2. bölüm · Mesajlaşma Oyunu

Bölüm 1 Eşleşme

A. Deniz

21.47
Telefonum masanın üzerinde bir kez titredi.
Tanımadığım uygulamalardan gelen bildirimleri genelde açmazdım. Reklamdır diye düşünür, sessizce silerdim.
Ama bu kez bildirimde sadece tek bir cümle vardı.
"Sizin için bir eşleşme bulundu." '
Kaşlarımı çattım.
Ben hiçbir uygulamaya üye olmamıştım.
Bildirime dokundum.
Siyah bir ekran açıldı.
Ortada beyaz harflerle yalnızca şu yazıyordu:
MESAJLAŞMA OYUNU
Altında ise tek bir buton vardı.
"Kuralları Oku."
Merakıma yenildim.
Dokundum.

Kural 1: Eşleştiğin kişinin kim olduğunu öğrenmeye çalışma.
Kural 2: Gerçek hayatta birbirinizi bulursanız oyun biter.
Kural 3: Kuralları ihlal edersen eşleşmen kalıcı olarak silinir.
Kural 4: Kazanan yalnızca biri olabilir.

İçimden gülerek telefonu bırakacaktım ki ekran yeniden değişti.
Bağlanılıyor…
Oyuncu bulundu.
Kalbim nedensizce hızlandı.Sohbet ekranı açıldı. Profil fotoğrafı yoktu. İsim yerine sadece şu yazıyordu:Oyuncu #27
Telefon yine titredi.
Oyuncu #27: Burada gerçekten biri var mı?
Bir süre ekrana baktım. Parmaklarım klavyenin üzerinde bekledi. Sonunda yazdım.
Ben: Sanırım. Mesajım okunur okunmaz cevap geldi.
Oyuncu #27: Demek sen benim eşleşmemsin.
Ben: Sanırım öyle.
Oyuncu #27: Kuralları okudun mu?
Ben: Evet.
Oyuncu #27: Hangisi en saçma geldi?
Gülümsedim.
Ben: Gerçek hayatta birbirimizi bulursak oyunun biteceği.
Üç nokta uzun süre ekranda kaldı. Sanki yazıyor, siliyor, yeniden yazıyordu. Sonunda mesaj geldi.
Oyuncu #27: Bence en tehlikeli kural da o.
Parmaklarım duraksadı.
Ben: Neden? Bu kez cevap birkaç dakika sonra geldi.
Oyuncu #27: Çünkü insanlar meraklarına yenilir.
Telefonu elimde çevirirken istemsizce gülümsedim. Kim olduğunu bilmiyordum. Sesini bilmiyordum. Kaç yaşında olduğunu bilmiyordum. Belki benden kilometrelerce uzaktaydı. Belki de aynı sokaktaydı. Tam uygulamayı kapatacakken son bir mesaj daha geldi.
Oyuncu #27: Bu arada…
Oyuncu #27: Eğer oyunu kazanmak istiyorsan…
Oyuncu #27: Bana güvenme.
Mesajın altındaki “çevrimiçi” yazısı bir anda kayboldu. Sohbet sessizliğe gömüldü. Ama nedense, oyunun daha yeni başladığını hissediyordum.
Telefonu elimden bırakmama rağmen gözlerim hâlâ ekrandaydı.
Oyuncu #27 çevrimdışı.
Sadece iki kelime. Ama sanki o iki kelime, odanın sessizliğini daha da büyütmüştü. Kendime kızarak telefonu ters çevirdim.“Ne yapıyorum ben?” diye fısıldadım. Sonuçta tanımadığım biriyle konuşmuştum. Belki de arkadaşlarının yaptığı saçma bir şakaydı. Belki de birkaç saate uygulama kapanacak, her şey normale dönecekti. Bunu düşünerek mutfağa indim. Annem çay koyuyordu. “Uyandın mı sonunda?” diye gülümsedi. “Uyandım.”
Telefonum cebimde yeniden titredi. İçimde istemsiz bir heyecan yükseldi. Hızlıca çıkarıp ekrana baktım. Mesajlaşma Oyunu. Yeni mesajınız var. Annem fark etmeden telefonu tekrar cebime koydum. Kahvaltı boyunca aklım sürekli telefondaydı.
Kimdi bu Oyuncu #27? Gerçekten benim gibi biri miydi? Yoksa bütün bunlar önceden hazırlanmış otomatik mesajlardan mı ibaretti? Kahvaltı biter bitmez odama çıktım. Kapıyı kapattım. Telefonu açtım. Yeni mesaj gelmişti.
Oyuncu #27: Hâlâ orada mısın?
Parmaklarım klavyenin üzerinde dolaştı.
Ben: Evet.
Mesaj okunur okunmaz cevap geldi.
Oyuncu #27: Güzel.
Ben: Nesi güzel?
Oyuncu #27: Çoğu kişi ilk konuşmadan sonra uygulamayı siliyor.
Kaşlarımı çattım.
Ben: Sen silmedin.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra…
Oyuncu #27: Ben merakıma yenik düştüm.
Gülümsediğimi fark ettiğim an gülümsemem kayboldu. Bir dakika… Ben neden gülümsüyordum? Telefon ekranındaki ismini bile bilmediğim biriyle konuşuyordum. Hem de bundan keyif alıyordum.
Ben: Peki bana neden yazdın?
Bu kez cevap biraz gecikti. Yaklaşık otuz saniye. Otuz saniye boyunca ekrandaki “yazıyor…” ibaresi defalarca görünüp kayboldu. Sonunda mesaj geldi.
Oyuncu #27: Çünkü sen de benim kadar meraklı görünüyorsun.
İçimden “Haklı.” diye geçirdim. Belki de gerçekten öyleydim. Çocuk devam etti.
Oyuncu #27: Bir oyun oynayalım mı?
Telefonu biraz daha sıkı tuttum.
Ben: Zaten oyunda değil miyiz?
Oyuncu #27: Bu başka.
Ben: Nasıl bir oyun?
Oyuncu #27: Sadece üç soru.
Oyuncu #27: Ama cevap verirken yalan söylemek yasak.
Tereddüt ettim. Bir yabancıya kendimle ilgili bir şeyler anlatmak istemiyordum. Sanki bunu anlamış gibi hemen yeni bir mesaj gönderdi.
Oyuncu #27: İstersen kişisel soru sormam.
Ben: Tamam.
Oyuncu #27: İlk soru.
Oyuncu #27: Şu an telefonunu kapatsan, en çok neyi merak edersin?
Soruyu birkaç kez okudum. Garipti. Ama düşündürücüydü. Bir süre sonra yazdım.
Ben: Senin kim olduğunu.
Mesaj gönderilir gönderilmez “görüldü” oldu. Fakat cevap gelmedi. On saniye… Yirmi saniye…Bir dakika… Tam “Sanırım gitti.” diye düşünürken telefon yeniden titredi.
Oyuncu #27: Ben de aynı cevabı verecektim.
Telefonun ekranına uzun süre baktım.
Oyuncu #27: Ben de aynı cevabı verecektim.
Mesajı okudukça içimde tarif edemediğim bir his oluşuyordu. Garipti. Sonuçta bu kişi benim için tamamen yabancıydı. Ama sanki konuşmalarımız çok daha eskiden başlamış gibiydi. Telefon yeniden titredi.
Oyuncu #27: İkinci soru.
Derin bir nefes aldım.
Ben: Sor.
Oyuncu #27: Gün içinde en çok neyi beklersin?
Soruyu okur okumaz aklıma onlarca cevap geldi. Okulun bitmesini. Hafta sonunu. Arkadaşlarımla buluşmayı. Eve gelip yatağıma uzanmayı… Ama hiçbirini yazmadım. Bir süre düşündükten sonra cevap verdim.
Ben: Sanırım gün içinde beni gerçekten anlayan biriyle konuşmayı.
Mesaj gönderildi. “Görüldü.” Bu kez karşı taraf daha uzun süre yazmadı. Yaklaşık iki dakika sonra cevap geldi.
Oyuncu #27: O zaman yalnız değiliz.
İçimde istemsiz bir sıcaklık yayıldı. Telefon ekranına bakarak hafifçe gülümsedim.
Ben: Sen?
Oyuncu #27: Ben de aynı şeyi bekliyorum.
Ardından ikinci bir mesaj geldi.
Oyuncu #27: Bazen insanın etrafında onlarca kişi oluyor.
Oyuncu #27: Ama konuşabileceği tek bir kişi bile olmuyor.
Mesajı birkaç kez okudum. Tam cevap yazacakken uygulama kısa bir titreşimle yeniden değişti. Sohbet ekranının üst kısmında siyah bir bildirim belirdi.
Sistem: Sohbet süreniz 10 dakikadır. Altında küçük harflerle bir cümle daha vardı.“Uyum oranı hesaplanıyor…”
Kaşlarımı çattım. “Uyum oranı” da ne demekti? Ben daha bunu düşünürken ekrana yeni bir yüzde geldi.
%64
Hemen ardından Oyuncu #27 yazdı.
Oyuncu #27: Sanırım ikimiz de aynı şeyi görüyoruz.
Ben: Evet.
Oyuncu #27: Sence bu yüzde neye göre belirleniyor?
Ben: Hiçbir fikrim yok.
Oyuncu #27: Umarım sadece cevaplarımıza göredir.
Bu cümleyi tam anlayamamıştım.
Ben: Başka neye göre olabilir ki?
Üç nokta belirdi.
Silindi.
Tekrar belirdi.
Oyuncu #27: Yazma hızımıza.
Oyuncu #27: Bekleme sürelerimize.
Oyuncu #27: Mesajları kaç kere okuyup okumuş olabileceğimize…
İrkildim. Bunların hepsi mümkün müydü? Telefonun ekranına biraz daha dikkatli baktım. Kendimi ilk kez gerçekten izleniyormuş gibi hissettim. Tam o sırada uygulamadan mekanik bir bildirim sesi geldi.
MESAJLAŞMA OYUNUYeni kural aktif. İlk 24 saat boyunca isim, yaş, okul, şehir ve fotoğraf paylaşmak yasaktır. Kurala uymayan eşleşmeler kalıcı olarak ayrılır.
İkimiz de birkaç saniye hiçbir şey yazmadık. Sonra aynı anda mesaj gönderdik.
Ben: Demek birbirimizi tanımamızı istemiyorlar.
Oyuncu #27: Demek birbirimizi merak etmemizi istiyorlar.
Mesajlarımız yine aynı saniyede gönderilmişti. Ekranın üst köşesinde küçük bir simge belirdi.
🟢 Uyum oranı %71
Gözlerim büyüdü.Sadece birkaç dakika içinde artmıştı. Telefon elimdeyken içimde tek bir düşünce vardı. Bu oyunu kimin yaptığı artık umurumda değildi. Asıl merak ettiğim şey… Ekranın diğer tarafındaki kişinin gerçekten kim olduğuydu.