta birşeyler aradı, ardından her seferinde buraya o izmarit ile geldiği için pencere kenarında bıraktığım kültablasını gördü. Sigarasından son bir fırt içti, yeniden aynı bakışımla karşılaşan Alper göz devirip izmariti kültablasına basarak söndürdü.

Bana doğru yaklaştı. Elimle tekli yeşil koltuğu göstererek oturmaya davet ettim, reddetmedi. Rahat bir şekilde koltuğa kuruldu, bedenini öne doğru eğerek gözlerini gözlerime dikti "Neden beni bu saatte çağırdığını sorabilir miyim Sanem?" diyerek sorguladı beni "Ben sana müsait zamanda gel dedim, eğer yanlış zaman olduğunu düşünüyorsan neden geldin? Ayrıca ben vakit söylemeden seni çağırdığımda hiç neden diye sormaz gelirdin, niye bu sefer saati dert ettin?" tekrar bir göz devirmesi ile "Saati dert etmiyorum sadece niye çağırdın öğrenmek istiyorum" bıkkın konuşması beni de yormuştu "Seni çağırmamın sebebi akşam bir araya gelelim, eğlenelim falan filan" elini şakaklarına bastırdı "Arayabilirdin" diyerek yanıt verdi "Tabii açsaydın o süs diye taşıdığın telefonu, belki arardım gelmene zahmet dahi olmazdı Alperciğim" bıkkın bakıyordu bana "Şöyle bakmaktan vazgeç sinirlerimi bozuyorsun" arkasına yaslandı "Sanem, küçükken sana attığım iftiralar ve dayak yemene sebep olduğum için özür diliyorum" Dedi aniden, geçmiş gitmiş olayları bugüne neden taşırdı ki bir insan, ayrıca özrünün bile ciddi olduğunu düşünmüyorum "Emin misin?" ayağa kalktı "Benim pişman olduğum şey o zamanlar sana bunları yapmam değildi, aslında yapmadıklarım, unuttuğum şeyler için pişmanım, keşke daha fazlasını yapsaydım" biliyordum bu gerizekalıyı, o kadar sinirimi bozuyordu ki "Keşke bende o zamanlar daha fazla ağzına sıçsaydım Alper, yapmadığım için çok pişmanım" o da sinirlenince gitmek için kapıya doğru ilerledi "Kapıyı da kapat bir zahmet" neon ışıklarımı kapatarak evden çıktığı gibi kapıyı da çarptı, kahkahalarını işittim. "Hayvan Alper, seni yakalarsam! Bittin sen!"

* * *

Sanem'in yanından çıkar çıkmaz bizim çocuklara doğru yola çıkmıştım, Sanem cidden beni güldürürdü, benim güldüğüm yerler onun moralini bozacak nitelikteydi. Sokağı döndüğümde geniş, bizim çocukluğun geçtiği bölgeye geldim, masalar hazır değildi ama şimdi onu da hallerdik, yol üstünde gerekli abur cuburu almıştım. Uzaktan gözüme çarpan Sinem'i görünce el sallamak istedim ama ellerimin dolu olması beni afallatan bir başka unsurdu. Bu yüzden seslenmek durumunda kaldım "Sinem!" ona seslenişimle başı bana doğru döndü, açık kumral saçları rüzgarın etkisi ile havalanırken bana baktı. O anki bakışı ile zamanım durdu, onun saçları tatlı tatlı uçuşurken büyüleyici kahve gözleri uzaktanda olsa beni etkisi altına aldı. "Efendim Alper!" bana melodiyi andıran sesiyle konuşurken ben çaresiz kalmaktan başka birşey yapamadım, belki de tek yaptığım iç çekmekti. Bana doğru koştu, ceylan gibi seken bedeni bana doğru gelmeye başladı, yine o güzel sesiyle "Aaa Alper! Çok üzgünüm, ver şunları ben hallederim, sen istersen masaları hallet olur mu?" asil davranışı kuğu gibiydi, tatlı koşuşu ceylan gibi sekiyor, sesi bülbülden başka bir şeyi göstermiyordu. Poşetleri elimden alıp kibarca yürüyerek eve doğru geçerken sanki masal dolu bir anın içindeydim fakat şunu her zaman hatırlamalıydım, biz farklı insanlardık. Bahane değildi aslında, o pembe, ben siyah olacak kadar zıttık birbirimize. Bir şekilde yollarımız ayrıydı, sokaklarımız ise birbirine ters olabilecek kadar zıttı yine. Bazen onu hayal ederdim kendi kendime, kumral saçlarını eline almış dolarken, küçük burnu, oval yüzü, pek keskin olmayan çene hattı, çok büyük veya çok küçük olmayan gözleri, neredeyse 1.79 metre olan boyu ile, esmer bir ten rengi var-. Ne diyordum ki ben? Uzak durmam gerekirken kendimi kaptırıyordum, bu hislerle kalbim sıkışıyor, sadece uzaktan ona bakabiliyordum.

Omuzumda bir el hissettim. Saat çok geç değildi ama işte korkarak irkildim "Ananı avradını!" küfür edecekken Ayaz ile göz göze gelmem küfür etmemi engellemişti, onu karşımda görünce soluklandım. Ayaz beyaz tenli, sarı saçlı, uzun boylu, altmışa varan kilosuyla benim yakın dostumdu. Mahalledendi, annelerimiz ve babalarımız yakın arkadaştı. Düşersem düşerdi, dik dursam başını eğmezdi "Lan Alper! Manyak mısın, psikopat mısın nesin?!" benden daha çok korkmasına gür bir kahkaha patlattım "Lan sen beni korkuttun, sen niye bağırıyorsun?!" omuzuma bir yumruk attı "Siktir lan başlarım korkuna da" diyince bende onu ittim. Gülerek masaları dizmeye gittik, gerçektende sinirimiz bozulmuştu. 10-15 dakika içinde Sanem, Sinem, Buse, Yaman, Ayaz, Özge, Aras ve ben masalara geçtik. Kızlarda biz masayı ayarlarken geniş ve ahşap masaya abur cuburları koymuşlardı. Film seçilmişti, Özge seçmişti. Herşey hazırken bir tek eksik olan içecek dikkatimi çekmişti "İçecekler yok, ha bir de Özge ne seçtin?" Özge kaseti göreceğim hizaya getirdi. Sevimli ve Tehlikeliydi. Arkadan torba hışırtısı duyuldu, arkaya doğru dönünce Ecem, Burcu ve Burak ellerinde içecekler ile geliyordu. Burcu her zamanki neşesiyle gelirken onu sakin bir şekilde izleyen Burak ve Ecem de arkadaydı, sanırım Burcu yine fazla mutluydu. Üçüsüde sandalye kapıp masaya geçti, içecekleri Ecem doldurmak istedi, bütün içecekleri doldururken afiyet olsun demeyi de ihmal etmemişti.

* * *

Gençler masadan sıkılıp mavi geniş koltuklara geçmişlerdi. Battaniyeleri üstlerine örtmüş uyanık ama uyku pozisyonunda duruyorlardı. Sinem ve Alper koltuğun en sağında yan yanayken, Burcu ve Ayaz koltuğun en solunda yan yana, Özge ortada, Aras Özgenin sağında, Yaman Özgenin solunda, Yamanın sağında Ecem, Arasın solunda Buse oturuyordu fakat bu kadar eğlenceye, bir araya gelmeye rağmen garip bir his vardı ortada. Hiçbirinin içi rahat değil ama sadece birinin bildiği bir sırrı az sonra öğreneceklerdi. Belki de bu tutundukları arkadaşlık bağı az sonra kopacaktı, eğer Sanem olmasaydı bu arkadaşlık ölüme kadar bile gidebilecekti. Bir suç vardı ortada, bir de suçlu, içlerinden biriydi bu ama bu olay dolayısı ile herkes ne kadar mutlu olursa olsun içlerinde olan bu kurt onları sessizliğe itiyordu. Film bitmesine rağmen rağmen eğer kimse gözünü ekrandan çekmiyorsa sebebi buydu ya da daha azılı bir suçtu bilemiyordum. Kafam şu an tek bir düşünceyi bile abartabilecek durumdaydı çünkü iyi değildim, kararsızdım, donuktum, üşüyordum, üşüyen biri vardı içimde. Bir anda konuşmak istedim "Ben birşey yaptım" çekiniyordum çünkü ilk defa korkuyordum, normalde o kadar çok konuşurdum ki önemli mi konuşmam gerekiyor, komik mi? Hızlı mı? Yavaş mı? Önemli değildi, işte onun bu sefer konuşurken korkmam herkesin dikkatini çekmişti. Ellerim birbirine kenetli, kafam önüme eğik, ayak parmakları üst üste duruyordu. Birşey anlamayan kişi ise Buse'ydi. "Ne yaptın mesela?" dedi Buse "Uzatmayacağım çünkü bu uzun cümleler kurulabilecek bir mesele değil. Ben adam öldürdüm ve kazaydı" Herkes şok içinde bana bakarken ben ne yapacağım konusunda çaresizdim. Yanımda olacaklar mıydı? Yoksa bir daha yoluma dahi çıkmayacaklar mıydı? Şu an olarak ilk tepki ne olmalıydı bilmiyorum, ne tepki vereceklerdi? Ne yapacaklardı? Korkuyordum ciddi manada çünkü kimse bu gruptan birinin katil çıkmasını beklemiyordu, herkes inanmaz gözlerle bana bakarken benim için bayağı zor bir durumdu.

Buz kesmişti ortam, ben dahil herkes binbir duyguyu bir arada yaşıyordu "Eee, birşey söylemeyecek misiniz?" aslında birşey söyleyebilmeleri zordu, şu an birşey de denemezdi "Ha, iyi ya. Nasıl öldürdün adamı? Keyifli miydi Ecemciğim?" Burak'ın sözleri beni çok kırıyordu, öyle bir canım acıyordu ki anlatamazdım. "Bilerek olmadı diyebildim sadece, sözü bu sefer Alper devraldı" Ha bir de bilerek olsaydı, kızım sen niye bunu keyif yaptıktan sonra anlatıyorsun. Mal, psikopat filan mısın sen!? Ha! Bir de tepki beğendiremiyoruz hanımefendiye, Ecem, bana bak! Katil oldun sen farkında mısın? İnsan öldürdün kızım! Bu ne soğukkanlılık?!" son söyledikleri bana öyle dokundu ki sanki bunu bilerek yapmışım gibi, ne kadar kolay harcıyorlardı beni "Ne bak- Ne bakıyorsun Ecem?! Hata mı var cümlemde? Beni de mi öldüreceksin? Zaten bir defa öldürdüysen, eline bulaştıysa bizi de öldürürsün öyle değil mi?" öyle sabrım taşmıştı ki hiddetle ayağa kalktım "Yeter!" boğazım yırtılırcasına bağırdım, onların bile yutkunduklarını anlamıştım "Yeter Alper! Ben tepki dediysem belki bana yardımcı olursunuz diyeydi anlıyor musun beni!" tam Alper ağzını alacaktı ki izin vermedim "Sakın!" Buse korkarak Sanem'e sarıldı "Ben size adam öldürdüm dedim, kazaydı, bilerek olmadı dedim sana. Niye beni bu kadar kolay yargılıyorsunuz? Biz bu arkadaşlığa, bu yola birbirimize güvenmeden bu kadar kolay kopmak için mi çıktık he?" ortalık sessizleşti. İlk cümle Sinemden geldi "Şimdi biz mi suçlu olduk Ecemciğim? Sen öldürmedin mi tatlım?" resmen beni yaralamak için her yolu deniyorlardı. Kimse beni anlamıyordu, dinlemiyordu, şayet beni anlayabilselerdi canımın ruhum kadar acıdığını anlayabilirlerdi "Krizim tut- tuttu eğer izin verseydiniz herşeyi anlatırdım ama anlar mıydınız? Şüpheli" artık hiçbirine güvenmiyordum. Buse korkuyor, Sinem kızıyor, Alper yargılıyor, Burak dalga geçiyor. Kimseye güvenemem ben artık, onlardan yardım istemek hataydı, onlar yanımda olmaz sadece yargılarlar, gitmek çözüm başka yolu yok anladım artık "Tamam o halde, sizinde başınıza dert açmadan gideyim, belki de arkadaş olmamız, benim sizden yardım istemem, herşey bir hataydı. Bu hatadan dönüyorum" Herkes söylediğim şeylerden dolayı başlarını yere eğdi, artık yolu yoktu gitmek en iyisiydi. Arkamı döndüm yavaş yavaş, ağlamalarım hıçkırıklara neden olurken elim kalbime gitti, canım acıyordu, bunca yıllık arkadaşlarım resmen bana yardım etmek yerine kalbimi paramparça etmelerine dayanamıyordum. Daha birkaç dakika önce canlarıyken, onlar için bir kardeşken şimdi sadece bağlarını kopardıkları azılı bir katil olmam canımı acıtan cinstendi.

Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. Her adımım sanki cehennemdi, hatta cehennemden farksızdı. Aniden Sanem'in sesiyle duraksadım "Ben sana yardım edebilirim! Hatta hepimiz yardım edebiliriz çünkü biz arkadaşız. Arkadaşlar sorunları büyütme ve çözer öyle değil mi çocuklar?" önce göz kaçırdılar ki bu onların sorumluluk almak istememelerindendi bu yüzden gitmek istedim ama Sanem elimden tuttu, bırakmadı beni. "Herkes seni dinleyecek Ecem, anladın mı beni?" Dedi bana tane tane sanki onları uyarır, beni de ikna eder gibi "Evet anlarız s-seni" Sanem Özge'ye döndü "Bari kekelemeden kızın yanında olduğunu göster, biraz gerçekçi davran" göz devirdi Alper ve sözleriyle ekledi "Tamam biz korur kollarız sıkıntı yok" sanki az önceki cümleleri kurmamış gibi sahiplenici tutum sergilemesi hiç inandırıcı değildi "Ama önce anlat herşeyi en başından bize, sana kolay yardım edelim. Önce polise anlattın mı?" başımı salladım onaylar şekilde. "Mecbur anlatacaktım çünkü öldürdüğüm kişi bir polis, benim peşime takıldı. Kardeşini bir kızı istismar ettiği için şikayet etmiştim, şikayeti geri çekmediğim için arabama arkadan vurdu, bu yüzden kriz geçirmeye başladım. Şikayetimi geri çekemezdim bu yüzden arabadan indim, küfürler savurmaya başladı, arbede çıktı aramızda. Beni köprüden aşağıya atmaya çalıştı, ben kriz anındayken tutamadım kendimi ve onu aşağıya attım. Aşağıya korkarak inip baktığımda hareketsizdi, nabzı da yoktu" bana baktı Ayaz "Sebep?" kaşımı kaldırdım sorgularcasına "Niye çekmiyorsun şikayetini?" Ayaz bunu nasıl sorabilirdi Li "Çünkü bir adam bir kızı istismar etti ve bende bu olayı kapatmayan bir insanım, gittim şikayet ettim ve şikayet ettiğim kişi polisin kardeşiymiş. Ben yine de şikayetimi çekmedim. Duydun mu? Zaten nabzına baktıktan sonra olmadığını görünce korktum buraya geldim, size belli etmemeye çalıştım ama olmadı" Beni bu sefer dinlediler. " Onu orada mı bıraktın şimdi sen? "diye sordu Alper, başımı sallamakla yetindim.

* * *

"Burada mı şimdi?" diye soran Buse'ydi. Başımı salladım "Eee şimdi aşağıya inelim" dedi Burcu. Sanem elimden tuttu, yürüdük aşağıya doğru köprü altına. Keşke, keşke hiç bunları yaşamasaydım, keşke birinin hakkını savunmanın bedeli bu kadar ağır olmasaydı, etrafımıza dikkatli baktık, durduk "Hani adam nerede?" tam elimle gösterecekken etrafımda o adama dair hiçbir şey göremedim "Buradaydı" Alper bana baktı suçlu benmişim gibi "Kızım sen bizimle dalga mı geçiyorsun? Adam nerede Ecem?" çaresizce etrafımda döndüm, saçımı çeker gibi döndüm durdum "Buradaydı yemin ediyorum, ben ittim ya! Yalan söylemiyorum" çıldıracaktım şimdi "Burada kan izleri var" Sinem'e döndük, Burcu hepimize fener uzattı açtık, yerde duran kan izlerini bizde gördük, belki de adam çok kan kaybetmişti. Tam eğilmiştik bakmak için, sirenler çaldı, ışıklar fıldır fıldır dönmeye başladı "Eller yukarı teslim olun, sakın bir hata yapmayın, tek bir hata canınıza mal olabilir. Ellerinizi başınızın üstüne koyun" polis hoparlörüyle donakaldık, işte şimdi yandık....

Devam edecek....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18